Etiket arşivi: Beyin

Zihin Oyunlarının Yararları

Zihin ya da bilinç; düşüncenin, algılamanın, belleğin, duygunun, isteğin ve düşlemenin bazı birleşimlerinde görünür olan bilincin ve zekanın kolektif görünüşlerini kapsar. Zihin bilinç akışı olarak tanımlanabilir. İnsan beyninin

bilinçli süreçlerin tümünü içerir.
Ayrıca bu sözcük kesin içeriklerde hayvanların bilinçli veya insanların bilinçaltı düşüncelerinin çalışmasını içermek için kullanılır.
“Zihin” mantığın düşünce süreçlerine özellikle değinmek için sıklıkla kullanılır. [Kaynak: Vikipedi]

Zihin beynimizde yer almaktadır.
Beyni kısaca inceleyelim

İnsan beyni, sadece bir greyfurt büyüklüğünde, avuç içinde tutulabilecek süngerimsi bir kütledir. Ama bu 1.5 kiloluk kütle, bizleri, Allah’ın yaratmış oldukları arasında özel kılmaktadır.

Beynin İçine Bir Bakış
Beyin üzerindeki çalışmalar binlerce yıldır karanlık bir gizemdi, ama bugün bu pembemsi gri madde yığını, bazı sırlarını vermektedir. 1972 Nobel ödülü sahibi Gerald Edelman, “Son 10 yılda beyin hakkında, bütün tarih boyunca öğrenmiş olduklarımızdan çok daha fazlasını öğrendik.” diyor.
Beyin bilgisindeki patlama, araştırmacılar için hem merak hem de sıkıntı kaynağı yaratmıştır. Kanadalı psikolog Marc Caron, “Her yeni bir şey öğrendiğimizde, on yeni soru ortaya çıkıyor” diyor. “Derine doğru indikçe, bu sistemlerin sonsuz bir kompleks olduğunun farkına varıyorsunuz. ”

Bizler beynin karmaşıklığından daha fazlasını göz önünde bulundurmalıyız. Daha önemli olan şey, bu dinamik ikili, yani beynimiz ve zihnimiz arasındaki ilişki ve bu ilişkinin yaşamımızdaki anlamıdır.
Zihnimizin becerilerini formda tutabilmek için, ona sürekli egzersiz (idman) yaptırmalıyız. Bunun en kestirme ve etkili yolu zihin oyunlarıdır. Bu oyunlar, zihnin kabiliyetlerini formda tutan, onun fit (uygun) halde kalmasını sağlayan, en yararlı uygulamalardır…

Şimdi zihnimizin egzersizi için bazı zihin oyunlarını devreye sokalım…

Dikkatinizi Verin

Zihin-Oyunlari-S01E01-Dikkatinizi-Verin-TRDub-720p paylaşan: okyanusumtv

Beyin algınızı yanıltacak oyunlar. Gördüklerinize İnanamayacaksınız

Zihin-Oyunlari-S01E03-Gozlerinize… paylaşan: okyanusumtv

Teşekkür : Videolar için Okyanusum Com

Diğer Kaynaklar :
Stres Altında Hafıza
Zihin Oyunları

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


İnsan Beyninin Özellikleri

beynin özellikleriBeyin (latince cerebrum) insan vücudundaki en karmaşık organdır. Normal bir insanda serebral korteksin (en geniş kısmı) 15-33 milyar nörondan ibaret olduğu tahmin edilmektedir. Her biri birkaç bin nöronla, adına sinaps

denen bağlantılar yardımıyla bağlıdır. Bu nöronlar birbirleriyle akson denen uzun protoplazmik lifler yardımıyla iletişim kurur.
Aksonlar bilgiyi beynin diğer kısımlarına yahut vücudun spesifik alıcı hücrelerine taşır.
Fizyolojik olarak, beynin fonksiyonu vücudun diğer organlarının merkezi kontrolünü sağlamaktır.
Hormon denen kimyasalların salgılanmasının işletimi ve kas aktivitesinin oluşumu vücudun diğer organları üzerindeki işlevlerindendir.
Bu merkezi kontrol çevredeki ufak değişimlere bile gayet süratli ve koordine bir tepki vermeyi sağlar.
Bazı temel tepkilerden olan refleksler, omuriliğin ve çevresel gangliyonların aracılığıyla gerçekleşebilir, fakat kompleks duyusal impulslara bağlı bilinçli yapılan komplike davranışlar ise beynin bilgileri bütünleme kabiliyetine ihtiyaç duyar. (Kaynak: Vikipedi)

“Yaşlanmanın Nörobiyolojisi” başlığıyla ABD’de yayımlanan araştırmaya göre; sağlıklı bir birey, 37 yaşına kadar hafızasını büyük ölçüde muhafaza ederken, uzmanlık alanı bilgileri, kelime hazinesi ya da genel kültür gibi alanlarda hafıza ortalama 60-75 yaşlarına kadar sağlıklı olarak korunabiliyor.

Şimdi sizlere beyin yaşınızı sınayabileceğiniz bazı test ve oyunlar sunacağım…

Fare tuzağı oyunu : Bu oyun, basit olarak göz/beyin koordinasyonunuz ile dikkatinizi kullanmanız gereken bir oyundur. Aşağıdaki resimde görülen yeşil noktaları tıklayarak, farenin alan dışına kaçmasını engelleyip, onu hapsedeceksiniz.
Oyuna giriş için bir alttaki mavi resme  tıklayıp bir süre bekleyin ve değişecek sayfadaki Start‘ a  tekrar tıklayarak oyuna başlayın.

fare tuzağı oyunufare tuzak oyunuYararlanabileceğiniz diğer oyun ve testlerin listeleri :

İngilizce oyunlar Listesi :


Yazanın Notu :

Beynimizi sağlıklı ve formda tutabilmek için yapılabilecekler

En önemli beyin egzersizi olan bilmece-bulmaca çözün.
İnternette, beynin; dikkatini, hafıza durumunu, göz/beyin koordinasyonunu vb. ölçen testler ve oyunlar oynayın.
VE beyin diyeti yapın.
Peki, beyin diyeti nedir?
Beyin diyetini şöyle açıklayabiliriz :
– “Beynimiz ‘garbage in garbage out (çöp içeri, çöp dişarı)’ ilkesine göre çalışır. Yani beyninize çöp girerse, beyninizden de çöp çıkacaktır.
– Beyninizi neyle beslediğinize, midenizi neyle beslediğiniz kadar hatta daha da fazla dikkat etmelisiniz.
– Kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.
– Çözümleri yerine, sorunların kendisine takılır kalırsanız, beyniniz yoğun sorunlarla meşgul edileceğinden, o da kendini korumak amacıyla bedeninizi bir süre sonra stress ortamına sokacaktır.
– Günde aklımızdan 60 ile 80 bin arası düşünce geçer. Yani beynimiz kendisinin nasıl çalıştığına bağlı bilgi ve inançlarına göre çalışır.
– Beynin çalışması hakkında yanlış bilgilere sahip olduğumuzda, beynimiz  yanlış çalışır”.
Buraya kadar anlatılanların en kısa özeti; “beynimize önem vermeli, onun ihtiyaçlarını karşılamalı, ihtiyacı olan egzersizleri muntazaman yapmalı, onu gereksiz bilgilerle (çöpler) doldurmamalı ve sağlıklı çalışmasını”
Sağlayabilmeliyiz…
Sağlıcakla ve sevgiyle kalınız dostlar… 🙂

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

En Büyük Kayıp Beyin Göçüdür

beyin-göçü1Bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek nitelikteki elemanların çalışmak üzere başka ülkelere göç etmesi olayına Beyin Göçü denir. İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle

oluşan göçlerdir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin nitelikli kişilerinin sanayileşmiş ülkelere gitmesidir.
Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.

Beyin göçünün bir diğer tarifi ise şöyledir :

“Beyin göçü, yetiştirilmesi için büyük kaynak gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik ve olanaksızlık nedeniyle bilim adamı, hekim, mühendis vb. gibi vasıflı insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesidir.”

Beyin göçünden bahsedilebilmesi için terk edilen ülke ile göç edilen ülke arasında gelişmişlik ve olanaklar açısından az da olsa bir fark bulunmalıdır. Beyin göçü temelde gelişmiş ülkelere yönelik bir kaynak aktarımı olarak değerlendirilebilir. Az gelişmiş ülkelerin bu yüzden uğradığı kayıp gelişmiş ülkelerden bu ülkelere gönderilen geçici uzman ve teknik personel yardımıyla kapatılamayacak kadar büyüktür. Gelişmiş ülkelerce gönderilen uzmanların görev sürelerinin sınırlı olmasına karşılık, gelişmiş ülkelere giden uzmanlar göç ettikleri ülkelere büyük çoğunlukla yerleşmektedirler. Gelişmiş ülkelere göç eden, hekim, mühendis, bilim adamı ve diğer uzmanların yetişmesi için harcanmış olan ulusal kaynaklar toplamı, göçü kabul eden gelişmiş ülkelerin, göç veren az gelişmiş ülkelerdeki kalkınma programları için yaptıkları yardımları çok aşmaktadır.

‘Yetişmiş insan gücü hareketi’ olarak değerlendirilen beyin göçünün geçmişi çok eski devirlere dayanır. Çeşitli dini, siyasi, bilimsel nedenlere dayanan beyin göçü ilk ve ortaçağlarda bulunuyordu. II. Dünya Savaşından önce çok sayıda bilim adamı Hitler’den kaçıp ABD’ye yerleştiler. Bu gelişmelerde Amerikanın gelişmesinde büyük ölçüde rol oynadı. Albert Einstein da Almanya’dan ABD’ye göç eden bilim adamlarından biridir.

Günümüzde ise genellikle ekonomik, sosyal nedenlerle ve siyasi baskının fazla olduğu ülkelerden, diğer ülkelere doğru insan gücü akımı devam etmektedir. Ülkemizden de çeşitli Avrupa ülkelerine ve özellikle ABD’ye beyin göçü sürmektedir. Gerek ülke olanaklarının sınırlı olması gerek yasal düzenlemelerdeki karmaşıklıklar ve devlet yetkililerinin ilgisizliği, gerekse iç ve dış menfaat gruplarının baskıları sebebiyle yetişmiş insan gücüne sahip çıkılamamaktadır. Bilim ve teknoloji alanında ilerlemiş ülkeler ise bu yetişmiş insan gücüne her türlü olanağı hazırlayarak ülke çıkarlarına göre istihdam etmektedirler. Gelişmiş ülkelerin geliştirdiği ve uyguladığı projelerdeki Türk bilim adamı, hekim, mühendis gibi yetişmiş elemanın bulunması Türkiye’den olan beyin göçünün durumunu göstermektedir.”
Kaynak : Vikipedi

Çok önemli bir diğer rapor:

Türk Bilim Adamları Yurtdışında

Ato’ nun raporuna göre yurtdışında okuyan 50 bin kişinin Türkiye’ye maliyeti 1.5 milyar Doları, 5 yıllık eğitim maliyeti ise 7.5 milyar Doları aşıyor…

Bir yandan 2 milyona yaklaşan gencimiz üniversiteye girmek için ter döküyor, diğer yandan yetiştirdiğimiz beyinler yurt dışına göç ediyor.

İyi eğitim görmüş, düşünen, üreten, nitelikli işgücümüz, yıllar ve milyarlar harcayarak yatırım yaptığımız beyinlerimiz, gerekli ortamı ya da refahı sağlayamadığımız için yurtdışına uçup gidiyor. Birbirinden önemli buluşlara imza atarak insanlığa büyük katkı sağlayan “Bilimin Gurbet Kuşları” Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın son raporuna konu oldu.

İyi eğitim gören her 100 kişiden 59’unu elimizden kaçırdığımızı gözler önüne seren Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın hazırladığı “Türk Beyin Gurbetçileri” raporuna göre Türkiye, beyin göçü en fazla olan 32 ülke içinde 24’üncü, yurt dışına en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında ise 11’inci sırada yer alıyor.

GÖÇÜN MALİYETİ YÜKSEK

Yurt dışında üniversite eğitiminin maliyeti öğrenci başına yıllık 30 bin doları buluyor. Buna göre yurtdışında okuyan 50 bin kişinin Türkiye’ye yıllık maliyeti 1.5 milyar doları, 5 yıllık eğitim maliyeti ise 7.5 milyar doları aşıyor. Rakam büyük ancak beyinler kolay yetişmiyor. Türkiye bu bedeli seve seve ödüyor. Ancak sorun gidenler geri dönmeyince başlıyor.

Türkiye, yurt dışına giden 50 bin öğrenciden 30 bini için her yıl 900 milyon dolar ödemekle kalmıyor, 5 yıllık eğitim sonunda dönmeme maliyeti 4.5 milyar doları buluyor. Bu da gelişmiş ülkelere karşılıksız hibe anlamına geliyor.

Örneğin, devlet işletme eğitimi almak üzere ABD’ye gönderdiği bir gence eğitimi süresince yaklaşık 100 bin dolar harcıyor. Ancak gençler Türkiye’ye dönmek yerine ABD’de kalmayı tercih ediyor. Çünkü Türkiye’de bir bankada çalıştığında yaklaşık 700 dolar maaş alacakken; ABD’de bu ücretin 10 katından fazlasını alabiliyor.

BEYİN AVCISI ÜLKELER

Rapora göre 24 bini Almanya’da, 15 bini Amerika’da olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görüyor. Bu ülkeleri İngiltere, Kanada, Belçika, Avustralya, Fransa ve G. Afrika’ya izliyor. Türkiye ABD’de en fazla öğrenci okutan 9’uncu ülke konumunda.

Gençlerin akıllarını çelen, hayallerini süsleyen bu ülkeler vasıfsız işçilere kapılarını giderek daha sert önlemlerle kapatırken, yetişmiş ve eğitimli işgücüne büyük kolaylıklar sağlıyor. Örneğin bir numaralı beyin avcısı konumundaki ABD, her yıl 200 bin kalifiye elemana, Kanada ve Avustralya ise 40 bin kalifiye elemana geçici çalışma vizesi veriyor.

Türkiye’de beyin göçünün 1960’lı yıllarda ilk kez tıp doktorları ile başladığı belirtilen rapora göre doktorları, mühendisler ve sonra bilimadamlarının izlediğine vurgu yapılıyor. Bugün sadece Amerika’da 3 bin 600 Türk doktoru bulunuyor. Bunlardan sadece 90’ının Türkiye’ye dönmüş olması, gidenin kolay kolay gelmediğini ortaya koyuyor.

GİDEN DÖNMÜYOR

Raporda son 12 yılda sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın bursuyla yurt dışına giden 1991 gencimizden 769’unun dönmediği (% 38), buna paralel olarak, TÜBİTAK bursiyerlerinin ülkeye dönmeme oranının ise % 21 olduğu belirtiliyor.

Geri dönmeme en çok mühendislikte (bilgisayar, uçak, elektrik-elektronik, haberleşme, makine, kimya, endüstri, maden, metalurji, bioteknoloji gibi dallarda), tıpta ve daha az oranda sosyal bilimlerde yoğunlaşıyor. Fen bilimlerinde master ve doktora çalışmasını tamamlayanlar araştırma merkezleri ve teknoparklarda yüksek ücretle çalışma imkanı bulabiliyor.

BEYİN MEZARLIĞI

Dönen beyinler ise, bilgi birikimleri ve deneyimleri doğru yerlerde değerlendirilmediği, aldıkları ücretler geçinmelerine yetmediği ve mesleki gelişimleri sekteye uğradığı için mutlu değil. Yurtdışına gitmeyip Türkiye’de kalanların önemli bir kısmı da ya küstürülüyor ya da düşük ücret ve düşük motivasyonda çalıştırılıyor. Bu durum “Beyin Küsmesi” olarak adlandırılıyor ve Türkiye adeta bir “Beyin mezarlığı” na dönüyor.

Raporda, Karbon kaplama teknolojisini icat ederek bilim dünyasında çığır açan ve ABD’nin “Yüzyılın 100 bilimadamı” ndan biri kabul ettiği Prof.Dr.Ali Erdemir’ e, yıllar önce iş aradığı Türkiye’de resepsiyon memurluğu uygun görülmesi beyin küsmesine çarpıcı bir örnek olarak gösteriliyor.

Türkiye, “Zakkumcu Doktor” olarak tanınan Genel Cerrah Opr. Dr. Ziya Özel’ in hikayesi de Erdemir’in kinden farklı değil. Türkiye’de şarlatanlıkla suçlanan Özel, küsüp ABD’ye gitti. 1992’de ABD’den zakkumdan elde edilen “Oleander” maddesinin bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi üzerine patent aldı. 1995’te bu konudaki araştırma haklarını bir ABD firmasına satan Özel’in oluşturduğu ilaç, ABD’de Teksas eyaletinin San Antonio kentinde bulunan Ozelle Pharmaceuticals Laboratuvarı’nda üretilmeye başlandı.

Cleveland Kanser Kliniği’nde gerçekleştirilen ve zakkumdan elde edilen hammaddenin tümörlere karşı etkili olduğunu gösteren klinik çalışma, ABD’de Amerikan Klinik Onkoloji Cemiyeti’nin 2001 yılında düzenlediği konferansta da sunuldu. İrlanda’da bazı durumlarda ilacın kullanılmasına izin verilmişken, Honduras’ta ilaç resmen eczanelerde satılmaya başlandı. Türkiye önümüzdeki yıllarda bu ilacı ithal etmek zorunda kalırsa şaşmamak gerekir!.

CEP DOLMAYINCA BEYİN GÖÇÜYOR

Raporda beyin göçüne neden olan etmenlerin başında ekonomik koşullar gösteriliyor. Düşük ücret politikası, vergi oranlarının yüksek olması, ekonomik istikrarsızlık, gelecek endişesi, en fazla işsizliğin üniversite mezunları arasında olması, üniversite mezunlarının %70’inin meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışması gibi nedenlerin yanısıra, siyasal istikrarsızlık, siyasetin ve kayırmacılığın iş hayatına girip onu kontrol etmesi gibi siyasal nedenler, Ar-Ge’ye, bilim ve teknolojiye değer verilmemesi, fikir üretiminin ve buluşun para etmemesi ve desteklenmemesi gibi bilim ve teknoloji politikalarındaki yanlışlıklar ve kişi başına (142 dolar) en az eğitim harcaması yapan 5’inci ülke olmamız, eğitim harcamasında 109 ülke içinde 105’inci sırada yer almamız gibi eğitim sistemindeki çarpıklıklar beyin göçünü tetikleyen diğer nedenler olarak sıralanıyor.

MODERN DÜNYANIN İBNİ SİNA’LARI

Rapora göre Amerika’da yaşayan Türk Doktorlar Birliği’ne kayıtlı tam 1.150 doktor bulunuyor. Onlar artık Amerika’da gelenekselleşmiş “en iyi doktorlar” sıralamasına kolaylıkla giriyor. Biri, modern dünyanın hastalığı obezite ile ilgili çalışıyor, bir diğeri beyin kanamalarının, karaciğer naklinin, sindirim hastalıklarının tedavisinde çığır açıyor. Harvard, Cornell, Yale, John Hopkins gibi hastanelerinin en önemli isimlerinin başında modern dünyanın İbni Sinaları olan Türkler geliyor. Onlar ki, çalıştıkları hastanelerin girişine artık Türk Bayrakları çektiriyor, İstiklal Marşımızı dinlettiriyor. Gazi Yaşargil, Mehmet Öz, Gökhan Hotamışlıgil, Münci Kalayoğlu ve daha nice doktorumuz yabancı ülkelerde göğsümüzü kabartıyor ancak, bu tablo beyin göçünün Türkiye fotografını en acı biçimde gözler önüne seriyor.

TÜRK BEYİN GURBETÇİLERİ

Prof. Dr. Muzaffer Şerif: Sosyal Psikoloji alanında dünyada otorite Psikoloji kürsüsü Öğretim Üyesi Dr. Muzaffer Şerif Güneydoğu Anadolu’da köylüler arasında yaptığı bilimsel araştırmaları esnasında zamanın yönetimi tarafından gözaltına alınır. Emniyette sorgu-sual, mahkeme derken derdini kimseye anlatamaz. Bu yetenekli beyini ABD görür ve derhal sahip çıkar. Adına Enstitü kurar. Ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen Muzaffer Şerif Sosyal Psikoloji bilim dalının dünyadaki en etkili tek ismi olarak kalır. Günümüzde kullanılan psikoloji kavramlarının isim babası olur. Fakat bu büyük beyin artık bizim değildir. Çünkü bu gerçek bilim adamımız ABD vatandaşıdır ve soyadı da SHERIFF olarak değiştirilmiştir.

Prof. Dr. Gazi Yaşargil: Beyin Cerrahı. Alanı nöroşirürjide rakipsiz kabul edilen Yaşargil, halen Amerika’da yaşıyor.

Prof. Dr. Mehmet Öz: Kalp hastalıkları uzmanı. New York Colombia Üniversitesi’nde görev yapan kalp cerrahı Öz, Batı tıbbı ile alternatif tıbbı birleştiren çalışmalarıyla tanınıyor.

Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Ankaralı Murat Günel de beyin gurbetçilerinden. “Yeni Gazi Yaşargil” denen Günel, Yale-Çapa arasında kurulan beyin göçü köprüsünden geçenlerden sadece biri. Murat Günel, beyin cerrahı Gazi Yaşargil’den sonra beyin ve damar cerrahisinde dünyada isim yapan ikinci Türk doktoru olarak biliniyor. Günel, başında olduğu laboratuvarında beyin ve damar hastalıkları, moleküler biyoloji ve genetiği üzerine araştırmalar yapıyor, Yale Üniversitesi’nde bölüm başkanlığı yapıyor. Yılda yaklaşık 300 ameliyat yapan Murat Günel, ABD’de mesleğindeki sayısız ödülün sahibi ve pek çok organizasyonun da yönetim kurulunda bulunuyor. “Dahi Türk” olarak adlandırılan bilim adamı, beyin kanamalarının önemli nedenlerinden biri olan damar balonlaşması, tıp dilindeki adıyla “anevrizmalar” konusunda çalışmalarıyla tanınıyor.

Prof. Dr.Gökhan Hotamışlıgil: Harvard Üniversitesi’nde Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı. Obezite, şeker hastalığı ve kalp hastalıklarıyla ilgili kendisine patent kazandırmış çalışmaları var.

Emrah Yücel: Oscarlı afişlerin sahibi. Özellikle ödül aldığı “Frida” afişi ve “Rüyamdaki Amerika”, “28 Gün”, “Panama Terzisi”, “Kadınlar Ne İster” ve daha birçok Hollywood filminin afişleriyle tanıdığımız Yücel şu anda Amerika’da yaşıyor.

Feryal Özel: NASA’nın en başarılı astrofizikçilerinden. Bilimadamı Einstein’ın aralarında bulunduğu 20 dehadan oluşan Büyük Fikirler Listesi’nde yer alıyor.

Prof. Dr. Atilla Ertan: A.Ü. Tıp Fakültesi mezunu Gastroenterolog, ABD’nin en seçkin 10 klinik hekimi arasına girdi. Ertan, dünyaca ünlü ünlü Methodist Hastanesi’nde sindirim hastalıkları konusunda tıbbi direktörlük görevinde bulunuyor.

Prof. Dr. Deniz Keçecioğlu: Almanya Freiburg Tıp Fakültesi Dekanı

Prof. Dr. Ali Erdemir: Nano teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla, uygulamalı bilimin Nobeli R&D ödülünü 3 kez kazandı. 1987 yılından beri ABD’nin Chicago kenti yakınlarında bulunan Argon laboratuvarlarında araştırmalarını sürdürüyor.

Prof.Dr.Aslıhan Yener: Chicago Üniversitesi’nde görevli Arkeolog .

Esen Ercan Alp: ABD Enerji Bakanlığı Laboratuarları’nda araştırmalar yapan fizikçi 5 bin yıllık metal heykeli, röntgen cihazında analiz ederek, 1949 yılında icad edilmiş olan radyokarbon tekniğine son vererek arkeolojik araştırmalarda yeni bir dönemin başlamasına ışık tuttu.

Ayşem Sunal: Belçika Kraliyet Başdansçısı. Ankara Devlet Balesiyle gittiği Japonya’daki bir yarışmada Anvers Kraliyet Balesi Müdürü Robert Denvers’ın Belçika’ya davet etmesi üzerine Belçika’ya yerleşti ve kariyerine hala burada devam ediyor.

Haldun Direskeneli: Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’da görev yapan ancak bir süre önce yaşamını yitiren Direskeneli, ODTÜ’yü bitirdikten sonra yaşanan beyin göçü ile ABD’ye gitmişti.

Neva Çiftçioğlu: Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’da çalışan Türk kadın araştırmacı. Teksas’taki Johnson uzay merkezinde görev yapan Çiftçioğlu, kireçlenmenin neden olduğu kalp ve böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni bir antibiyotik üzerinde çalışıyor.

Vamık Volkan: ABD’de yaşayan ünlü Psikoanalist. Yaptığı çalışmalarla psikiyatri alanında dünyanın en prestijli ödülü sayılan “Sigmund Freud” ve “En iyi eğitmen ödülü”nü aldı.

Prof. Dr. Hasan Garan: New York Presbytarian Hastanesi Elektrofizyoloji Bölümü Başkanı olan Garan ABD’de en çok tercih edilen doktorlar listesinde yer alıyor.Garan kalp ritmi bozukluğunu kateter yöntemi ile yakarak tedavi ediyor.

Prof.Dr.Ahmet Çakmak: Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Mareşal Fevzi Çakmak’ın torunu. Princeton Üniversitesi İnş.Müh. Bölümünde deprem konusunda çalışmalar yapıyor.

Prof.Dr.Reşat Kasaba: Washington Üniversitesi Jackson Uluslararası ilişkiler Yüksek Okulu’nun Başkanlığını yaptı.

Prof.Dr.Olcay Çığtay: 30 yıl Georgetown Üniversitesi Hastanesi Lombardi Kanser Merkezi Mamografi Bölümünü yönetti.

Fatih Çulha: Bilgisayar Mühendisi. Maryland Eyaleti’ndeki Amerikan Deniz Kuvvetleri Hastanesinde geliştirdiği veri tabanı projesiyle çalıştığı şirketin binlerce elemanı arasından birinci seçildi.

Prof.Dr.Aydın Arıcı: Yale Üniversitesi’nde hormon hastalıkları ve kısırlık konusunda başarılı çalışmalar yürüten araştırma merkezini yönetiyor.

Süleyman Gökoğlu: NASA’nın Glenn Uzay Merkezinde çalışıyor.

Prof.Dr.Ali Erdemir: Triboloji’nin Türk dehası. Nono teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla uygulamalı bilimin Nobel’I R&D ödülünü üçüncü kez kazandı.

Dr.Rahmi Öklü: ABD’nin en iyi hastanelerinden Cornell’de çalışan Öklü beyindeki tıkanan damarların tedavisinde mucizeler yaratıyor.

Prof.Dr.Münci Kalayoğlu: Binin üzerinde karaciğer nakli yaptı.Karaciğer nakline getirdiği yenilikler ile alanında dünyanın en önde gelen bilim adamaları arasında yer alıyor.

Yönetmen Ferzan Özpetek, Güher-Süher Pekinel Kardeşler gibi dünyaca ünlü sanatçılarımızı bu kervana kattığımızda “Beyin Gurbetçileri” nin listesi uzadıkca uzuyor, kalkınmamız geciktikçe gecikiyor.

ON BİN KİŞİYE 11 ARAŞTIRMACI DÜŞÜYOR

Rapora göre Türkiye Ar-Ge’de dünyada 25. Sırada yer alıyor. 2003 yılında araştırmacı sayısı olarak, 10 bin kişide 15 araştırmacı hedefleyen Türkiye, ancak 10 bin kişide 11 araştırmacı oranını yakalayabildi. Yunanistan’da ise 10 bin kişiye 45 araştırmacı düşüyor. OECD raporuna göre her bin kişiye, Türkiye’de 1.1, Yunanistan’da 3.8, AB’de 5.8, ABD’de 8.6, Japonya’da ise 9.7 bilimadamı düşüyor.

Ülkemizde Ar-Ge harcamalarının GSMH içindeki payı sadece binde 6. Japonya’da ise bu oran yüzde 3. 1993- 2003 arasında özel teşebbüsün ar-ge yatırımları yüzde 17’den yüzde 36’ya çıktı.

İleri teknoloji ürünlerinin Türkiye’nin ihracatındaki payı yüzde 4. Bu oran İrlanda’da yüzde 47, Arjantin’de yüzde 8.

Ülkelerin, teknolojiyi ekonomilerine yansıtma başarısına göre 49 ülkeyi kapsayan sıralamada Türkiye 33’üncü sırada yer alıyor. Bu sıralamada ilk üç sırayı ABD, İsveç ve Finlandiya alıyor.

ATO BAŞKANI AYGÜN

Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, beyin göçünün gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere yaptığı karşılıksız bir hibe olduğu belirterek “Beyin gurbetçileri sadece bavullarını alıp gitmiyor. Beyin avcıları ulusal insani yatırımı temelinden söküp alıyor. Her giden beyni ile Türkiye aklını kaybediyor” dedi. Aygün şunları söyledi:

Bir çocuğun 15 yıllık eğitim maliyeti 150 milyar lirayı buluyor. İyi yetişmiş yetenekli işgücümüz gelişmiş ülkelere akıyor. Türkiye kıt kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri doğru yerde ve doğru zamanda değerlendiremiyor, iyi olanaklar sunamıyor. Gençlerimiz gelecekle ilgili hayallerini daha iyi olanaklar sunan ülkelerde yaşamak üzerine kuruyorlar. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurum daha açılıyor. Gelişmiş ülkelerdeki iş ve fırsat olanakları olduğu ve daha iyi bir gelecek sunulduğu sürece beyin göçü kaçınılmaz olarak devam edecektir. Yapılacak en iyi iş bunu minimuma indirmektir. Beyin göçünü tersine ve beyin gücüne çevirmeliyiz. İyi eğitilmiş beyinlerimizden yararlanmak ve beyin göçü sorununu aşabilmek, bu yönde gerekli ortamı oluşturmak için devlete, özel sektöre, kamuoyu ve Sivil Toplum Örgütlerine büyük görevler düşüyor. Bu beyinlerimize sahip çıkmadığımız takdirde bu beyinlerimiz tamamen ülkemizin kaybı olacaktır. Türkiye’ nin asıl kaybı beyin gücü kaybıdır.

Türkiye’de tescil edilen patent sayısı 2 bini geçmiyor. Buna karşılık her yıl ABD ve Japonya’da 150 bin, Almanya’da 50 bin, Fransa ve İngiltere’de 40 bin, Rusya’da 20 bin patent tescil ediliyor. Beyinler göçtükçe buluş yapma sayımız da yerinde sayıyor. Buna karşın yurt dışında dünyaca ünlü firmalarda çalışan beyinlerimiz buluş üzerine buluş yaparak hem çalıştıkları şirketlere hem göçtükleri ülkelere her yıl milyarlarca dolar para kazandırıyor. Cefasını Türkiye çekiyor, sefasını gelişmiş ülkeler sürüyor.


Yazanın Notu :

Hemen her ülke beyin göçü vermektedir. Ancak, ülkemiz, en fazla verenler arasında yer almaktadır.

Peki neden böyleyiz, sorusunun cevabı çok basit: “Kendi kapalı havzamızda yaşıyor, kendimizi dünyanın merkezi sanıyor, en büyük, en güçlü ve en iyi bilen biziz vs. sanrıları içinde oluyoruz.”

Artık anlamalıyız. Batı ve uzak doğu Asya’da bir çok ülke bizden her bakımdan çok ilerideler.

Onlara yetişebilmenin yolu ise “bilim” den geçiyor.

Bilimi, bilimsel araştırmaları ve teknolojiyi en başa çekemez, kültür (eğitimden önce gelmelidir) reformunu acilen devreye sokamazsak, daha çok uzun yıllar bu konumda kalırız.
Onlar da arayı daha fazla açarlar.

Yurt dışındaki bilim insanlarımıza “ters beyin göçü” projesi oluşturarak ülkeye dönmeleri amaçlanmıştı.

Teknoloji ve bilime “milliyetçi, şoven, tutucu vs.” hamasetiyle bakılamaz.

Oralarda bu insanlarımıza inanılmaz araştırma imkanları ve finansman sağlanıyor. Onlar bilime aşık, bilimsel araştırmalara gönül vermiş ve bunu yaşam tutkularına dönüştürmüş insanlar.

Beyinler göçtükçe buluş yapma sayımız da yerinde sayıyor. Buna karşın yurt dışında dünyaca ünlü firmalarda çalışan beyinlerimiz buluş üzerine buluş yaparak hem çalıştıkları şirketlere hem göçtükleri ülkelere her yıl milyarlarca dolar para kazandırıyor. Cefasını Türkiye, sefasını gelişmiş ülkeler çekiyor…

Araştırma imkanları, hak ettikleri paralar (hemen tamamı yurt dışındaki ülkelerin de vatandaşlarıdır ve oralarda evleri, aileleri, çoluk-çocukları ve onların alıştıkları bir de yaşam standartları var) verilsin, bakın o zaman bir çoğu nasıl ülkelerine geri dönecektir…

Gerisi laga-luga ve hamasettir…

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Beyin Nasıl İşler ve Optik Yanılsamalar

İnsan beyni nasıl işler, nasıl karar verir? İnsan beyni sadece 1,4kg olmasına rağmen karmaşık bir yapıdadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren beyinle ilgili bilgiler hızla artmaya başladı. Özellikle son yıllardaki çalışmalar

neticesinde, beynin çok karmaşık ve sanıldığından çok daha yetenekli olduğu anlaşıldı.

Önceleri, zekanın beynin büyüklük ya da küçüklüğüyle orantılı olduğu sanılıyordu. Fakat, bunun da doğru olmadığı, beynin kıvrımlarının gösterdiği artışın zekanın asıl kaynağı olduğu da anlaşıldı. Her hücrenin diğer hücrelerle yapmış olduğu birleşmeler arttıkça bu kıvrımlar da fazlalaşıyordu.
Çarpıcı bir benzetmeyle, insanı bir bilgisayara benzetirsek, beş duyumuz klavyeyi, bilinçaltımız ise hard diski temsil etmektedir.
Davranışlarımız ise hard diskten ve klavyeden gelen bilgilerin görüntülendiği monitöre benzetilebilir.

Sonuç olarak, davranışlarımız, iç programlarımızın hayata yansımalarıdır.

Önce, 60’lara doğru Roger Sperry’nin, sonra da Robert Ornstein’in incelemeleri sonucu, beyinle ilgili ilginç şeyler ortaya çıktı.
Beyin, iki loba ayrılmıştı ve ikisinin de farklı fonksiyonları vardı:
SAĞ BEYİN: Vücudun sol yanını kontrol eder.
SOL BEYİN: Vücudun sağ yanını kontrol eder.
SOL LOB: Sözcükler, Mantık, Sayılar, Ardışıklık, Matematik, Analiz, Listeleme, Konuşma, Yazma
SAĞ LOB: Ritim, Müzik, Bütünü görme, Hayâl gücü, Hayâl kurma, Sentez, Renkler ve şekiller, Üç boyutlu düşünme, Görüntüler
Biraz daha açarsak,
MANTIKSAL SOL BEYİN:
* Kelimelerle, sayılarla düşünür. Yani, sol beynin anahtarı kelimeler ve sayılardır.
* Yazma işini kelimelerle yapar.
* Zor ve karmaşık işlerde verileri adım adım uygulayarak ve zorlukla ilerleyebilir.
* Her şeyi bir anda algılayamaz.
* Ayrıntılarla ilgilenir. Örneğin, gül bahçesindeki tek bir güle odaklanır.
DUYGUSAL SAĞ BEYİN:
* Görüntülerle düşünür. Anahtarı, görüntülerdir.
* Dili en hoş ve çarpıcı şekilde, duygusal ayrıntı ve sembollerle kullanabilir.
* Zor ve karmaşık bağlantıları kavrayıp çözebilir.
* Birçok farklı şeyi bir anda algılayabilir.
* Adım adım ilerler. Aynı anda çok şey düşünür.
BÜTÜNÜ GÖRMEK
Sağ beynin en önemli fonksiyonu bütünü görmektir. Bütünü görmenin safhalarını tek tek incelediğimizde ortaya şöyle bir tablo çıkar:
* Bütünü görerek iyi bir izlenim edinin.
* Bütünü zihne kolay giren parçalara bölün.
* Her parçanın bir bütün oluşturmasına dikkat edin.
* Tek tek parçaları birbirleriyle ilişkiler kurarak birleştirin.

Diğer taraftan, beynin işleyişinin daha teknik detayları hakkında ise şunlar bulunmakta.

İnsan beyni şöyle  işlemekteymiş…

“Beyin 920 santimetreküp ve bir buçuk kilo ağırlığında. İçinde 100 milyar sinir hücresi var ve bu hücrelerin her birinin başka sinir hücreleri ile 1.000 ile 10.000 tane bağlantısı mevcut. Sonuçta bir katrilyon gibi bayağı yüklü bir sayıda synaptik bağlantı elde edilmiş oluyor. Synapsların(bağlantı) saniyede 10 bit bilgi yaydığını düşünürsek bir nevi global bir bilgi işleme kapasitesi ile, bir beynin saniyede 10 katrilyon synaps bilgi işleme kapasitesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu durumda tüm bu elektriğin epeyce çok enerji yakmasına şaşırmamalı. Birini dinlerken beyniniz en azından 10 vat elektrik yakar. Beyin bedendeki en aç organdır.”

Beynin anatomik yapısı nasıl?

Beyin vücudumuzdaki oksijenin ve kanın yüzde 20′sini kullanıyor. İçeriğindeki protein, yağ, 100 bin mil uzunluğunda damar, 100 milyar sinir hücresiyle beynimiz ayakkabılarımızı en son nerede çıkardığımızı bile bize hatırlatır.

Beynin iki bölümü ayrı alanlarla ilgilenir mi?
İlgileniyor. Yapılan araştırmalara göre okuma gibi dille ilgili aktivitelerle öncelikli olarak beynin sol, sudoku gibi sayısal etkinliklerle ise sağ bölge ilgileniyor. Müzik ise her ikisiyle! Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, ‘Konuşmanın hakimi sol beyin. Bir örnek verecek olursak, İtalyan gemicinin sol beyni tahrip oluyor, konuşamıyordu ama şarkı söylüyordu’ diyor.

Erkekle kadının beyni farklı mı işler?
Prof. Dr. Mustafa Ertaş, kadın beyninin erkeğe göre 200 gram daha hafif olduğunu söylüyor. Ertaş ‘Tabii bu başka bir anlama gelmiyor’ diyor. Ertaş’ın verdiği bilgiye göre içsel duygular, cinsellik, hırs erkek beyninde daha baskın. Kadınların ise matematik ve mantık zekası daha iyi… Devamını Mailce’de oku

Optik yanılsama (illüzyon)
Optik illüzyon (görsel illüzyon) ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur. Temel olarak 3 tipi vardır: Değişmez optik illüzyonlar ile temsil ettiği nesnelerden farklı algılanan görüntüler oluşturulur, fizyolojik optik illüzyonlar gözlerin ve beynin belirli bir tür aşırı uyarılması (parlaklık, renk, boyut, konum, eğim, hareket) ile etki gösterir ve bilişsel illüzyonlar, bilinçsiz çıkarımlar sonucu oluşur.

Optik yanılsama örnekleri…

Türkçesi “Çalıların arasında bir kuş” olan İngilizce yazıyı okuyun ve hatayı bulun.

Yukarıdaki yazıda iki kelime var. Biri ILLUSiN, diğerini görebildiniz mi?

Yukarıdaki sarı Teach kelimesi aşağıya farklı yansımış. O kelimeyi okumaya çalışın.

Göz Testi Uygulaması : İlk okuyuşta aşağıdaki yazıda kaç adet F harfi olduğunu bulun?

FINISHED FILES ARE THE RESULT OF YEARS OF SCIENTIFIC STUDY COMBINED WITH  THE EXPERIENCE OF YEARS…

Bu testte: En fazla 3 adet F harfi görmek normal, 4 çok nadir, ama ilk okumada 6 F görenler gerçekten dahidirler. Zira:

Beyin İngilizce’deki OF kelimesini okuma işlemine alamıyor…

Kadını sağdan sola dönüyor olarak görüyorsanız beyninizin sağ tarafı, sola dönüyor diyorsanız sol tarafıyla görmektesiniz, her iki tarafa dönüyor olarak görmekteyseniz, beyninizin her iki tarafıyla görüyorsunuz anlamındadır ve bu durumda IQ’nüz 160 veya daha yukarıdadır demektir.

Beyin hakkındaki diğer yazı : Kadın Beyninin Müthiş İşleyişini Görün

insan-beyni
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Beyin Deponuza Bilgi Doldurun

beyninize bilgi depolayınİçinde bulunduğumuz “Bilgi Çağının”, insanlığa kazandırdıklarını, artık az veya çok hemen herkes bilmektedir. Peki bilgi nedir? Bilginin; “doğrudan veya dolaylı olarak duyu organlarına anlamları olan sinyaller gönderen

varlıklara (objelere) bilgi denir” şeklinde basit tarifini yapabiliriz.
Aslında bilgi ve onun tarifi bu kadar da basit değildir. Zira bilginin değişik alanlarda farklı türleri ve farklı tanımlamaları bulunmaktadır.

Ayrıca bilgiler, büyük çoğunlukla hareket halindeki varlıklardan elde edilir. Özetle, bilginin temelinde “hareket ” eyleminin de olması şarttır. (Bakınız: Bilginin tarifi )

Aşağıda sunulacak bilgiler, “belli bir yönteme dayanarak, neden-sonuç ilişkisi sonunda elde edilen genel geçer (bilimsel) araştırmalar” ile elde edilen bilgiler yanı sıra, basit gözlemlerle elde edilen bilgilerden (gündelik bilgiler de denilmekte) oluşmaktadır.
İşte o bilgiler…

Bunları Biliyor muydunuz?

* Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir
* Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanların 10 katıdır.
* Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.
* Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır.
* Kutup ayıları solaktır.
* Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.
* Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
* Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.
* İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.
* Develerin üç tane kaşı vardır.
* Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.
* Istakozların kanı mavi renktedir.
* Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.
* Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yaparlar.
* Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.
* Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.
* Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.
* Yılanlar duyamaz.
* Zürafalar yüzemez.
* Kediler şeker tadını ayırt edemez.
* Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.
* Kangurular, geriye doğru yürüyemez.
* Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.
* Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.
* Fareler kusamaz.
* Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.
* Filler zıplamayan tek memelilerdir.
* Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
* 2 bin 600 kurbağa cinsi vardır.
* Bir sineğin, saatteki hızı 8 km’dir.
* Yunuslar, gözleri açık uyurlar.
* Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
* Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
* İnek sütünün PH değeri 6’dir.
* Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
* DalmaçyalIlar gut olmayan tek köpek cinsidir.
* Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
* Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
* Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
* Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
* Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
* Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
* Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
* Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler.
* İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
* Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
* Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir.
* Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir.
* İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
* Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
* Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
* Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı.
* Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
* ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
*Ortalama bir erkek, hayatının 3350 saatini traş olmak için harcar.
* Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
* Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
* Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
* İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
* Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır.
* Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
* Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
* Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
* Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
* Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
* Bir okyanusun en derin yerinde demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
* Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
* Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.
* Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğe ulaşmıştır.
* Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
* Kış aylarında Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
* Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
* Norveç’in kuzeyinde her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
* Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
* Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
* Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
* Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.
* Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altının 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
* Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
* Larry Hagman(JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
* Salatalığın yüzde 96’sı sudur.
* Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
* Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
* Timsahlar renk körüdür.
* Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
* Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
* Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
* Havuca rengini karoten verir.
* İnciler sirkede erir.
* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
* Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
* En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
* Sihirli sözcük “abrakadabra” ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
* Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
* Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
* Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
* Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Beyni Daha İyi Çalıştırmak Mümkün mü?

beyni-daha-iyi-çalıştırmakMerkezi sinir sisteminin en önemli kısmı olan beyin, kafatası kemikleri içinde, ağırlığı ortalama olarak erkeklerde 1200-1350 gr, kadınlarda ise 1000-1250 gr. ağırlığında, yüzeyi ise ortalama olarak 2000-2100 cm2 olan bir

organdır.
Beyin, insan vücudunun %2’si ağırlığında olmasına rağmen, geriye kalan %98’i yönetir.
Beyin, şaşırtıcı derecede karmaşık ve son derece komplikedir.

İnsan beyni 100 milyar’dan fazla nöron içerir ve bu nöronların her biri, kendi gibi 10.000 tanesiyle bağlantı kurar. Beyin hücrelerinin çoğunluğuna “nöron” denir. Bir nöron temelde açma kapama düğmesidir. Bu açıklamalardan sonra, sadede gelelim ve uzmanlar ne diyor, ona bakalım…

Mümin Sekman‘ ın hazırladığı “Bu hafta beynine iyi bak!” adlı “Beyin Kullanma Kılavuzu” kitapçığından bazı tavsiyeler:
1. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, “volta atmayı” deneyebilirsiniz.

2. İnsan beyni açık havada, kapalı alanlara göre daha yüksek performansta çalışmaktadır. Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır.

3. Yürürken kolları sallamak, beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?

4. Yabancı bir dil öğrenme ve ezber beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni bir kelime öğrenin ve kullanın. Sözlük okuyabilirsiniz. Alışveriş listesi ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

5. Zihinsel jimnastik/antrenman yapın. Bunun için başta Sudoku olmak üzere çeşitli bulmacalar çözün. Satranç gibi “akıl oyunları” oynayın. Yatkınsanız Meditasyon, yoga gibi zihin dinginleştiren teknikler üzerine çalışın.

6. Zihinsel rutinlerinizi kırın. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizde taşıyın, evinize başka bir yoldan idin. En azından, bir günlüğüne TV kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun!

7. Entelektüel damak zevkinizi zenginleştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden, birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin!

8. Her gün güzel bir resme, manzaraya veya fotoğrafa bakmaya çalışın. Estetik  algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir. Beyninizi estetik görüntülerle besleyin!

9. Her gün bir süre sevdiğiniz bir müziği gözleri kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekâyı 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.

10. Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatımız da ona göre şekillenir. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.

11. İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin, Einstein’ın günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapmaktadır.

12. Bol ve temiz “birinci el” oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun %2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin %25’ini tüketmektedir. Oksijensiz kaldığınızda ölümü ilk  gerçekleşen organ beynimizdir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın!

13. Beyin kendisinin nasıl çalıştığı hakkındaki bilgi ve inançlarınıza göre çalışır. “Türkün aklı tuvalette çalışır” diye inanıyorsanız, beyniniz sizi doğrulayacaktır! Beynin çalışma prensipleri hakkında doğru bilgi öğrenin.

14. Farklı düşünme tarzlari beyni gelistirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.

15. Kullanılmayan organ körelir. Sürekli TV seyrederek beyninizi “düşük viteste” çalıştırmayın. Beyninizin sınırlarını zorlamayan etkinlikler, beyninizi geliştirmez.

16. Beyin “garbage in, garbage out” ilkesine göre çalışır. Bu kuralın Türkce meali şudur: “Beyninize çöp girerse, beyninizden çöp çıkar.” Beyninize ne verirseniz, onu size verir. Kafa konforunuzu bozacak verileri beyninize almayın.

17. Beyin içindeki düşünceler harita, dış dünya ise araziye benzer. Beynimizdeki  iç gerçek (harita) araziye uymadığında fikirlerimizin “son kullanma tarihi” geçmiş demektir. Bir insanın kafasının içindeki iç değişim, kafasının  dışındaki dış değişimden yavaş ise, o kişinin “dinozorlaşma” süreci başlamış demektir.

18. Beynin en tehlikeli yanı, “ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza  gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir!
Buna ters çaba kuralı denir. Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Beyin odaklanılan hedef için çalışır, hedef olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için çalışır! Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanacak mıyım” diye düşünürseniz, korkunuz olmasın, heyecanlanacaksınız! Korkunuza değil, konunuza odaklanın.
Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.

19. Beyin kas sistemi ile değil, elektro-biyo- kimyasal reaksiyonlarla çalıştığı için, kolumuz ya da bacağımız gibi fiziksel anlamda yorulmaz. Beyni yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.

20. Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna sihirli sayı kuralı denir. Bu kural aşılıp  aşırı bilgi yüklemesi durumunda, beynimiz “servis dışı” olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken “kafadan” değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.

21. Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler ile aralarda geçip sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak (geri ders başına dönmek kaydıyla!) akıllıca bir harekettir.

22. Einstein “bir problemi yaratan bir zihni, ayni düzeyde çalıştırarak o problemi çözemezsiniz” der. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Yeni bir aklın  önündeki en büyük engel entelektüel  atalettir. Entelektüel atalet nedir? Düşündüğünü yapmamak ve yaptığı üzerine düşünmemek.

23. Beyin analizde tıkandığında örneklerle akıl yürütür. Kendinize bir “kanaat  önderi” seçin ve onun zihnini kafanızın içindeymiş gibi düşünün. Mesela kararsız kaldığınız bir durumda benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye varsayımsal akıl yürütebilirsiniz.

24. Beyninizin arama motorlarına sizi başarıya programlayacak sorular sorun. Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? Tüm hayallerimi gerçekleştirmiş olsaydım, hayatımda neler olurdu? Benim diğer insanlardan daha iyi yapabileceğim ne var?

25. Beyinin kendini gerçekleştiren kehanetler kurma gücü çok yüksektir. Kendinizi ve hayatı nasıl tanımlarsanız, öyle algılarsınız.
Dr .Davit J.Schwartz’a göre: “Bir ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, gerçekten inandığızda aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar..”

26. Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir. Zihinsel adaleleri çalıştırır. Okurken Bacon’in şu ilkesini izleyebilirsiniz: “Kurnaz insanlar okumayı küçümser. Basit insanlar ona hayran olur. Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar. Yalanlamak ve reddetmek için okuma. İnanmak ve her şeyi kabul etmek için de okuma. Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku.”

27. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Fiziksel zindelik zihinsel zindelik getirir. Uzun süre fiziksel hareketsizlik, zihinsel hareketsizlik yapar. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya, yediğinize ve içtiklerinize dikkat edin. Yeterince su için ve unutmayın ki, insan beyninin %78’i suyla kaplıdır!

28. Her şey beyinde başlar. Her şey beyinde biter. insan “kafadan” kaybeder ya da kazanır. Eski bir bilgeliğe küçük bir “çekme kat” atarak, size sunmak istiyorum: “Öğrendiklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, karakterinizi biçimlendirir.Karakteriniz ise kaderinizdir.”

29. Son olarak kafanızı nasıl daha iyi çalıştırabileceğiniz üzerine daha fazla kafa yorun!

Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine beynimizdir!

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Kadın Beyninin Müthiş İşleyişini Görün

Kadınların beyninin nasıl çalıştığı, bilim insanlarınca yıllardır araştırılmaktadır. Bu araştırmalar günümüzde de aynı hızla sürdürülmektedir. Kadınların belirli şartlar altında nasıl tepki göstereceğini

önceden asla kestiremeyiz.
Yani kadınların belirlenmiş bir modele göre davranmadıklarını hayal kırıklığı ile görürüz.

Diğer taraftan, son araştırmalarda kadınların artık IQ testlerinde erkeklerden daha başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Lafı fazla uzatmadan, kadın beyninin nasıl işlediğini görelim.

İşte kadınların beyninin nasıl işlediğini gördünüz.

kadın beyninin işleyişi

Yazanın Notu :
Kadınların beyinlerinin bu müthiş işleyişini gördükten sonra, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde daha dikkatli olmalarında yarar olacağını düşünüyorum…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+