Etiket arşivi: Baba

Geveze Öğrenci ve Annesi

geveze eşMinik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına şöyle bir not düşmüş: “Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat

bir kusuru var, derste çok konuşuyor.
Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var.
En kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum.”

Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına bir not düşmüş :

“Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesine uygulayacağım.” 🙂

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Böyle Anne Baba Olabilir mi?

böyle anne babaHayatta en çok güvendiğiniz insanları sorsalar, ağzınızdan hangi kelimeler dökülür? Anne ve Baba. En çok sevdiğiniz, en güvendiğiniz insanlar onlar. Anneniz; her derdinizi paylaşan, her an başınızda, her derdinize koşan, yemeyen

yediren, sizin için her fedakarlığa katlanan, sizi karşılıksız seven insan.
Babanız, sırtınızı dayadığınız dağ, size her an destek olan ve her zaman olacak insan. Babanız kahramanınız.
Anneniz ve babanız sizin her şeyiniz.

Anne ve babalar, evlatlarının yetişmelerindeki ilk rol modelleridir.
Evlatlarının en büyük koruyucuları da onlardır.
Ana babalar; çocuklarının sağlıklı, tehlikelerden uzak, güvenli yaşamalarına azami itina ve dikkat gösterirler.

Bu gibiler yanı sıra, azınlıkta da olsalar, evlatlarının güvenliğine aldırmayan, can sağlıklarına dikkat etmeyenler de bulunmaktadır.

Aşağıda, güya anne baba olan bazılarının fotoğraflarını sunuyorum.
Görecekleriniz karşısında; “bunlar nasıl olabilir” diyeceğinizi duyar gibiyim.
Ama maalesef olmuş…

Böyle Anne Baba Olabilir mi?

images9images10mime-attachment1mime-attachment2mime-attachment4mime-attachment5mime-attachment6mime-attachment8
Teşekkür : Fotoğrafları ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Babamın Oğlu Olmak

babamın oğlu olmakBenim babam olduğun için; önce Yaradan’a, sonra sana minnetlerimi sunarak yazıya başlıyorum. Canım babam, devlet memuru bir subay olarak; aldığın o maaşla üç evladını da okuttuğun, başımızı asla bükmeyen, dik

tuttuğumuz, şerefli, haysiyetli ve gurur duyduğumuz, paha biçilemeyecek saygın soyadını, manevi bir miras olarak biz evlatlarına bıraktığın için de sana minnettarım.

Ne desem yetmez, hakkını ödemem de mümkün değil.

Yine de bu günkü babalar gününü fırsat bilip,

Senin oğlun olmanın bana neler kazandırdığını, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım

Babamın Oğlu Olmak

“İlk adımlarımı atarken tuttuğun ellerimi, şimdi anlıyorum ki hiç bırakmamışsın.

Bana, hayatın anlamı ve tüm güzelliklerini öğretenmişsin.

En büyük iyiliğin, bana dünyanın en iyi örneği, rol modeli olmanmış.

Babaya olan sevgi, saygı ve onun değeri, ancak baba olunca anlaşılıyormuş. Bunu bana hiç söylememiştin. Anlayamayacağımı bildiğinden bunu söylemediğini de bugün kavrayabiliyorum.

Sabırla öğrettiklerini hep sevginle sulayıp geliştirmen, onları büyütmen meğerse bu günlerim içinmiş.

Fedakarlık, sevgi, sabırla evlat yetiştirmenin zorluklarını hiç hissettirmedin bana.

Bugün başarabildiğim her şeyde payın olduğunu, artık çok iyi biliyorum.

Babaların çok güçlü birer çınar olduğunu söyleyenler çok haklılar.

Zira çınar olan babaların, meyveleri olmasa bile, gölgeleri yeterliymiş.

Elimden geldiğince yolundan gitmeye çalıştım.

Senin öğrettiklerin, rehberliğin sayesinde geliştirebildiklerimle, ben de evlatlarımı yetiştirdim.

Onlardan biri de (torunun) kendi evlatlarını (torunlarım) yetiştirme sürecinde.

Bu torunun, ilk evladının doğumundan önce bana bir mesaj atmıştı.

O mesajı bir yazıyla duyurmuştum.

O yazıda yer alanları da bildiğini düşünüyorum.

Canım babacığım, mekanında rahat uyu…

Sen babalık görevini layıkıyla yaptın.

Umarım ben de yapabilmişimdir…”

Tüm babaların bu güzel günü kutlu olsun.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Her Baba Böyle Nasihat Edebilse

Eğitimci-yazar bir baba, tüm ömrünün birikimleri ve tecrübeleriyle oğluna nasihat ediyor. Keşke siyasi veya dünyevi ömrünün son yıllarında tüm babalar çocuklarına bu kadar güzel nasihatlerde bulunabilseler! Sayın

Hocamız’a “teşekkürlerimi sunuyorum.”
Ayrıca,  izinleriyle bu harika yazıyı; “başta eşim, evlatlarım, torunumlarım, kızkardeşim, yeğenim/eşi ve evlatları ile diğer tüm ana-babalara, evlatlarına ve torunları” na da ithaf etmek istiyorum…

Bir babanın oğluna nasihatı

“Oğlum, Türkiye’de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.

Başbakan dahil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre sakın düzenleme.

Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini arttırır.

Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.

Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat, hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.

Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona sakın teslim etme, bizzat sen kasaya götür, pos (kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol et.

Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve ATM makinesi kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.

Hiçbir kooperatife üye olma çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.

İş hayatı: En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan kaldırmadan atılan imzadır. İmzanı bu şekilde atmaya gayret et, en büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma…

Her kime olursa olsun kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.

İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme, iş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.

Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma. Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme. Aksi takdirde bir yıla kadar hapis cezası alabileceğini unutma.

Otomobil için: Otomobil satın alınırken satışı en kolay olan marka ve modelde araç satın almaya gayret et. Bu senin hazır para kaynağın olmalıdır. Çünkü insanın büyük paraya ne zaman acilen ihtiyaç duyacağı belli olmaz.

Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor hararetini, araçtan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol etmeyi unutma…
Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.

Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et. Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur.

Ev yaşamında: İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun. Sabah uyandığında yatağını mutlaka topla. İş kıyafetini çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla, gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.

Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka öğren. Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.

Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.

Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma yardımcı ol, yemekten sonra sofrayı mutlaka sen topla. Mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala, yemek aralarında yediğin aperatiflerden sonra ağzını suyla çalkala, yanında mentollü veya naneli sakızın her zaman olsun.

Tatil yaparken: Tatile, sağlık ve eğitime harcayacağın paraya acıma. Her yıl yeni bir tatil yöresinde tatilini geçirmeye özen göster. Bu sana ömür boyunca kırk yada elli farklı yerde tatil yapman demektir.

Sakın devremülk alma, bu senin ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda tatil yapman anlamına gelir ki belli bir zaman sonra tad vermez. Ayrıca bütün yıl sabit masraflar ise işin fazladan tuzu biberi olur.

Özel hayatında: Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme; her zaman onunda bir özel yaşamı olduğunu kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.

Eşinin yükselen burcunu karakterini çok iyi öğren. Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al..onu iyi bir restoranda mutlaka akşam yemeğine götür.

Sadece; Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork…

Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap..!

Baban…

Eğitimci – Yazar Sait Çamlıca

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Bir Baba Başka Ne İsteyebilir ki?

Baba-ve-Oğul.jpgBir babanın alabileceği en değerli, anlamlı hediyelerden biri budur. Bu maili, en değerli belgem olarak saklarım. Ne zaman içim daralsa, sıkılsam, üzüntülü olsam okurum. Aradan geçen 10  yıl içinde bir kaç kez

yayımlamıştım bu maili. Yaşamda; aile olmanın, baba evlat, ana evlat ilişkileri, evlatlara karşılıksız sevgi bağları, onların başarıları, iyi/kötü günlerini paylaşabilmek. Bence gerçek mutluluk bu olsa gerek…

İşte bana gelen o mail…

Bir Baba Başka Ne İsteyebilir ki?

“Canım babacığım, nasıl olsa telefonla birazdan görüşeceğiz.

Ama ben gene de bir-iki satırla bana bu günün ve senin ne hissettirdiğini belirtmek istedim.

Bizim ufaklığın da yolda olması, tahmin edeceğin gibi bu yılki babalar gününü bana biraz daha farklı duygularla yaşatıyor.

İnşallah yakında benim de bir çocuğum olacak.

O da tıpkı benim sana yaptığım gibi, düşünce yardım  isteyecek.

Benden devamlı ilgi bekleyecek.

Canı yanınca ‘baba’ diyecek.

Gece korkunca beni çağıracak.

Saçma sapan oyunlarını bana anlatacak.

Binlerce soruyu üst üste soracak…

Bunlarla sanırım baş edebilirim.

Asıl beni ürküten şey, kızımın hayata karşı duruşunda ona ‘senin bana olduğun gibi’ örnek olup olamayacağımı bilememek…

En çok istediğim şey, senin bende yarattığın etkinin, en azından yarısını, davranışlarımla, sözlerimle, çocuğumla yaşayacağım paylaşımla, ona aktarabilmek…

Bunları yapmaya çalışırken, şüphesiz kitaplar okuyacağım.

Arkadaşlarıma danışacağım.

Uzun uzun düşüneceğim…

Ama şunu çok iyi biliyorum ki, karar verip eyleme geçme safhasında, hep örnek alacağım insan, benim kendi muhteşem babam olacak…

Seni çok seviyorum babacığım.

İnşallah seneye babalar gününü hep beraber, daha kalabalık kutlamak dilekleriyle…

Oğlun…”

Evlat…

Gözümün nuru, ilk göz ağrım. 41 yıl önceye giderim hep…

Doğumundaki ilk çığlıkları. İlk kollarıma verilişi. Kokusu…

Büyüyüşünü izlemek, ilk kelimeleri, emekleme, sıralamaları…

Hele ilk adımları…

Bakıcı ablasının kucağına oturup, sürekli resimli masallar dinlemesi…

Bunun sonucunda ise, daha 2,5 yaşındayken bize  yaşattığı şoklar!

Bir gün gazete okurken yanıma sokuluşu, gazetede resmin altındaki yazıyı okuması; ‘vahşet, töre cinayeti’…
Hayretim, şaşkınlığım, üst üstte farklı yazıları gösterip, okuma işini söktüğünü anlamam.

Annesi ile yaşadığımız sevinç ve akabindeki dehşetimiz…

Ne yapmalıydık? Bu iş çok erken olmuştu.

Geçen 15 günlük sürede, arabanın arka koltuğundaki yerinden yolda gördüğü ilanları, yazıları, arabaların plakalarını vs. bağıra bağıra okuması…

Tabii Doktoru’na, diğer uzmanlara müracaat ettik. Onların yönlendirmeleri, araştırmalarımız, binlerce sayfa yazı okuma sürecine girdik…

4 yaşında girdiği ana okulu sınavlarını kazandı.

Bir buçuk yıl sonra aynı okulun ilkokul sınavlarını da başararak TED Ankara Koleji İlkokulu’na başlayışı…

Yurt dışı görevlerimde gittiği okullar, daha sonra 1988’de Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirişi ve aynı yılın Aralık ayında Devlet hizmetine başlaması…

Yaklaşık 13 ay sonra da dünya güzeli bir kız (kızımız) meslektaşıyla bizi tanıştırması.

2001 yılında yedek subaylığı sırasında evlenişleri…

Nihayet 2007 yılı babalar gününde bana ilettiği O Mail

Evet işte böyle.

O ve ailesi, işleri gereği (diplomatlar) uzun sürelerle yurt dışı görevdeler…

Artık dört kişiler. Bir kız, bir de erkek, iki evlat sahibi oldular…

Dilerim onlar da evlatlarından (canım torunlarım) benzer sevinçler, gururlar yaşar, daha da iyi hediyeler alırlar…

Canım oğlum, evlatlarım, sizleri bana veren sevgili eşim…

Sizleri hep sevdim.

Son nefesime kadar da sevmeye devam edeceğim…

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Anne ile Babanın Değeri ve Kim Oldukları

ana-babaBüyümemiz, gelişmemiz ve hayata atılmamız sürecindeki en önemli insanlar, kesinlikle ana-babalarımızdır. Her şeyimizi borçlu olduğumuz o aziz insanlar için ne yapılsa azdır. Haklarının ödenmesi ise çok zordur. Yaşayan

ana-babalara saygıda kusur etmemeli ve onlarla yakından ilgilenilmelidir. Bakın o insanlar için ne güzel bir tanımlama yapılmış :
“İnsanlar, genellikle her zaman beraber oldukları varlıkların değerini yeterince bilemez. Bunun gerçekliği, aile hayatında daha belirgin bir tarzda yaşanır. Her gün görüştüğünüz ve bir arada olduğunuz için sık sık sürtüşüp çatıştığınız anne ve babanızdan uzaklaşmak zorunda kaldığınızı düşünün. Birden o insanların sizin için ne kadar önemli olduğunu fark etmeye başlarsınız. Bir de onları kaybederseniz, artık kavuşmak mahşere kaldığından, kaybın içinizde doğurduğu boşluk giderek büyür, sonra da içinizi büyük bir acı kaplar.” Yaşarlarken onların kıymetlerini bilmeliyiz. Son pişmanlık fayda etmez.

Anne, baba kimdir konusunda internette yaygın olarak paylaşılan bir açıklamayı okuyunuz lütfen.

Anne kime denir, Baba kimdir…

* Aynı anda kendi çantasını, çocuğunun çantasını, çocuğunun oyuncak kutusunu, market torbasını, çocuğunun ayakkabısını ve hatta çocuğunu taşıyan; bir yandan da ev anahtarını bulmaya çalışan kişiye ANNE;
Bilgisayar çantasını karısına vererek sadece oğlunu kucaklayana da BABA denir.

* 5 dakikada duş alıp 10 dakika içinde hem kendisini hem de çocuğunu hazırlayana ANNE;
O 15 dakika boyunca gömleğine uygun kazak aramakla uğraştıktan sonra kapının önünde çantasını toparlayan karısına ‘daha hazırlanmadın mı?’ diye sorana
BABA denir.

* Uykusuzluktan süründüğü halde uyumamakta direnen çocuğuna söylenen kişiye ANNE;
‘Uykusu yok belli, olsa gider yatar zaten’ diyene de BABA denir.

* 1 saatte üç çeşit yemek, üstüne de salata hazırlayıp bir yandan da çocuğunu yedirene ANNE;
İki tane amerikan servis koyarak ‘sofrayı hazırladım’ diyene de BABA denir.

* Gecede beş kere kalktığı halde şikayet etmeye hakkı olmayana ANNE;
‘Dün gece uykum bölündü oğlanın ağlamalarından’ diye şikayet edene de
BABA denir.

* Çocuğu hastalandığında sabaha kadar başında bekleyene ANNE;
İşten evi arayarak karısına ‘ilaçlarını verdin mi?’ diye sorana
BABA denir.

* Pazar sabahı havanın güzel olduğunu görüp çocuklarını parka götürmeyi planlayana ANNE;
‘Bu havada spor yapmalı, siz parka gidin ben koşacağım’ diyerek kendini
sokağa atana BABA denir.

Tüm bunları açık açık yazana ANNE;
‘Hiç de değil, market torbalarını sana taşıtmıyorum’ diyerek duruma son
noktayı koyana da BABA denir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+