Kategori arşivi: Kişiler

Atatürk ve Çiftçi Halil Ağa

Bu yazıda Atatürk ve Çiftçi Halil Ağa arasında geçen çok güzel bir anıyı aktaracağım. TBMM Üçüncü Toplanma Yılı (1 Mart 1922) Açış Konuşmasında Atatürk, “Köylü milletin efendisidir. Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir?

Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten çok refah, saadet ve servete layık olan köylüdür. Binaenaleyh, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin iktisadi siyaseti, bu temel hedefi gerçekleştirmektir.”  demiştir.

Sunacağım bu anıda Atatürk’ün; çiftçilere nasıl değer verdiğini, emeklerini nasıl taktir ettiğini ve onları nasıl koruduğunu göreceksiniz.

Atatürk ve Çiftçi Halil Ağa

Atatürk köşkten sıkılır ve Nuri Conker’ e “Gel yardım et bana Nuri. Kaçalım köşkten.” Onun bu içtenlikli isteğine karşı çıkmak, büyük haksızlık olacaktı. “Tamam, sen planı hazırla, ben uygulamasını yaparım.” Atatürk ve Nuri Conker, birinin hazırladığı ötekinin uyguladığı plan sonunda Florya Köşkü ‘ nün tüm nöbetçilerini atlattılar ve köşkten kaçtılar.
Altlarında, Nuri Conker’ in bir arkadaşının arabası vardı. Eylül sonu akşamı sonbaharın tadını çıkararak, Çekmece’ ye doğru gidiyorlardı. Birden Atatürk’ ün gözleri akşam güneşi altında çift süren bir köylüye takıldı. Yaşlı bir adamdı bu. Sapanın sapına iyice yapışmış, toprakları yavaş yavaş deviriyordu. Fakat çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardı. Eşit güçlerle çekilmediği için sapan yalpa yapıyordu.
Atatürk şoföre durmasını söyledi.
İndiler. Köylüye  :
— Kolay gelsin ağa, der.
— Sağolasın bey! Hoşgeldin.
— Hoşbulduk ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.
Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir Ses tonuyla,
— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu anıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?
— Kime söylemeliyim ağa?
— Sen bunu git vergi memuruna söyle.
— Vergi memuruna mı?
— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini “Vergi borcunu karşılar” diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.
Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,
— Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim.Muhtara sor İstersen.
Atatürk,
— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın ağa?
— Gittim bey.
Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.
— Kaymakam ne dedi?
— Git borcunu öde, dedi.
— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.
— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.
— Halimden belli mi oluyor?
— He ya! Hem gitseydin bilirdin.
— Neyi bilirdim?
— Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
Atatürk,
— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar.
Köylü gülümseyerek,
— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.
Atatürk, kızmıştır.
— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.
— O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?
Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.
— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.
Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.
—“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”

Çiftçi Halil Ağa Florya Köşkünde

Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle “ beni takip edin efendim” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.
— Hoşgeldin ağa. Gel yerin burada.
Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,
— Sakin ol ağa. Korkacak hiç bir şey yok.
— Sağol bey! Sağol.
Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,
— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?
— Hayır bey, bilmiyom.
— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;
— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.
Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.
“İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez.”
Yazının tamamını okuyun : Atatürk ve Halil Ağa

KAYNAK :
Köylü Milletin Efendisidir

TEŞEKKÜR : Anının bir bölümünü bana elektronik postayla (e-posta) ileten sayın dostum Abdullah Us.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Barın Kayaoğlu Kimdir

Dr. Barın Kayaoğlu Irak Amerikan Üniversitesi-Süleymaniye’de (AUIS) yardımcı doçent ünvanıyla öğretim üyesi olarak çalışmaktadır ve medeniyet ile uluslararası tarih üzerine her dönem dört ders vermektedir. Halihazırda

doktora tezine dayanan ve Amerika Birleşik Devletleri’nın 1945’ten günümüze kadar Türkiye ile İran’la ilişkilerini ve iki ülkede Amerikan karşıtlığını konu alan ilk kitabını yayına hazırlamaktadır.
Ankara doğumlu olan Barın, Türkiye dışında ABD, Afganistan, Bosna-Hersek, Kıbrıs, Kuveyt, İran, Irak, Lübnan, Suriye ve Özbekistan’da yaşamış, çalışmış veya eğitim görmüştür.
Barın, Bilkent Üniversitesi’nden siyaset bilimi ve tarih alanlarında lisans ve yüksek lisans dereceleri almış, daha sonra da tarih doktorasını Virginia Üniversitesi’nde tamamlamıştır.

Dr. Barın Kayaoğlu is an assistant professor of history at the American University of Iraq, Sulaimani (AUIS), teaching a 4/4 course load that mostly focuses on civilization and international history. He is currently revising the manuscript for his first book, which is a study of U.S. relations with Turkey and Iran and anti-Americanism in the two countries from 1945 to the present.
Aside from his native Turkey and the United States, Barın has lived, worked, or studied in Afghanistan, Bosnia-Herzegovina, Cyprus, Kuwait, Iran, Iraq, Lebanon, Syria, and Uzbekistan.
A graduate of Bilkent University with a B.A. and M.A. in political science and an M.A. in history, Barın received an M.A. and Ph.D. in history from the University of Virginia.
Devamını Okuyun-Read More

Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz.
Barın Kayaoğlu’nun sosyal medya faaliyetleri :
Twitter | Facebook | Google Plus | Linkedin  
Al-Monitor’daki yazıları  | The National Interest’deki yazıları

You can also follow him on these accounts.
Barın Kayaoğlu’s social media activities :
Twitter | Facebook | Google Plus | Linkedin
His articles on Al-Monitor  | His articles on The National Interest 

Barın Kayaoğlu hakkındaki diğer bir yazı :
Yaşattığın Mutluluk ve Gurura Teşekkürler


Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Candan Tarhan’ı Anma

Okul ve mahalle arkadaşım, daha sonra kız kardeşimle evlenerek eniştem olan rahmetli Candan Tarhan, yıllarca futbolcu ve teknik direktör olarak Türk futboluna hizmet etmiştir. Bu yazıda Candan Tarhan’ı anma amacıyla

biyografisi ve kariyerini sunacağım…

Candan Tarhan’ı Anma

Candan Tarhan (D.26 Haziran 1942, Gaziantep – Ö. 18 Nisan 1989, Kuşadası), Türk futbolcu ve teknik adam. MKE Ankaragücü’nde uzun yıllar futbol oynamıştır. Daha sonra teknik direktörlük yapan Tarhan, Türkiye Milli Futbol Takımı’nı da çalıştırmıştır.

Futbolculuk Kariyeri :

Gaziantep’te doğan Tarhan, Ankara Koleji’nden mezun oldu. İngiltere’de tekstil öğrenimi gördü. Futbola Şekerhilal’de başladı. Buradaki performansı ile Ümit Millî Takım’a seçildi. 1959’da MKE Ankaragücü’na transfer oldu. 1960-61 sezonuna Ankaragücü’nde başlayıp, daha sonra Gençlerbirliği’ne transfer oldu. Burada sadece 6 maç oynayıp 2 gol atarak devre arasında eski takımına geri döndü. 62-63 sezonunda askerliği yüzünden bir süre forma giyemedi. 63-64 sezonunda lig dördüncülüğü gördü. Sonraki sezon ise sakatlıkları yüzünden fazla şans bulamadı. 1965-66 sezonu öncesi takımda 4 yılı olduğu için takımdan ayrılma hakkı olan Candan Tarhan takımında kalmayı tercih etti. 1967-68 sezonunda küme düştüler. Bir sezon da 2. ligde top koşturdu ve birinci olarak tekrardan 1. Lig’e geri döndüler. 1970-71 sezonunda 2. Lig’e yeni çıkan Hatayspor’a transfer oldu. 1972’de PTT Spor’a transfer olarak, 1. Lig’de son bir kez forma giydi. O sezon lig sonuncusu olup ligden düştüler. 1973-74 sezonunda son kez 2. Lig’de forma giyerek futbolu bıraktı.

Milli Takım Kariyeri :

5 kez millî takımlara çağrılan Candan Tarhan, 3 kez Türkiye U-18, 1 kez de Türkiye U-21 forması olmak üzere toplam 5 kez milli formayı giymiştir ve müsabakalarda 4 gol kaydetmiştir.

Teknik Direktörlük Kariyeri :

1975’te Türkiye Amatör Millî Takımı’nın teknik direktörü olarak hocalığa başladı. 1976’da Türkiye Ümit Millî Futbol Takımı’nın başına geldi. 1977’de ise A Millî takımda Metin Türel’in yardımcılığını yapmaya başladı. 1978-79 sezonu için Altay Spor Kulübü’nün başına geçerek kulüp takımları kariyerine başladı. Ligi 6. sırada bitirdiler. Sonraki sezon da takımının başında olan Tarhan, Ocak 1980’de devre arasında takımdan ayrıldı. Fenerbahçe ile konuşsa da bu gerçekleşmedi. 1980-81 sezonunda Zonguldakspor’un başına geçti. Ligi 7. olarak tamamladı. Sonraki sezon ise bir ara liderliği ele geçirse de lig sonunda birinci Beşiktaş’ın 7 puan gerisinde 4. oldu. Bu başarı ile Zonguldakspor, Tarhan’ın sözleşmesini uzattı. Aynı zamanda Ümit Millî Takım’ın tekrardan başına geçti. 82-83 sezonuna Zonguldakspor’u çalıştırarak başladı. Daha sonra bir süre yine Altay’ı çalıştırdı. 1983-84 sezonuna ise Karşıyaka’da başladı. İlk yarıyı 2. Lig’de lider bitirdi. Devre arasında 1. Lig takımı Sarıyer Spor Kulübü’ne transfer oldu.
Sonraki sezon Sarıyer’i çalıştırırken Türkiye Millî Futbol Takımı’nı çalıştırması teklifi geldi. Millî takımın başına geçen Tarhan 3 hazırlık maçında 1 galibiyet 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. 31 Ekim 1984’te 1986 Dünya Kupası elemelerinin ilk maçı olan Finlandiya maçı oynandı. Türkiye’de oynanan maçı milliler 2-1 kaybetti. Tarhan daha ilk maçtan kupayı televizyondan izleyeceklerini söyledi. 14 Kasım 1984’te gruptaki ikinci maç olan İngiltere maçını da Türkiye’de 8-0 kaybeden Türk takımının teknik direktörü Tarhan basın toplantısına katılmadı ve istifasını verdi. Tarhan, ligi ise 8. sırada bitirdi. 85-86 sezonunda ise başarılı sonuç alarak ligi dördüncü olarak bitirdi. Ancak görevine Sarıyer’de devam etmeyen Tarhan, Bakırköyspor’a geçti. İyi bir sezon geçirseler de 1. Lig’e yükselemediler. 87-88 sezonu için tekrardan Sarıyer’e geçti. 1988-89 sezonunda ise Kuşadasıspor’u çalıştırdı.
18 Nisan 1989’da Kuşadasıspor ile yaptığı idman sonrası otelde fenalaşan Tarhan, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını kaybetti. 21 Nisan’da düzenlenen cenaze töreni ile Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Ölümünden sonra adı Kuşadası’nda bir bulvara verildi.
Oğlu Ogan Tarhan da futboldan kopmamış, üniversite mezuniyetinden sonra bir süre çeşitli gazetelerde spor yazarlığı ve televizyonlarda spor yorumcusu olarak görev yaptıktan sonra kendi spor şirketini kurmuştur.
Kaynak : Ogan Tarhan’ı Tanıyalım 

Kişisel Bilgileri ve Kariyer Özeti

Milliyet Gazetesi’nde Bir Anma Yazısı


Candan Tarhan takımının maçında
Candan Tarhan’ın Ankaragücü Takımında İlk Yılı (1959)
Kaynak :
– Candan Tarhan’ın Torunu Hoşgeldin Mert Candan Tarhan 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Dünya’da İz Bırakan Sözler

Tarihte ve Dünya’da iz bırakan insanlar, yaptıkları nedeniyle minnetle, saygıyla anılırlar. Yaşamlarında; Dünya’da iz bırakan sözleri ve düşüncelerinin anlam ve değerleri, aradan yıllar geçse de hiç

unutulmamıştır.
Dünyaya çok önemli katkılarda bulunmuş insanlar, dünyaya yön veren sözleri ile gerçekleştirdikleri, yaşadıkları dönemde ve günümüzde hala hatırlanmaktadır.
Bizlere ilham vermesi dileğimle bu sözleri paylaşıyorum…

Dünya’da İz Bırakan Sözler












Yararlanılan Kaynaklar :
– Yedi Muhteşem Söz fotoğrafı Twitter’dan alıntıdır.
– Diğer fotoğraflar Google görsellerden alınmştır.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yine Ayrılık Başladı

Fedakarlık; bir amaç uğruna ve gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için, kişinin çıkarlarından vazgeçmesidir. Bu sabah sevgili eşimi yurt dışına uğurladım ve yine ayrılık başladı. İyi insanlar sevdikleri için karşılıksız

fedakarlık yapar. Son 10 yıldır sevgili torunlarımız için eşimle her sene uzun süreler ayrı kalıyoruz.

Dün gece Facebook’da bu konuda bir paylaşım yaptım.
Ayrılık : “Yarından itibaren; 3 Kıta (Avrupa, Afrika-Orta Doğu ile Asya) ve 4 ülkede olacağız. Canlarım (eşim, evlatlarım) ve canlarımın canları (sevgili torunlarım) yanımda olmayacak. Yarın bu konuda bir yazı (blog) yazmayı planlıyorum.
Ayrılık yazıları daima zor oluyor. İnsan duygusallaşıyor ve kelimeler adeta yüreği dağlıyor. Son 10 yıldır; ben ve eşim senenin yarısından fazlasını böyle yaşıyoruz.
Zor ama canların hatırına katlanıyoruz…”

Bendeniz bu satırları yazarken sevgili eşim uçakla seyahat halinde.
Aylardır Skype’de yaptığımız canlı görüşmelerde torunlarımız; “Babaanne seni çok özledik gel artık, babaanneciğim senin ponpon pastaların rüyalarıma giriyor, lütfen gel de bana onlardan yap, Hasan dedeciğim lütfen babaannemi bize gönder” benzeri sözlere muhatap oluyoruz…
Canların canlarının bu isteklerine dayanmak, karşı koymak ya da kabul etmemek mümkün değil. En sonunda pes ediyoruz ve mecburi ayrılık başlıyor.

Bir şeyin değerini; ayrılıkların yokluğunda ya da kaybettiğimiz zaman çok daha iyi anlarız.

Sevgiyle kalınız dostlar…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Asırları Aşmış Lider

Atatürk tarihte oynadığı önemli rolden dolayı pek çok yazar ve tarihçi tarafından incelenmiş ve hakkında 379 eser yazılmıştır. Bu yönüyle hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi arasında yer almaktadır. Asırları aşmış lider

ayrıca; “Dünya’da ilk kez ve tek örnek olmak üzere, Birleşmiş Milletler’in UNESCO örgütü tarafından, kendisinin 100. doğum yılı olması sebebiyle ve tüm ülkelerin oy birliğiyle 1981 yılı ‘Atatürk Yılı’ olarak kabul edilmiştir.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk‘ün hayatı hakkında bir çok kaynakta bilgi yer almaktadır. Biri de bu kaynaktadır : http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=164

Bugün sosyal medya sitelerinde paylaştığım örnekleri sunacağım…

Bir Liderden Daha Fazlası :
“57 yıllık yaşama; 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan,13 kitap, 1 ülke ve milyonlarca özgür insan! Seni unutmayacağız ve #ÖzlüyoruzAtam
ataturk-cumhuriyetin-kurucusu
1981 – 19oo (09.05) Saygı ve özlemle anıyoruz
Unutmayın! “Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.”
Atam Sen Rahat Uyu
ataturk-onu-aniyoruz
#Atatürk :
“Asırları aşma başarısını göstermiş, ayrıca önderliğiyle; ‘yüzyıllarca milletinin tarihinde, aklında ve kalbinde hüküm sürecek’ liderdir.”
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi
ataturk-10-kasim-aniyorum
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 78. yılında şükran ve özlemle anıyorum…
ataturku-anma-gunu-10-kasim
Bugün 10 Kasım
atam-izindeyim
Hep aklımızdasın…
ataturk-seni-unutmayacagiz
10 Kasım’ı silemezler
Fazla söze gerek yok. Bu resimler her şeyi anlatıyor…
atamizi-ananlar-1
atamizi-ananlar-2
atamizi-ananlar-3
atam-unutmadim

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Atatürk Birdwood Görüşmesi Doğrumu?

Yıllardır internet sitelerinde; “Atatürk ve Anzak Generali, Mustafa Kemal Paşa General Sir William Birdwood Görüşmesi, Atatürk’ün Dehasına Hayran General Kimdir, Çanakkale Geçilmez” vs. başlıklarla, yüzlerce yazı var. Bu

yazıların doğruluğu hakkında ise; “olayın geçtiği tarihler ve kişilerin anılan tarihlerde başka görevlerde olduklarına ilişkin iddialar bulunmaktadır.”

Önce Atatürk ile Avusturalya’lı general William Birdwood görüşmesine ilişkin metni, daha sonra da bunun yanlış olduğunu iddia eden yazıdan kısa bilgilendirmeyi sunalım…

Atatürk, General  Birdwood Görüşmesi

ataturk-ve-general-birdwood-2Siyah beyaz fotoğrafa bir bakın önce. Bir cenaze töreni yapılıyor. Tabloya bakılırsa önemli biri olmalı. Balkonda ise tabutta yatanı selamlayan bir asker var. Kıyafetine bakılırsa Türk değil gibi. Ama yüksek rütbeli bir asker olduğu belli. Hadi gelin bu adamın hikayesine kulak verelim. Bu adamın duygu dolu ibretlik hikayesine..

Gördüğünüz kişi Sir William Birdwood. Çanakkale savaşında Anzak Orduları Başkomutanı. Asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilir savaşta, bacağı da sakatlanır ama buna rağmen onun dehasına ve kişiliğine karşı büyük hayranlığı vardır. Bu hayranlık savaş sonrasında da devam eder. 1935 yılında Mareşal olur son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”dır. Atatürk hayranlığı ve sevgisi hala sıcaklığını korumaktadır. Atatürk öldüğünde de rahatsızlığına ve emekli olmasına rağmen İngiltere adına cenaze törenine katılmak için talepte bulunur. Talebi kabul edilince İstanbul’a gelir. Bacağını sürükleye sürükleye tabutunun ardında yürür. Ankara’daki törende artık ayağı incinmiş ayakta zor durmaktadır. Halkevi binası balkonuna çıkarırlar.. Geçici kabrine götürülecek olan tabutun geçişi sırasında kılıcından destek alarak ayağa kalkar elindeki asayı kaldırarak selamlar onu. Bu sırada artık duygularını kontrol edemeyerek ağlamaktadır.

Tören sonrasında hemen ayrılmaz birkaç gün daha kalır Ankara’da. Bir gün etrafında Türk yetkililerin de olduğu bir ortamda cebinden bir kalem ve üzerinde kroki olan bir kağıt çıkararak masaya koyar, şu anıyı anlatır onlara:

Tarih 20 Kasım 1918 (Bir kaynağa göre 16 Kasım)  Birdwood karargahı ile Pera Palas oteline yerleşmiştir. Mustafa Kemal’in de otelde bir dairesi olduğunu bilen Birdwood onunla görüşmek ister. Bunun için kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey’i araya sokar.
-“Buyursunlar” der Mustafa Kemal. İki general karşı karşıyadır. Birdwood çok saygılıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardır. Hoşbeşten sonra Birdwood, iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak ister “Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?”

Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlenebilirdi. Oysa o, -tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi – yenilginin ezilmişliği altındaki bu general’in onurunu korur.

“Sizin de, bizim de tarih dergilerimiz var,” der; tarih yazar. Birdwood ricasını yineler.

“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.” Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kağıt kalem ister; o da bir parça kağıt ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzatır. Mustafa Kemal bir kroki çizer, kağıt üzerindeki yerlerini işaret ederek;

“Su tarihte karaya çıktınız, der; filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?”

“Askerlerimiz çok yorulmuştu, diye yanıtlar Birdwood.” Mustafa Kemal bu kez de Conkbayırı krokisini çizer.

“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?” –

“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.” Atalarımız yaralıya kurşun atılmaz der.
Mustafa Kemal’de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle dile getirir:

“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.”

Birdwood ayağa kalkar, Mustafa Kemal’i kucaklar.
“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.” dedikten sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek : “İzin verir misiniz” der; “bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.” Ve saklar. Cenaze törenine gelirken de yanında getirmiştir.

Evet, yukarıdaki görüşmenin asla gerçekleşmediğini iddia eden yazılar da okudum. Aralarından biri konuyu tüm detaylarıyla aktarmıştı. Şimdi de o yazıdan kısa alıntılar verelim…

Yüz Yıllık Yanlışlık

ataturk-ve-general-birdwood-2Eğer bu konuşma gerçekse; demek ki Çanakkale’de işgalci orduları yenilgiye uğratan, Mehmetçiklerimiz değildi; dahası, Atatürk de orada bir komutan olarak işgalcileri yenilgiye uğratacak bir şey yapmamıştı; işgalciler, yorgunluk ve susuzluk sonucu yenilmişlerdi; üstelik de bunu Atatürk kendi ağzıyla söylüyordu.
Oysa, Birdwood ile Mustafa Kemal hiç görüşmemişlerdi.
Bu gerçeği ilk kez Sn. Sermet Atacanlı, ilk basımı 2006’da yapılan “Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları” adlı kitabında ortaya koydu. Kitabın “İstanbul’da Yapıldığı Söylenen Atatürk-Birdwood Görüşmesi İle İlgili Bir Düzeltme” başlıklı bölümünde: “Bu anlatımda bir yanlışlık vardır.” diyordu Sn. Atacanlı; “Zira Birdwood o tarihte İstanbul’da değil, Batı Cephesinde Almanlara karşı savaşan kuvvetlerin başındadır. Bu hususu ayrıntılı bir biçimde kaleme almış olduğu otobiyografisinde de görmek mümkündür, İstanbul’a ilk gelişi ise, hem kendi anılarında yazıldığı üzere, hem de ziyareti sırasında Türk basınında yer alan ve metni ileride verilecek demeçten anlaşılacağı gibi, çok sonra, 1935 yılındadır. Bu görüşmeyle ilgili olarak ya Hikmet Bayur’un, ya da Dr. Rasim Ferit’in Birdwood’u muhtemelen Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz General Charles Harington ile karıştırmış olabilecekleri akla gelmektedir.” Yazının tamamını okuyun 

general-birdwoodKaynak : General Birdwood kimdir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yandaş ve Trol Nedir?

yandas-ve-troll-nedirSözlüklerde Yandaş; “birinden yana olan, bir düşünceye, bir isteğe katılan
ya da destekleyen kimse, yanlı, taraflı, taraftar” ve Trol; “kasten saldırgan
ya da kışkırtıcı çevrimiçi gönderiler (paylaşımlar) yapan kişi” olarak
açıklanmaktadır. Şimdi yandaş ve trol nedir konusunu ele alalım.

Yandaş ve Trol Kimdir, Nedir?

Yandaş :

Yandaş son dönemlerde farklı alanlarda daha militan tutum ve davranışları ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlandı.
Bir siyasi partinin, bir kişinin, bir ideolojinin, bir sendikanın, bir dini grubun vs. görüş, düşünce ve uygulamalarına, kendi görüşlerine taban tabana zıt olsa da, itirazsız, koşulsuz onay vererek ona yaranmaya çalışanların bu davranışları, yandaş olarak nitelenmektedir.
Yandaşlar; “yandaşlık söylemleri ve davranışlarında, sadece haklı eleştiri ve itirazları görmezden gelmekle kalmayıp, yandaşı olduklarının karşısındaki herkesi kolayca ‘hain, düşman ve terörist’ olarak ilan etmektedir.”
Yandaşların sosyal medyadaki paylaşımlarında ise; “yandaşı olunan her şeye kayıtsız şartsız destek vermek, en masum eleştiriler karşısında bile küfürler savurarak sağa sola saldırmak, tehdit etmek, hedef göstermek” gibi hastalıklı davranışlar sergilenmektedir.
Yandaş ve yandaşlık, derinlemesine incelenmesi gereken bir psikolojik bozukluk olarak da görülmektedir.

Trol :

Trol, İskandinavya folklorunda genellikle dev ya da cüce olarak resmedilen, mağaralarda yaşayan efsanevî, çirkin bir yaratıktır. Modern çocuk hikayelerinde Troller genellikle köprülerin altında bekleyen, yolcuları çeşitli işlerle oyalayan veya haraç kesen karakterlerdir.

Alıntı :

Trol, Türkçe anlamı zarf atmak, yem atmak olan İngilizce Trolling kelimesinden gelmektedir. Troller, sosyal paylaşım siteleri, forumlar gibi bulundukları sanal ortamlarda can sıkıcı, kızdıran, düzgün bir ortamı bozan, tepki toplayan veya tüm grubu hedef alan, aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir mesajı iyi niyetle sorulmuş olan bir soruya cevap mahiyetinde yazarlar.
Sosyal ağlarda trollük yapmanın bir diğer tanımı ise; “insanları tahrik etmek ve kendi eğlenceleri için, bir grubun diğer üyelerini ya da üyelerinden birini kızdırarak reaksiyon vermeye zorlamaktır.”
Troller, bu tip mesajlarla tepki toplamak ve dikkati kendilerine çekmek için çalışırlar. Çoğunlukla bu tepkiler çabuk biter, çünkü troller tartışmayı yürütecek kadar bilgileri olmadığından, tartışmanın ilerlemesini istemezler. Tamamını okuyun 

Vikipedi’ye göre trol kimdir, nedir?

Trol, Vikipedi’ye katkı sağlayan kullanıcıların, hizmetlilerin ve program geliştiricilerin katkı sağlamasını ‘kasten ve maksatlı’ olarak engellemeye çalışan kullanıcıdır.
Vikipedi’de vandal ve trol aynı şey değildir ancak bir kişi hem trol hem de vandal olabilir.
İnternet trollüğü, insanları tahrik ederek ve kızgınlıkla yazılmış cevaplar vereceklerini umarak, e-posta veya çevrimiçi grup mesajları göndermek olarak tarif edilir.
Trollük internetteki sosyal ortamlardaki iç hukukun ihlalidir.
Tamamını okuyun 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Babalar Günü Paylaşımları

1910 yılından bu yana babalar günü her yıl Haziran Ayı’nın 3. Pazar Günü kutlanmaktadır. Anne babalar için dünyanın en önemli varlıkları çocuklarıdır. Çocuklar da ne zaman zor durumda kalsa ilk onlara koşar, varlıklarını

hissetme ihtiyacı duyar.
Babalar hayat boyu çocuklarının yanında olur, koruyup kollar, emek verir ve onlara rol model olurlar.
Babalarımıza sevgimizi her gün gösteremesek de özel günlerde sevgimizi gösterme fırsatı buluruz.

Bugün babalar günü. Bu fırsattan yararlanıp, Facebook’da paylaştıklarımdan örnekler sunuyorum…

BABAMA ve TÜM BABALARA
“Çok güçlü birer Çınar olan Babaların, meyveleri olmasa bile, Gölgeleri Yeterlidir…”
babalar günü kutlu olsunFacebook linki: Dedegi Hasan

CANIM BABAM
Bugün başardığım ve elde edebildiğim her şeyde senin payın var. Mekanında rahat uyu, nurlar içinde yat. Ne desem yetmez, hakkını ödemem de mümkün değil. Yine de bu günkü babalar gününü fırsat bilip, Senin oğlun olmanın bana neler kazandırdığını, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım…
babamın oğlu olmak hasaka blog
Linki: Babamın Oğlu Olmak | Facebook linki: Dedegi Hasan 

BABALIK da YAPAN ANNELER
“Babaları vefat ettiğinden; çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda kalan, ‘Annelerin’ de Babalar Günü kutlu olsun…”
babalık da yapan anneler
Facebook linki: Dedegi Hasan 

Babalar Gününüz Kutlu Olsun
“Babalar ulu çınarlardır” derler. Çok doğru. Gölgeleri bile yeterliydi. “Seni hiç unutmadım canım babam. Mekanında rahat uyu…”
Tüm vefat etmiş babalara Allah’tan rahmet dilerim… Babaları yaşayanlara da; “onların kıymetini çok iyi bilmelerini,” naçizane, tavsiye ederim…
babamı özledimFacebook linki: Dedegi Hasan 

Google’da babalar gününü bir Doodle [*] ile kutlamış…

[*] Doodle : “Tatil günlerini ve yıl dönümlerini kutlamak, ünlü sanatçıları, kaşifleri ve bilim insanlarını anmak amacıyla Google logosunda yapılan eğlenceli, şaşırtıcı ve bazen de spontane değişikliklerdir.”

Google görsellerden aldığım diğer babalar günü resimleri…
baban giderse

baban sana kıyamaz

babam

babam bilir

babanız yaşıyorsa
Sayın ve sevgili okuyucular; bir kez daha tekrarlıyorum :
babalar günü kutlamasıSevgiyle kalınız…   🙂

İlgili yazılar :
Babalar Adam Gibi Adamdır 
Bir Baba Başka Ne İsteyebilir ki? 
Anne ile Babanın Değeri ve Kim Oldukları

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Yarası Olan Gocunur

ben yazarım yarası olan gocunurDün bir yazı yayımladım, ortalık yangın yerine döndü. Gece ev ve cep telefonum susmak bilmedi. Arayanlar; “hocam bahsettiğin beleşçiler arasında ben de var mıyım, abi beleş gazete okuyanlardan mıyım, hocam

oyun oynayanları seyrettiğim için mi beleşçi oldum…” benzeri sorular yönelttiler.
Dünkü yazımda kimsenin adını vermedim. Falanca; “beleş çay içiçisidir, filanca beleş gazete okuyucusudur, aman falan kişi alet-edevat vs. isterse vermeyin, geri getirmez,” türünden laflar da etmedim.
Ancak, dünkü Yazlıklardan İnsan Manzaraları yazımın, yaşadığım yerdeki yazlıkçı dostları epey tedirgin ettiğini anlamış oldum.

Hayat böyledir işte. Herkesin bir yaşam şekli vardır. İnsanların yaşam alışkanlıkları ile şekilleri birbirleriyle örtüşmez. Davranışları da öyle.
Yaşadığım yerdeki çoğunluğun davranışları normal kabul edilen sınırlar içindedir, fakat bazılarının ki sınırların dışındadır. Özetle, normal kabul edilebilecek davranışlar değildirler.

Akşamüstü sahildeki yürüyüşüm sırasında, yazıyı okudukları anlaşılanlar, evlerinin balkonlarından seslenerek;
– hoca yaktın beleşçileri artık hepsi sana cephe alacak,
– hocam şu beleşçilerin listesini bize de versene,
– yahu be hoca ne istedin gariban beleşçilerden, benzeri laf atıyorlardı…
Yürüyüşümü aksatmamak için cevap vermedim, şimdi buradan cevaplıyorum :
“Demek gariban beleşçiler ha..! Bir beleşçinin; ‘İstanbul’da 1 er milyonluk 4 dairesi, 300-350 bin liralık yazlığı ve 100 bin liralık arabası, yani 4,5 milyonluk serveti olacak’  ve  ona gariban mı diyeceğiz?”

Sevgili yazlık komşularım ve komşum olmayan yazlıkçı dostlar; sizler de  iyi biliyorsunuz ki, bahsettiğim beleşçilerin büyük çoğunluğu çulsuz/çaputsuz, fukara ve gariban takımından değil. Hepsinin parası var ama davranışları tuhaf ve sizler de onları kabullenmiyor, hatta kızıyorsunuz.
Ben bu tipleri dile getirdiğim için, beleşçi davranışlar içinde olmayan sizlerin, aranızda; “ohh yahu, hoca beleşçileri epey hırpalamış, artık kolay kolay beleşçilik yapamazlar” vb. sözler sarf ettiğiniz de kulağıma geldi.
İşte bu tespitlerinizde yanılıyorsunuz. Beleşçileri, bedavacıları, hele cimrileri, ben asla düzeltemem. Özellikle de, cimrileri düzeltmenin çok zor, hatta imkansız olduğunu işin uzmanları da söylerken.

Atasözleri :
“Huylu huyundan vazgeçmez.”
“Yarası olan gocunur.”
Dedegi Hasan’ın sözü : “Ben yazarım, yaran varsa gocunursun.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Page 1 of 11
1 2 3 4 5 11