Kategori arşivi: Genel

Yağcılık Ve Yalakalık Sanatı

Tereyağı, zeytinyağı, fındık yağı, çiçek yağı, margarin yağı vs. üreten ve satanlara yağcı denir. Anılan üreticiler alın teri ile iş yapar ve saygı görürler. Yağcılık ve yalakalık sanatı icra edenler ise saygı gösterilmeyen, toplum

tarafından sevilmeyen yağcılardır.
Yağlar insanlar için çok değerli bir besin kaynağıdır.
Bir de sanal yağlar vardır. Bunlar; yağcı, yalaka, dalkavuk vs. sıfatlarla anılan bir sanatın meslek erbabıdır. Bu meslek erbabını; köylerde, şehirlerde, okullarda, şirketlerde, evlerde, kahvehanelerde velhasılı kelam hemen her yerde görebilirsiniz.

E-Psikiyatri Com sitesinde yalakalık (yağcılık) konusundaki bir yazının girişi şöyleydi :
“İş hayatında her zaman yalakalara yer vardır. Bu kişiler bir yerlere gelebilmek veya işlerini koruyabilmek için yalakalığı bir yol olarak görürler. Patronlar da narsist kişilik özelliklerinden dolayı, kendilerini sürekli pohpohlayan bu kişilere itibar eder ve onları sürekli yanlarında isterler. Ne yazık ki yalakalık çoğu zaman, bir üst pozisyona gelmek veya bir çıkar elde etmek için işe yarıyor.” Yazının tamamını okuyun

Yağcılık Ve Yalakalık Sanatı

Yağcılık ve yalakalığın ırkı, dini, dili ya da mezhebi yoktur.
Şimdi sizlere patlıcanı çok seven bir padişah ile dalkavuğunun hikayesini sunuyorum…

Ben patlıcanın değil, padişahın yalakasıyım

Padişah´ın yardımcısı patlıcan yemeği hazırlatır, padişahın önüne koyar…
Padişah : “Bu patlıcan yemeğini kim yaptıysa çok güzel olmuş.”
Yalakası : “Padişahım, patlıcan çok faydalı, çok güzel bir nimettir.”
Başka bir gün yine patlıcan yemeği ikram edilir…
Padişah yedikten sonra yüzünü ekşitir : “Bu patlıcan yemeği çok kötü! der ve tabağı fırlatır .”
Yalakası : “Evet padişahım bu patlıcan öyle zararlı, öyle kötü bir şeydir ki , sofraya konulması bile yanlıştır.”
Bu esnada olayların şahidi olan kişi : “Daha dün patlıcanı övüyordun, bugün yeriyorsun”
Yalakası :  “Ben patlıcanın değil, padişah´ın yalakasıyım.”

Yağcılık, Yalakalık Ve Dalkavukluk Sözleri

Dalkavuklar ne kadar yükselseler, kendilerini yükselten tekme izlerini arkalarından silemezler. Cenap Şehabettin
Yağcılık, her türlü sosyal ilişkinin merhemidir. Neyzen Tevfik
Evcil hayvanların en vahşisi, dalkavuklardır.  Pittacus
Her dalkavuk, kendisini dinleyenin yardımıyla geçinir. R.Halid Karay
Yalaka koyun, kasabın keskin bıçağını övermiş. Atasözü
Öküzün yalakası kasabın bıçağını yalarmış. Atasözü
Yalaka olanlar aynı ağzında bal olan arı gibidirler. Ağzında bal kuyruğunda iğne.
Yalakanın mantığı herkese yalakalık yap biri tutmazsa biri tutar. Herkese gül biri gülmezse diğeri güler.
Eğer düşmanlarınızı gülünç gösterip mahvetmek isterseniz, etrafını yalakalarla doldurun. Edmond JaIoux
Yalaka ve dalkavuklar şöyle düşünürler. Yeterince el öpersen sonunda yararlı bir tane yakalarsın. Atakan Korkmaz
Yalakalardan sakınınız. Çünkü onlar insanları boş kaşıkla besler.
Casino De Gregrio
Her yalaka bir alığın sırtından geçinir. Jean de La Fontaine
Yalakanın dostluğu, kurdun kuzuya dostluğu gibidir. Arif Nihat Asya
Devir devir şekil değiştiren iki mahluk vardır; ipek böceği ile dalkavuk.  İ.H.Danişmend

Dalkavukluk Nedir?

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Geleceğin Aynası Bedavadır

Aynaların müthiş güçleri var ve geleceğin aynası bedavadır. Bu konuda bakın Osho ne demiş. “Bir gün, sadece bir aynanın önünde durarak küçük bir deney yap.  Aynaya bakıyorsun, aynada kendi yüzün, aynada kendi

gözlerin. Sonra bir an için bütün işlemi tersine çevir. Aynadaki yansımanın sana baktığını hissetmeye başla, sen yansımaya bakmıyorsun, yansıma sana bakıyor.”

Şimdi sizlere aynalar hakkındaki bir hikayeyi sunacağım…

Geleceğin Aynası Bedavadır

Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir
dükkana girerek;
– Hatıra eşya almak istiyorum, demiş. Ne tavsiye edersiniz?
Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp:
– Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya
güç ister.
Adam, hiç düşünmeden:
– Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için
para önemli değil.
İhtiyar, dudak büküp:
– İnşallah gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları.
Adam, ses tonunu iyice yükselterek:
– Benim elde edemeyeceğim şey yoktur! diye direnmiş. Fiyatları ne
kadar?
İhtiyar adam:
– Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal
fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır. Hele hele antikalara
gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek
beğenmezsin.
Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş.
Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna
girip, dükkanın arka bölümüne geçmiş.
Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek:
– Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş. Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır.
Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş.
Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra:
– Bunun bir özelliğini görmedim, demiş. Evimde de bundan üç dört tane
var.
Yaşlı adam, seke seke ilerleyerek:
– O halde bu aynaya bak! demiş. Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır. Fiyatı ise yüz kese altındır.
Adam:
– Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş. Böyle basit bir ayna, on altın bile etmez.
İhtiyar adam:
– Ben sana söylemiştim! diye kızmış. İsterseniz vazgeçin.
Adam, iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamak için kendini zor
zaptetmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun
yirmibeş yıl önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran
beyaz saçlar varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin
çizgiler.
Adamın aynaya takılan gözleri, biraz sonra faltaşı gibi açılmış. Çünkü
aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından, sevdikleri geçiyormuş
birer birer.
Büyük bir dehşet içinde:
– Aman Allah’ım! diye bağırmış. Bu geçen, kız kardeşim değil miydi?
Hemde henüz kanser olmadan önce. Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı
da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrek asır
önceki halleriyle.
Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan. İhtiyar, ona sokulup:
– Bu işten vazgeç!.demiş.Zaten bir çok insan da öyle yaptı.
– Hayır! diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de.
– Peki! demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder.
Adam, oraya doğru ilerlerken, korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını
yenemeyip aynaya baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış.
Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü,
incecik, dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk.
– Aman Allah’ım! diye bağırmış. Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan
bile duruyor.
Adam, biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu
sefer, 30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden.
Daha sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca
yaptığı gibi, öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, her zamanki
şakacılığıyla, ensesine bir şaplak atmış yavrusunun.
Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış
ağlayarak.
Yaşlı adam:
– Gerçek aynalar böyledir evladım! demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz
onlara.
Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkandan atmak istemiş kendini.
Fakat tam çıkacakken:
– Bedava aynalardan söz etmiştiniz, demiş. Onu da merak ettim.
İhtiyar adam:
– Ona hiç bakma evlat! diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin
dayanmaz.
– Mutlaka bakmalıyım! diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık
alıştım.
Yaşlı adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı
olarak, dükkanın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip:
– İşte bu da geleceğin aynası! demiş. Çerçevesi altından olup bedavadır.
Ama onu hiç kimse almadı.
Adam:
– Geleceğin aynası ha! demiş.Üstelik de altından ve bedava…
İhtiyar, hiç sesini çıkartmamış. Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru
ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğinde oracığa yığılıp kalıvermiş.
Yaşlı adam:
Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı
olman gerekirdi evladım, demiş. Senin de gücün yetmedi demek ki…
İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun aynadaki
görüntüsüne bakmış. Kuru bir iskelet görünüyormuş…

HİÇ DURMAYIN, HEMEN AYNAYA BAKIN.
NE GÖRÜYORSUNUZ? HİÇBİR ŞEY Mİ?
O HALDE :
GEÇMİŞTE YAPTIKLARINIZI, ŞU ANDA YAPMAKTA OLDUKLARINIZI, KİMLERİ
KIRDIĞINIZI, ÜZDÜĞÜNÜZÜ, “KIRMADIKLARINIZ ZATEN DUA EDECEKTİR ONLARI ES GEÇİN” DAHA NE KADAR ÖMRÜNÜZÜN KALDIĞINI, İNSAN OLARAK HAYATA İMZA ATIP ATMADIĞINIZI, GERÇEKTEN BİR ŞEYLER YAPABİLMİŞ MİSİNİZ?
YAPMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? AYNAYA BAKIN GÖREBİLİYOR MUSUNUZ İNSAN OLMANIN ERDEMLİĞİNİ, GERÇEK KİMLİĞİNİZİ..? SIK SIK AYNAYA BAKIN, YUKARIDAKİLERE EKLEYECEK DAHA O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ…
EKLEYECEĞİNİZ ARTILARI KAYDEDİN BİR KENARA. SİZ KAYDETMESENİZ DE ZATEN BİRİLERİNİN KAYDETTİĞİNİ UNUTMAYINIZ…

TEŞEKKÜR : Bu hikayeyi ileten sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Görsellerle Dikkat Testi

Şayet dikkat dağınıklığınız varsa hemen ilginiz başka yöne kayabilir. Dikkat dağınıklığı olup olmadığı görsellerle dikkat testi sayesinde anlaşılıyor. Eğer sürekli ilginiz başka yerlere kayıyor, kendinizi başka alemlere dalmış olarak

buluyorsanız veya çalışırken hayallere dalıyor, sürekli unuttuğunuz bazı şeyler oluyorsa, bu yaşadıklarınız dikkat dağınıklığı sonucudur.

Şimdi sizlere; İngiliz bilim adamlarının birçok çalışan üzerinde denediği ve görsellerle test yaparak dikkat testi sonuçlarına ulaştığı fotoğraflar ile resimleri sunuyorum…

Görsellerle Dikkat Testi

Bu fotoğrafta yanlış olan nedir?
Yanlış olana bakın..!
Bu fotoğrafa dikkatle bakın. Çünkü görülmesi zor bir şey daha var.
Görülmesi zor olana bakınız.
Baykuşların arasına bir kedi sızmış. Bakalım kediyi görebilecek misiniz?
İşte baykuşların arasındaki kedi.
Alttaki resimde yer alan kelimeleri değil, renkleri söyleyeceksiniz…
Pandaların arasına karışmış köpeği bulun.
İşte köpeğin yeri.
Bu resimde ise kedilerin arasında bir panda var. Bakalım görebilecek misiniz?
Bakın panda nerede..!


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Mesleklerin Spor Tercihleri

Meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir eğitim, çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandığı unvanın adıdır. Bu yazıda, mesleklerin spor tercihleri konusunda; “kalifiye olmayan

işsiz insanlar arasında en revaçta olan spor, kalifiye işçiler arasında revaçta olan spor, yöneticilerin gözde sporları ve yönetimin en üst düzeyindeki patronların tercih ettiği gözde sporlar” incelenecektir.

Mesleklerin Spor Tercihleri

İşsiz İnsanların En Revaçta Sporları

Yöneticilerin Gözde Sporları

Patronların Gözde Sporu


Teşekkür : Yukarıdaki fotoğrafları ileten sayın Taner Vidinligil.



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Men Dakka Dukka Nedir

Yıllardır; siyasetçiler, yazarlar, sosyal paylaşım siteleri kullanıcıları ve günlük hayatta insanlar men dakka dukka derler. Peki bu men dakka dukka nedirNe anlama gelmektedir? Men dakka dukka Arapça; Atasözü/Deyim/

Özdeyiştir ve “kapı çalanın kapısı çalınır” şeklindedir. Yani, başkasının kapısını kötü niyetle çalanın, aynı şekilde kapısı da  çalınacaktır. Türkçesi ise “eden bulur” anlamındadır.

Men dakka dukkanın daha iyi anlaşılması için çok güzel bir hikaye sunuyorum…

Men Dakka Dukka Hikayesi

Halife Harun Reşit’in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı. Bir gün bahçıvanına şöyle demiş: “Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.” Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı. Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş. Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. “Hemen gidip halifeye haber vermeliyim” diye düşünürken, kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya! Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye. Yerinden ok gibi de fırlamış. Ama nafile! Mahvolmuş o nadide çiçek. Nasıl haber versin halifeye? Nasıl izah etsin? “Yalan söylemiyorum ya,” demiş bahçıvan. “Gider anlatırım durumu olduğu gibi.” Varmış Harun Reşit’in huzuruna. Anlatmış durumu gözyaşları içinde! Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş: “Men dakka dukka!
Ayrılmış huzurdan bahçıvan. Aradan zaman geçmiş. Bir gün görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde. “Allah’ım sen ne büyüksün” demiş ve soluğu halifenin yanında almış. Durumu anlatmış. Halifenin dudaklarında yine aynı cümle: “Men dakka dukka!
Aradan bir süre daha geçmiş.Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı? Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle. Gene halifenin yanına koşmuş. Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış: “Men dakka dukka!
Eyvah demiş bahçıvan! Edip de bulma sırası bana geldi! Gerçekten de öyle olmuş. Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış. Halife de onu cezaya çarptırmış. Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış. Bir tek şey istermiş ısrarla: Halifeyle acilen görüşmek!
Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna: “Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?” demiş halife, “Hayır” demiş bahçıvan. “Benim derdim o değil. Bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek. Onu hatırlatayım dedim. “Men dakka dukka…”

BİLGİ NOTU :
Men dakka dukka teriminin Türkçe sözlükte deyim olarak anlamları :
“Eden bulur”, “kötülük eden kötülük bulur”, “üstteyim diye sevinme alttayım diye yerinme”, “bugün bana yarın sana”, çalma kapımı çalarlar kapını”.
Men dakka dukka ayrıca; “Ne ekersen onu biçersin”, “Ne edersen onu bulursun” gibi anlamlarda da kullanılmaktadır.
Osmanlı Dönemindeki Kullanımı : “Kapı çalanın kapısı çalınır.” Yani, “kim birisine bir kötülük yahut iyilik yaparsa ona o şey yapılır”. Örneğin: “Su-i zan eden su-i zanna maruz olur.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bu açıklamalardan sonra, men dakka dukka özdeyişinin daha iyi anlanlaşılmasını sağlayacak çok güzel bir hikaye sunuyorum…

Men Dakka Dukka Hikayesi

Halife Harun Reşit’in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı. Bir gün bahçıvanına şöyle demiş: “Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.” Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı. Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş. Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. “Hemen gidip halifeye haber vermeliyim” diye düşünürken, kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya! Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye. Yerinden ok gibi de fırlamış. Ama nafile! Mahvolmuş o nadide çiçek. Nasıl haber versin halifeye? Nasıl izah etsin? “Yalan söylemiyorum ya,” demiş bahçıvan. “Gider anlatırım durumu olduğu gibi.” Varmış Harun Reşit’in huzuruna. Anlatmış durumu gözyaşları içinde! Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş: “Men dakka dukka!

Ayrılmış huzurdan bahçıvan. Aradan zaman geçmiş. Bir gün görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde. “Allah’ım sen ne büyüksün” demiş ve soluğu halifenin yanında almış. Durumu anlatmış. Halifenin dudaklarında yine aynı cümle: “Men dakka dukka!

Aradan bir süre daha geçmiş.Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı? Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle. Gene halifenin yanına koşmuş. Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış: “Men dakka dukka!

Eyvah demiş bahçıvan! Edip de bulma sırası bana geldi! Gerçekten de öyle olmuş. Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış. Halife de onu cezaya çarptırmış. Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış. Bir tek şey istermiş ısrarla: Halifeyle acilen görüşmek!
Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna: “Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?” demiş halife, “Hayır” demiş bahçıvan. “Benim derdim o değil. Ancak bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek. Onu hatırlatayım dedim. Men dakka dukka…”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bug Sorun Yaratıyor

Blogumda bir bug sorun yaratıyor. Peki bug nedir? Bug; bilgisayar yazılımlarında yapılan yer ve alan kodlama hatalarının oluşturduğu sorunlara denir. Bug’un kelime anlamı böcektir. Bug genel olarak bilgisayar

programlarındaki ve sistemlerindeki hataları, beklenmeyen sonuçları veya sistemin alışılmadık biçimlerde çalışmasına neden olan oluşumları tanımlamak için kullanılır.
Bug’ların büyük bir kısmı program geliştiricilerin dizayn veya kaynak koddaki hatalarından geri kalan kısmı da derleyicilerin hatalı kod üretmesinden kaynaklanır.

Bug’ları bulmak kolay değil.  İnatla üzerinde durdum ve sorunun nerede olduğunu üç gün araştırıp buldum. Sorun; kullandığım Seo (Search Engine Optimization-Arama Motoru Optimizasyonu) eklentisinden kaynaklanıyordu.
Bu eklentinin yeni güncellemesi sonucunda, bazı ayarların bozulduğunu tespit edip düzelttim.

Kaynak :
Bug Nedir?
Bug Yazılım Hatasıdır

Seo Nedir Neden Gereklidir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yeni Kitle İmha Silahları

Kitle imha silahları KİS; İngilizce’de Weapons of Mass Destruction (WMD) büyük oranlarda ölümlere sebep olabilecek silahlardır. Günümüzdeki yeni kitle imha silahları ise çok daha büyük ve ülkeleri bir anda yok edebilecek

güce sahiptir.
Bu yeni silahlar genellikle nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların referansı olup, kıtalararası balistik [*] füzelerdir.

Şimdi sizlere bu toplu yıkım silahları hakkında bazı bilgiler sunalım…

Yeni Kitle İmha Silahları

1- Bu tesis Rusların Proton Nükleer Füze Üretim Merkezidir

Her 4 füze bir uydu fırlatıcısına bağlanarak uzay boşluğuna gönderiliyor ve orada sabitleniyor. Kuzey kutbundaki denemelerde her nükleer füzenin düştüğü bölgedeki 100 kilometrekarelik alana yaklaşık 3.000 derecelik bir ısı yaydığı görüldü.
Bu Nükleer Proton Füzelerinden sadece Rusya’da değil, ABD, İngiltere, İsrail, Çin ve Japonya’da da var. Hindistan ve Kuzey Kore’de uzaya göndermek üzere.

2- İsrail S-10 Füzesi

Dünya’nın en güçlü nükleer silahlarına sahip bir diğer ülke de İsraildir. Kendini nükleer bir devlet olarak ilan etmiş olmasa da çok sayıda nükleer silaha sahip olduğu tahmin edilmektedir.
İsrail’in S-10 Füzeleri koordinatlar verilip bir ülkenin başkentine gönderildiğinde; “önce atmosfere girmesi bekleniyor, sonra arkasındaki itiş gücünü sağlayan ateşleyici aparat ayrılıyor ve elektrikli motoruyla hedefine gidiyor. Bu sayede ısıya duyarlı havada imha eden anti-füze hava savunma sistemleri nükleer füzeyi görmüyor, yalıtkan alaşımlı dış kaplaması sayesinde ise radarda tespit edilemiyor…”
Bu füzelerden 4 tanesi Türkiye’yi haritadan silmek için yeterli..!
Bilgi Notu : İsrail’e ait S-10 füzesinin orijinal görüntüsü bulunmadığından, temsili görseli kullanılmıştır.

3- ABD Peacekeeper Füzesi


LGM-118A olarak da bilinen bu füzenin menzili 10.800 ilometre olup, saatte ortalama 27 bin kilometre hız yapabilmektedir…

[*Kıtalararası Balistik Füzelerin Özellikleri

– Bu füzeler, en az 5500 kilometrelik bir menzili bulunan, nükleer başlık taşıyabilen uzun menzilli (10 bin kilometre) füzelere verilen isimdir. Balistik füzeler günümüzde sadece belli başlı ülkelerde bulunmaktadır.
– Nükleer başlık taşıyabilme özeliğine sahiptir.
– Füzeler özellikle üreticileri tarafından kimyasal ve biyolojik silah bulundurma özelliklerine de sahip bulunmaktadırlar.
– Bir füze birden fazla hedefe savaş başlığı taşıyabilmektedir.
– Uzun menzilli olmalarına karşın hedefi vurma kabiliyetleri oldukça iyidir.


Yararlanılan Kaynaklar :
Kitle İmha Silahları Dünya Politikası 
İsrail’in nükleer silahları 
Kıtalararası balistik füze nedir, hangi ülkelerde vardır, özellikleri nelerdir?
Dünyanın En Güçlü Nükleer Silahlarına Sahip Olan 10 Ülke 

Yazanın Notu :
Yeni dünya savaşı artık yüz sene öncesinde olduğu gibi topla, tankla, tüfekle ya da askerle olmayacak. Çanakkale’de görülen iman gücü de bir işe yaramayacak!
Bir buçuk milyar nüfuslu İslam ülkelerinin tam ortasında yer alan ve her gün Müslüman katliamı yapan 8 milyonluk İsrail’e elindeki nükleer silahları sebebiyle dokunamıyoruz.
O küçücük İsrail farklı kategorilerde tam 51 defa Nobel Bilim Ödülü almıştır. İslam ülkelerinden sadece Türkiye 2 defa bu ödülü kazanmıştır.
Yeni bir dünya savaşında; nereden geldiğini dahi göremeyeceğimiz bu füzeleri kafamıza yiyor olacağız ve bu savaşları sadece dinsel eğitim alan ülkeler değil, bilimsel eğitim alan ülkeler kazanacak…

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Pes Dedirten Araçlar

Dünyanın bir çok ülkesinde ulaşım araçları taşımaları gereken yükten çok daha fazlasını taşıyorlar. Her ulaşım aracının taşıyacağı azami yük miktarı bellidir. Ancak, insana pes dedirten araçlar öyle yükler taşıyorlar ki

şaşırmamak elde değil.
Ne yazık ki görevlilerin göz yumması ile bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya hayli ilginç görüntüler çıkıyor.

Günlük yaşamlarında  ulaşımdan şikayet edenler; aşırı yük algılarını değiştirecek böyle araçlara binselerdi, ne yaparlardı acaba?

Her araca güvenli bir ulaşım yapması için belirli bir yük miktarı verilmiştir. Ancak ne yazık ki bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya da hayli ilginç kareler çıkıyor..

Dünyanın bir çok ülkesinde; yeterli toplu taşıma araçları olmaması ve nüfus kalabalığı sebepleriyle ulaşım zorlukları yaşanmaktadır. Böyle olunca da araçlara aşırı yüklemeler yapıldığından yolculuklar da çok tehlikeli bir hal almaktadır.

Şimdi bu araçlardan örnekler sunuyorum…

Pes Dedirten Araçlar

Kamyonlar

Trenler

Motorsikletler

Bisikletler


Teşekkür : Resimleri ileten Sayın Ertan Balamir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Aksite Aydem Obeneliği

Uzun yıllardır yaşadığım Kuşadası, Güzelçamlı’daki yazlık evimin yer aldığı sitemizdeki konutların elektriği, Aydem Elektrik Dağıtım Şirketi’ne bağlandı. Artık konut elektrik tüketimlerini, bankalarda açılacak ‘otomatik ödeme’

talimatıyla halletmek mümkün oldu.
Şu anda sitemizde oturan yok. Ancak; ilkbaharda yazlıkçı komşularımız sitemize geldiklerinde ilk yapmaları gereken Aydem’e başvurarak bireysel abonelik işlemlerini tamamlamak olacaktır.
Abonelik işlemlerinde; gereken belgeler ve hangi adreslere gidecekleri konularında, yıllardır birlikte yaşadığım sevgili komşularıma yardımcı olması amacıyla bu yazıyı yayımlıyorum…

D   U   Y   U   R   U

Ak-Site Sakinleri 2016 yılı genel kurulunda alınan karar gereği; konutlarımızın Aydem Elektrik aboneliği işlemleri (konutlara yeni elektrik sayaçlarının takılması ve gerekli ödemeler) 19 Ocak 2017 tarihinde tamamlanmıştır.
Site sakinlerinin bu doğrultuda Aydem Aboneliği işlemlerini yaparak elektrik sayaçlarını (saatlerini) aktif hale getirmeleri gerekmektedir. İşlemler konutun kanuni sahibi tarafından yapılacaktır.
YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER :
İlk işlem Kuşadası Belediye Başkanlığı Binası’nın arkasında bulunan “ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği” Bürosunda yapılacaktır.
İlk İşlemde Gereken Belgeler  :
1- Konutun Kat Mülkiyeti Tapu Senedi

Örnek : 
2- TC Kimlik aslı ve fotokopisi.
3- Elektrik Abone Numarası. Elektrik sayacında (saatinde) yazılı olan numaradır.
Örnek : ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği’nde ilk işlemler tamamlandıktan ve gerekli belgeler verildikten sonra, Belediye Başkanlığı Binasını tam arkanıza alarak Adnan Menderes Bulvarı’ nda Halk Bankası’ndan sonraki sokakta sağ tarafda yer alan diğer Aydem Bürosu’na gidilecektir.
Örnek Resim: 
Bu bürodaki işlemlerde ise Dask belgesi istenmektedir.
Örnek : DASK ( Doğal Afet Sigortaları Kurumu) sigorta poliçesi.

İkinci Aydem Bürosu’nda işlemler bitip, abone parası ödendikten sonra konutun elektriği açılacaktır.
Dipnot :
– Aylık Elektrik faturası ödemede isteyen sakinlerimiz bankalarına gidip; “Abone Numaralarıyla” Otomatik Ödeme Talimatı vererek ödemelerini gerçekleştirebiliyorlar.
– Elden ödeme yapmak isteyenler için en yakın yer ise Davutlar merkezdeki kavşaktan Kuşadası yoluna (sola) dönünce yer alan Migros Market’in arkasındaki Aydem Müşteri Temsilciliği Bürosu’nda ödemelerini yapabilirler. Davutlar Aydem Bürosu Resmi :

Ak-Site Sakinleri Yönetim Kurulu Başkanlığı


Bilgi Notu :
– Aydem elektrik bağlantısı hakkında; yazlık sitemize ait Ak-Site Sakinleri web sitesinde yer alan yazıyı okumak için buraya tıklayın
– Facebook’da ise yazıya buradan ulaşabilirsiniz; Ak Site Sakinleri

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Şive bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehire değişebilen küçük kollarına denir. Türkiye bölgelerindeki şiveler birbirinden farklıdır. Türkçenin belli başlı şiveleri; Ege,

Orta Anadolu, Trakya, Karadeniz,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu ağızlarındadır. Lehçe ile şive karıştırılmamalıdır. Lehçe ya da Diyalekt bir anadilin koludur ve belli bir coğrafi bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.

Şimdi ülkemizin bölgelerindeki şivelere bir göz atalım…

Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Ege Şivesi

– Demingkden … ben sene kölgelerde oyna dimedim mi? Demin (Biraz önce) ben sana gölgelerde oyna demedim mi?
– Enne yüzünü yuuka: Şu yüzünü yıka
– Enne tası horaya goy gari: Şu tası şuraya koy artık.
– Siz gidekoyun ben de geliyom gaari: Siz gidin ben de geliyorum artık
– Durupduruz gaari: Duruyoruz artık
– Kızla uzun süre çıkan bir erkeğe söyle derler; Evlenmicesen, kızı gezdirip boturma gari: Evlenmiyeceksen, kızı gezdirip durma artık
– Kocamanla napıp duru: Yaşlılar ne yapıyorlar.
– Yeni ev almış bir aileye; Gülü gülü oturuverin gaari: Güle güle oturun artık
– Napdurun? Ne yapıyorsun?
– Oturup durum: Otuyorum
– Domat dativeecenmi iki gilo gari: Domates tartıverecek misin artık
– Dattim dattim. aha suracikta. aliveecen mi? Tarttım tartım, aha şurda, alacakmı mısın?
– Alcem de tobayi aciveecen mi? Alacağım da, torbayı açacak mısın?
– Accem de parami cikariveemedim bi dakka bekleyiveecen mi? Açacam da, paramı çıkaramadım, 1 dakika bekleyebilecek misin?
– Bekleyiveririm nolcekki? Beklerim ne olacak ki?
–  Kaktırıvee:  İttir/itele
Örnek cümle: Hunu hurdan kaktırıvee = Şunu şurdan ittiriver.
– Huncacık: Birazcık/şu kadarcık
– Ezziyet ediyo bene: Bana eziyet ediyor
-İşkence kesiyor: Sıkıntı çıkarıyor
– Nişliyon? Ne yapıyorsun?
İsimler de değişmiştir :
Aşa: Ayşe, Aamad: Ahmet,  İbraam: İbrahim, Mıstıva ya da Mustaa: Mustafa,
Irmızan: RAMAZAN, Üseen: Hüseyin

Orta Anadolu Şivesi

Bük: Ağaçlık yer, Cilis: İyice, hepten, Çıdırgı: Ateş tutuşturmakta kullanılan kuru dal parçaları, Efenekli: Aşırı titiz, Çörtleğen: Binanın damından yağmur vb suyunun akmasını sağlayan madeni oluk, Enek: Meyve çekirdeği, Gidişmek: Kaşınmak, Ellik: Sahur, Filke: Musluk, Homukmak: Memnuniyetsizliğini yüz ifadeleriyle belli etmek, Pürçüklü: Havuç, Balak: Tavşan yavrusu.
– Daha fazla Orta Anadolu Şivesi için buraya tıklayın 

Trakya Şivesi

– Ep aynı beya! Hep aynı yahu!
– Hadi bakam. Beki insallaa olur beya! Hadi bakalım, belki, inşallah olur yahu!
– Şöyle yaparsan hem taaa bi guzel,hem taaa bi şaaane olur! Şöyle yaparsan, hem daha bir güzel, hem daha bir şahane olur!
– Te be baksana kapçık ağaaazlıya, bak beya naaptı? İşte baksana, bak ne yaptı.
– Abe eyyyy!!! kızan? nabüüüsun mare? Hey, kanka naber?
– Bak beya bak nası yaptı kendini bak bi kere! Bak nasıl da havalara girdi!
Daha fazla Trakya şivesi için buraya tıklayın 

Karadeniz Şivesi

Abdesluk : Ev içinde üzerinde abdest alınan leğen. Aca : Acaba. Afgurmak : Havlamak. Aha : İşte. Amofti (homarta) : Yabani yer çileği . Analis : Yumuşama. Ander : Değersiz,işe yaramaz.  Angona : Zehirsiz kısa boyda bir yılan türü. Anis : Yüksek kesimlerde yetişen bodur bir ağaç türü. Aruk : Zayıf,çelimsiz,sıska. Aşana : Köy evlerindeki geniş yeme-içme yeri. Avat : Geniş yapraklı bir tür diken. Ayam : Hava durumu.

Doğu Anadolu Şivesi

geyganah – omlet, ıncah – kaydırak, cındır – etin yağlı bölümü, hırheşek – döküntü, zerzavat – ele ne desez o olur, kambah – yıkık, virane, golot – kısa boylu, anzaz – huysuz , mızmız, örgencek – yalama olma hali örneğin omuzu sürekli çıkan biri için söylenir, bahdavarlı – bahtı açık, şanslı, necesİz keyfİz ğaliz necedır – nasılsınız, keyf haliniz nasıl? kim diyipse zırt atıp – kim demişse yalan söylemiş, içisiz – içiyorsunuz, guşhana – tencere, çılgısız – hiçbirşeyi dert etmeyen, tıskırmış – zayıf, gısgırdan – büsbüyük, uşaklar -çocuklar, tosbağa – kaplumbağa, çömçe – kepçe, pantor – pantolon, üti – ütü, gapi – kapı, gol – kol, bacağ – bacak, gulağ – kulak, grem – krem, balığ – balık, teyip – teyp, kambağ – hane,ev, sen o baban başi – babanın üzerine yemin et, sele vallah – yemin et, goymuşam senin vicdanan – senin vicdanına kalmış, çığ o kuncıkten – çık o köşeden, olmiyağ – olmayalım, yalaştan – yalancıktan, görmağ istiyığ – görmek istiyoruz, gejo – manya.

Güney Doğu Anadolu Şivesi

Baci… – bacı, Bibi… – hala, Bizav… – buzağı, Bori…. -boru, Çakuç… – çekiç, Dengiz… – deniz, Donguz… – domuz, Dışıman… – düşman, Eze… – teyze, Guleş… – güreş, İsot… – ıssı ot (biber), Kantır… – katır, Kırtık… – kırıntı, Lepe… – lapa, Nene… – nene (nine), Pembuk… – pamuk, Pıçuk… – küçük, Sobe… – soba, Vare… – var (gel), Vardek… – ördek.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Page 1 of 14
1 2 3 4 5 14