Etiket arşivi: Dikkat

Telefon Faturasına Dikkat..!

telefon faturası ve papaganAmerika’da adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir bakar ki 3 milyon küsür dolar fatura. Beyninden vurulmuşa döner. Hemen ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın

kız arkadaşlarına ve dostlarına aittir.
Adam : ‘Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen’ der.
O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder. ‘Yok canım, hayvancağızın günahını alıyorum’ der içinden, ama şüphe de devam etmektedir.
‘Ya yapmışsa? Yok, yok yapmamıştır’. Gece papağanı gözlemeye karar verir.

Gece papağan kafesinden çıkar ve telefonun başına gidip rehberi açar, adamın kız arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşur.
Adam sinirden çıldırmış bir şekilde papağanı yakalar ve kanatlarından duvara
çiviler.

Papağan çarmıha gerilmiş bir vaziyette duvarda asılı kalmıştır.
Adam öfkeyle papağanı azarlar:
‘Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin. Çek bakalım cezanı!’
Adam gider.

Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta.
Hemen muhabbete koyulur:
‘Birader, sen ne kadardır buradasın?’

‘2000 yıldır buradayım’ der İsa.
Papağan hayretler içinde:
Vay..! Nereleri aradın öyle?  🙂

Teşekkür : Fıkrayı ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Yürüyüşün Faydaları Nelerdir

Tempolu yürüyüşDoç. Dr. Levent Köstem, “Yürüyüşün El Kitabı” girişinde: “Tıp biliminin atası Hipokrat, M.Ö.5. yüzyılda ‘Eğer tüm vücut bölümleri ılımlı düzeyde kullanılır ve egzersiz yaptırılırsa sağlıklı olur, iyi gelişir ve geç yaşlanır, eğer kullanılmaz

ve kendi haline bırakılırsa hastalıklara yatkın olur, sağlıksız gelişir ve hızlı yaşlanır’ diye yazmıştı” demiş.

Düzenli olarak yürüyüş yapanlar kasların kuvvetlenmesinden, şişmanlık riskinin azalmasına, yaratıcı düşünce potansiyelinin artmasından, yaşlanma sürecini geciktirmeye kadar çeşitli kazanımlar elde ediyor.

Hipokrat’tan bu yana her çağda hekimlerin egzersizi, hastalıklardan koruyan ve hastalıkları tedavi eden bir ilaç olarak reçete ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu, yürüyüş için öncelikle bir program oluşturulması gerektiğini belirtiyor.
Programa başlarken, kısa ve uzun dönemli gerçekçi hedefler konması, yürüyüş malzemelerinin özenle seçilmesi, programın tembelleşmeden oluruna bırakılması önerilmekte.

Yürüyüşün Faydaları Nelerdir

Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu;
Yürüyüşte uyulması gerekli hususları şöyle sıralıyor :

* Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
* 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
* Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
* Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüşler yapılmamalı.
* Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
* İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
* Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
* Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

Kazançları
Bu prensiplere bağlı kalınarak uygulanan yürüyüş programlarının kazançları ise şöyle sıralanıyor:
* Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
* Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
* Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
* Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
* Kan basıncını düzenler.
* Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
* Şişmanlık riskini azaltır.
* Sindirimi kolaylaştırır.
* Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
* Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
* Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
* Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
* Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
* Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
* HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
* Koordinasyona olumlu etki yapar.
* Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
* Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
* Dayanıklılığı artırır.
* Yorgunluk duyumunu engeller.
* Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
* Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
* Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
* Moral, öz güven ve iyimserliği artırır.

ABD Spor Akademilerinin tavsiyeleri :
Yürüyüşe başlamadan önce dikkat etmeniz gereken noktalar

“Eğer ortopedik bir probleminiz varsa mutlaka doktorunuza danışın veya kendinizi zorlamayın.

Herhangi bir ayakkabı ile yürüyüş olmaz. Kendinize rahat, tercihen ayağınızın ortopedik yapısına uygun bir spor ayakkabısı edinin. Ayrıca eğer sıcak bir yörede yaşıyorsanız ayakkabınızın hava geçiren bir cins olmasına dikkat edin. Hava geçirmeyen ayakkabılar zamanla ayak sağlığını bozabilir ve başta mantar olmak üzere çeşitli olumsuzluklara yol açabilir.

İlk gün 10-15 dakika ve hafif tempoda yürüyün. Daha sonra her gün 5-10 dakika artırarak 45 dakika veya 1 saate çıkın. Zamanla tempoyu da arttırabilirsiniz ve hafifçe terleyecek kadar kendinizi biraz zorlayabilirsiniz. Asla kendinizi aşırı zorlamayın ve çok terlemekten kaçının. Kapasitenizi yavaş yavaş arttırın. Kendinizi birden ve fazla zorlarsanız önce bir olumsuzluk hissetmeyebilirsiniz ama acısı sonradan çıkmaya başlar.

Terinizi emecek giysileri tercih edin. Ne çok kalın ne de çok açık olsun. Yürüyüşün başlarında beden soğukken zamanla terlenir ve bu sefer de giysiler kalın gelmeye başlar. Bu nedenle ceketli bir giysi veya eşofman uygun olabilir. En iyisi içimize bir tişört ve üzerine de ince bir ceket giymek. Yürüyüş sırasında sıcak basarsa ceketi belimize dolayabiliriz. Ayrıca hava sıcak da olsa bedenin birden soğumaması iyi olur. Bu nedenle de yürüyüşten sonra ince bir ceketle bedeni yavaşça soğutmak gerekir.

Yürüyüşten önce değil sonrasında duş almak daha iyidir. Çünkü hemen banyodan sonra beden hassas olur ve sonrasında sinüzite, üst solunum yolu enfeksiyonuna, burun akıntılarına, baş ve boyun ağrılarına neden olabilir. Duşu ne aşırı sıcak ne de aşırı soğuk alınız.

Yürüyüş sonrasında bol ılık sıvı alınız. Doğal ve taze sıkılmış meyve suları, ayran, maden sodası ise daha da idealdir. Sıvıları ve diğer içecekleri asla çok soğuk içmeyiniz. Hareketten sonra hararet basmasıyla birden ve hızlı olarak soğuk su veya meşrubat içmek isteyebilirsiniz ama kendinize hakim olun ve tercihen ılık veya oda sıcaklığında sıvılar alın. Sıvıları da birden değil yavaş yavaş ve sindirerek için.

Yürürken havalar ısınmaya başladıysa ve güneş tepe noktasındaysa mutlaka başınıza bir şapka veya örtücü bir cisim koymanızda yarar var. Ancak bu şapka veya örtü de hava geçiren bir kumaştan olmalı”…

Ayrıca doktorlar, yürüyüşte risk almamak için, mutlaka dikkat edilmesi gereken kurallara da uyulmasını istiyorlar…

Dikkat edilmesi gereken kurallar :

1- Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
2- Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
3- Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
4- Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.
5- Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
6- İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
7- Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
8- Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

Uzmanlar, her yürüyüşün faydalı olmadığını, tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün faydalı olduğunu belirtiyor.

ABD’de başkanlık konseyinin 7 tıp uzmanı, 14 spor çeşidini ve egzersizlerini karşılaştırmış. Sonuçta yürüyüşün;  Bisiklet, squash, basketbol, voleybol, cimnastik, tenis, halter, kürek çekme, kayak, jogging (hafif koşu), softball, golf, yüzme ve bowling gibi birçok spor çeşidinden daha etkili (yararlı) olduğunu belirlemiş.

Yazanın Notu :
– Tempolu yürüyüşte vücut; ilk 27 dakikada glikoz ve daha sonraki 18 dakikada ise “karbonhidrat” yakmaktadır. İşte bu karbonhidrat yakma işi vücuda en yararlı olanıdır.
– Bu bilgiyi; 1999 yılında sağ kasığımdaki “ilyak damarı” tıkanıklığı (Larenj Sendromu) hastalığı nedeniyle geçirdiğim “bifemoral bypass” (kalpten çıkan aort damarının arkasına ve beden iskeletinin hemen üstüne ve onlara paralel olarak kasıklara inen, orada ise ikiye ayrılarak aşağıya geçişle bacak damarlarına bağlanan, adına da greft denen, 72 cm uzunluğunda kalın bir aort damarı eklenmesi) ameliyatı sonrasında spor hekimlerinden öğrenmiştim…
– Bugüne kadar denediğim tüm egzersizler içinde, en yararlısının, bilinçli yapılan tempolu yürüyüş olduğunu belirtebilirim…
– Yürüyüşlerde yanınızda küçük boy bir pet şişe suyu bulundurmayı da ihmal etmeyiniz.

Sağlıcakla kalınız…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Doktorlar İçin En Önemli İki Şey

doktorlar kadavrada ogrencilerTıp fakültesinde ilk kez kadavra ( ceset ) başına toplanan öğrenciler, bayağı bir merak ve ilgiyle kadavrayı incelemektedirler. Öğrenciler kadavrayı incelerken sessizce içeri giren Profesör dersine başlar; “Tıpta iki şey

doktorlar için çok önemlidir. Birincisi, insan vücudu ile ilgili hiçbir şey sizin için iğrenç olmamalıdır. Hastanızdan tiksinmemelisiniz. Örneğin, der ve parmağını cesedin ….na sokar ve çıkartıp kendi ağzına götürür. Hadi bakalım şimdi sizler de aynı şeyi yapınız…”

Öğrenciler şok içinde, hepsi duraksarlar ama bakarlar ki profesör çok ciddi, istemeye istemeye hepsi sırayla kadavrayı parmaklayıp, sonra da emerler.

Öğrencilerin hepsi bu işin tadına bakıp berbat bir hale gelmişken, profesör konuşmasını sürdürür:

“Bir tıp doktoru için ikinci en önemli nokta gözlemdir. Ben kadavraya orta parmağımı soktum, ama ağzıma işaret parmağımı götürdüm..”

Şimdi, bir doktor için, DİKKAT etmenin ne kadar önemli olduğunu da öğrenmiş bulunuyorsunuz..!

Neymişş? Sonuç olarak işimizi dikkatli yapmazsak,  ..ku yerizzz…  🙂


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Blogdan Bahsedenler

Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Araba Klimalarının Tehlikelerine Dikkat!

Yaz aylarında sıcak, kışın da soğuk sebebiyle arabalarda klima kullanılması çok yaygınlaşmıştır. Bu klimaların kullanımında dikkat edilmesi gereken şeyler yanı sıra, yanlış kullanımları insan sağlığını da ciddi olarak tehdit

edebilmektedir.
Klimaların nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin olarak; aşağıdaki yazıda önce İngilizce, sonra da Türkçe olarak, “neler yapılması, sağlık için tehlikeleri nelerdir” gibi bilgiler sunacağım.

Bu sunumdan sonra da klimaların teknik bakımları, nasıl çalıştırılacakları  vs. hususlarındaki uzman görüşleri aktarılacaktır…

Do not turn on A/C immediately as soon as you enter the car!
Arabaya biner binmez hemen klimayı açmayınız!


– Please open the windows after you enter your car and do not turn ON the air-conditioning immediately. According to a research done, the car dashboard, sofa, air freshener emits Benzene, a Cancer causing toxin (carcinogen- take note of the heated plastic smell in your car). In addition to causing cancer,  it poisons your bones, causes anemia, and reduces white blood cells. Prolonged exposure will cause Leukemia, increasing the risk of cancer may also cause miscarriage.

– Arabanıza bindikten sonra lütfen camlarınızı açın ve hemen klimayı çalıştırmayın. Yapılan bir araştırmaya göre, arabanın gösterge paneli, koltuğu, Benzen yayan hava temizleyicileri (araba kokuları), Kansere rebep olan bir zehirdir (kanserojen-arabanız içinde ısınmış plastiklerin solunması olarak not alınmıştır). Kanser sebebine ilave olarak, kemiklerinizi zehirler, kansızlığa ve lösemiye sebep olur. Kanser riskinin artması ayrıca hamile bayanlarda düşüğe de neden olabilir.

– Acceptable Benzene level indoors is 50 mg per sq. ft. A car parked indoors with the windows closed will contain 400-800 mg of Benzene. If parked outdoors under the sun at a temperature above 60 degrees F, the Benzene level goes up to 2000-4000 mg, 40 times the acceptable level… & the people inside the car will inevitably inhale an excess amount of the toxins!

– İç mekanlarda (kapalı ortamda) kabul edilebilir Benzen seviyesi her (0,093m2) sq.ft’de 50 mg dır. Pencereleri kapalı park etmiş bir arabanın içi 400-800 mg Benzen içermektedir. Fakat 60 F (15,5 C derece) derece üzerinde bir sıcaklıkla, güneşin altında park ettiyse Benzen seviyesi 2000-4000 mg üzerine çıkar. Bu da kabul edilebilir seviyenin 40 katıdır. Ve araba içine giren insanlar bu aşırı miktardaki zehiri çaresiz bir şekilde içlerine çekerler.

–  It is recommended that you open the windows and door to give time for the interior to air out before you enter. Benzene is a toxin that affects your kidney and liver, and is very difficult for your body to expel this toxic stuff.

– Arabanın içine girmeden önce camları açmanızı ve içerdeki havanın dışarıya çıkmasına zaman verilmesi önerilir. Benzen böbrek ve karaciğerinizi etkileyen bir zehirdir ve bu zehirli maddenin vücudunuz tarafından dışarı atılması çok zordur.

Uzman Tavsiyeleri:

Klima Kullanımı ve Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

KLİMA KULLANIMI

1- Klimanızı kesinlikle yüksek devirde seyrederken devreye almayın. Uzun yolda illa ki durmanız gerekmez, debriyaja basarak devri düşürün, klimayı açın ve debriyajdan ayağınızı yavaşça çekin. Aksini yapmanız halinde klimanın kompresörü ayak kırabilir, bu da yaklaşık 300.- $ lık bir arıza demektir.
2- Yaz aylarında güneş altında park halinde kalan aracınıza ilk binişte klimayı açmadan evvel camları açarak sıcak havanın dışarı çıkmasını sağlayın, ardından camlarınızı kapatarak klimayı açın. Çok sıcak havalarda klimayı ilk çalıştırmada araç içi hava sirkülasyonu modunda kullanın, ardından dış hava alışını açın.
3- Klimanız açıkken kesinlikle camları açmayın.
4- Klimanız açıkken araç içerisinde sigara içmeniz hava kanalları içerisinde oluşan neme sigara dumanının yapışmasına neden olur, nemin kuruması ile birlikte kalan sigara kokusu hava kanallarından temizlenemez ve klimanın her kullanıma açılmasında araca pis bir koku yayılmasına neden olur.
5- Tam otomatik klimalarda derece ayarını dış sıcaklık ile maximum 7 derece fark olacak şekilde ayarlayın. Daha fazla bir fark hasta olmanızı ya da vücudunuzun direncinin zayıflamasına ve yorgunluk hissine neden olur.

KLİMA BAKIM VE SERVİSLERİ

1- Klima bakımlarınızı yaz aylarına girmeden evvel YETKİLİ SERVİSLERDE veya KLİMA SERVİSLERİNDE yaptırın. Yetkili servislerde dahi klima konusunda ustaları olup olmadığını sorun. Sanayi servislerinde ise referans almadan klimanızın bakım veya onarımını yaptırmayın. Ne yazık ki klima kullanımının artması ile birlikte her serviste klima gazı basılır yazısı görülmekte, bu tip servislere itibar etmeyin. Klimanızda tamiri mümkün olmayan ya da pahalı arızalara sebep olabilirler.
2- Klimalarda bulunan R12 veya R134 gazının yılda %10 – 20 oranında azalması normaldir.
Bunun üzerindeki azalmalarda kaçak kontrolü yapılmadan gaz tamamalanmaması gerekir. Gazın tamamen boşalmış olduğu klimalarda gaz kaçak sıvısı ve azot gazı verilerek kaçak bulunur, tamir edilir ve gaz basılır.
Tamamen yeni gaz basımında gaz basılmadan evvel de kesinlikle VAKUM yapılarak sistem havadan arındırılmalıdır.
3- Binek araç klimaları ortalama 700 gram ile 1.100 gram arasında gaz alır. Aracınızın etiketleri arasında klimaya ait bir etiket olması ve gaz miktarının yazılı olması gerekmektedir.
4- Ticari araç klimalarında gaz oranları farklılık göstermektedir.
5- Klimalarınızı kış aylarında da en az haftada bir defa 5 – 10 dk. süre ile çalıştırmanız klima sisteminizin ömrünü uzatır.
6- Polen filtrelerinizi kontrol etmeyi unutmayınız.

Araç Klimalarına Dikkat!

Makine Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Doç. Dr. Mete Kalyoncu, bunaltıcı ve kavurucu sıcakların yoğun olduğu günlerde araç klimalarının doğru ve sağlıklı kullanılmasının önemli olduğunu ifade etti.

Mete Kalyoncu, araçlarda klimaların yoğun bir şekilde kullanılır hale geldiğini ve rahatlama yolu olarak seçilmekte olduğunu belirterek, “Günümüzde neredeyse tüm otomobillerde standart donanım haline gelen klima, gücünü bir kayış yardımıyla motordan alan kompresör, klima gazını taşıyan borular ve klima radyatöründen oluşuyor. Klimanın çalışma prensibi, aslında evlerimizdeki buzdolaplarından farklı değil. Klimanın içindeki soğutucu gazın soğuması ve basıncının düşmesi sonucunda iç mekana yollanacak havanın ısısı düşüyor. Otomobil klimalarının verimli çalışabilmesi için sistemdeki gazın kontrolünün mutlaka yapılması gerekiyor. Otomobil kullanmayı konforlu ve güvenli kılan klima sistemlerinde uzun süre kullanılmaması ya da sistemdeki kaçaklar nedeniyle görülebilen klima gazı eksilmesi, sisteme bağlanan özel sayaçlar yardımıyla birkaç dakikada tespit edilebiliyor” dedi.

Klima sisteminin verimli bir şekilde kullanımı için araç sahiplerini uyaran Mete Kalyoncu, klima kullanımında yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı…

“Klima kullanmadığı kış aylarında bile haftada bir kez 5-10 dakika kadar çalıştırılmalı ve soğutucunun devir daim yapması sağlanmalıdır. Gaz filtresi mutlaka değiştirilmeli, gaz seviyesi sık sık kontrol edilmeli. Filtrenin üzerindeki küçük pencereden gaz akışı ve hava kabarcığı olup olmadığına bakılmalı. Akış sürekliyse problem yok demektir; ancak gazın içinde hava kabarcıkları varsa, gaz dolum zamanı gelmiştir. Gaz azalmışsa klima sık sık çalışıp durur, gaz yoksa hiç çalışmaz. Klima sisteminin bakımı ihmal edilmemeli. Yırtılan bir hortum veya delik bir petekten girebilecek su veya çamur, kompresöre ve diğer parçalara zarar verebilir. Güneşte kalmış ve içi çok ısınmış otomobil, pencereleri açıp dış sıcaklıkla eşitlemeden klima çalıştırılmamalıdır. Sürekli soğutma çalıştırmaktansa, içerisi istenildiği kadar soğuduktan sonra sadece içerideki hava devridaim ettirilmelidir. Bu sayede yakıt tasarrufu da sağlanmış olur. Klima kullanılmaya başlanacağı sıcak aylardan önce kondanser peteklerindeki kışın biriken çamur temizlenmelidir. Böylece soğuma daha kolay gerçekleşecektir. Gaz dolumu yapılırken doğru gazın kullanılmasına dikkat edilmelidir. Eski klimalarda kullanılan Freon 12 gazı, R13a gazını kullanan yeni klimalara konulursa, ya da tam tersi yapılırsa, tamiri pahalıya çıkan arızalar meydana gelebilir. Havadaki nemin az veya çok oluşu, aracın rengi, yolcu sayısı, camların renkli veya renksiz oluşu klimanın verimini etkiler. Klima çalışırken motor sıcaklığı daha fazla artar. Bu nedenle motor soğutma devresi daha sık kontrol edilmelidir. Yoğunlaştırıcı ve radyatörün temizlik durumu sık sık kontrol edilmeli ve önüne herhangi bir ekran koymamalıdır. Klima çalışırken aracın altına akan sudan endişelenmemelidir. Bu su buharlaştırıcıda yoğunlaşan havanın neminden kaynaklanmaktadır. Yılda bir kez klima sistemini ve soğutucu gaz şarjını kontrol etmek gerekir.”
Kaynak: Son Dakika Com

Yazanın Notu :

Klimalar ve diğer teknik araçların, çevreye büyük oranda zararlı gazlar saldıklarını unutmayın lütfen. Bu sebeple, klima ve benzeri aletlerin yukarıda tavsiye edilen bakımlarını ihmal etmeyin… VE

YEŞİL DÜNYA’YI KORUYUN-SAVE THE GREEN WORLD

–  “Think of the environment once more before writing/printing out an info or a message please.”
“When someone shares something of value with you and you benefit from it, you have a moral obligation to share it with others…”

– “Bir bilgiyi veya mesajı yazmadan/yazdırmadan önce, çevreye verebileceğiniz zararları bir kez daha düşünün lütfen.”
“Eğer bir insan sizinle değerli bir bilgiyi paylaşırsa ve siz de bundan faydalanırsanız, sizin de bunu diğer insanlarla paylaşma gibi ahlaki bir göreviniz vardır…”
araba-kliması-ölümcül-olabilir


Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Plaka ve Hız Okuyan Yeni Radarlara Dikkat!

Haydi hız tutkunlarının gözü aydın. Belki bu onları akıllandırır. Uygulama, 25 Kasım 2011 itibariyle, Ankara – Afyon arasında yaygınlaştırılmış durumdaydı. Radarların bulunduğu mevkiler, yol üzerinde, yan yana 3 ok işaretiyle

belirtiliyor, hız gösteren uyarı levhaları 200 metre ileride bulunuyor. Sistem; aracın radardan geçerken mevcut gerçek hızı ile, iki radar mevki arasındaki mesafeyi kat ettiği süreye göre ortalama ilerleme hızını belirtiyor.

Ankara’da uygulanan dijital radarlar, aracın plakasını 200 metre mesafeden okuyup hızıyla birlikte açıklıyor. Tabelada plakasını ve hızını gören aceleci sürücüler radarın altında frene basıyor. Kör noktalara yerleştirilen dijital radarlar, Türkiye geneline yaygınlaştırılacak.

Sistemin en ilginç tarafı, gece şartlarında da plakaları okuyabilmesi. Gece süresince, gündüz olduğu gibi plaka belirtilerek hız uyarıları yapılıyor…

TRAFİK KAZALARININ ÖNÜNE GEÇİLECEK

Aşırı hız nedeniyle yaşanan trafik kazalarının önüne geçmek için yeni bir düzenleme yapıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel M üdürlüğü’nün birlikte hazırladığı projeye göre, ‘kör noktalara’ dijital ve ekranlı radarlar yerleştiriliyor. İlk olarak, Ankara Eskişehir Yolu üzerinde Temelli ilçesi çıkışına yerleştirilen radarlar, plakayla birlikte aracın hızını yazıyor. Saatte 110 kilometre hız limitinin bulunduğu yolda, 110 km hızı aşanlar dijital radardan kaçamıyor. Son 46 kilometrelik mesafedeki hızı ve ayrıca, son 200 metredeki hızı aracın plakasıyla birlikte yansıtan dijital radarları gören sürücüler, şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 110 kilometre hızı geçenlere ‘YAVAŞ’ uyarısı veren radarlar, normal hızla seyreden sürücülere ‘TEŞEKKÜRLER’ yazıyor.  Devamını En Son Haber’de oku…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog