Etiket arşivi: Nasıl

Ahmak Bilimi Örnekleri

ahmakAhmak; “aklını gereği gibi kullan(a)mayan, bön, budala, zekası az gelişmiş vb.” olarak anlamlandırılan bir kelimedir. Kısaca, “aklı olup da aklını kullanmayan veya kullanamayana ahmak” denmektedir. Genellikle ahmaklar

“hiçbir şey bilmediği halde her şeyi bildiği görüntüsünde olan, bilmediği bir konu hakkında sürekli ısrar ve iddia eden” kimselerdir.
Ayrıca ahmak ile aptal aynı anlamdaki kelimeler sanılmaktadır. Ahmaklık çoğu zaman aptallıkla karıştırılır. Ama ikisi aynı şey değildir.
Çünkü aptal “yaptığı hatayı farkedebilen, hatalarından pişmanlık duyan, üzülen ve bu üzüntüyle de zararın neresinden dönülse kardır”, deyip bundan ders çıkarabilen insana denmektedir.

Hepimiz zaman zaman aptallıklar yaparız. Bunlara örnek olarak bir alıntı sunacağım.

Alıntı : “Aptallık ettim”, “Aptalca davrandım”, “Ne kadar aptalmışım”, “Bu aptallığı nasıl yaptım?” gibi cümleleri çoğumuz sık sık kullanmak zorunda kalırız. Ahmaklık ise başlı başına illettir. Aptallık geçici eğriti ve arızidır. Ahmaklık ise süreğen, kalıcı, kronik ve müzmin”.
[Alıntı kaynağı: Ahmak kimdir, nasıl teşhis edilir?]

Ahmak izah edileni anlamaz. Ahmak ile Aptal arasındaki farkı şu iki örnekle de belirtebiliriz; “aptal pişmanlık duyar, ahmak ise pişmanlık duymaz”, “Ahmak ne yaparsan yap anlamaz, aptal bir süre sonra yaptığını idrak edebilir”.

Bilim insanları, ahmakların neden ahmaklık yaptıklarını merak edip araştırmışlar.
Buldukları veya kurguladıkları bazı senaryolarla, bilinen bilimsel kurallara riayet edilmediğinde, yani ahmaklık yapıldığında, neler olabileceğini de ortaya koymuşlar.
Ayrıca Ahmak Bilimi’nde uzmanlar, kişilerin katıldıkları bir maceranın nasıl ve neden talihsizliğe dönüşebileceğini ve kişilerin nerede, nasıl hatalar yaptıklarını bilim yoluyla açıklamaya çalışmışlar.

National Geography tarafından ahmak bilimi alanında hazırlanan, Türkçe videoları seyretmek için buraya tıklayın.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Çocukları Korumak İçin Bilinçlenmeliyiz

Hemen her gün, ülkemizde kaybolan çocuklarla ilgili bir haber duymaktayız. Kaybolan çocuklarımızın büyük çoğunluğu cinsel istismar görmekte ve maalesef canlarına da kıyılmaktadır. Batı toplumları çocuklarını daha etkin

yasalar ile koruyor ve suçluları sıkı takip altına alıyor.
Batıda bu konuda yapılanlara kısa bir örnek sunalım.
“İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD çocukları cinsel taciz, tecavüz, fiziksel ve psikolojik işkenceden korumak için çok sıkı önlemler almış durumda.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre imzacı Türkiye’nin de çocukları koruması gerekiyor.Türkiye’de son dönemde çocuk istismarı ve kayıp vakalarının artması, çocukların yeterince etkin şekilde korunamadığı yönünde tartışma başlattı. Türkiye’nin de 1990 yılında imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi de taraf devletlerin çocuk haklarının yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları gerektiğini hükme bağlıyor”…
[Devamını okumak için buraya tıklayın]

Bu yazıda önce bazı açıklamalar, sonra da sosyal medyada yer alan bazı paylaşımlardan örnekler sunacağım…

Çocuk İstismarı Nedir?

Fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile çoğu zaman eş anlam taşır. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Bu istismar ve ihmalin açıklanması konusunda birçok ülke yönetimi kendi yasal tanımlarını yapmıştır; nelerin çocuklara kötü davranma olarak tanımlanacağına kendi yasa ve ceza kanunlarına değinilir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre; “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”.

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11 – 17 yaş grubunda olduğunu görülmekte. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3’tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96’sı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

Dünyada çocuk istismarı

ABD ve Avrupa
ABD’nde, federal yönetim çocuk istismarı ve ihmalini bir tutar; 2005 kanunlarında da detaylı bir açıklaması bulunur. Bunun yanı sıra herhangi bir fiziksel istismar yasalara göre suçtur.

Amerika gibi, Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de çocuklar için yardım kurumları bulunmaktadır ve bu kurumlara ulaşım olanağı öğrencilik hayatına başlayan her çocuğa öğretilir. Bu kurumlar, çocukların bireysel bildirimleri veya herhangi bir kişiden aldıkları ihbar doğrultusunda çocukları koruma altına alırlar; çocuk da reşit yaşa gelinceye dek, eski ailesinin maddi hali uygun ise, onlardan maddi tazminat alır.

Türkiye
Türkiye’de çocuk istismarına ceza söz konusu olmasına rağmen, ihmali bir suç teşkil etmez. Bu vesile ile birçok medeni toplumda olduğu gibi, suç işleyen küçük çocuğun ailesi veya ebeveynleri suçlu sayılmazlar. Bunun yanı sıra, aileleri ve eğitim hayatları süresince kendilerine karşı işlenen istismarlar karşılıksız kalır. Aşırı istismara uğrayan çocuklar için aile bireyleri, istismarı işleyen aile reisi hakkında vasi tayini davası açabilir; veya yerel emniyet kontrolünde çocuk yeni bir aileye teslim edilinceye dek korunulur. Dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran %10 ila %53 arasındadır.

Ancak yasalarımız dünya standartlarının oldukça altındadır. Türk Ceza Kanunu’nun 414. maddesine göre, 15 yaşından küçük bir çocuğa zor kullanarak, tehditle tecavüz edilmesi 10 seneden az hapis cezası verilemeyeceğini iletir; fakat bunları yapmadan tecavüz edilirse beş seneden az hapis cezası verilemeyeceğini bildirmektedir.
[Konu hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın]

Ailelerin, çocuklarını istismarlara karşı bilinçlendirmek amacıyla yapabilecekleri basit şeyler vardır. Bunların ne olduklarını aşağıdaki örneklerde okuyunuz…

Sosyal medyadan bazı paylaşımlar

Çocuğunuza iç çamaşırı kuralını öğretin.
Detayları için aşağıdaki resme tıklayın.

iç çamaşırı kuralı
Çocuklarınıza şifre (parola) ve çığlık atma kurallarını öğretin.
Bu konuda Facebook’daki paylaşımım şöyleydi :
“ÖNEMLİ DUYURU
DİKKAT – Hemen her yerde SAPIKLAR dolaşıyor.
ÇOCUKLARA : “Mutlaka PAROLA sorma, zorlanırsa ÇIĞLIK atmayı ÖĞRETİN”.
Piknik yerleri, konserler, kalabalık caddeler, oyun parkları ve AVM’ ler çok riskli yerler. Buralarda çocuğunuzu ASLA YALNIZ BIRAKMAYIN.
RESİMLERDEKİ YAZILARI OKUYUN LÜTFEN”.
cocuk-şifre
Çocuklara öğretilecek güvenlik kuralları
çocuğunuza öğretin

cocuklari-korumaliyiz
Çocuk istismarı hakkında yararlanılacak diğer kaynaklar :
Pedofili nedir?
Çocuk istismarı hakkındaki akademik yayınlar listesi
Anne-babalar dikkat! – NOT: Bu yazının tamamını okumak için her paragrafın sağ altındaki DEVAMI… düğmesini tıklayın
Çocuk istismarı Sitesi

Yazanın Notu :

Ülkemizdeki ailelerin büyük çoğunluğu maalesef bu konuda bilinçsiz. Bilinçlenme yazmak, çizmekle ailelere yeterince anlatılamaz. Bu ancak; büyük kampanyalar, televizyon programları, reklamlar (kamu spotları), el ilanları, afişler vb. yaygın duyuru araçlarıyla halkın ayağına hizmet götürülerek yapılabilir.

Bu kadar önemli ve her ülkede bela olan bu konuda, en önemli sorumluluk ailelerdedir. Onlar bilinçlendirilemezse, ne yapılırsa yapılsın, çocuk istismarı ve pedofili azaltılamayacak ve yine bela olmaya devam edecektir.

Bendenize göre, şartlar ne olursa olsun bu bela ile olabildiğince mücadelede en fazla dikkat edilecek, üzerinde durulacak husus; “ailelerin bilinçlendirilerek, istismarların başlangıcı sırasında çocuklarına ne yapmaları gerektiğini öğretmeleri” olmalıdır…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Tebeşirle Yapılan 3D Çizimleri

tebeşirle çizimSokaklara, kaldırımlara ve daha bir çok yere tebeşirle 3D görüntüleri çizimi son 10 yıllık dönemde artmıştır. Öncelikle 3D ne demektir, kısaca onu açıklayalım. 3D : “Türkçesi 3 boyut anlamına gelen 3 dimension (boyut)

demektir. Geniş anlamda 3 boyutun olması demek yüksekliğin(1) derinliğin(2) genişliğin(3) olmasıdır. Bunlara 4 ncüsünü eklersek bu da ‘zaman’ olur -ki bu animasyonla ilgilidir. 3D’nin meydana gelebilmesi için bir düzlem, 3 boyutlu bir obje ve bir ışık kaynağının olması gereklidir”.
[3D ve diğer detaylar için bakınız Kaynak: Maxi3D.Net]

İnternette binlerce tebeşirle yapılmış 3D çizimlerine rastladım.

İçlerinden seçtiklerimi sizlere sunuyorumescape_by_nikolaj_arndt65012_0fairy_tale_nearby____by_nikolaj_arndtjulian-beever-street-art-13manfred-stader-street-art-1Untitled attachment 00549Untitled attachment 00552Untitled attachment 00567

Yazanın Notu : Diğer çizim örneklerini de görmek için arama motorlarına  Türkçe; “tebeşirle 3D görüntü çizimi”, İngilizce “drawing 3D images with chalk” yazarak arama yapabilirsiniz.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Kaliteli İnsan Olmanın Sırları

insan olmak kolayİnsanlar, özlerinde iyilik varken neden kötülük yaparlar? Neden özlerine ihanet ederler? Kaliteli insan olabilmek çok mu zordur? Öncelikle, insan olabilmenin ilk adımları ve eğitimi çocuklukta başlar. İyi insanlardan oluşan

aile, çevre (mahalle, arkadaş vb.) ile ortam (yaşanılan ülke, eğitim olanaklarının kalite ile seviyesi vs.) yetişmekte olan çocukların iyi insanlar olabilmelerini sağlayan temel unsurlardır. Bu unsurlar; ne kadar doğru, olması gereken ölçülerde sağlanır ve uygulanırsa, o çocuklara o kadar yarar sağlayacaktır. Tersi (özetle kötü örnekler) olduğunda, çocukların iyi insanlar olabilmeleri zorlaşacaktır.

Özellikle aileler çocuklarına; “çok çalış, sınavlarda başarılı ol, şu mesleği seç, başarılı olabilmek için daha az oyna vb.” sözleriyle, onları doğru yetiştirdiklerini zannederler. Yanlıştır. Bitmez tükenmez bu hatalı söylemler, o çocukların kendi istek ve arzularını, ihtiyaçlarını (arkadaşlarıyla birlikte olmak, oynamak vs.) asla karşılayamaz. Bu ihtiyaçlarını bastırmak zorunda kalan çocukların psikolojileri de kolayca bozulabilmektedir.

Aileler çocuklarına : “Evladım; ne olursan ol, önce insan olabilmelisin. Doğru, adil ve vicdan sahibi olmak her şeyden önemlidir. Diğer insanlarla birlikte yaşayacağını asla unutmamalısın. Onlarla hayatı paylaşmak zorundasın. Evde, sokakta, okulda, iş yerinde, yani her yerde insanlarla birlikte olacaksın. İyi insan olanları diğer insanlar da sever. Olmayanları ise kabullenmez. Özetle; önce iyi insan, sonra da ne istersen (tahsil, meslek, iş vs.) onu yapmalısın” demelidir.
Aynı söylemler eğitimciler tarafından öğretim sürecinde sürekli işlenmelidir. Belli bir süreden sonra, bu eğitimi almış olan çocuklar kendi yollarını kolayca bulacak, büyük olasılıkla da toplumlarına iyi insanlar olarak katılacaklardır.

Giordano Bruno’nun günümüze kadar gelen “İKİ ŞEY” (iyi, kötü, kaliteli ve kalitesiz insanlar) hakkındaki sözleri, değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiştir!
Hatırlayalım…

Kaliteli İnsan Olmanın Sırları

“İKİ ŞEY…”

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir: 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller: 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür: 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar: 1- İradeye hakim Olmak 2- Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar: 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.

İki şey geri bırakır: 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar: 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır: 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır: 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller: 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir: 1- Tebessüm (gülümseme) 2- Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 1- Anne 2- Baba

İki şey geri alınmaz: 1- Geçen zaman 2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir: 1- Sevgi 2- Bilgi

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir: 1- Nefes alabilmek 2- Nefes verebilmek

Kimdir?
Meşhur “Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.” sözlerinin sahibi 16. asır Latin düşünürü Giordano Bruno, Aralık 1548 İtalya doğumlu bilim adamı, rahip, ve filozoftur.
Kilisenin dogmatik görüşlerine karşı bilimi savunduğu için (Kopernik’in “evren sonsuzdur” anlayışı) rahiplik mesleğinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Rahiplik mesleğinden ayrılması sonrasında İtalya’dan da ayrılmak zorunda kalınca Avrupa’yı dolaşıp bazı üniversitelerde kürsülerin başına geçmiş, eğitim vermiştir.
Ama hem İtalya’daki geçmişi, hem de üniversitelerin bile onun görüşlerine hazır olmayışı sebebiyle belli bir yerde kalamamış, sonuçta tüm Avrupa’yı dolaşmak zorunda bırakılmıştır.
1592 de döndüğü İtalya’da bir soylunun suçlaması üzerine (İsa ya hakaret ettiğine ilişkin bir suçlama bu) engizisyon mahkemesince yargılanıp hapse atılmıştır.
Tam sekiz yıl boyunca engizisyon mahkemesi’nin türlü işkencelerine maruz kalmış, yine de görüşlerini ve kitaplarını reddederek engizisyonca bağışlanmayı kabul etmemiştir.
17 Şubat 1600 de Campo Dei Fiori de (çiçekler meydanı) önce dili kesilmiş, ardından da yakılarak öldürülmüştür.

Teşekkür : “İki Şey” metnini ileten Sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Duyular Gerçek Görüntüleri Bozmaktadır

göz kandırmasıGözlerimiz şaşırtıcı organlar olup, görüş alanımıza yansıyan ışığı yorumlama yetenekleriyle, görüntüye dönüştürürler. Ayrıca onlar, gördüğümüz objelerin, saniyeler içinde  mesafe, renk ve yerlerini belirlememize de

yardımcı olurlar.
Bununla birlikte, bazı objelerin görüntüleri gözlerimizi kandırabilmekte ve  bu kandırmalar (algısal yanılsamalar, optik illüzyonlar) aslında ilginç bir sonuç oluşturmak için görsel süreçteki zayıflıktan  yararlanmaktadır.

Bu nasıl olmaktadır?

Görmedeki algısal yanılsama (perceptual illusion-algısal illüzyon), duyuların gerçeği nasıl çarpıttığını, yani beynin duyusal stimülasyonu (uyarma, tahrik, dürtü) vasıtasıyla, objeleri nasıl yorumladığını ortaya koyan bir bozulmadır.
Bir başka deyişle, gerçek objeyi olduğu gibi görmek yerine, insan duyularının objenin görüntüsünü etkileyerek beynimizdeki görme algısını bozması ve objenin esas görüntüsünü değiştirebilmesidir.
Tecrübeler sonucu zihin ve beynin, objelerin algısal kategorilerini de oluşturduğu anlaşılmıştır.

Görmede oluşan bu kandırmaları aşağıdaki resimlerde inceleyelim…

Duyular Gerçek Görüntüleri Bozmaktadır

1. Sayfayı aşağı yukarı oynatın ve aşağıdaki resimde oluşacak değişikllikleri görün…
enigma780
2. Aşağıdaki  yer alan resimlerinortasındaki X harfine 75-80 santim uzaktan ve bir gözünüzü kapatarak 10-15 saniye bakın. Sonra aynı tek gözünüz kapalı olarak resme yaklaşın ve kör nokta ne tarafta görün. (resimde X’in hangi tarafında).
jcfbspot3. Aşağıdaki kadın resmine bir süre bakın. Gözlerinizi kısa süre kapatıp açın ve bir kez daha bakın. Kadın siz göre genç mi, yaşlı mı?
woman
4. Aşağıdaki resmin sol tarafındaki mavi-kırmızı çizgilerin konumları, sağ tarafta nasıl oluşmuştur?
poggen1
5. Aşağıdaki resimde iki hayvan (biri yırtıcı hayvan) vardır. Dikkatle bakın ve hangi hayvanlar olabileceğini tahmin edin. Not: yazının sonunda cevabı verilecektir.
frog_camo
6. Aşağıda sol taraftaki kadının negatif film fotoğrafında sol gözdeki kırmızı noktaya 30 veya 60 saniye dikkatle bakın. Daha sonra, hemen sağ taraftaki beyaz alandaki X’e bakın ve gözlerinizi hızlıca 4-5 kez kırpın. Bu beyaz alanda ortaya çıkacak negatif filmin renkli görüntüsüne “İlk Fotoğrafın Negatif Efekti” denmektedir… (NOT: Şayet renkli görüntüyü elde edemezseniz, negatif filme daha uzun süre bakın, bir de bilgisayarınıza bakma mesafenizi arttırın)

negative-photo-illusion
7. Aşağıdaki fotoğrafta meşhur “Ay’ın Algısal Yanılması” (kandırması) illüzyonuna bakınız. Ay, ufuk çizgisindeyken çok büyük, gök yüzündeyken daha küçük olarak görülmektedir. İnsanlık tarihince bilinen bu fenomen görüntünün sebebi hakkında bilim dünyası hala bir açıklama yapamamaktadır…
moon-illusion
8. Aşağıdaki resme ilk bakış anında ne görüyorsunuz? Gemi, köprü, yelkenler vs. İlk bakıştaki görme algısı yanılması, yani kandırması çok açık değil mi?
köprü-gemi
NOT : 5 numaralı resimdeki yırtıcı hayvan, Güney Amerika’da yaşayan Jaguar, diğeri ise kurbağadır…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Hayatın Farklı Yönleri de Var

hayatın farklı güzellikleriHayatın farklı ve yeni yönlerini keşfetme arzusu duyuyor musunuz? Aslında; hayatın farklı yönleri insanların burnunun dibinde, hep gözünün önünde. İnsanlar, bu yönlerden büyük çoğunlukla alıştıklarını, işine gelenleri, yani

hemen her gün tekrarladıklarını seçiyor. Farklı olanları tanıma, deneme vs. arzularını bastırıyor. Bastırıyor, çünkü alışılmışın bilinirliği, daha güvenli oluşu, en önemlisi de rahatlığını tercih ediyor. Bir süre sonra bu tercihleri vazgeçilemez, sözü dahi edilemez tabulara dönüşüyor. Bunların sonucunda ise, yeni ve farklı olanları keşfetmekten, denemekten çekinir, korkar hale geliyorlar. Böyle olunca da kendilerini hayatın monotonluğundan kurtaramıyor, çoğunlukla da mutsuz, hayata olumsuz bakan bir kişiliğe bürünüyorlar.

Olumlu, mutlu ve pozitif olarak hayata bakabilecek insanda; mevcut yaşama dinamikleri, mutluluk, sevgi, hayata daha fazla sarılmak, ondan olabildiğince tad almak vb. duyguların, olağanüstü arttığı görülecektir…

Alışılmışın monotonluğunu ve endişeleri düzeltmenin en iyi yolu, düşünceleri doğru şeylere yönlendirmek, olumsuz şeylerden olabildiğince uzak durmaktır. Çünkü düşünceler, olumsuzlukları sürekli gündeminde tuttukça, içinde bulunulan bu ortamdan kurtulması o denli zor olmaktadır.

Daha anlamlı bir hayatı yakalamak, güzellikleri, mutlulukları ıskalamamak için; insanın önce kendi iç gücünü keşfetmeye çalışması, kendi ruhunu beslemeyi ve kendini sevmeyi öğrenmesi, yaşamdaki farklı ve yeni yönleri denemesi gerekmektedir.

Pasif rolden çıkıp, hayatın içinde aktif olarak rol almaya başlayan insan, yaşamın yeni ve farklı yönlerini kaşfetmeye başladığında, bambaşka bir insan olduğunu şaşkınlıkla da olsa, görebilecektir.

Enerjisi, yaşama tutkusu pozitif olarak değişecek bir insan, bu sayede kendini sevmeyi de öğrenecek, bu sevgiyi başkalarına da kolaylıkla aktarabilecektir. Bence en önemlisi olan, “başkalarının da kendisini sevmelerini sağlayacaktır”…

Pozitif enerjisini, yaşama tutkusunu, sevgisini ve bilgisini, diğer insanlarla buluşturan ve bunu olabildiğince paylaşanlara selam olsun.

İnsanlar kendilerine, hayatın farklı ve yeni yönlerini tanıma fırsatı vermelidir.

Yazılarımın sonunda sık sık kullandığım bir sözümle bu yazıyı da sonlandırıyorum.

Sevgiyle kalınız…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Optik İllüzyon Örnekleri

optik illüzyonOptik illüzyon (görsel illüzyon) ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran

kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Gerçeklikteki fiziksel olayların algılanması sırasında yalnız bir nesnellik içinde kayda geçirilmez, sürekli değişim gösterebilir, kimi düzeltim ve bütünlemelerden geçirilerek; okunan bir kitaptaki kimi dizgi yanlışlıklarının farkına varılamaması örnek gösterilebilir.

Algılama sırasında başvurulan değiştirmeler, örneğin yolun kenarında atılmış olan bir poşetin, uzaktan bir hayvana benzetilmesi gibi yargılar oluşabilir. Bu tamamen gerçek bir illüzyondur. Nedenleri öznel ya da nesnel olabilmekle beraber, bütün normal insanlar görebilir. Ancak dış koşullar algılamada bir düzeltmeye başvurmaya olanak sağlıyor da birey buna yanaşmıyorsa, illüzyon sayrısal niteliktedir. Varsanı (halüsinasyon) tersine yanılsamada duyusal bir uyarı söz konusudur. Ancak bu uyarı öznel nedenlerden yanlış değerlendirmelere konu yapılmaktadır.

Temel olarak 3 tipi vardır :
1- Değişmez optik illüzyonlar ile temsil ettiği nesnelerden farklı algılanan görüntüler oluşturulur,
2- Fizyolojik optik illüzyonlar gözlerin ve beynin belirli bir tür aşırı uyarılması (parlaklık, renk, boyut, konum, eğim, hareket) ile etki gösterir,
3-  Bilişsel illüzyonlar, bilinçsiz çıkarımlar sonucu oluşur.

Özetle, illüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması olarak da bilinir.

Şimdi aşağıdaki optik illüzyon (yanılsama) örneklerini izleyiniz…
NOT : Optik yanılsamaların ne olduğunu anlamak için farenizi resimlerin üzerine getiriniz.

Hareketli illüzyon animasyonuBu optik illüzyonda A karesi B karesi ile tamamen aynı tonda gri renge sahip.Bir parıltılı Izgara illüzyonu. Şekil, konum, renk ve 3D kontrast kesişme noktalarında siyah noktalar yanılsaması üretmek için birleşiyor.Eşzamanlı Kontrast İllüzyonu. Arka plan koyu griden açık griye kayan bir renk geçişine sahip. Ortadaki yatay çizgi de açık griden koyu griye geçiş gösteriyor görünmekte ama aslında tek renge sahip.Kanizsa üçgeniKaldırım Taşları - Resimdeki görüntünün üstten alta doğru küçülüyormuş gibi görünmesi bir yanılsama örneğidir.Hering illüzyonu


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Sana Nasıl Yardım Edebilirdim ki?

Allah ile PapazKasabanın birinde, sağır ve dilsiz bir kız “saldırıya” uğramış.Saldıranın kasaba papazı olduğu söylentisi yayılmış. Papaz, ömür boyu acı içinde hücresiz, hapishanesiz yaşamış. Sürekli kendisini temize çıkarmaya uğraşmış. Otuz yıl

sonra ölüp de Tanrı`nın karşısına çıkarılınca:
“Ey yüce Tanrım, benim günahım, kabahatim olmadığını bildiğin halde, neden bana yardım etmedin ve otuz yıl çile çektirdin?

Tanrı, cevap vermiş :
“İnsanlara, Meryem`le aramda bir şey geçmediğini iki bin yıldır anlatamadım.
Sana nasıl yardım edebilirdim ki?”  🙂

Teşekkür : Fıkrayı ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Ülke Sınırlarını Karşılaştırın

Sınır, hükümetler, devletler veya bir ülkenin idari olarak birbirinden bağımsız bölümleri gibi politik varlıkların coğrafî bitiş noktalarını ya da yasal yetki alanlarını tanımlayan bir terimdir. Hudut sözcüğü ile eş anlamlıdır. Eski

dönemlerde sınırlar, arada tarafsız bölgelerin bulunduğu ve kesin bir şekilde ayrılmayan bölgelerdi. Örneğin Suudi Arabistan-Kuveyt sınırında “Neutrol Zone-Tarafsız Bölge” (*) olarak adlandırılan bu durum gözlenmektedir.
Günümüzde ise çoğunlukla sınırlar kesin çizgilerle çizilmiştir. Havaalanları, limanlar ve sınır kontrol merkezleri de bir çeşit sınır oluşturmaktadırlar. Bu yolla ülkeye giren ve ülkeden çıkan insan, hayvan, para, mal devletin kontrolü altına alınır.
Sınırları geçebilmek için kişilerin pasaport ve vizeye veya kişi tanımlayıcı belgelere ihtiyaçları vardır. Yabancıların, başka bir ülkenin sınırları içerisinde kalmaları için gerekli özel göçmenlik belgeleri gerekebilir.
Hayvanların (nadiren insanların) belirli bir hastalığın geçişini engellemek için sınırdan geçmelerine izin verilmeyebilir. Birçok ülke sınırlarından tehlikeli hayvan girişini ve uyuşturucu girişini yasaklamıştır.
Eşya, hayvan veya insanların bildirilmeden ve izinsiz olarak sınırdan geçişi yasadışı kaçak göç olarak adlandırılmaktadır.
Aşağıda, farklı ülkelerin birbirleriyle ortak sınırlarını (hudutlar) gösteren çok ilginç fotoğraflar göreceksiniz.

Şimdi buyurun ülke sınırlarını görün ve birbirleriyle karşılaştırın…

01 Germany Czech Republic02 Ukraine Poland03 China Russia04 South Korea North Korea05 Sweden Norway06 Canada United States07 Italy Switzerland (at an altitude of 3,470 meters above sea level)08 Mexico USA09 Netherlands Germany Belgium11 Bangladesh India12 Syria Iraq13 The Netherlands Belgium15 China India16 Portugal Spain

20 India Pakistan Country Border


(*) Neutrol Zone-Tarafsız Bölge
300px-Former_Saudi-Kuwaiti_Neutral_Zone_en.svg

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Ticarette Deha Budur İşte!

deha-ticaretTicarette; “malı satarken değil, satın alırken kar edilir” diye altın bir kural vardır. Ticaretin tanımı şöyledir: “Ticaret malların/ürünlerin üretim sürecinden tüketimine kadar geçen zamanda, ekonomik değer taşıyan

başka nesneler ile değiştirilmesi, alışı ve satışı anlamında kullanılmaktadır.” Ticaretin insanlık tarihindeki ilk şekli takastır. Takas yöntemi ile, mal ve hizmetler birbiri karşılığında değiş tokuş edilir. Günümüzde ise artık değişim aracı olarak para kullanılmadan keşfedilmesi insanlık tarihinin erken dönemlerine dayanmaktadır.
Pek çok tarihçi ticaretin, iletişimin doğuşunu takiben takas yöntemiyle başlamış olduğunu düşünmektedir.

Ticaret hakkında çok güzel bir hikayeye rastladım.
Hikaye, bir tüccarla çiftçi arasında geçmekte.
Bu ticarette, normalde zarar edilmesi beklenir.
Ancak, sonuç hiç de öyle olmamaktadır.

Bu çok ilginç ticaret ve dehayı gösteren hikayeyi buyurun okuyun…

Ticaretteki Zeka

Billy, Teksas’ta bir çiftçiden 100 dolara bir eşek satın alır.
Ertesi sabah kamyoneti getirip teslim alacaktır.
Aksiliğe bak ki, ertesi sabah çiftçi ona kötü bir haber verir:

– “Ya sorma evladım, senin eşek dün gece mevta!”

– “O zaman paramı geri ver!” der Billy.

– ”Veririm de oğlum, ben o parayla senden sonra çatıcıya borcumu ödedim!”

– “O zaman eşeğin leşini alayım!”

– “Leşini? Ne yapacaksın eşeğin leşini oğlum!”

– “Piyangoya koyacağım!” demiş Billy.

– “Hadi len!” demiş çiftçi. “Beni ti’ye mi alıyorsun?”

– “Koyarım ben!” demiş Billy. “Hem kimseye ölü olduğunu söylemeyeceğim ki!”

Aradan bir ay geçtikten sonra pazarda karşılaşmışlar:

– “Evlat, n’oldu ölü eşek işi?” diye sormuş çiftçi.

– “Oooo! Onu koydum piyangoya, demiştim ya sana!”

– “Eeee?”

– “Eeesi, 500 tane bilet sattım 2 dolardan, 1000 dolar kazandım”

– “Hadi be!” demiş çiftçi. “Eee peki kimse seni şikâyete kalkmadı mı?”

– “Sadece eşeği kazanan!” demiş Billy,
Ona da 2 dolarını geri verdim, sustu!”  🙂

NOT:
– Goldman Sachs, çok uluslu bir ABD yatırım bankasıdır. Kurumsal müşterilere yatırım bankacılığı, finansal danışmanlık, finansal yönetim, vb. finansal servisler sunar.
1869 yılında kurulan şirketin merkezi Newyork’tadır.
– Goldman Sachs hakkında daha detaylı bilgi (İng.) için buraya tıklayın


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+
Page 1 of 4
1 2 3 4