Etiket arşivi: Neden

Oy Kullanmak Neden Önemlidir

oy kullanmalısınızOy kullanınca “ne olacak, ne değişecek” demeyin. Siyasi görüşünüz, fikriniz ne olursa olsun, Cumhuriyetimiz ve Demokrasimiz için oy kullanmalısınız. Oy kullanmazsanız, tuttuğunuz parti yerine, size en uzak olan partiye

oy vermiş, onu desteklemiş olursunuz. Oy vermezseniz ülkenin içinde bulunduğu durum ve geleceğiyle ilgili nasıl hak iddia edeceksiniz?
Böyle bir gelecekte asla şikayet edemez, başınıza geleceklere katlanmak zorunda kalırsınız.
Ne zaman isterseniz; her an, her gün, her fırsatta tatil yapabilir ama sadece bir gün oy kullanabilirsiniz.

Gün bu gündür. Şimdi vatandaşlık görevinizi yapıp sadece oyunuzu değil aklınızı da kullanma vaktidir

Oyunuza sahip çıkmalısınız! Benim bir oyumla ne olur dememelisiniz!
Kendi düşünceniz ne ise, bunu ifade etmek ve pek çok parti arasından sizin için doğru olanı seçmek, oyunuzu sandıkta kullanmakla olur.
Kendiniz, aileniz, milletiniz, vatanınız için en doğru olanı tercih etmeli ve desteklemelisiniz.

Oy kullanmak demokrasinin en kutsal görevi ve hakkıdır. Devletin vatandaşlarına tanıdığı bu hakkı, sandığa gidip oyunuzu kullanarak göstermelisiniz.

Oy kullanmak devletimiz ve milletimizin geleceği için çok önemlidir.
Atalarımızın da dediği gibi :
“Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır.”

Peki; oy kullanmak neden önemlidir?

Bu soruyu hastagli (#) görsellerle daha kısa açıklayacak olan sosyal medya  paylaşımlarımdaki örneklerle de sunayım…

 Vurur yüzüne ifadesi, #TatileGitmiyoruz0yKullanacağız bir tanesi.
oy sandığı

UNUTMA !  #FinalMaçın 1 Kasım’da…
unutmayın

#‎BirKasımSeçiminde  Mutlaka :
oy kullan
#Ülken ve #Geleceğin için…
oy kutsaldır
Aklında kalsın : #OyVermekKutsaldır. O zaman…
oy verme hakkını kullan

Seçime katılma, oy verme hakkındaki iki videoyu seyrediniz…
Oy Ver Lütfen

Oy ve Ötesi


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Kadınlar Neden Daha Güçlüdür

kadınların güçleri“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” ifadesi, kadın-erkek ilişkisi hakkında söylenmiş, üzerinde iyice düşünülmesi gereken çok önemli sözdür. Kadın, dünya üzerindeki en özel varlıkların başında gelir. Asla; nelere kadir

olduğunu, yapabildiklerini göstermemesi, bir adım geride durması, eşi olan erkeğine duyduğu sevgi ve saygıdandır.
Bütün zor ve çetin şartlarda çoğunlukla çözüm bulan kadınlar, basit şeylere takılıp kalmaz. Yoklukta, iki tahta parçasından ipleri bağlayıp dolap yaratan, evdeki tek-tük malzemeden iki-üç çeşit yemek yapabilen, eşinin getirdiği az bir parayla aile fertlerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayan, ayrıca daha kötü günler için para biriktirebilenler, kadınlardır.

Biz erkeklerin, kadınlarla birlikteliğimiz ve ilişkilerimizde unutmamamız gereken en önemli şeyler :
– “Kadınlarımızı hafife almamak,
– Onların ortak yaşamlarımızdaki yerleri ve hayati rollerini unutmamak,
– Onlara değer vermek,
– İlgi göstermek,
– Zaman ayırmak,
– En önemlisi de güçlü, özverili yanları için onları taktir etmek ve fazlasıyla hakettikleri sevgi ve saygıyı göstermek,”
olmalıdır…

Bu yazdıklarım için erkeklerin bana kızabileceklerini bilmekteyim.
Ancak, kadınların daha güçlü olduklarının doğruluğunu da belirtmek zorunda olduğumu daha iyi bilmekteyim.

Neyse, buraya kadar yazılanları biraz yumuşatmak adına, bugün Facebook’daki bir paylaşımıma yorum yapan genç; “kızlardaki bu ön yargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zor. Ne olacak bizim bu halimiz” dedi.
Ben de ona iki yorumumla cevap verdim.
İşte o iki yorumum :
– “Yukarıdaki yorumda ne anlatılmak isteniyor acaba? Bendeniz anlayamadım.
Daha güçlü olan kızlardan (kadınlardan) yana olduğum bilinmiyor mu?
Daima güçlülerden yana olunmasını öneriyorum.
Hayat biz erkekler için ancak böyle yaşanabilir halde oluyor.
Kimse bana; “kadınlar ön yargılı, onlar şöyle böyle ” dedirtemez.
VE bu gibi riskli şeyleri dile getirenlerin paylaşımlarını da ne destekler, ne de yorumlarına ‘Beğen’ eklerim. Malum, daima güçlü olan kadınlardan yanayım..!” 🙂 🙂 🙂
– NOT: Bana kılıbık falan denmesin, yoksa diyenleri “güçlülere hedef gösteririm. Ona göre ha..!”  🙂

Yazanın Notu :
Kadınlar ve erkekler hakkında, yukarıda yazdıklarımın daha detaylı anlaşılması için, naçizane daha önce yazdıklarımı da okumanızı öneriyorum.
Kadın Beyninin Müthiş İşleyişini Görün  
Erkeklerle Kadınların İlişkileri Üzerine 
Kadınlar Daha Fazlasını Hak Ediyor 
Erkekler İçin Kadınların Önemi

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Duyular Gerçek Görüntüleri Bozmaktadır

göz kandırmasıGözlerimiz şaşırtıcı organlar olup, görüş alanımıza yansıyan ışığı yorumlama yetenekleriyle, görüntüye dönüştürürler. Ayrıca onlar, gördüğümüz objelerin, saniyeler içinde  mesafe, renk ve yerlerini belirlememize de

yardımcı olurlar.
Bununla birlikte, bazı objelerin görüntüleri gözlerimizi kandırabilmekte ve  bu kandırmalar (algısal yanılsamalar, optik illüzyonlar) aslında ilginç bir sonuç oluşturmak için görsel süreçteki zayıflıktan  yararlanmaktadır.

Bu nasıl olmaktadır?

Görmedeki algısal yanılsama (perceptual illusion-algısal illüzyon), duyuların gerçeği nasıl çarpıttığını, yani beynin duyusal stimülasyonu (uyarma, tahrik, dürtü) vasıtasıyla, objeleri nasıl yorumladığını ortaya koyan bir bozulmadır.
Bir başka deyişle, gerçek objeyi olduğu gibi görmek yerine, insan duyularının objenin görüntüsünü etkileyerek beynimizdeki görme algısını bozması ve objenin esas görüntüsünü değiştirebilmesidir.
Tecrübeler sonucu zihin ve beynin, objelerin algısal kategorilerini de oluşturduğu anlaşılmıştır.

Görmede oluşan bu kandırmaları aşağıdaki resimlerde inceleyelim…

Duyular Gerçek Görüntüleri Bozmaktadır

1. Sayfayı aşağı yukarı oynatın ve aşağıdaki resimde oluşacak değişikllikleri görün…
enigma780
2. Aşağıdaki  yer alan resimlerinortasındaki X harfine 75-80 santim uzaktan ve bir gözünüzü kapatarak 10-15 saniye bakın. Sonra aynı tek gözünüz kapalı olarak resme yaklaşın ve kör nokta ne tarafta görün. (resimde X’in hangi tarafında).
jcfbspot3. Aşağıdaki kadın resmine bir süre bakın. Gözlerinizi kısa süre kapatıp açın ve bir kez daha bakın. Kadın siz göre genç mi, yaşlı mı?
woman
4. Aşağıdaki resmin sol tarafındaki mavi-kırmızı çizgilerin konumları, sağ tarafta nasıl oluşmuştur?
poggen1
5. Aşağıdaki resimde iki hayvan (biri yırtıcı hayvan) vardır. Dikkatle bakın ve hangi hayvanlar olabileceğini tahmin edin. Not: yazının sonunda cevabı verilecektir.
frog_camo
6. Aşağıda sol taraftaki kadının negatif film fotoğrafında sol gözdeki kırmızı noktaya 30 veya 60 saniye dikkatle bakın. Daha sonra, hemen sağ taraftaki beyaz alandaki X’e bakın ve gözlerinizi hızlıca 4-5 kez kırpın. Bu beyaz alanda ortaya çıkacak negatif filmin renkli görüntüsüne “İlk Fotoğrafın Negatif Efekti” denmektedir… (NOT: Şayet renkli görüntüyü elde edemezseniz, negatif filme daha uzun süre bakın, bir de bilgisayarınıza bakma mesafenizi arttırın)

negative-photo-illusion
7. Aşağıdaki fotoğrafta meşhur “Ay’ın Algısal Yanılması” (kandırması) illüzyonuna bakınız. Ay, ufuk çizgisindeyken çok büyük, gök yüzündeyken daha küçük olarak görülmektedir. İnsanlık tarihince bilinen bu fenomen görüntünün sebebi hakkında bilim dünyası hala bir açıklama yapamamaktadır…
moon-illusion
8. Aşağıdaki resme ilk bakış anında ne görüyorsunuz? Gemi, köprü, yelkenler vs. İlk bakıştaki görme algısı yanılması, yani kandırması çok açık değil mi?
köprü-gemi
NOT : 5 numaralı resimdeki yırtıcı hayvan, Güney Amerika’da yaşayan Jaguar, diğeri ise kurbağadır…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Dayanamıyor ve Geri Dönüyorum

güzelçamlı sahili görüntüsü-1Sevgili torunlarımın ısrarları üzerine, onları kıramadım ve 4 Ekim 2013 tarihinde Ankara’daki evimize gelmiş, 8 yıldır yaz-kış yaşadığım ve çok mutlu olduğum Kuşadası-Güzelçamlı’dan da ayrılmak zorunda kalmıştım. Geçen 5

aylık (145 gün) sürede, gayet iyi bildiğim Ankara’ya maalesef alışamadım.
Çok büyümüş, nüfusu artmış, her yere AVM (alışveriş merkezleri) açılmış, trafiği zorlaşmış, özetle bildiğim Ankara’nın yaşam şekli, özellikle de silüeti çok değişmişti.

Geçen sürede; akrabalarım, birçok eski dostum ile arkadaşlarımla bir araya geldim. Onlarla sohbetlerimizden büyük zevk aldım, mutluluk duydum. Ankara’da Haziran ayına kadar kalmam için; eşim, evlatlarım (oğlum, eşi kızım) ile torunlarımın yakın ilgi ve sevgilerini gördüm.

Ancak, “neyim var, neden sıkıntılıyım, mutsuzum ve ruhum daralıyor, bu şehre alışamama sebebim ne olabilir vs.” soruları, sürekli beynimde yankılanıyordu. Aslında sebebi biliyor, ama kendimi kandırmayı tercih ediyordum.

Sebep belliydi. Yaşamayı çok sevdiğim Güzelçamlı‘dan ayrılmaktı beni bu olumsuzluk içine iten. Ayrıca, alıştığım günlük aktivitelerim olan; sahilde uzun yürüyüşler, sahil kafelerinde sohbetler, sandal gezintilerim, sahilde olta balıkçılığı vb. gibi etkinliklerim artık yoktu. Deniz ve dağdan esen rüzgarlarım da bitmişti

Özellikle Güzelçamlı’da :
– Sabahları kuş (martı, serçe vb.) sesleriyle uyanmak, geceleri dalga sesleriyle uykuya dalmak, yağan yağmurun evin çatısı ve balkon pergolelerinden yankılanan seslerini duyamamak,
– Kuşadası Denizi, Samson Dağları, körfezdeki gemiler/balıkçı motorları, sahilde sandallar ile oltalarıyla balık tutanları görememek,
– Yazlık komşularım, kafelerdeki dostlardan gelen; “seni çok özlüyoruz, burada havalar harika, ne zaman döneceksin” sözlerine dayanamamak,
– Beldede pazartesi günleri kurulan pazardan, Ege yöresinin muhteşem taze sebze-meyvelerini alamamak,
– Arabayla Dilek Yarımadası Samson Dağları’na çıkıp; vahşi at, vahşi inek ve domuz sürüleri ile muhteşem Kuşadası ve Ege Denizi manzaralarından yoksun olmak,
– 5 yıl görev yaptığım sevgili İzmir’e yaptığım sık ziyaretlerimi gerçekleştirememek,
– Hatta, bazen beni sokan Güzelçamlı arılarından da mahrum kalmak,
Benim için artık dayanılamaz hale gelmişti…

Bu halimi akıl, duygu ve realite olarak düşündüm, değerlendirdim.
Kararımı vermiştim. Güzelçamlı’ya dönecektim. Aileme kararımı açıkladım.

Torunlarım (7 ve 4,5 yaşındalar, onlara izah etmek mümkün olamazdı) hariç, hepsi bana: “Bize belli etmeme çabalarına rağmen, burada (Ankara) mutlu olamadığını anlamıştık. Seni burada tutmaya çalışmak, bunda ısrar etmek, yanlış olacaktı. Bizi kırmayıp burada 5 ay yanımızda kalman için minnettarız” benzeri cevaplar verdi. Ben de onlara, “beni iyi tanıdıkları, kararıma saygı gösterip kabullendikleri” için minnettarım.

Haziran ayında eşim, torunlarım yanıma gelecek ve 3 ay birlikte olacağız. Evlatlarım da yıllık izinlerinin bir bölümünde bizimle olacaklar.

Umarım bu yazdıklarımdan Ankara’daki akraba, dost, arkadaş ve bu şehirde yaşayanlar alınmaz ve bana kırılmazlar…
Ne demişler: “Taş yerinde ağırdır” “Her horoz çöplüğünde öter.”
Bendenizin Ankara’da ne ağırlığı ne de ötecek sesi kalmıştı. Sevdiğim yazma üretkenliğim de azalmıştı.

Ölmez sağ kalırsam, yaklaşık 23 gün sonra Güzelçamlı’ya döneceğim.

Yazanın Notu :
Yukarıdaki ağlama-sızlama yazısını neden yazdığımı, sizlere bazı görüntüler sunarak, daha net açıklamak istiyorum…

ankara-kuşadası güzelçamlı-1güzelçamlı gün batımı 8 temmuz 2013Güzelçamlı koylarında evlerSommerferie i Tyrkia 06.jul.02 til 20.jul.02. .
İşte ben, yukarıdaki Güzelçamlı’yı özledim…
Umarım meramımı anlatabilmişimdir…

NOT : Güzelçamlı hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın .

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Uykusuz Köpeğin Dramı

acınacak uykusuz köpekİhtiyar ve yorgun görünümlü bir köpek bahçemize girdi. Boynundaki tasmasından, sağlıklı görünümlü hali ve uygun kilosundan, onun bir eve sahip olduğu ve iyi bakıldığı anlaşılmaktaydı. Yavaşça kafasını okşadım ve

eve doğru yürümeye başladım. O da beni izleyerek arkamdan eve girdi, sağa sola bakındıktan sonra, salonun köşesine doğru ağır adımlarla yürüdü, oradaki küçük halının üzerine kıvrılarak yattı ve bir dakika sonra da uyuyakaldı.

Bir saat sonra uyandı. Yanıma gelip elimi yaladı, yüzüme teşekkür edercesine baktı, kapıya yöneldi. Kapıyı açtım, tekrar bana baktı ve hafifçe havlayarak (Allahaısmarladık dermiş gibi) sokağa çıktı ve gözden kayboldu.

Ertesi günü yine geldi ve aynı sahne tekrarlandı.

Üç hafta köpeğin bu ziyareti  ve uyuma durumu sürdü.

Bir gelişi sonrası boynundaki tasmasına: “Bu sevimli, akıllı ve uslu, harika köpeğin sahibini merak ediyorum. Köpeğinizin durumu böyle, böyle” diyen bir not tutturdum.

Ertesi gün uyumaya gelen köpeğin tasmasında bir not vardı:
“Köpeğim, ikisi 3 yaşının altında olan 6 küçük çocukla birlikte evimizde yaşıyor. Malum, çocukların geceleri ağlamaları, gündüzleri de devamlı onunla oynamaları sebebiyle, köpeğim maalesef uykusunu alamıyor. Bu nedenle de; anlaşılan sizi sevmiş olacak ki, evinizde uykusuzluğunu gidermekte. İnanın ben de onunla aynı durumdayım ve uykusuzluktan perişanım. Acaba ben de köpeğimle beraber size gelebilir miyim?”

Bu hayatımda aldığım en güzel nottu. Köpek uyanınca iki kelimelik cevabımı yazdım.

EVET, GELEBİLİRSİNİZ“…

Teşekkür :
– Yaşanmış bir hikayeye ait İngilizce metni bana ileten arkadaşım Sayın Ertan Balamir.
– Metin tarafımca Türkçe’ye çevrilmiştir.

Yazanın Notu :
Hikayedeki köpeğin uykusuzluk dramını atlatmasına yardımcı olan, ona evini açan kişinin gerçek bir hayvansever olduğu ve  günümüzde, tanımadığı hayvanları, kişileri evine kabul edecek böyle insanların varlığının bilinmesi amacıyla bu yazıyı yayımladım.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Sevgiyle kalınız… 🙂

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Komplo Teorilerinin Tehlikeleri

komploKomplo teorisi, kamuoyu tarafından belli bir şekilde algılanmış herhangi bir olay hakkında geliştirilmiş, kamuoyundan saklandığı iddia edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın arkasındaki görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen

alternatif açıklamalara verilen addır.
Bazı insanlar, komplo teorileri üreten kişileri paranoyak, ilgi çekmeye uğraşan ya da yanlış yönlendirmelerle toplumu yanıltarak bundan politik, ekonomik ya da medyatik çıkar sağlamaya çalışan kişiler olarak görür ve iddiaları gülünç ve önemsiz kabul ederler.
Öte yandan bu tip iddialar popüler kültür alanında her zaman kendisine yer bulabilmiş, ilgi çekmeyi başarabilmiştir.

Bilim insanlarına göre; komplo iddialarına yatkın toplumlar uzun süreli politik, ekonomik veya ahlaki çöküntü yaşayan veya kendilerine karşı önemli bir tehdit yöneldiğini düşünen insanlardan oluşmaktadır.
Diğer taraftan, İngiliz sosyolog Mark Fenster’a göre belgelendirilebilen pek çok komplo teorisinin fos çıkması, bunların hepten önemsiz olmaları anlamına gelmiyor. Fenster, bu teorilerin ortaya koyduğu gerçeğin, toplumda varolan sisteme karşı genel güvensizlik ve özellikle herşeyin yüzeyde şeffaf ve özgür gözüktüğü demokratik sistemlerde aslında alttan alta süregiden başka mekanizmaların varolduğuna dair inançtır.

Geçmişte insanlar, ellerine geçen bilginin doğruluğunu akıl yolu haricinde sorgulamanın zorluğundan ve çoğu zaman da buna gerek görmediklerinden, ellerine geçtiği haliyle benimseyip kabul ediyorlardı.
Günümüzdeyse manipüle edilmiş bilgilerin de en az gerçek bilgiler kadar kolay olarak iletilebildiği bu dünyada, bilgi tüketicilerinin kaynağı belli olamayan bilgilerin doğruluğundan şüphe duymaları şaşırtıcı değildir.
Böyle bir ortamda bu şüpheciliği ilerletip, gerçekleşen irili ufaklı her tür olayın aslında doğru yansıtılmadığı ve mutlaka arkasında başka birşeylerin olduğundan şüphe edip komplo teorileri geliştirenlerin  oranı son yıllarda bir hayli artmıştır.
Özellikle internet ortamında aklınıza gelebilecek her türlü olayla ilgili komplo teorileri bol miktarda bulunmakta ama iddialarının arkasında güçlü kanıtlar da bulunduğunu öne süren bu tip teorisyenler, televizyon programlarına da çıkmakta, gazetelere demeçler vermekte, hatta görüşleriyle ilgili kitaplar da yayınlamaktalar.
Bu tip komplo teorilerine halk ilgisi de her zaman yüksek oranda olduğundan dolayı, bu görüşlere sahip insanlara medya desteği de her zaman bulunmaktadır.

Komplo teorileri üretmede en fazla kullanılan teknik ise dezenformasyondur.

Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgidir. Hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan, karşı propaganda ile benzerlik taşır. Sahte belge, el yazısı, fotomontaj ve montaj filmler ile fabrikasyon istihbarat ve dedikoduların duyurulması gibi yöntemleri bulunur. Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haber vermek için kullanılan en önemli araçlardan biridir. Espiyonaj (casusluk) veya askeri istihbarat alanında dezenformasyon, düşman kuvvetleri yanlış kararlar aldırmaya yönelik olarak çıkartılır. Hasım tarafta psikolojik çöküntü oluşturulması ve motivasyonun kırılması için de kullanılır.

Yanlış bilgi üretme ve yayma yoluyla yapılabileceği gibi mevcut bir bilgiyi kötü maksatla kullanma ve çarpıtarak verme yöntemi de uygulanabilir.

Geleneksel propaganda veya Büyük Yalan teknikleri toplumsal seviyede hissiyatı motive veya demotive etme amacı taşırken, dezinformasyon, makul seviyede kitleleri kuşkuda bırakan çarpıtma bilgiler veya bu bilgilerin yanlış kasıtlı sonuçlara bağlanması yoluyla manipüle etme amacına hizmet eder.
Eğer hedef kitle bu tip kontrolden etkilenebilecekse, uygulanan diğer bir teknik, gerçeklerin gizlenmesi veya sansürlemedir.
Eğer bilgi alma kanalları tamamen kapatılmadan bırakılabilirse, bu kısıtlı bilgilerin dezinformasyon ile doldurulabilmesi ve hasmın kolayca ispatlanamaz birçok iddialar ile birlikte kuşkulu bir halde bırakılabilmesi mümkündür.
Bazı gerçek bilgileri ve gözlemleri bazı yanlış yorumlar ve yalanlarla karıştırmak veya bazı gerçek bilginin sadece bir kısmını vererek yanlış yorumlarla bilgiyi dağıtmak yaygın dezenformasyon taktiklerdendir.

Özetle, eksik ya da aşırı bilgi vererek hedeflenen insanları veya kişiyi kontrol etme, yönlendirmeye dezenformasyon denir.
Dezenformasyon aynı zamanda bir doğru bilginin yanında verilen yanlış bilgiler sonucu kitleleri ve belirli bir kişiyi kontrol etmeye de denir.

“Belgeye dayanmayan veya doğru bilgiye sahip belgedeki bilgilerin kasıtlı olarak değiştirilmesiyle oluşturulan her türlü bilgi, dezenformasyon için en uygun propaganda materyalidir.”
Böyle olunca da dezenformasyon sayesinde komplo teorileri, yalan haberler ile şaibeler kasıtlı olarak üretilir ve yayılırlar.

Yazanın Notu :

Fransızca bir kelime olan manipülasyon “yönlendirme”, dezenformasyon ise, “bilgi çarpıtma” demektir.

Türk medyasında bazıları, manipülasyon ile dezenformasyonu sürekli kullanıp; kelimelere farklı anlamlar yükleyerek kişi, kurum ve kuruluşları hedefe oturtmaktadır.
Öyle ki bazı metinleri haber, makale ve yorum olarak kabul etmek bile mümkün olmamaktadır.

Ancak, bu manipilasyon ve dezenformasyona dayalı metinleri okuyan insanlarımız, işin doğrusu/eğrisini akıl süzgecinden geçirmeden anında inanmaktalar.
Yine insanlarımız, okudukları metindeki ifade ve iddialar, taraf oldukları siyasi görüşler, ideolojiler ve dini inançları vb.ne uygun değilse komplo, uygunsa doğru bilgi olarak kabul etmektedir.
Hal böyle olunca da, yoplumda kavram kargaşaları, şaibeler, şüpheler ve sonucunda kutuplaşmalar artmaktadır.

Kutuplaşmalar siyasi odaklar tarafından hoş görülür, bunlar sayesinde oylarında artış sağlanacağı vb. noktalardan hareketle el altından desteklenirse, toplumdaki farklılıklara saygı, hoşgörü ve demokratik sistemde çatlaklar oluşacaktır.
Çatlaklar da, insanlar üzerinde ülkelerine karşı güvensizlik duygularını arttıracak, kimilerinin de fırsattan yararlanma egolarını tetikleyecektir.

Bu kutuplaşmalar sonucunda; ülkenin adalet, asayiş, sağlık, eğitim, ekonomi, insan hakları vb. alanlardaki kamu görevlileri de etkilenebilecek ve onlarda bir şekilde taraf olabileceklerdir.
Böyle bir ortamın ise ülkeyi bölünme, kargaşa ve kaos içine çekmesi de kaçınılmaz bir gelişme olacaktır…

Kaynaklar :
Wikipedia Komplo Teorisi (ing.)
Wikipedia Dezenformasyon (İng.)

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bunlara DNA Testi Gerekmez

dnaÖnce DNA profillemesi nedir ona bir bakalım. DNA profillemesi (DNA testi, DNA tiplemesi ve genetik parmak izlemesi olarak da adlandırılır), insanların DNA profillerine dayanarak onların kimliklerinin tespitini kolaylaştırmak için

adli tıp bilimcilerinin kullandığı bir tekniktir.
DNA profilleri, kişinin DNA’sına karşılık gelen şifrelenmiş numara dizileridir. Bunlar kişinin kimlik belirteci olarak da kullanılabilir.
DNA profillemesi tüm genom dizilemesi ile karıştırılmamalıdır. Her insandaki DNA dizilerinin %99,9’u aynı olsa dahi, iki kişinin ayırdedilmesine yetecek kadar DNA farklılığı vardır.
DNA profillemesi, kişiden kişiye çok değişkenlik gösteren, genomda tekrar eden dizileri kullanır. (Kaynak: Vikipedi)

Şimdi gelelim DNA testi gerekmeyenlere. Az sonra aşağıda görecekleriniz, ne demek istediğimi açık seçik gösterecektir. İlk gördüğümde önce şaşırdım, sonra hayret ettim ve en sonunda çok beğendim.

Şimdi buyurun, DNA testi gerekmeyen babalarla oğullarını izleyin…

1234678910111213

Teşekkür : Fotoğrafları ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Muzun Müthiş Yararları

muzun yararlarıMuz, Güneydoğu Asya’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen bir ağaçsı bitkiye ve bu bitkinin sarı kabuklu (bazı türlerinde kırmızı veya pembe kabuklu) uzun meyvelerine denir. Türkiye’de daha çok Anamur ile Alanya

arasında üretilmektedir.
Dünya üzerinde meyvesi belki de en fazla tüketilen bitkilerden biridir.
Muzun bu kadar aranmasının sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir bitki olması değildir. Bu tüketimin ardında muzun çok besleyici bir besin kaynağı olması, birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasiti içeriyor olması yatmaktadır.
Batı Avrupa ülkelerinde sadece tadı ve kokusu için aranan bir meyve konumunda ise de üçüncü dünya ülkelerinde çok önemli bir besin maddesidir. Az gelişmiş ülkelerde çocuklar ihtiyaçları olan proteini muz yiyerek almaktadırlar.
Faydaları şunlardır: Muz kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir. B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren muz, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengindir. Muzun kalori düzeyi çok yüksek olmasına karşılık hiç kolesterol içermemektedir. Kalp kaslarını geliştiren sodyum ve potasyum maddeleri içermektedir.

Potasyum terleme sebebiyle kapasitesini yitirmeye başlayan kasları canlandırır ve daha kolay hareket etmelerini sağlar. B1 vitamini sayesinde sinir dokularının normal çalışmasına da etki eder. İçerdiği iyot sayesinde de tiroid bezinin dengeli çalışmasına yardım eder.

Muz bitkisi en büyük çiçekli otsul bitkidir. Bitkileri sıkça ağaçlarla karıştırılır ve 7.6 metreye kadar çıkabilirler. Yaprakları sarmal bir biçimde yer alır ve 2.7 metre uzunluğa, 60 cm genişliğe kadar büyüyebilir.
Kaynak : Vikipedi 

Bir dosttan gelen mailde, muzun yararları [*] hakkındaki bilgiler ise şöyle :

Muzun yararları…

Bir parça muz kabuğunun iç tarafı ile 2 dakika dişlerinizi ve etrafını ovun, kabuğun içindeki potasyum, magnezyum ve manganez gibi mineralleri diş içine emer ve onları beyazlatır..

İçermekte olduğu küçük çekirdekler nedeniyle “berry” (dutumsu meyveler) sınıfından olan muzun, zehirli sarmaşık ve böcek ısırıkları yaralarını söndürmekten tutun siğilleri iyileştirmeye kadar pek çok faydasının olduğu aklınıza gelir miydi?

Aklınıza gelir miydi? Bu tür ufak tefek cilt sorunları dışında ayrıca günde 3 adet muz tüketmenin inme riskini %21 azalttığını biliyor muydunuz? 2011’de Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir makaleye göre bu sayede yılda 1.155.000 inmeye bağlı ölüm engellenebilmektedir. Muzun içeriğindeki mucize madde olan potasyum, kan basıncını azaltarak inme riskini azaltmaktadır.

Ayrıca Meniere Hastalığı adı verilen kulak kaynaklı bir baş dönmesi hastalığında da özellikle atak dönemlerinde muz tüketilmesi, atak şiddetini ve süresini azaltmaktadır.

Muzu ister yiyin, ister kabuklarını ya da meyvesini cildinize sürün, muzdan vazgeçmeyin.

Aşağıda muzun kullanıldığı 10 tane basit tedavi yöntemi göreceksiniz :

1. Muz kabuğu ve meyvesi doğal antibiyotik etkilidir. Geceleri yatmadan önce yüzünüzü temizledikten sonra sivilcelerin üzerine muz kabuğunu sürtüp sabah kalkıp yıkadığınızda farkı göreceksiniz.

2. Zehirli sarmaşığa mı sürtündünüz? Ya da sivrisinek mi ısırdı? Hemen bir muz alın, meyvesini yiyin, kabuğunu ısırılan yere sürün, kaşıntınızı ve kızarıklığı hemen aldığını göreceksiniz. Hatta bunu zehirli sarmaşık yarasına günde 2-3 kez sürmeniz daha etkili olacaktır.

3. Dr. Mehmet Öz’den size pratik bir çözüm: Derinize saplanan kıymığı çıkarmak için boşuna iğne-cımbız aramayın. Hafif kararmış muz kabuğundan ufak bir parçayı kıymık batan yere, meyveye temas eden kısmı deriye temas eder şekilde gece boyunca bantlarsanız , ertesi gün uyandığınızda muzun içeriğindeki enzimlerin deriyi hafif soyarak kıymığı deri yüzeyine taşıdığını görebilirsiniz.

4. Kıymıktaki gibi birkaç hafta boyunca her gün siğil alanının üzerine aynı şekilde bir uygulama yaparsanız, siğillerde de oldukça etkili olmaktadır.

5. Sabahları mideniz kötü kalktınız, hemen 1 bardak ballı muzlu milkshake hazırlayın kendinize veya zencefil-çilek-muzu yoğurtla birlikte blenderdan geçirip yiyebilirsiniz.

6. Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Derneği, sabah bulantısı olan hamile kadınlara BRAT diyeti önermektedir. (BRAT=Banana, rice, applesauce, toast yani muz, pirinç, elma püresi ve kızarmış ekmek)

7. Büyük boy bir muzun 105 cal gibi düşük bir kalori değeri olması, özellikle Japonya’da ünlenen “Sabahları Muz Diyeti” fikrini ortaya çıkarmıştır. Muzun içeriğindeki potasyum vücuttaki ödemi azaltmakta ve bu sayede kilo kaybı sağlamaktadır. Ayrıca bol lifli olduğu için kişiyi uzun süre tok tutar, glisemik indeksi düşük olduğu için de kanda ani şeker yükselmesine yol açmaz.

8. Kuru cilt ve kırışıklıklarda muz maskesi oldukça etkili doğal bir nemlendiricidir. Olgun bir muzu ezip 1 adet yumurta sarısı ve 1 yemek kaşığı krema ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürüp 15 dakika bekleyiniz. Sonrasında ılık su ile yıkayınız. Ayrıca bu formül sertleşmiş, kuru ellerin yumuşatılmasında da yardımcıdır.

9. Spor veya uzun süreli yürüyüş öncesinde kişiye hızlı enerji sağlayan bir meyvedir muz. Hatta spor sonrası da kişiyi rahatlatır.

10. “Soyulabilir uyku hapı” terimini hak eden muz, triptofan maddesinden zengindir ve Duke North Carolina’daki Durham Diyet ve Fitness Merkezi’nden beslenme uzmanı Elisabetta Politi’ye göre triptofan beyindeki ve kandaki serotonin miktarını arttırarak kişinin rahatlamasını sağlamaktadır. Belki de muzun sarı parlak bir bakış açısından gülümseyen şekli de bu yüzdendir!

Güncelleme (15 Ekim 2016)
Araştırmalara göre oluşan kahverengi lekeler muzun sırf daha olgun olduğunu değil, aynı zamanda bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir şey içerdiğini gösterir. Bu özellik tümör nekroz faktöründe de bulunan bir özelliktir ve muzda zaten önceden ispatlanmıştır. Kansere karşı vücudumuzdaki enfekte veya iltihaplı bölgelere vücut hücreleri taşıyarak savaşır. Sonuç olarak bu hücreler yok edilir ve tümör hücrelerinin büyümesini engeller. Devamını okuyun

Teşekkür : Muzun yararları [*] metnini ileten Sayın Taner Vidinligil.

Diğer Kaynaklar :
Muz kabuğunun şaşırtıcı faydaları  
Potasyum kaynağı muzun faydaları 

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Yaşama Hakkı-Right To Live

yaşama hakkıYaşama Hakkı, kişinin fiziksel varlığının sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan insan hakkıdır. 4 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde herkesin yaşama hakkının yasayla

korunacağı, yasanın ölüm cezasını  öngördüğü bir suçtan dolayı mahkemece verilmiş bir cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimsenin kasten öldürülemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca yaşama hakkı; “insanın sağlıklı olarak doğması, bedensel bütünlüğünü psikolojik-entelektüel gelişim olanaklarına sahip olarak sürdürebilmesi, insan olarak varlığının-tüzesel kişilik yanı ile birlikte- doğa yasalarının zorunluluğundan başka hiçbir dünyevi bağ, önlem, zor yaptırım ile sınırlanmaması, etkilenmemesi, zarara uğratılmaması, yok edilmemesidir”.

Kısaca ‘insanın öldürülmezliği’ hakkıdır. Kişinin beden bütünlüğünün doğal ölümüne kadar korunmasına da ‘yaşam hakkı’ denilmektedir.

Bu açıklamalardan sonra Türkçe ve İngilizce tercümesini içeren esas mesajla bu yazıyı sonlandıralım.

“Hiçkimse tedavi masraflarını karşılayamadığı için ölmemeli ve hiçkimse hastalığa yakalandığı için beş parasız hale gelmemeli – No one should die because they cannot afford health care and no one should go broke because they get sick.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Cahiller Neden Cesurdur?

cahiller neden cesurdurlar“Bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir” diyen Sokrates ile “Dünya’nın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır” diyen Bertrand Russel ne kadar doğru söylemişler. Hemen

tüm geri kalmış ülkelerde bilgili ve bir o kadar da mütevazi insan kenarda köşede kalmışken, meydan maalesef yetersiz,  bilimsel açıdan cahil denebilecek, aşırı hırslı ve muhteris olanlara kalmıştır.

ABD Cornell Üniversitesi’nin iki psikologu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada; Türkçe’de “cahil cesareti” ile benzer “Yetkin olmayan insanlar, vardıkları yanlış sonuçlar ve talihsiz seçimlerin yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip değillerdir” görüşü savunulmaktadır. Bu savunulan algılamaya, “Dunning–Kruger Etkisi ya da Dunning–Kruger Sendromu” denmektedir.

Evde Yazar adlı blogda bu konu hakkında çok beğendiğim aşağıdaki ifadelere rastladım.

Mutlaka iş hayatında sizinle aynı pozisyonda çalışan, ya da sizin üstünüz olan cahil tiplere denk gelmişsinizdir. Pozisyonun gerektirdiği hiç bir bilgiye sahip olmadıkları yetmezmiş gibi bir de ahkam keserler buldukları her fırsatta ve kendilerinden emin tavırlarla.. Aslında bu tiplere gündelik siyasi hayatta, aile meclislerinde, arkadaş gruplarında da sık sık rastlamışlığınız vardır. Her şeye hakim bir tavırla yüksek perdeden konuşurlar, asla aksi fikirleri onaylamazlar. Eleştirileri asla kabul etmezler ve her zaman her işin kendileri için çok kolay olduğunu düşünürler. Örneğin karmaşık hesapları bir çırpıda çözen iş arkadaşı için “ alıyor eline hesap makinesini, iki tık tık, bir şık şık tamam; ben alasını yaparım” derler. Oysa o arkadaşının çözebildiği problemin ne içerdiğinden bile haberleri yoktur. İngilizce anlamında bilgileri “how are you?” dan bir adım ileridir ama İngilizce’yi çok bilirmiş gibi insanlara şov yaparlar; komik duruma düşerler ama öyle cahildirler ki anlamazlar bu durumu bile. Kendini bilmezlik had safhadadır. Ben onlar için “öz güvenleri tavana vurmuş” söz öbeğini kullanmayı severim; halk dilinde bilinen “cahil cesareti” kavramı da onları anlatan güzel bir deyimdir. Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

Televizyon izlerken, “Yahu bu kişi bu bilgisizlikle buralara nasıl gelebilmiş” ya da birlikte çalıştığınız birisi için, “bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?” dediğiniz olmuştur muhakkak.

Şimdi buyurun işin bilimsel araştırma boyutunu okuyun…

Cahiller Neden Cesurdur?

Dunning-Kruger Sendromu

Justin Kruger ve David Dunning adlı ABD’li iki psikiyatri uzmanı, bu hali çok yaşamış olacaklar ki, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attılar:

Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.”

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:

– “Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler,

– Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir,

· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler,

– Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar”.

Cornell Üniversitesi’ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik “Nasıl geçti?” sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi…

Soruların yüzde 10’una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların “testin yüzde 60’ına doğru yanıt verdiklerini” düşündükleri; hatta “iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları” ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90’ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70′ ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu’nun
metni yazıldı:

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!

Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş
bir itici güç oluşturur.

‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü’ davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler…Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler… Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar…”

Yazanın Notu :

Halk dilinde cahil cesareti denilen kavramı mercek altına alan Justin Kruger ve David Dunning :
“Kişinin cesaretinin aslında bilgisizlikten geldiğini savunarak, bu tür kişileri Dunning Kruger Sendromu yaşayanlar olarak nitelendirmiş,
Ayrıca, çok başarılı ve üstün bir kariyere sahip olan kişiler ile bilgisi az olan ve alanında uzman olmadığı halde başarılı bir pozisyona gelen kişileri kıyaslamış”,
2000 yılında Nobel Ödülü alan bu muhteşem araştırmalarını dünya insanlığına sunmuşlardır…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+
Page 1 of 2
1 2