Etiket arşivi: Önemlidir

Oy Kullanmak Neden Önemlidir

oy kullanmalısınızOy kullanınca “ne olacak, ne değişecek” demeyin. Siyasi görüşünüz, fikriniz ne olursa olsun, Cumhuriyetimiz ve Demokrasimiz için oy kullanmalısınız. Oy kullanmazsanız, tuttuğunuz parti yerine, size en uzak olan partiye

oy vermiş, onu desteklemiş olursunuz. Oy vermezseniz ülkenin içinde bulunduğu durum ve geleceğiyle ilgili nasıl hak iddia edeceksiniz?
Böyle bir gelecekte asla şikayet edemez, başınıza geleceklere katlanmak zorunda kalırsınız.
Ne zaman isterseniz; her an, her gün, her fırsatta tatil yapabilir ama sadece bir gün oy kullanabilirsiniz.

Gün bu gündür. Şimdi vatandaşlık görevinizi yapıp sadece oyunuzu değil aklınızı da kullanma vaktidir

Oyunuza sahip çıkmalısınız! Benim bir oyumla ne olur dememelisiniz!
Kendi düşünceniz ne ise, bunu ifade etmek ve pek çok parti arasından sizin için doğru olanı seçmek, oyunuzu sandıkta kullanmakla olur.
Kendiniz, aileniz, milletiniz, vatanınız için en doğru olanı tercih etmeli ve desteklemelisiniz.

Oy kullanmak demokrasinin en kutsal görevi ve hakkıdır. Devletin vatandaşlarına tanıdığı bu hakkı, sandığa gidip oyunuzu kullanarak göstermelisiniz.

Oy kullanmak devletimiz ve milletimizin geleceği için çok önemlidir.
Atalarımızın da dediği gibi :
“Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır.”

Peki; oy kullanmak neden önemlidir?

Bu soruyu hastagli (#) görsellerle daha kısa açıklayacak olan sosyal medya  paylaşımlarımdaki örneklerle de sunayım…

 Vurur yüzüne ifadesi, #TatileGitmiyoruz0yKullanacağız bir tanesi.
oy sandığı

UNUTMA !  #FinalMaçın 1 Kasım’da…
unutmayın

#‎BirKasımSeçiminde  Mutlaka :
oy kullan
#Ülken ve #Geleceğin için…
oy kutsaldır
Aklında kalsın : #OyVermekKutsaldır. O zaman…
oy verme hakkını kullan

Seçime katılma, oy verme hakkındaki iki videoyu seyrediniz…
Oy Ver Lütfen

Oy ve Ötesi


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Muzun Müthiş Yararları

muzun yararlarıMuz, Güneydoğu Asya’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen bir ağaçsı bitkiye ve bu bitkinin sarı kabuklu (bazı türlerinde kırmızı veya pembe kabuklu) uzun meyvelerine denir. Türkiye’de daha çok Anamur ile Alanya

arasında üretilmektedir.
Dünya üzerinde meyvesi belki de en fazla tüketilen bitkilerden biridir.
Muzun bu kadar aranmasının sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir bitki olması değildir. Bu tüketimin ardında muzun çok besleyici bir besin kaynağı olması, birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasiti içeriyor olması yatmaktadır.
Batı Avrupa ülkelerinde sadece tadı ve kokusu için aranan bir meyve konumunda ise de üçüncü dünya ülkelerinde çok önemli bir besin maddesidir. Az gelişmiş ülkelerde çocuklar ihtiyaçları olan proteini muz yiyerek almaktadırlar.
Faydaları şunlardır: Muz kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir. B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren muz, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengindir. Muzun kalori düzeyi çok yüksek olmasına karşılık hiç kolesterol içermemektedir. Kalp kaslarını geliştiren sodyum ve potasyum maddeleri içermektedir.

Potasyum terleme sebebiyle kapasitesini yitirmeye başlayan kasları canlandırır ve daha kolay hareket etmelerini sağlar. B1 vitamini sayesinde sinir dokularının normal çalışmasına da etki eder. İçerdiği iyot sayesinde de tiroid bezinin dengeli çalışmasına yardım eder.

Muz bitkisi en büyük çiçekli otsul bitkidir. Bitkileri sıkça ağaçlarla karıştırılır ve 7.6 metreye kadar çıkabilirler. Yaprakları sarmal bir biçimde yer alır ve 2.7 metre uzunluğa, 60 cm genişliğe kadar büyüyebilir.
Kaynak : Vikipedi 

Bir dosttan gelen mailde, muzun yararları [*] hakkındaki bilgiler ise şöyle :

Muzun yararları…

Bir parça muz kabuğunun iç tarafı ile 2 dakika dişlerinizi ve etrafını ovun, kabuğun içindeki potasyum, magnezyum ve manganez gibi mineralleri diş içine emer ve onları beyazlatır..

İçermekte olduğu küçük çekirdekler nedeniyle “berry” (dutumsu meyveler) sınıfından olan muzun, zehirli sarmaşık ve böcek ısırıkları yaralarını söndürmekten tutun siğilleri iyileştirmeye kadar pek çok faydasının olduğu aklınıza gelir miydi?

Aklınıza gelir miydi? Bu tür ufak tefek cilt sorunları dışında ayrıca günde 3 adet muz tüketmenin inme riskini %21 azalttığını biliyor muydunuz? 2011’de Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir makaleye göre bu sayede yılda 1.155.000 inmeye bağlı ölüm engellenebilmektedir. Muzun içeriğindeki mucize madde olan potasyum, kan basıncını azaltarak inme riskini azaltmaktadır.

Ayrıca Meniere Hastalığı adı verilen kulak kaynaklı bir baş dönmesi hastalığında da özellikle atak dönemlerinde muz tüketilmesi, atak şiddetini ve süresini azaltmaktadır.

Muzu ister yiyin, ister kabuklarını ya da meyvesini cildinize sürün, muzdan vazgeçmeyin.

Aşağıda muzun kullanıldığı 10 tane basit tedavi yöntemi göreceksiniz :

1. Muz kabuğu ve meyvesi doğal antibiyotik etkilidir. Geceleri yatmadan önce yüzünüzü temizledikten sonra sivilcelerin üzerine muz kabuğunu sürtüp sabah kalkıp yıkadığınızda farkı göreceksiniz.

2. Zehirli sarmaşığa mı sürtündünüz? Ya da sivrisinek mi ısırdı? Hemen bir muz alın, meyvesini yiyin, kabuğunu ısırılan yere sürün, kaşıntınızı ve kızarıklığı hemen aldığını göreceksiniz. Hatta bunu zehirli sarmaşık yarasına günde 2-3 kez sürmeniz daha etkili olacaktır.

3. Dr. Mehmet Öz’den size pratik bir çözüm: Derinize saplanan kıymığı çıkarmak için boşuna iğne-cımbız aramayın. Hafif kararmış muz kabuğundan ufak bir parçayı kıymık batan yere, meyveye temas eden kısmı deriye temas eder şekilde gece boyunca bantlarsanız , ertesi gün uyandığınızda muzun içeriğindeki enzimlerin deriyi hafif soyarak kıymığı deri yüzeyine taşıdığını görebilirsiniz.

4. Kıymıktaki gibi birkaç hafta boyunca her gün siğil alanının üzerine aynı şekilde bir uygulama yaparsanız, siğillerde de oldukça etkili olmaktadır.

5. Sabahları mideniz kötü kalktınız, hemen 1 bardak ballı muzlu milkshake hazırlayın kendinize veya zencefil-çilek-muzu yoğurtla birlikte blenderdan geçirip yiyebilirsiniz.

6. Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Derneği, sabah bulantısı olan hamile kadınlara BRAT diyeti önermektedir. (BRAT=Banana, rice, applesauce, toast yani muz, pirinç, elma püresi ve kızarmış ekmek)

7. Büyük boy bir muzun 105 cal gibi düşük bir kalori değeri olması, özellikle Japonya’da ünlenen “Sabahları Muz Diyeti” fikrini ortaya çıkarmıştır. Muzun içeriğindeki potasyum vücuttaki ödemi azaltmakta ve bu sayede kilo kaybı sağlamaktadır. Ayrıca bol lifli olduğu için kişiyi uzun süre tok tutar, glisemik indeksi düşük olduğu için de kanda ani şeker yükselmesine yol açmaz.

8. Kuru cilt ve kırışıklıklarda muz maskesi oldukça etkili doğal bir nemlendiricidir. Olgun bir muzu ezip 1 adet yumurta sarısı ve 1 yemek kaşığı krema ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürüp 15 dakika bekleyiniz. Sonrasında ılık su ile yıkayınız. Ayrıca bu formül sertleşmiş, kuru ellerin yumuşatılmasında da yardımcıdır.

9. Spor veya uzun süreli yürüyüş öncesinde kişiye hızlı enerji sağlayan bir meyvedir muz. Hatta spor sonrası da kişiyi rahatlatır.

10. “Soyulabilir uyku hapı” terimini hak eden muz, triptofan maddesinden zengindir ve Duke North Carolina’daki Durham Diyet ve Fitness Merkezi’nden beslenme uzmanı Elisabetta Politi’ye göre triptofan beyindeki ve kandaki serotonin miktarını arttırarak kişinin rahatlamasını sağlamaktadır. Belki de muzun sarı parlak bir bakış açısından gülümseyen şekli de bu yüzdendir!

Güncelleme (15 Ekim 2016)
Araştırmalara göre oluşan kahverengi lekeler muzun sırf daha olgun olduğunu değil, aynı zamanda bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir şey içerdiğini gösterir. Bu özellik tümör nekroz faktöründe de bulunan bir özelliktir ve muzda zaten önceden ispatlanmıştır. Kansere karşı vücudumuzdaki enfekte veya iltihaplı bölgelere vücut hücreleri taşıyarak savaşır. Sonuç olarak bu hücreler yok edilir ve tümör hücrelerinin büyümesini engeller. Devamını okuyun

Teşekkür : Muzun yararları [*] metnini ileten Sayın Taner Vidinligil.

Diğer Kaynaklar :
Muz kabuğunun şaşırtıcı faydaları  
Potasyum kaynağı muzun faydaları 

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Yaşama Hakkı-Right To Live

yaşama hakkıYaşama Hakkı, kişinin fiziksel varlığının sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan insan hakkıdır. 4 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde herkesin yaşama hakkının yasayla

korunacağı, yasanın ölüm cezasını  öngördüğü bir suçtan dolayı mahkemece verilmiş bir cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimsenin kasten öldürülemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca yaşama hakkı; “insanın sağlıklı olarak doğması, bedensel bütünlüğünü psikolojik-entelektüel gelişim olanaklarına sahip olarak sürdürebilmesi, insan olarak varlığının-tüzesel kişilik yanı ile birlikte- doğa yasalarının zorunluluğundan başka hiçbir dünyevi bağ, önlem, zor yaptırım ile sınırlanmaması, etkilenmemesi, zarara uğratılmaması, yok edilmemesidir”.

Kısaca ‘insanın öldürülmezliği’ hakkıdır. Kişinin beden bütünlüğünün doğal ölümüne kadar korunmasına da ‘yaşam hakkı’ denilmektedir.

Bu açıklamalardan sonra Türkçe ve İngilizce tercümesini içeren esas mesajla bu yazıyı sonlandıralım.

“Hiçkimse tedavi masraflarını karşılayamadığı için ölmemeli ve hiçkimse hastalığa yakalandığı için beş parasız hale gelmemeli – No one should die because they cannot afford health care and no one should go broke because they get sick.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Affederek Ruhunuza İyilik Yapın

AffetmekBir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?” Öğrenciler çok sevdikleri hocanın bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. “O zaman” der öğretmen,

“Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin”. Öğrenciler bunu da yaparlar. “Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!”

Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen :

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp, torbanın içine koyun”.

Bazı öğrenciler torbalarına üçer–beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.

Öğretmen, kendisine “Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

“Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde. Hep yanınızda olacaklar”.

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

– “Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor”.

– “Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf gözlerle bakıyorlar bana artık”.

– “Hem sıkıldık, hem yorulduk…”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir :

“Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz.
Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz.
Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz.
Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir…

Kıssadan Hisse :
Affedici olun. Kendinize ve ruhunuza bir iyilik yapın”.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Sosyalleşme Nedir ve Neden Önemlidir

sosyalleşme nedirSosyalleşme; kişinin kendi grubu ya da toplumunun değerlerini benimsemesi ve onlar gibi davranmasını öğrenmesi ya da “bireyi kişiye dönüştüren süreç” olarak ta­nımlanmıştır. Diğer bir tanımlamayla

sosyalleşme; “bireyin, içinde yaşadığı toplumun normlarını, değerlerini, kendisinden beklenen rolleri, tutumları ve davranış yapılarını, toplumsal etkileşim için gerekli becerileri, benlik ve kimlik duygusunu kazanma, içinde yaşadığı kültürü içselleştirme” sürecidir.

Bu sürecin araştırılması psi­koloji, antropoloji ve sosyolojide geniş yer tutar.

Hemen hemen bütün canlılar, kendileriyle aynı türden canlıların arasına doğarlar. Bunlar arasında kimileri doğduktan hemen sonra kendi başlarının çaresine bakabilirken, bazıları herhangi bir destek veya yardım almadan varlıklarını sürdüremezler.

İşte insan da bir canlı olarak yaşamının başlangıcından sonraki en az 5-6 yıllık dönemde herhangi bir destek ve yardım almadan hayatını sürdüremez. Sosyolojik kavram olarak toplumsallaşma; yaşamını devam ettirebilmek için yardıma ihtiyaç duyan insanın, içinde doğduğu topluma adapte olabilme sürecidir.

Bu süreç içinde (toplumsallaşma süreci) insan; içine doğduğu toplumun kültürel değerlerini öğrenir, kendine has beceriler edinir, kendi bilincine ulaşmış bir birey haline gelir. Toplumsallaşma ise, bir diğer kullanılan adı ile sosyalizasyon, toplumun mevcut değer ve normlarının bireylere öğretilmesi süreci olarak da tanımlanabilir.

Sosyalleşme, genellikle birincil ve ikincil sosyalleşme olarak iki alt kategoride değerlendirilir.
İlki aile veya ilk bakıcılar tarafından yürütülürken, ikincisi okullar, medya, dini kurumlar, vb. gibi diğer sosyalleşme aracılarıyla gerçekleştirilir.

Sosyalleşme sürecinin çeşitli evrelerinde, çeşitli geçiş törenleri vasıtasıyla bireye belli haklar ve yükümlülükler (ki mevcut sosyal ilişkileri yeniden üretme, mevcut sosyal yapıyı değiştirme de bunlar arasındadır) verilir.

Psikanalizde sosyalleşme, kişinin içgüdüsel enerjilerini daha yüksek, sosyal açıdan kabul edilebilir olan davranış biçimlerine dönüştürme süreci olan yüceltmeyle eşdeğerdedir.

(*) Ergenlerde durum nedir?
ergenler

Henüz olgunlaşmamış bir ergenin bu dünyadaki uyumu, ona çevresindeki insanlar yoluyla sunulan ve ilk başlarda henüz çok çaresiz bir yaratık olan bu bireyin etrafını doğrudan saran bakış açılarının ve hayatla başa çıkma yollarının özümsemesi sürecinde gerçekleşir. Burada özümsemek; bireyin çevresindekileri, etrafındaki insanlar tarafından algılandığı, yorumlandığı ve ele alındığı biçimde adım adım yakalaması, anlamlandırması ve içine girmesi demektir.

Genç bir birey, dünyaya çevresindekilerin gözüyle bakmayı, onların kavramlarıyla düzenlemeyi ve tanımlamayı, yaşadıklarına onların duyguları ve değer yargılarıyla yaklaşmayı ve bu dünyanın gerçeklerine ilişkin kendi tekniklerini geliştirmeyi öğrenecektir.

Tek bir cümleyle özetlemek gerekirse; birey (ergen) yavaş yavaş etrafındaki insanlarla doğal olarak birlikte yaşadığı bir dünya kurgulamaya başlar. Birey ilk başlarda; bu dünyanın, aslında başka sayısız insanın dünyasından oluştuğunu bilmiyordur. Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır. Bu, etrafında dünyanın geri kalanın, birey için gelişen ve bireyi de geliştirecek bir çevredir. Birey için dünya genel olarak budur.

Video: Çocuğun sosyalleşmesi için kaç yaşından itibaren destek vermek gerekir?


(*) Ergen: Ergenlik (puberte), insanlarda meydana gelen “yetişkinliğe ilk adım” evresidir. Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Ergenlik, bireyde çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin erişikin rolüne psikolojik ve somatik olarak hazırlandığı dönemdir. Çocukluk çağı olarak adlandırılan yaşlarda, sosyal toplum bilinci (süperego) gelişmemişken, ergenlik dönemine giren gençlerde toplumsal kabullenilme, bir grubun parçası olma (süperego ve ego) kavramları gelişir. Vücut hormonlarından cinsiyet ile ilgili olan (sekonder cinsiyet hormonları) östrojen veya androjenlerin üretimi bu dönemde pik  (tavan) yaptığından ergen adayının psikolojisi sebepsiz değişimler gösterir. Genel olarak 12-20 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog