Etiket arşivi: Sosyal

Sosyal Ağlarda Sözlerin Sesi

Son iki gün içinde, mikro paylaşım sitesi Twitter’da #SözlerinSesi etiketi (hashtag) ile başlattığım görselli içeriklerle tweet atma işi, umduğumdan  başarılı oldu. Bu etiketin, bugüne kadar uyguladıklarım arasında,

diğerlerinden daha etkili olduğu görülmekte.
Sadece Twitter’da değil, buradan otomatik olarak Facebook ve Google Plus’a yönlenen bu paylaşımlar, özellikle Facebook kullanıcılarınca diğerlerine oranla daha çok benimsendi. Twitter, Facebook ve Google+‘daki anılan paylaşımlardan bazılarını, embed (dokümana obje katıştırmak, yerleştirmek, oturtmak anlamında) formatıyla aşağıda sunuyorum…

Sosyal Ağlarda Sözlerin Sesi

Twitter Paylaşımları…

 

 

 

Facebook Paylaşımları…

 

Google+ Paylaşımları…



– NOT : Sosyal ağlarda, #SözlerinSesi etiketiyle paylaşılan içerikleri toplu halde görmek için yandaki linklere tıklayın – Twitter –  Facebook Google+ 

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Sosyal Ağlara Bir Bakış

sosyal medya ağlarına bir bakışSosyal ağ siteleri, kullanıcıları ile kendi ağlarının amacını temsil eden bir profil üzerinde yapılanmaktadır. Bu suretle her kullanıcı, diğer kullanıcılarla bağlantı kurmakta ve kendisiyle bağlantı kurulmasına da olanak

vermektedir. Öncelikle sosyal ağ siteleri, kullanıcıları biraraya getirerek bir çevre oluşturmakta, böylece insanların günlük yaşamlarının da birbirleriyle bütünleşmelerini sağlamaktadır. En önemlisi de, kullanıcıların çevrimiçi profiller oluşturduğu sosyal ağ sitelerindeki profil sayfaları, adeta onların kendi web siteleri işlevini de görmektedir.
Sosyal ağ siteleri ayrıca; blog, fotoğraf, video vs. unsurların da kullanımına olanak sağlayarak, kullanıcılarının bu hizmetler üzerinden kendilerine ait içerikleri paylaşma ve güncellemeleri konusunda onları motive etmektedir.

Bu tanımlamalar doğrultusunda, bir sosyal ağ hizmeti; ortak ilgiler, aktiviteler vb. gibi ilişkiler üzerinde oluşturulan web tabanlı hizmetleri ifade etmektedir.

Sosyal medyada ve ağlarda kullanıcılar; tüketiciler, katılımcılar ve üreticiler olarak tanımlandıkları üç temel konumda (grupta, kategoride) yer almaktadır.

1. Tüketiciler :
Sosyal ağlardaki içerikleri sadece izleme, okuma ya da görüntüleme şeklinde faaliyet gösternekte ve paylaşılan içeriklere beğenme ve yorum yapma gibi bir katılımları olmamaktadır.

2. Katılımcılar :
Hem birbirleriyle etkileşim, hem de diğer kullanıcıların içerikleriyle etkileşime girmekte, içerikleri beğenmekte, yorum yapmakta ve diğer kullanıcılarla paylaşma gerçekleştirmektedir.

3. Üreticiler :
Kişiler, web siteleri, şirketler ve bloglar; metin, ses, video gibi birtakım kişisel veya kurumsal içerikler oluşturarak yayınlamaktadırlar. Bu konumdakiler, çeşitli konularda (tasarım, yazılım, donanım vs.) internet ve bilişim uzmanları olan profesyonellerdir.

Sosyal ağ kullanıcıları arasında sayıları en fazla olan gruplar sırasıyla; Katılımcılar, sonra Tüketiciler ve en az sayıdakiler ise Üreticilerdir.
Özetle, sosyal ağların gerçek müşterileri katılımcı ve tüketiciler olup, anılanlar aynı zamanda Üreticilerin de müşterileridir.

Sosyal ağların bu grup dağılımlarına göre yapılacak kısa bir analiz doğrultusunda, “gerek sosyal ağ yönetimleri ve gerekse üreticilerin” :
– İlk iki grubun beklentileri, kullanma, paylaşma vs. alışkanlıkları, eğilimleri ve beğenilerini göz önünde bulundurmaları,
– Bunlara uygun olarak sürekli  güncellemeler, yenilikler ve özellikler geliştirmeleri,
– Bu suretle; başta kullanıcılar ile 3 ncü taraf uygulamaları arasındaki “sosyal iletişimi” güçlendirmeleri,
– Aksi halde müşteri (kullanıcı) kaybedecekleri,
Unutulmamalıdır

Buraya kadar anlatılanlara ek olarak, sosyal ağlardaki bilişim uzmanlarınca (özellikle ülkemizdekiler) yanlış, fakat onlar tarafından doğru olduğu iddia edilen bazı hatalı değerlendirmeler hakkındaki görüşlerimi sunayım.

Yazının başlarında, “sosyal ağlardaki kullanıcı profillerinin, onların adeta web siteleri” olduklarını vurgulamıştım. Kullanıcılar ekledikleri içeriklerinin, beğendikleri bir başka içerik veya sayfaların, diğer kullanıcılar (özellikle kendi arkadaşları) tarafından beğenilmesini arzu ederler.
Bu amaçla da onlara beğenme davetleri gönderirler.
Bilişim uzmanları, yani profesyonel kullanıcılar ise, maalesef işe farklı ve sadece “sayfaların; tasarımları, görsellerin kaliteleri vb.” kriterler üzerinden bakarlar. Yani tekniği öne çıkararak değerlendirme yaparlar.
Sosyal ağlardaki kullanıcıların %97’si, bilişim uzmanı değil, average user (web profesyoneli olmayan) ortalama (katılımcı ve tüketici) kullanıcılardır. Böyle olunca, bilişim uzmanlarının değil, ortalama kullanıcı, yani esas müşterilerin beklentileri geçerli olmalıdır…

2013 yılı sonları itibarıyla, belli başlı bazı sosyal ağ sitelerindeki aktif kullanıcı sayılarını gösteren infografikdeki rakamlar şöyle:
sosyal medya ağları-sosyal-aglar-aktif-kullanici-2013İnfografikdeki rakamlar: Facebook: 1,19 Milyar, Google Plus: 540 Milyon, Linkedin: 259 Milyon, Twitter: 232 Milyon, Instagram: 150 Milyon, Pinterest: 70 Milyon.

Yararlanılacak diğer kaynak
Sosyal ağ kullanımı nereye gidiyor? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Sosyal Ağlardan Esintiler

Sosyal Mecra-1Sosyal medya ve sosyal ağlar, hayatımızda giderek daha fazla yer almaktadır. Yazılı ve görsel basınla ciddi rekabete giren İnternet Haber Siteleri, bu konuda ellerinden geleni yapmaktadır. Bu arada, blog

yazarlarının da bu gelişmede önemli katkıları bulunmaktadır. Bu cümleden olarak, bugün sosyal ağlardaki paylaşımlarımdan bazılarını aşağıda sunuyorum…

Twitter Paylaşımları…

 

 

Facebook Paylaşımları…


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Onurlandırıldım: Teşekkürler quup Com

quupu keşfetTürk girişimcilerin hayata geçirdiği quup Com‘a 09 Ekim 2011 tarihinde üye olmuştum. İlk başlangıcında Alpha sürümüyle Sosyal Ağ Sitesi olarak yayına başlayan ve anılan sürümü test etmeleri beklenen kullanıcıları davetiye ile

kabul eden quup Com’a, Gelecekonline (kapanmıştır. kurucularından,  editörlüğünü de yapan Sayın Erol Dizdar‘ın tarafıma ilettiği davetiye üzerinden üyeliğimi gerçekleştirmiştim.

Bu durumda 22 aydır quup’da yer almaktayım. Onun ilk kullanıcıları arasında yer alan şanslı insanlardan biriyim yani!

Şimdi; “iyi de, yazının başlığındaki onurlandırıldım ifadesini neden kullandın?” diyecek olursanız, bir yıl önce ki “quup com: Sosyal Ağların Yeni Türk Yıldızı” yazımda yer alan, “quup’un ilk resmi kullanıcısı olmam” a ilişkin ifadenin, hayata geçirilmesi üzerine kullandım.

Özetle, quup kurucusu Sayın İlker Aksu’nun iki gün önce quup’daki bir feedinde yer alan ifadesi üzerine, quup’un ilk resmi kullanıcısı olarak, 1 Numaralı Rozetle onurlandırıldım.
Bakınız :

Screenshot_2Rozetin büyütülmüş resmi :quup rozetim-1Alpha’dan sonra Beta ve en son olarak da Kaşif sürümünü devreye sokan quup Com, tasarımları, sürekli devreye soktuğu yeni özellikleri, örneğin online sohbet, vasıtasıyla quuper olarak adlandırılan kullanıcılarına, dinamik bir sosyal ağ sunmaktadır.

quup’un giriş (entry) sayfasının en son tasarımının ekran görüntüsü

quup giriş-entry sayfası

quup Com hakkında bilgi almak, nereden üye olunacağına dair bilgiler ile, onun hakkındaki yazıların yer aldığı bilgileri, quup com Seyir Defterim başlıklı yazımdan öğrenebilirsiniz.

Giderek üye sayısı artan, Türkiye’nin gerçek sosyal paylaşım sitesi quup Com’u ziyaret ederek, inceleyiniz. Şu anki dinamik yapısı, kullanıcılarına sunduğu harika özelliklerini çok beğeneceğinizden eminim…

quup’da görüşmek üzere, sevgiyle kalınız.  🙂

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Sosyal Medyanın Sorgulanması

sosyal medyanın sorgulanmasıGünümüzde yaygın olarak kullanılan sosyal paylaşım siteleri sayesinde insanlar hiç tanımadıkları diğer insanlarla kolayca iletişim kurabiliyorlar. Sosyal medyada insanlar; gittikleri yerler, yanında bulunan kişiler, yedikleri

yemekler, yaptıkları işlere kadar bir çok şeyi, tanımadıkları diğer insanlarla paylaşmaktalar. İstemsiz bir şekilde güncelledikleri bu durumlarının ise, ‘beğen’ilmesinin arzusuyla da adeta isteri nöbetleri geçiriyorlar.

Sosyalleşmekte olduğumuzu düşünürken, aslında asosyalleşmekte miyiz acaba?

İnsanların hayata bakış açısı, özellikle internet kullanımı, bilgiye kolay yoldan erişim olanağı, insanların yaşamlarını geliştirmekle birlikte, onları bir o kadar da köreltiyor olabilir mi?

Yapılan araştırmalarda bilim insanları, sosyal medya paylaşımlarının kişilerin psikolojisini olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekiyorlar. Ayrıca, sosyal medyanın yaygın olarak kullanılmasının, toplumun vazgeçilmez değerlerinde geri dönüşümü olmayan tahribatlara yol açtığını da vurguluyorlar.

Bugünkü yaşamımızda internet kullanımı, sosyal medya, sosyal paylaşım siteleri, toplumda vazgeçilemezler arasında adeta ilk sırada.

Ancak, aynanın diğer tarafına da bakmakta yarar bulunmaktadır.

Şöyleki :

Sosyal medya üzerinden paylaştığımız içeriklerin (fotoğraf, video, yazı vs.) hiçbiri kaybolmuyor. İnternetin ve yazılımın mantığında silme diye bir olay olmuyor.
Bu nedenle; geleceği düşünmeden paylaşım yapan kullanıcıların, ileride bir sıkıntıyla karşılaşma oranı da oldukça yüksek olabiliyor.

Sosyal medyanın insanları özgürleştirme gibi bir özelliği yanı sıra, onların özgürlüklerini kısıtlama ve susturma gibi bir özelliği de var.

Psikolojik olarak insanları çift karakterli olmaya yönlendiren sosyal medyada insanlar; birinci karakterleri olarak normal yaşamındaki halleri, ikinci karakterleri olarak da bu aleme mahsus özel hallerini yansıtmaktalar.

Olaylar karşısında insanların normal hallerini kullanarak yaptıkları yorumlar, oldukça itidalli ve anlamlı olmakta. Ancak; aynı kişiler, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraf ve yorumlarla adeta olayların başrol oyuncusu ve başkahramanı da olabilmekteler.

Bu çift halli (kişilikli) yaşam tarzının üstesinden gelebilmek ise sanıldığı kadar kolay olmamaktadır.

Bu yaşam tarzının, ciddi sıkıntlara yol açabilecek psikolojik bozukluklara (özellikle de ergenlerde) yol açabileceği unutulmamalıdır.

Hemen her evde bilgisayar ve internet bulunmaktadır. Sadece birkaç tıkla alışveriş yapabilmekte, fatura ödeyebilmekte, ödevlerinizi yapmakta, yeni arkadaşlar bulabilmektesiniz. Ancak bunları yaparken, neler kazandığınızı ve neler kaybettiğinizi de bilmelisiniz.

Sosyal medyanın birçok faydası vardır. Fakat; çok fazla bilgi kirliliği olması, paylaşılan her bilgiye doğrudan (sorgusuz, sualsiz) inanan kullanıcıları yanlış yönlendirmesi ve de yanlış bilginin tekrar doğru bilgiyle ulaşması çok güç olduğundan, bireyler cehalete doğru da itilebilmektedirler.

Photoshoplar vasıtasıyla orijinali değiştirilmiş fotoğraflar, kişilere yapılan saldırılar, iftiralar, yalan haberler, çarpıtılmış bilgiler, insanların acıma ve yardım dürtülerini tetikleyen, onları aldatadacak söylemler ve bunlar sayesinde maddi çıkar sağlama uygulamaları, sosyal medyada adeta cirit atmakta.

Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “doğuştan sonra toplumsal öğretilerle şekillenmekte olan insanlardaki iç denetimin, sosyal medya sebebiyle değişmeye başladığını, ayrıca ahlaki normlarının da erezyona uğradığını” ileri sürüyor.

Prof. Tarhan, “sosyal medyanın insan ilişkilerinde sınırları bozucu etki yapıyor ve mahremiyet duygusuna zarar veriyor. İnsanlar normal hayatta önce düşünür sonra yapar. Oysa sosyal paylaşım sitelerinde bunun tam tersi oluyor. İnsanlar önce yapıyor sonra düşünüyor” diyor.

Sosyal medya ve teknolojideki tüm bu gelişmelerin ve kolaylaştırıcı etkilerin artışı yanısıra, insan ilişkilerinin ciddi yaralar alabileceği unutulmamalıdır.

Sosyal medya üzerinde yaşanmamış, hiç olmamış olaylar olmuş birer gerçek gibi gösterilebilmekte, fotoğraflar paylaşılmaktadır…

Toplumu manipüle etmek ve yanlışa sürüklemek sosyal medya üzerinden daha kolay hale gelmiştir.

Yazanın Notu :

Bir önceki sosyal medya konulu yazımda sunduklarıma ek olarak;

“Sosyal medyada düşünmeden, eğrisi-doğrusunu iyice sorgulamadan, her okunan yazı, görülen fotoğraf veya diğer materyalin doğruluğu teyit edilmeden paylaşılmamasını,

Bu suretle mevcut bilgi kirliliğinin arttırılmasının bir nebze önüne geçilebileceğini,

Son olarak da kim ne yazacak ve/veya paylaşacaksa, bunu aklını kullanarak yapmasında yarar olacağını,”

Saygı ve sevgilerimle bilgilerinize sunuyorum… 🙂

Diğer Bilgi Kaynakları :
Sosyal Medyanın Olumsuz Yönleri 
Sosyal Medyadaki gizli tehlike  

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Sosyal Medyayı Doğru Kullanmak

sosyal medyayı doğru kullanmakSosyal medyanın tanımı, “Web 2.0’ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemi” olarak açıklanmıştır. Zaman ve mekan

sınırlaması olmadan (mobil tabanlı), paylaşımın, tartışmanın esas olduğu bir insani iletişim şeklidir.
Bu medya platformlarında insanlarla buluşur ve iletişimde bulunursunuz. İnsanlara yardım eder, yardım alır, sorularına cevap verir ve kendi sorularınızı sorarsınız. Bu noktada sosyal mecra resmi olmayan eğitim yollarından da bir tanesidir.

Teknoloji, telekomünikasyon, sosyal iletişimin kelimeler, görseller, ses dosyaları yolu ile sağlandığı bir yapıya sahiptir. İnsanlar hikayelerini ve tecrübelerini bu bağlamda paylaştığı bir çerçeveye de sahiptir.

Sosyalleşen medya aynı zamanda “Kullanıcıların Ürettiği İçerik” ve “Müşterilerin Ürettiği Medya” kavramlarını da ortaya çıkarmış, bu yapısıyla da ticari plandaki anlamını kazanmıştır.

Ama Andreas Kaplan ve Michael Haenlein’in 2010’daki tespitine göre bu medya; “Web 2.0 üzerinde ideolojik ve teknolojik içeriklerin, yapılanmaların kullanıcı merkezli bir şekilde üretilmesine ve geliştirilmesine izin veren internet tabanlı uygulamaların bütününe” denilmekte.

Sosyal medyanın doğru kullanılmaması sebebiyle aşırı bir bilgi kirliliği, yanlış ve aldatıcı bilgi paylaşımları, bu alemin zaman zaman sorgulanmasını gündeme getirmektedir.

Sosyal medyanın da mutlaka ahlaki temelde kullanılması, kişilik haklarına saldırılmaması vb. kurallara riayet edilmesi en doğru kullanma yöntemidir.

Lafı fazla uzatmadan, bu konuda yazılmış harika bir yazının bir bölümünü paylaşmak istiyorum. Bu yazıda; anlatmak istediklerim, hemen bütün detaylarıyla dile getirilmiş.

Sevgili Atıf Ünaldı’nın bu yazısını, buyurun okuyun…

Sosyal Medyanın Etiği

1. Yalan söylemeyin

2. Nefret etmeyin

3. Paylaşmak değer vermektir

4. Küfretmeyin

5. Saygısızlık etmeyin

6. Uygun bilgi paylaşımı yapın

7. Hatalarınızı düzeltmekten kaçınmayın

8. Sevginizi gösterin

9. Özele saygı gösterin

10. Her şeyi kararında kullanın

Sosyal medyayı doğru kullanma yolları

Unutmayın

– Internette paylaşılan her şey sonsuza kadar siber dünyada kalır. Bilgiyi kaldırmak veya kaldırtmak çok kolay olmayabilir. Bu yüzden yazdığınız metinde, paylaştığınız görüntüde ve seste, nasıl duyulmak istediğinizi etraflıca düşünmelisiniz –sadece bu anı düşünmeniz yeterli olmaz. Örneğin işverenler, iş başvurusu yapanlar haklarında daha fazla bilgi edinmek için Google’da arama yaparlar.

– Daha önce paylaştığınız post’ları kaldırmamalısınız. Siber dünyada hatalı bilgi, gerçek dünyada tek bir düğmeye basarak paylaşılabilir. Bir hata yaptığınızda, daha önceki paylaşımlarınızı değiştirmeden veya silmeden, hatayı hemen düzeltmeye çalışın. Düzeltme yaptığınızda, bilgiyi değiştirenin siz olduğunu belirtecek bir not ekleyin. Bir paylaşımı sildiğinizde, bunu neden yaptığınızı iyi bir sebeple açıklayın.

– Sosyal medyada bazen kişisel ve profesyonel hayatlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırabilir. Eğer kişisel blog’unuzda işle ilgili yorumlar paylaşırsanız, blog’unuzda paylaştıklarınızın sizin kişisel görüşleriniz olduğunu ve kurumun görüşlerini yansıtmadığını belirten bir uyarı notu ekleyebilirsiniz.

– #Hashtag kullanımını istismar etmeyin.

Farklı kişilerin dikkatini çekmek için post’larınızı etiketlemeniz, her ne kadar uygun bir yöntem olsa da, hashtag’lerin gerekenden fazla kullanılması rahatsız edici olabilir ve spam gibi algılanabilir. Hashtag kullanımını, Tweet başına en fazla üç adetle sınırlayın ve sadece bulunduğunuz şehre, konuştuğunuz konuya veya gündemdeki olaylara özel hashtag’leri kullanın. Hashtag’leri bir arama aracı gibi düşünün, #köpek #yummy gibi genel kelimelere hashtag eklemek, bir arama terimi ya da belirleyici bir kelime görevi görmez, hiç kullanışlı olmaz.

– Gösteriş yapmayın.

Twitter’da hesap isimleri veya Facebookta arkadaşlarınızın adıyla dolu bir post yapıştırmak, ne kadar çok insan tanıdığınızla ilgili gösteriş yapıyormuşsunuz gibi algılanabilir. İyi bir amaç için birkaç kişiyi etiketlemek iyi olur (örn; birine teşekkür etmek veya bir konuşmayı duyurmak için birinden bahsetmek), ama duvara koyduğunuz yazıya, bir partide tanıdığınız 10 kişinin adını birden eklemeyin. Emin olun, takipçileriniz bununla ilgilenmiyor.

Eğer bir grup tweet’ine eklenmişseniz, herkesin bilmesi gereken çok önemli bir bilgi paylaşmadığınız sürece herkese cevap vermeyin; @ eklemelerinin duvarlarında yer tutmasını istemeyebilirler. Eğer birisine, sizi #FF tweet’ine eklediği için teşekkür etmek istiyorsanız, o kişiye direkt mesaj atıp diğer üyeleri mesajdan çıkarın (Bunu Facebookdaki grup mesajlarında da yapın).

– Gereksiz bilgi paylaşımı yapmayın.

Instagram, vine veya benzer paylaşım sitelerinde post’larınız arasında mesafe bırakmaya çalışın, böylece sizi takip eden kullanıcıların duvarı, lüzumsuz paylaşımlarla dolmaz. Tatildeyken, bir ara bağlanabildiğiniz wi-fi aracılığıyla, kısa bir zaman içinde çok fazla post yapıştırmak cazip gelebilir ama kullanıcılarınızın arka arkaya 25 kumsal fotoğrafını görmekle ilgilendiğini zannetmeyin. En iyi fotoğraflarınızı seçin ve bir seferde en fazla üç fotoğraf paylaşın.

– Birinin Facebookdaki duvarında kişisel veya hakaret kabul edilebilecek mesajlar paylaşmayın… Yazının devamını okumak için buraya tıklayın 

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Eğrisiyle Doğrusuyla Sanal Alem

sanal alemİnternette en fazla yer alan konulardan biri de sosyal medyadır. Bu ifadenin  içinde haber ve sosyal paylaşım siteleri en önlerde yer almakta. Tabii sosyal paylaşımda öncelikle akla Facebook, Twitter ve Google Plus, sonra da diğer

siteler gelir.
İnsanların, bu sitelerde hesap açmalarının farklı amaçları vardır.
Kimi kız tavlamak, kimi eş bulmak, kimi eski arkadaşlarını bulmak, kimi eğlenmek, kimi sahtekarlık yapmak, kimisi kullanıcı hesaplarını ele geçirmek vs. kimi de gerçekten bilgilenmek, ciddi paylaşımlar yapabilmek peşindedir.

Kim ne peşinde olursa olsun, önemli olan peşine düştüğü amacına ulaşmanın yollarını bilmiyor, o kaynakların nasıl ve nerelerde aranacağından bihaberse, işi çok zor olmaktadır…

Bugün işin her iki tarafına da (eğlence/mizah, biraz da doğru kaynakları bilebilmek) hususlarını dile getireceğim. İşe sosyal ağlardaki ilginç paylaşımlarla başlayalım ki, pazartesi (haftanın ilk günü olması talihsizliğidir) sendromunu biraz yumuşatmış olalım.

Eğrisiyle Doğrusuyla Sanal Alem

Sosyal paylaşım sitelerinden seçilen ilginç paylaşım (yazılışları aynen aktarılacaktır) örnekleri :

– Beni her şeyden çok seviyor musun? evet. peki victoria’s secret mankenleri?
her şeyden dedim, herkesten demedim.

– çirkin adamla parası için evlenip, yakışıklı adamla kocasını aldatan kadın, “dişi robin hood’tur”. zenginden alır, fakire verir.

– en iyi arama motoru yahoo mu lan? “ben ne biliyim abi, google’dan aratsana.

– messi’nin yerine hürrem’in tercih edildiği bir evde ya valide sultan hüküm sürüyordur ya da padişah kahveye gitmiştir.

– dünyada tek erkek sen kalsan bile seninle olmam diye artistlik yapan kızlara sesleniyorum: büyük konuşmayın. (havva)

– yakışıklı çocuk mu görmek istiyorsunuz? yoksa yıllardır sizi görmeyen arkadaşlarınızı mı özlediniz? pijamayla bakkala gidin, %100 çalışıyor!

– caroline’a orospu diyen galatasaraylıların ıp numaraları elimizde, bir daha diziyi izleyemeyecekler…adnan polat @cerilevis

– adem & havva, newton, pamuk prenses yanılmış olamazlar. ben elmayı bırakıyorum.

– yatakta çok iyiyimdir. hiç unutmam 14 saat uyumuşluğum var.

– dünyanın en şapşal yüz ifadesini, otobüste tanımadığı birinin “abi kızıyor bak/abisi şuna bi kız” dediği bir erkeğin yüzünde görebilirsiniz.

– ligde kaleyi bile tutturamayan sabri’nin uefa’da bir gol atması fifa’yı harekete geçirdi gol olan top incelemeye alındı.

– her ikram edildiğinde benim için “yok o sevmez” diyen annem yüzünden 20 yaşıma kadar gerçekten çay sevmediğimi sanıyodum lan.

– ben 14 yaşıma kadar baklavanın içindeki cevizi kıyma sandım. okulu nasıl 4 yılda bitireyim.

– türkiye’de nasıl işsizlik var lan? herkes photographer, blogger, fashion designer, writer alemde. refah düzeyine bak, isviçre’de yok.

– Üç çocuk falan yapmam abi. istatistiklere göre her üç çocuktan biri çinliymiş, nasıl bakarım, huyunu bilmem suyunu bilmem.

– sana verdiğim değerin ardından, nobel olmasa da ; hayvan hakları koruma derneği’nden bir plaket beklerdim…

– google’ın cinsiyeti olsa kesin kadın olurdu… yok “onu mu demek istedin”, yok “bunu mu demek istedin”.

– eskiden filozof olmak kolaymış. lafın basitliğine bak: “düşünüyorum o halde varım.” bugün descartes bunu twitterda yazsaydı tek rt almazdı.

– kadınlarda tarih gibidir.. m.ö (makyajdan önce) m.s (makyajdan sonra)
*kötü niyetle yazılmamıştır*

– arap kanalında maç izliyorum. spiker ne derse babaannem amin diyor.

– sen o kadar facebook’ta aşklı meşkli yazı yaz,şarkı paylaş,akraba gelsin altına dayımlar napıyo iyilermi yazsın.he iyiler iyiler selamı var.

– hiç kimse kimliğindeki kadar çirkin, facebooktaki kadar mutlu,twitterdaki kadar komik ve msndeki kadar meşgul değildir…

***

Şimdi neyi nasıl ve nerede aramalıyız işine girelim biraz.

Bu konuda internetteki araştırmalarımda, çok güzel tavsiyelerde bulunan bir yazıya rastladım.

[ İLKKAN rümuzlu kullanıcının, “Kendi Kendinizin Arama Motoru Uzmanı Olun. İlk Ağızdan Bilgi Alın Bırakın Saçma Sapan Blogları” başlığından sonra giriş cümleleri;
“Uzun zamandır araştırmaları inceliyorum. Yabancı sitelerde fikir paylaşımı ve kaynak paylaşımı yapılırken bizim türkçe bloglarda işkembeden sallama bilmediğine laf etme kaynak gösterildiğinde ise silme görmezlikten gelme işlemleri sürüyor!!
Bi kaç tane bloğa salça oldum adamlara sorduğum sorular direk silinmeye başladı koyduğum videolar görmezlikten gelinmeye başladı.]

NOT : Rastladığım bu yazı maalesef silinmiş, bu sebeple linkini veremiyorum.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Farklı Sosyal Kuşaklar ve Özellikleri

Farklı Sosyal KuşaklarBilim açısından bakıldığında; kuşak (nesil, jenerasyon) Latince generāre kelimesinden gelen, yaratmak anlamında bir kelimedir. Ayrıca, biyolojik bilimlerde doğurma olarak da bilinen yavru üretme eylemidir. Akrabalık

terminolojisinde ise, ebeveyn-çocuk ilişkisinin belirlenmesinde kullanılan yapısal bir terimdir. Bu kapsamlarda kuşak kelimesi, belirli bir süre içinde; “aynı önemli olaylar, deneyimler vb. gibi belirgen bir popülasyon içinde yaşayan insanlar” demektir…

Daha anlaşılır (basit) olarak tanımlayalım :

Kuşak Nedir?

1. Genel tanımı : “Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, yazgıları yaşamış,  sorumluluklarla yükümlü olmuş kişiler topluluğu”,
2- Tarih felsefesi ve kültür tarihindeki tanımı : “Yeni bir anlayışta yeni bir yaşama duygusunda, yeni biçimlerde birleşen, eskiden belirgin çizgilerle ayrılan kişilerin topluluğu”.

Geçmişten günümüze her sonraki nesil daha gelişmiş, daha ilerlemiştir.
Ancak, bu ilerleme döneminde yaşayan her kuşak, kendinden bir önceki kuşağı “çağ dışı”, “geri kafalı” ve “tutucu” bulurken, bir sonraki kuşağı ise, sorumsuz ve saygısız olarak değerlendirmiştir.

Sosyal bilimcilerin farklı isimlerle tarif ettiği, kültürel özellikleri bakımından birbirinden farklılaşan sekiz kuşak (jenerasyon) ve bu kuşakların özelliklerini anlatan pek çok değişken bulunmakta…

Sekiz kuşak :

• Büyük Değişim Kuşağı (The Lost generation):1900-1914 arasında doğanlar
• Umut Kuşağı (The Greatest generation):1914-1924 arasında doğanlar
• Buhran Kuşağı (The Slient Generation):1925-1945 arasında doğanlar
• Bebek Patlaması Kuşağı (Baby Boomers) :1945-1965 arasında doğanlar
• X Kuşağı (Generation X):1965-1977 arasında doğanlar
• Y Kuşağı (Generation Y):1977-1994 arasında doğanlar
• Milenyum Kuşağı (Millenials Generation):1994-2003 arasında doğanlar
• Z Kuşağı (Generation Z):2003 ve sonrası doğanlar…

Bu yazıda; ağırlıklı olarak sekiz kuşaktan, son beş kuşak incelenecektir.

1945 yılından sonraki süreçde kuşak türleri şöyle tanımlanmaktadır :

Baby Boomer Kuşağı (1946-1964)

En yaşlısı 66, en genci 48 yaş civarında. Bunlara “Sandviç Kuşağı” da deniyor, çünkü aynı evde önce çocuklarına, sonra yaşlanan ana-babalarına baktılar.

Dünyanın insan hakları hareketlerini, radyonun altın çağını, Türkiye’nin ise ihtilali ve çok partili döneme geçiş sancılarını yaşadığı yıllar. Sadakat duyguları yüksekti, kanaatkârlardı; aynı yerde uzun süre çalıştılar. Teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok benimseyemediler.

İçlerinden en idealistleri toplumsal haksızlıklara isyan edip 68 gençlik hareketlerinin kahramanı olurken, büyük çoğunluk hayattan beklediklerini elde ettiğini düşünerek tatmin ve mutlu oldu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki “nüfus patlaması” yıllarında doğan bu 1 milyar bebeğe “Baby Boomers” deniyor. 2000′lerde artık yaşları 50′yi geçmişti, ceplerinde paraları vardı, ömrün uzadığını biliyorlardı, “iyi yaşlanmak” hatta mümkünse yaşlanmamak için çaba sarf ettiler.

X Kuşağı (1965-1979)

Dünyanın petrol krizini, Türkiye’nin ise sağ-sol çatışmalarını yaşadığı yıllar. En yaşlısı 47, en genci 33 yaşında. Dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtılar.

Sadakat duyguları duruma göre değişir, daha iyi kariyer imkânları ararlar. Toplumsal sorunlara duyarlılar, iş motivasyonları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkârlar. Kadınlar iş gücüne katılmaya başladı. Daha az çocuk sahibi oldular. Paraya daha fazla odaklandılar ve bireycilik önem kazandı. Boşanma, HIV, uyuşturucu gibi kavramlarla tanıştılar.

Y Kuşağı (1980-1999)

En yaşlısı 32, en genci 13 yaşında. Sadakat duyguları az. Teknoloji hayatlarında pek çok şeyin simgesi. Narsist, bireyci ve girişimciler. Çalışmaktan hoşlanmıyor, eğlenceyi, kazanmayı çok seviyorlar.

Beklentileri yüksek ama bedelini ödemek istemiyorlar. Hızlı tüketiyorlar. Türkiye’de yağ kuyruklarını, benzin sıkıntısını yaşamadıkları için “her şey her zaman böyleydi ve böyle olacak” sanıyorlar.

Eş zamanlı olarak birkaç işi birden yapabilirler. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 25′i bu kuşaktan. Çok önemli bir diğer faktör ise “akran onayı”. Sıra arkadaşının, mesai arkadaşının, internetteki oyun arkadaşının önermediği ve onaylamadığı bir ürün ile Y’nin buluşması çok zor. Standart olanı sevmez, kendine özel olanı ve üstelik “hemen-şimdi” ister. Y’nin dikkatini çekmek istiyorsanız, mesajınızı, markanızı, iletişiminizi sadeleştirmeniz gerekir.

Z Kuşağı (2000-2012)

“İnternet kuşağı” da denen bu ufaklıkların en büyüğü henüz 13 yaşında. Bunlar tam teknoloji çağı çocukları.

Taşınabilen, hep yanlarında olan küçük aygıtları, bilgisayar, MP3 çalar, i-Pod’ları, cep telefonları, DVD oynatıcıları ayrılmaz parçaları. Onlar, ev ödevi yapamadıklarında “elektrikler kesildi, ondan yapamadım” değil; “internet bağlantım kopuktu” diyen kuşak…

Sorgusuz yaşayacaklar çünkü iş hayatına atıldıklarında karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapılıyor, yapay zekâ tarafında karar veriliyor olacak. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu olacaklar. Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler..

Kuşakların başka (farklı) tanımlamaları :

1. Sessiz Kuşak (The Silent Generation)

Şavaş kuşağı adı da verilen, 1925-1945 yılları arasında iki dünya savaşı arasında doğan kuşaktır. Bu dönemin en önemli olayları II. Dünya Savaşı ve ekonomik buhran.

2. Baby Boomers (BB)

1950′den sonra artan doğum oranları sonucunda ortaya çıkan nesildir. Yüksek refah düzeyine sahip bir ortamda büyüyen bu kuşak bireyselliği ön planda tutmaktadır. Baby-Boomer kuşağı tüm dünyayı politik olarak etkileyen 68 kuşağını yaratan çocuklardır.

3. X kuşağı (Generation X / Baby Busters)

Baby Boomers kuşağının çocuklarıdır. Özellikle 1965 – 1976 yılları arasında doğan kuşak olup, o dönemde yaşanan ekonomik krizlerden ve sosyal sancılardan etkilenen kayıp kuşak diye de ifade edilen bir nesildir.

Çalışan, birkaç yerden para kazanan veya işten ayrılmış anne-babaların çocuklarıdır. İşsizlik kavramını ailelerinde gördükleri için işlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve genellikle mecbur kalmadıkları sürece işlerini değiştirmezler. Bu kuşakta eğitim çok önemlidir. Teknolojiyle sonradan tanışmış bir kuşaktır.

4. Y kuşağı (Generation Y / Echo Boom)

1977-1994 arası doğumlu nesildir. En önemli özelliği özgürlük ve teknolojidir.
Y kuşağının temel özellikleri bilgiye hemen ulaşmaları, teknolojiyi çok iyi kullanmaları ve yalnızlıktır. Bu kuşağın bir diğer özelliği de, kendilerine çok fazla güvenmeleridir.

5. Milenyum kuşağı (1994-2003 yılları arasında doğan kuşak) ve
6. Z kuşağı (2003 yılından sonra doğan kuşak) sınıflamalarının içerisinde olan, ama haklarında henüz çok az şey bilinen kuşaklardır…

Konu hakkındaki benzer yazılar :
Sosyal Kuşaklar 
“Baby Boomer” Nedir? 
Kuşaklar Ayrıştı  

Yazanın Notu :

Her kuşağın (neslin) içinde doğduğu koşullar ister istemez o neslin hayata bakışını belirler. Bu anlamda her birimiz belki de anne-babalarımızdan daha çok kendi zamanımızın çocuğuyuz.

Anne-babalar çocuklarını kendi değer yargılarıyla yetiştirebilirler ama onların dünyayı algılayışları, beklentileri ve davranışları kendilerine özgü olacaktır. Bizler nasıl kendi anne-babamız gibi olamadıysak onlar da bizler gibi olamayacaklar.

Her kuşak (jenerasyon, nesil) kendi zamanının trendleri, ruhuyla yoğrulur ve kendi zamanının trend ve ruhunu yansıtır.

Herkesin kişilik özelliklerine saygı göstermek zorundaysak, kuşak farklılıklarının getirdiği farklı anlayış ve yaşam tarzlarına da saygı göstermemiz şarttır.

İnsan ömrünün uzadığı ve farklı kuşakların aynı zamanı paylaştığı bir dünyada kuşak farklılığına saygının; farklı ırk, farklı dinlere saygı göstermek kadar önemli olduğu asla unutulmamalıdır…

Yazanın Notu’na Güncelleme, 09 Haziran 2013 :

Bu yazı iki ay önce yazılmıştı.
Bugün, ülkemizdeki Gezi Parkı Eylemleri, yazanın notlarına bir güncelleştirme yapılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Gezi Parkı’nın doğru değerlendirilmesi için :

– “Eylemleri (sosyolojiktir) ve eylemcileri sosyal bilimler doğrultusunda ele almak,
– Sebepleri, çözümlerine sağduyulu, siyasi görüşler, iddialar vb. her türlü diğer yaklaşımlardan uzak kalarak bakmak,
– Bu çağın koşulları, demokrasi kriterleri, insan hakları, bir arada yaşayacak toplumun dengelerini, birbirlerine sevgi/saygılarını zedelemeyecek barışcıl, incitmeyen, kırmayan, hor görmeyen ve sevgi/saygı temelindeki nazik üsluplarla donatılmış söylemlerle çözmek,
– Özetle; eylemlere katılmakta olan 80 ve 90 kuşağı bu gençlerin talepleri, onlara destek veren, fiilen eylemlerine katılan daha eski kuşaklarla kurmayı başardıkları örnek iletişim, toplum üzerinde kazandıkları sempati ve destek, konularını daha gerçekçi, sağlıklı ve uzlaşmaya yönelik olabilecek her türlü diyaloğu öne alarak çözüme götürmek”,

Hususlarının, fevkalade önemli olduğunu, bu ülkenin bir evladı olarak belirtmekte yarar görüyorum…

Şiddetten uzak ve sevgiyle kalınız…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Sosyal İllüzyona Kapılmayın

sosyal-illüzyonFacebook, Twitter, Pinterest ve diğer sosyal medya siteleri, takipçi sayıları (üyeleri) arttıkca, ticari şirketlerin ilgi odağı haline gelmektedir. Şirketler, anılan bu sitelerde sosyal medya pazarlamaları için adeta çılgın bir yarışa

girmektedirler.
Bu doğrultuda şirketler sosyal medyada daha etkili bir yer edinebilmek, şirketlerinin tanıtımı vb. amaçlara ulaşmak için, doğru uygulamalara odaklanmak yerine, çeşitli hediyeler vs. vererek kestirme yoldan başarı hedeflemektedirler.

Sosyal medya sayfalarının, eklenen miktarlarla değil, kaliteli, hitap ettiği insanların beğenilerine uygun içeriklerle büyümelerinin sağlanabileceği hususunu maalesef ıskalamaktadırlar.

Örneğin, bir çok şirket; Facebook sayfalarında X adet “Beğen” almayı hedeflemekte, bu amaca ulaşmanın saplantısına girmekte ve bu hedefe ulaşma motivasyonları, onlarda adeta bir sosyal illüzyon oluşturmaktadır.

Bu neden böyledir?

Sayfaları 5, 50 veya 100 bin beğenen olsa ne olmaktadır ki?

O beğenenlerin, bu şirketleri asla umursamadıkları, sadece gördükleri veya bir diğer kullanıcının (özellikle de arkadaşı, tanıdığının) etkisiyle ve bazen de hatır için sayfaları beğendikleri gerçeğini, bu şirketler neden görememekte ve algılayamamaktalar?

Zira; bu gösteriş ölçümlerini baz almak, bir sosyal illüzyon (yanılsama) olgusunun gerçekleşmesi olup, çok kötü bir sosyal medya uygulamasıdır.

İşin tanıtım tarafındaki teknik hususları, konunun gerçek sahipleri olan reklam ajanslarına bırakmak daha doğru olacaktır.

Bence, sosyal medyanın, şirketler ve diğer sitelere (kişisel bloglar da dahil) müşteri (ziyaretçi) getirme aracı olarak kullanılması esas amaç olmalıdır.

Çünkü, sosyal medya kimseye ait değildir!

Sosyal medya; işlerin büyütülmesi, müşteri tabanı oluşturmak, site/blogların ziyaretçi trafiği ve üye sayılarının arttırılmasına katkı sağlamaya yönelik olarak kullanılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, sosyal medyadaki sayfaların değil, kendimize ait site ve blogların sahipleriyiz…

Sözün özü, Facebook ile Twitter’de sayfa oluşturup, oraya logoları koymak, bir ton içerik paylaşmak, bizlere o sayfaların sahibi olma hakkını vermemektedir.

Aksini düşünmek ise “sosyal illüzyona kapılmaktır”…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Blogdan Bahsedenler

Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

2013 İçin Sosyal Medya Tahminleri

sosyal medya-2Yeni Yılla birlikte yeni tahminler geliyor.  Bu tahminler, iş dünyasının sosyal medyası için de geçerlidir. Büyük ve küçük pek çok marka; müşterileri, izleyicileri ile bağlanmak, iletişime geçmek ile topluluklarını yönetmek ve de

sosyal medya stratejilerini uygulamak amacıyla, çok zaman ve ciddi kaynak ayırmak zorunda kalacaktır. Örneğin Cisco’nun, sosyal medya kanallarında 100’den fazla topluluğu bulunmakta.

Sosyal medyada yatırım yapmak isteyen şirketlerin, bu ağlardaki en sıcak ve trend olabilecek eğilimleri öncedan tahmin edebilmeleri önemlidir.

Bu sebeplerle, bir önceki yılda gerçekleşenlerin ışığında, 2013 yılının sosyal medya tahminleri şöyle belirtilmiştir…

1. Markaların ROI’leri (yatırım getirileri) ölçmeleri zorunlu olacak,

2. Görseller her zamankinden daha büyük bir rol oynayacak,

3. Markaların mobil platformlar için içerik optimize etmeleri gerekecek,

4. Marka gazeteciliği bir norm haline gelecek,

5. Sosyal medya reklamcılığı büyümeye devam edecek…

All Things Com ‘dan yararlanılarak hazırlanan yazının detayını buradan okuyun.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Blogdan Bahsedenler

Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+
Page 1 of 2
1 2