Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından yazılmış tüm yazılar

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi hakkında

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Emekli öğretim üyesi. Sadelik, tevazu ve basitce paylaşmayı seviyor - Retired Lecturer/ Instructer. Likes simplicity, enjoys humility, and simply sharing life with people. Devamını Oku-Read More

Sanal Alemde Yeni Bir Kapı

Uzun yıllardır internet ve web faaliyetleri sürdürüyorum. Bu süreçte çeşitli blog ve siteler oluşturdum. 10 gün önce sanal alemde yeni bir kapı açarak Kayaoğlu.Org sitesini kurdum. Bu siteyi; geçmişten günümüze kadar, neler

yaptığımı, yapabildiğimi toplu halde aktarmak amacıyla kurdum.
Şimdi sadede gelip anılan sitenin 10 günlük serüveninden kısa kesitler sunacağım…

Sanal Alemde Yeni Bir Kapı

Kayaoğlu Org’un Amacı ve Yayım Politikası

Merhaba sevgili okurlar. Bu sitenin amacı; sizlere son 12 yıl içinde “Kayaoğlu ailesi” fertlerinin, internet adlı sanal alemdeki yolculuğundan kesitler sunmaktır. Bu işe ilk soyunan, ailenin en kıdemli vatandaşı, Hasan Sabri Kayaoğlu, namı diğer Dedegi olmuştur. Daha sonra da küçük oğlu Barın Kayaoğlu devreye girmiştir.
Devamını Okuyun

Yayınlanan Yazılar :

Merhaba Dünya

Bugüne kadar kurduğum tüm site ve blogda önceliğim, mutlaka sosyal sorumluluk projesi ilkesine sadık kalmak olmuştur. Yeni kurduğum bu sitede aynı ilkeye sadık kalacağım. Kişisel blogumda belirttiğim üzere, Kayaoğlu.Org sitesinde; reklamsız… Devamını Okuyun

Sanal Alemde Geçen Yıllar

Bu yazıda sanal alemde geçen yıllar hakkında bilgiler sunacağım. Kayaoğlu.Org sitesi iki gün önce devreye girdi. Sitenin temelini, daha doğrusu omurgasını teşkil eden bazı programlar ile uygulamaları oluşturdum ve yenilerini de yeri ve zamanı gelince ekleyeceğim.
Devamını Okuyun

Mobil Uyumluluk Nedir?

Google 21 Nisan 2015’te yaptığı güncelleme ile mobil arayüzü olmayan sitelerin üst sıralarda çıkmasını engelleyeceğini duyurdu. Mobil uyumluluk nedir konusunu biraz açalım. Google mobil uyumluluk hassasiyetini web sitelere, web site sahiplerine mail göndererek Devamını Okuyun

Dünya’da İnternet Kullanıcı Sayısı

İnternet kullanımı mobil cihazların giderek artması sonucunda, günümüzde Dünya’da internet kullanıcı sayısı 3.6 milyara ulaşmıştır. We Are Social tarafından yayınlanan yeni bir infografik, sosyal medya kullanımının ne durumda olduğunu çok açık olarak gösteriyor. İnternet Devamını Okuyun

İlk Mutant Karınca Yaratıldı

ABD New York Üniversitesi ve Rockefeller Üniversitesi’ndeki iki bağımsız araştırma ekibi, iki değişik karıncayı genetik olarak değiştirdiklerini açıkladılar. İlk mutant karınca yaratıldı açıklaması bilim Dünyasın’da büyük bir merak uyandırdı. 1950’lili yıllarda canavar filmlerinde gördüğümüz mutant karıncaları yetiştirmenin çok zor olduğu Devamını Okuyun

Hong Kong’daki Çevre Faciası

Hong Kong hükümeti; çarşamba günü (9.08.2017) Çin’de gerçekleşen bir deniz kazası sonucu, kendi denizine yayılan palmiye yağının zehirsiz ve zararsız olduğunu açıkladı. Ayrıca hükümet, Hong Kong’daki çevre faciası sonucu plajlarda büyük miktarda palmiye yağı birikmesi ve
Devamını Okuyun

Tıptaki Muhteşem Gelişmeler

Son dönemlerde; tıptaki muhteşem gelişmeler sayesinde, ölümcül olan bir çok hastalığın tedavi edilmesi mümkün olabilecek. Organ nakli çalışmalarında Amerikan bilim insanları, domuzdan insana organ nakli ve kalp hastalıkları konusunda genetik olarak aile bireyleri arasında aktarılan bozuk bir geni Devamını Okuyun

Cengiz Han’ın Şahini

Bugünkü yazımda Korea Blog‘da yer alan Cengiz Han’ın Şahini adlı hikayeyi sunacağım. Hikaye Kazakistan’da geçiyor. Orayı ziyaret eden bir kişi, silah olarak şahinleri kullanan avcıları yakından izleme fırsatı buluyor. Bir kaç gün şahin avına katılan kişiye, bir öğle yemeği sırasında; çok güzel ve efsanevi Cengiz Han ve Şahini Hikayesi anlatılıyor. Hikayeyi çok beğenen kişi paylaşmaya Devamını Okuyun



Kayaoğlu.Org Ana Sayfa

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Geleceğin Aynası Bedavadır

Aynaların müthiş güçleri var ve geleceğin aynası bedavadır. Bu konuda bakın Osho ne demiş. “Bir gün, sadece bir aynanın önünde durarak küçük bir deney yap.  Aynaya bakıyorsun, aynada kendi yüzün, aynada kendi

gözlerin. Sonra bir an için bütün işlemi tersine çevir. Aynadaki yansımanın sana baktığını hissetmeye başla, sen yansımaya bakmıyorsun, yansıma sana bakıyor.”

Şimdi sizlere aynalar hakkındaki bir hikayeyi sunacağım…

Geleceğin Aynası Bedavadır

Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir
dükkana girerek;
– Hatıra eşya almak istiyorum, demiş. Ne tavsiye edersiniz?
Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp:
– Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya
güç ister.
Adam, hiç düşünmeden:
– Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için
para önemli değil.
İhtiyar, dudak büküp:
– İnşallah gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları.
Adam, ses tonunu iyice yükselterek:
– Benim elde edemeyeceğim şey yoktur! diye direnmiş. Fiyatları ne
kadar?
İhtiyar adam:
– Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal
fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır. Hele hele antikalara
gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek
beğenmezsin.
Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş.
Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna
girip, dükkanın arka bölümüne geçmiş.
Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek:
– Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş. Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır.
Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş.
Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra:
– Bunun bir özelliğini görmedim, demiş. Evimde de bundan üç dört tane
var.
Yaşlı adam, seke seke ilerleyerek:
– O halde bu aynaya bak! demiş. Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır. Fiyatı ise yüz kese altındır.
Adam:
– Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş. Böyle basit bir ayna, on altın bile etmez.
İhtiyar adam:
– Ben sana söylemiştim! diye kızmış. İsterseniz vazgeçin.
Adam, iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamak için kendini zor
zaptetmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun
yirmibeş yıl önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran
beyaz saçlar varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin
çizgiler.
Adamın aynaya takılan gözleri, biraz sonra faltaşı gibi açılmış. Çünkü
aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından, sevdikleri geçiyormuş
birer birer.
Büyük bir dehşet içinde:
– Aman Allah’ım! diye bağırmış. Bu geçen, kız kardeşim değil miydi?
Hemde henüz kanser olmadan önce. Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı
da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrek asır
önceki halleriyle.
Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan. İhtiyar, ona sokulup:
– Bu işten vazgeç!.demiş.Zaten bir çok insan da öyle yaptı.
– Hayır! diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de.
– Peki! demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder.
Adam, oraya doğru ilerlerken, korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını
yenemeyip aynaya baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış.
Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü,
incecik, dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk.
– Aman Allah’ım! diye bağırmış. Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan
bile duruyor.
Adam, biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu
sefer, 30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden.
Daha sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca
yaptığı gibi, öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, her zamanki
şakacılığıyla, ensesine bir şaplak atmış yavrusunun.
Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış
ağlayarak.
Yaşlı adam:
– Gerçek aynalar böyledir evladım! demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz
onlara.
Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkandan atmak istemiş kendini.
Fakat tam çıkacakken:
– Bedava aynalardan söz etmiştiniz, demiş. Onu da merak ettim.
İhtiyar adam:
– Ona hiç bakma evlat! diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin
dayanmaz.
– Mutlaka bakmalıyım! diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık
alıştım.
Yaşlı adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı
olarak, dükkanın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip:
– İşte bu da geleceğin aynası! demiş. Çerçevesi altından olup bedavadır.
Ama onu hiç kimse almadı.
Adam:
– Geleceğin aynası ha! demiş.Üstelik de altından ve bedava…
İhtiyar, hiç sesini çıkartmamış. Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru
ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğinde oracığa yığılıp kalıvermiş.
Yaşlı adam:
Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı
olman gerekirdi evladım, demiş. Senin de gücün yetmedi demek ki…
İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun aynadaki
görüntüsüne bakmış. Kuru bir iskelet görünüyormuş…

HİÇ DURMAYIN, HEMEN AYNAYA BAKIN.
NE GÖRÜYORSUNUZ? HİÇBİR ŞEY Mİ?
O HALDE :
GEÇMİŞTE YAPTIKLARINIZI, ŞU ANDA YAPMAKTA OLDUKLARINIZI, KİMLERİ
KIRDIĞINIZI, ÜZDÜĞÜNÜZÜ, “KIRMADIKLARINIZ ZATEN DUA EDECEKTİR ONLARI ES GEÇİN” DAHA NE KADAR ÖMRÜNÜZÜN KALDIĞINI, İNSAN OLARAK HAYATA İMZA ATIP ATMADIĞINIZI, GERÇEKTEN BİR ŞEYLER YAPABİLMİŞ MİSİNİZ?
YAPMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? AYNAYA BAKIN GÖREBİLİYOR MUSUNUZ İNSAN OLMANIN ERDEMLİĞİNİ, GERÇEK KİMLİĞİNİZİ..? SIK SIK AYNAYA BAKIN, YUKARIDAKİLERE EKLEYECEK DAHA O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ…
EKLEYECEĞİNİZ ARTILARI KAYDEDİN BİR KENARA. SİZ KAYDETMESENİZ DE ZATEN BİRİLERİNİN KAYDETTİĞİNİ UNUTMAYINIZ…

TEŞEKKÜR : Bu hikayeyi ileten sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Tabut Hücresi Gibi Evler

Yaklaşık 7,5 milyonluk bir nüfusa sahip olan ve az gelişmiş arazisi bulunan Hong Kong, en uygun fiyatlı konut piyasası haline gelmiş. Hong Kong’da adeta tabut hücresi gibi evler inşa edip satıyorlarmış. Birleşmiş Milletler bu

kabus gibi kafes apartmanlarını “insan onuruna hakaret” olarak kınamasına rağmen, yaklaşık 200.000 kişi hala tek alternatif olarak bu evlerde oturuyormuş. Fotoğrafları çeken National Geografik görevlisi ağlayarak; “buralarda oturanlar her gün bizlere hizmet eden; ahçı, garson, şoför vb. mesleklerdeki insanlar” demiş.

Konu hakkında daha fazla laf etmeden anılan tabut hücresi gibi ev örneklerini sunuyorum…

Tabut Hücresi Gibi Evler


KAYNAK : Bored Panda sitesindeki İngilizce yazıyı buradan okuyabilirsiniz

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Çalışan Kadınla Erkeğin Evrimi

Gelişmiş toplumlarda çalışan kadının hayatını kolaylaştıracak pek çok destekler vardır. Gelişememiş toplumlarda ise kadının çalışma hayatı kolay değildir. 80’li yıllardan itibaren çalışan kadınla erkeğin evrimi birbirinden

farklı gelişim göstermiştir.
Geçmişte kadın olmak daha kolaydı deniyordu, haklıydılar çünkü eskiden kadınlar çalışmıyordu. Modern yaşamın gelişmesiyle birlikte hem ev işlerine yetişmeye çalışan hem de iş hayatında kariyer hedefleyen kadınlar bu tempoda çocuk sahibi olmayı da ertelemek istemiyorlardı.  Artık evli kadınlar; “Çocuk da yaparım kariyer de” diyorlardı…

Şimdi sizlere bir dostun ilettiği yazıyı sunacağım…

Çalışan Kadınla Erkeğin Evrimi

Eskiden Kadın Olmak Daha Kolaydı

Eskiden kadın olmak daha kolaydı. Kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakardı. Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı, çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü, zaten kadın bekarken çalışsa bile evlenince evinin kadını olurdu.
90 lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu. Bütün kadınlar önce üniversite okumaya, sonra çalışmaya başladı. Bu kadının hoşuna gitmişti çalışıyor, istediği gibi harcıyor, geziyordu. Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu. Yaşasın özgürlük…
Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yüksekliyordu, zirveye ulaşmıştı. Birçok şirkette önce orta kademe, sonra üst kademe yönetciler kadın oldu. Fakat doksanların sonuna gelindiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30 lu yaşlarında kadınlarla doluydu…
Bu çalışan kadına yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti. Artık evli ve başarılı çalışan kadın olmalıydı. Çalışan kadın etrafına bakındı, başarılı, paralı adaylar gözden geçirildi, adaylardan kel, şişman ve kısa olanlar hemen elendi, ince ruhlu, şaraptan anlayan, 14 Şubatda müthiş süprizler yapan, kimsenin bilmediği yerlerde baş başa tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapışıldı. Yurt dışından tasarımcı gelinlikleri getirtildi, otellerde muhteşem düğünler yapılıp, Maldivlere ya da Baliye balayına gidildi…
Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı artık, gündüz toplantıdan toplantıya koştururken, artık akşam yemeğini de düşünmeye başlamıştı. Akşam ne yenmeli, nereye gidilmeli,eşinin gömlekleri, pantolanları ütülümü, kıyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışı git al, eve gel hızlıca akşam yemeğini hazırla…
Çalışan kadın artık mutluydu,gece yatağı sıcacıktı ,üzülünce derdini paylaşan,hastalanınca ona bakan,ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti. 15 saat koşturmak ona vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan ev ve iş arası çift vardiya çalışan kadınla doluydu.
Zaman geçiyordu . Çalışan kadın 35 ine yaklaşıyordu, biyolojik saati “be –bek, be- bek” diye uyarı vermeye başladı. Evet çalışan kadın hemen çığlık atmaya başladı “kariyer de yaparım bebek de”. Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular. Çalışan kadınlar ajandalarına ve işlerinin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladı. Kimi tek, kimi ikiz , kimi üçüz istedi. 1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı, çalışan kadınlar hamileydi. Ama çalışan kadın hem hamile, hem güzel olmak istedi, hemen diyetisyenlere koşulup, özel hamile diyetleri alındı, bol bol kivi yenmeye başlandı. Eskisi gibi tatlı, börek aşerilmiyordu, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden…
Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti, hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı, bir çok internet sitesine üye olundu. Yoga ve anne–baba kurslarına yazıldı . Çalışan kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğini. Bugün 43. gün bebeğim üzüm tanesi gibi, 59. gün parmakları oluştu, 89. gün bu gün ilk defa hıçkırdı. 210. günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecek. Sonunda mutlu gün geldi çalışan kadın artık anneydi, 3-4 aylık izinden sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde iş başı yapmıştı. Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu.
Sonunda mutlu gün geldi çalışan kadın artık anneydi, 3-4 aylık izinden sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde iş başı yapmıştı. Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu. Bebek büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı, artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar, yaş günü partileri, tiyatrolar, piyano dersleri, basketbol, tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor biri başlıyordu.
Çalışan kadına bu da yetmedi artık herkes çalışıyor, iyi bir eş ve annelik yapıyordu, çalışan kadın çıtayı bir kez daha yükseltti. O artık evinde katkısız, sağlıklı ekmekler, kahvaltı için ev yapımı reçel yapmalı, organik gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazırlamalı, çocuğuna ve eşine özel günlerde ev yapımı pastalar yapabilmeli, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi.
Evet bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar, evlerine ekmek yapma makineleri aldılar. Şimdi çalışan kadınlar toplantı aralarında bir birlerine ekmek tarifleri vermeye başladılar; “Dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım, istersen tarifini vereyim.” “Bende hafta sonu harika bir pasta yaptım, evdekiler bayıldı. Bir akşam gelinde size de yapayım.”

Bakalım çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek?

Geçen Sürede Erkeğin Evrimi

Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep aynı kaldı.
TV izliyor, yatıyor ve maça gidiyordu…


TEŞEKKÜR : Yukarıdaki yazıdan ben haberdar eden sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Dilin Değil Gözlerin Anlattığı

İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli farklardan biri de anlatma ve anlama özelliğidir. Öyle anlar olur, öyle şeylerle karşılaşılır ki, dilin değil gözlerin anlattığı öne çıkar. Geçmişte yaşananların aktarılmasında

anlatmanın yetersiz kaldığı durumlarda devreye foto röportaj veya foto anlatım girmektedir.

Sevgi, masumiyet, ayrılık, saygı, yardım, dostluk, sabır, umut, dokunuş, arkadaş ve kurtuluş gibi kavramların dille (sözle) cümle veya cümlelerle aktarımı kolay değildir. Hem yazı çok uzun olur hem de anlatımında zorluklar çekilir.
Bu gibi durumlarda en ideal olan foto röportaj (foto anlatım) ile konuyu aktarmaktır.

İşte bu düşünce ile şimdi sizleri geçmişte çekilen ve nostaljik fotoğrafların da yer aldığı görsellerle baş başa bırakıyorum…

Dilin Değil Gözlerin Anlattığı







TEŞEKKÜR : Fotoğrafları ileten sayın Taner Vidinligil.
DİPNOT : Fotoğraflarda gerekli düzeltmeler yapılmıştır.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Sosyal Medyada İngilizce Kısaltmalar

Sosyal medyada kelime kısaltmaları profesyonel kullanıcılar ile amatör kullanıcılar tarafından mutlaka bilinmesi gereken bir konudur. Özellikle sosyal medyada İngilizce kısaltmalar yurt dışıyla iş yapmayı planlayanlar,

eğitim amacıyla dış ülkelere gitmek isteyenler vb. için hayati öneme sahiptir.
Sosyal medya platformlarında kısa ve çabuk iletişim zaman kazandırdığından, kullanılan kısaltılmış kelimelerin bilinmelerinin sonsuz yararları bulunmaktadır. Bilhassa internet aleminde pazarlama veya satış işleri yapanların, işlerinde en iyi olmak için, en sık kullanılan tüm İngilizce kısaltmaları da bilmeleri gereklidir.

Şimdi farklı uygulamalardaki İngilizce kısaltmaların listesine bakalım…

Sosyal Medyada İngilizce Kısaltmalar

Sosyal Ağlara Özgü Kısaltmalar

FB: Facebook , TW: Twitter, G+: Google+, IG: Instagram, LI: LinkedIn, YT: YouTube, DM: Direct Message (direkt mesaj), MT: Modified Tweet (değiştirilmiş tweet), PM: Private Message (özel mesaj), RT: Retweet (bir tweeti tekrar paylaşmak).

İş Aleminde Kullanılan Kısaltmalar

B2B: Business 2(to) Business  (“İşten İşe” şirketler arasındaki satış)
B2C: Business 2(to) Consumer (“İşten müşteriye” şirketten müşteriye satış)
CMGR: Abbreviation for community manager (“topluluk yöneticisinin” kısaltmasıdır)
CMS:  A “content management system” is the tool you use for editing, scheduling and publishing any written material for the web (“Bir içerik yönetim sistemi” web için herhangi bir yazılı materyali düzenlemek, planlamak ve yayınlamak için kullandığınız araçtır)
CPC: The “cost per click” is the dollar amount an advertiser pays for every person who clicks on an ad (“Tıklama başına maliyet”, bir reklam verenin reklamını tıklayan her kullanıcı için ödediği dolar miktarıdır)
CPM:  “Cost per thousand” measures an ad’s impressions rather than its clicks As in CPC (“Bin başına maliyet”, bir reklamın tıklamaları yerine gösterimlerini ölçer, CPC’de olduğu gibi)
CR:  The “conversion rate” (“dönüşüm oranı”)
CTA:  A “call to action” is a statement that asks the reader to do something (Bir “eylem çağrısı”, okuyucunun bir şeyler yapmasını isteyen bir ifadedir. Genellikle, şirketin sosyal varlığını oluşturmak veya bir pazarlama baskısına katılmakla ilgili belirli bir işlemdir)
CTR: The “clickthrough rate” is a particular type of conversion rate where the action in question is clicking on a link (“Tıklama oranı”, söz konusu işlemin bir bağlantıyı tıkladığı belirli bir dönüşüm oranı türüdür)
KPI:  A “key performance indicator” is a metric your team or business uses to measure success in achieving goals (“Temel performans göstergesi”, ekibinizin veya işletmenizin başarıya ulaşma hedeflerini ölçmek için kullandığı bir metriktir.
PPC: “Pay per click” is a metric for advertising costs that’s the same as CPC (“Tıklama başı ödeme”, reklam maliyetleri için CPC ile aynı olan bir metriktir)
PV: This stands for “page views” (Bu, “sayfa görüntülemeleri” anlamına gelmektedir)
ROI:  “Return on investment”, measures the money you make in relation to the money you spent to make it (“Yatırımın geri dönüşü”, yapmak için harcanan parayla ilişkili olarak yatırdığınız paranın geri dönüşünü ölçer)
UGC:  The term “user generated content” encompasses any written or visual material that the individuals using a platform create, from comments or blog posts, to photos or video clips (“Kullanıcı tarafından oluşturulan içerik” terimi, bir platformu kullanan kişilerin yorumları veya blog yayınlarından fotoğraflara veya video kliplere kadar oluşturduğu yazılı veya görsel materyali kapsar)

Sosyal Medyada Kullanılan İngilizce Kısaltmalar

Bu bölümdeki kısaltmaların birçoğu, mesajlaşma veya forumlarda kullanılan çevrim içi  kısaltmalar olup, oralardan sosyal medyaya geçmiştir.
AFAIK:  “As far as I know”, bildiğim kadarıyla.
AMA:  “Ask me anything”, bana istediğini sor.
BAE: “Before anyone else,” başkasından önce.
BFF:  “Best friends forever,” sonsuza kadar en iyi arkadaş(lar).
BRB: “Be right back,” hemen geri dönecek (döneceğim).
BTW:  “By the way,” bu arada.
FBO:  “Facebook official,” Facebook yetkilisi.
FF: The “Follow Friday #FF,” Twitter’da, diğer kullanıcıları cuma günü takip et.
FOMO: “Fear of missing out,” kayıp (kaybolmak) korkusu.
FTW:  “For the win,” kazanmak için.
FYI:  “For your information,” bilginize (bilgilerinize).
GTG: “Got to go,” gitmem lazım (gitmeliyim).
Bu kısaltma, bir görüşmeyi sonlandırabilir.
ICYMI: “In case you missed it,” gözünden kaçmış olabilir (gözünden kaçmışsa).
IDC:  “I don’t care,” umurumda değil.
IDK: “I don’t know,” bilmiyorum.
ILY: “I love you,” seni seviyorum.
IMHO:  “In my humble opinion,” mütevazi düşünceme göre.
IMO:  “In my opinion,” düşünceme göre (bana göre, bence).
IRL: “In real life,” gerçek hayatta.
IYM: “If you missed” gözünden kaçırdıysan
JK: “Just kidding,” şaka yapıyorum (sadece şaka yapıyorum).
LMK: “Let me know,” bana haber (bilgi) ver.
LOL:  “Laughing out loud,” yüksek sesle gülmek (gülüyorum).
ROFL: “Rolling on the floor laughing,” yerde yuvarlanarak gülüyorum.
NBD: “No big deal,” önemli değil.
NM:  “Not much,” fazla değil.
NVM:  “Never mind,” boşver.
NSFW: “Not safe for work,” iş için güvenli değil.
OH: “Overheard,” kulak misafiri.
OMG: “Oh my gosh,” Aman Allahım.
OMW: “On my way,” yolumun üzerinde.
PODT: “Photo of the day,” günün fotoğrafı.
PPL:  “People,” insanlar.
QOTD: “Quote of the day,” günün sözü.
SMH:  “Shaking my head,” başımı sallıyorum.
Şok veya dehşeti ifade etmek için sıklıkla kullanılır.
TBH:  “To be honest,” dürüst olmak gerekirse.
TBT: “Throwback Thursday,” perşembeyi hatırlamak.
TIL: “Today I learned,” bugün öğrendim.
TL;DR: “Too long; didn’t read,” çok uzun; okumadım.
YOLO: “You only live once,” sadece bir kez yaşarsın.

İlgili Yazı : Sosyal Ağlardaki Kelime Kısaltmaları

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Atatürk’ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, TBMM olarak kullanılan bina, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı  tarafından yapılan restorasyon sonucu  Kurtuluş Savaşı Müzesi adıyla yeniden ziyarete

açılmıştır.
Anılan müze geniş bir koleksiyon sahibidir. Yalnızca doğal olarak yapının eski halinden aldığı eserler de sergilenmekte iken aynı zamanda kongrelerin hatıratı da yapı içerisinde teşhir edilmektedir. Tamamını Okuyun

Şimdi sizlere bu muhteşem müzenin fotoğraflarından örnekler sunacağım…

Kurtuluş Savaşı Müzesi

1- Müze Tanıtım Levhası2- Atatürk Cephede
3- Atatürk’ün Özel Eşyaları4- Meclis Başkanı Odası
5- Meclis Başkanı Çalışma Masası
6- Meclis Genel Kurul Salonu
7- Meclis Oturumu8- Haberleşme Cihazları9- Atatürk Meclis Başkanı

Kurtuluş Savaşı Müzesi Videosu


KAYNAK : Atatürk’e ait özel eşyalar

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Çok Sık Görmediğimiz Şeyler

Harika bir Dünya’da yaşıyoruz. Web’deki  yazılar, fotoğraflardan büyük keyif alıyoruz ve bir çok insan da bunu yapıyor. Ancak; çok sık görmediğiniz şeyler dışında, her gün aynı şeyleri gördüğümüzde, etrafımıza dikkatle bakmadan,

günlük yaşamlarımızı sürdürüyoruz. Muhteşem bir heykel, doğada, parklarda kuşlar ve böceklerin görüntüleri, bina, tesis ile bir dergide, internet sitesinde gördüğümüz fotoğraflar dikkatimizi çekebilir ve günümüzün harika geçmesine yardımcı olabilir.

İşte o görüntülerden bazıları…

Çok Sık Görmediğimiz Şeyler

1- Erta Ale Volkanı, Etopya2- Almanya Bavyera Eyaletinde Nordlingen Köyü, 14 milyon yıllık bir meteor darbe krateri üzerinde inşa edilmiş
3- Google’ın veri merkezlerinden biri
4- Moğolistan’da Cengiz Han’ın çok büyük heykeli
5- 2013’te Everest Dağına Tırmanan Dağcılar
6- 2013’te Avustralya’yı vurmadan hemen önce görüntülenen dev toz fırtınası
7- Büyük Çin Seddi’nin bittiği nokta
8- Açık denize çekilen petrol platformu9- Rafflesia Arnoldii Dünya’daki en büyük bireysel çiçek
10- Kuzey Kutbu’nda Güneş

11- Dikdörtgen kanatlı çalı çekirgesi

TEŞEKKÜR : Fotoğraflardan bazılarını ileten Sayın Taner Vidinligil.

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Yazı Görüntüleme Sayacı

WordPress sitenizin trafiğini izlemek için yazılarınızın görüntüleme sayacını oluşturmanın en iyi yolu, sitenizdeki yazıların görüntüleme sayısını gösterecek bir eklentidir. Bu eklentinin adı; Yazı Görüntüleme Sayacı (post

views counter) dır.

Yazı Görüntüleme Sayacı Yüklemesi

İlk iş bu eklentiyi indirip yüklemek için sitenizin yönetim paneli (admin php) sol kolonda sırasıyla; Eklentiler ve Yeni Ekle ye tıklayın.
Eklentiler bölümüne gidince, yukarıda en üstte Anahtar kelime yazan yerin sağındaki kutunun içine Post Views Counter yazın.
Eklenti devreye girince yine sırasıyla; Hemen Yükle daha sonra Etkinleştir düğmelerine tıklayın.
Bu işlemler sonucu eklenti sitenizde devreye girecektir.

Şimdi eklentinin ayarlarının nasıl yapıldığını, ekran görüntüleriyle sunacağım.
Bu ayarları kendi tercihlerime göre yaptım. İsteyenler diğer tercihleri kullanabilir…

Yazı Görüntüleme Sayacı Ayarları


Her ayarın sonunda Değişiklikleri Kaydet ‘e tıklayın.

Ayarlar tamamlandıktan sonra, sitede (blogda) yazıların görüntüleme (okunma) sayısı yazıların en alt bölümünde ve şöyle olmaktadır :

Orijinal görüntüsü için buraya tıklayın


Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Mobil Uyumlu Site Nedir?

Dünya’da yaklaşık 6 milyardan fazla cep telefonu kullanılıyor. Bunların yine yaklaşık iki milyarı ise akıllı cep telefonları. Peki mobil uyumlu site nedir? Mobil uyumlu site; “akıllı telefonlardan, tablet bilgisayarlardan ve diğer

mobil cihazlardan sağlıklı şekilde görüntülenen ve kullanılan sitedir.”
Mobil uyumluluk ayrıca;  “yazılarınız  ve görsellerinizin siteniz ziyaretçilerinin kullandığı cihazlarla uyumluluğu olup, kullanılan akıllı cihazların ekranı ile birebir aynı oranda olmasıdır.”

Google 21 Nisan 2015’te yaptığı güncelleme ile mobil arayüzü olmayan sitelerin üst sıralarda çıkmasını engelleyeceğini duyurdu.
Google mobil uyumluluk hassasiyetini web sitelere, web site sahiplerine mail göndererek mobil uyumluluğu olmayan web sitelerinin yönetici ve SEO uzmanlarına uyarı mesajı atarak durumu düzeltmelerini istedi.
Mobil uyumluluk etiketi sayesinde akıllı telefonlardan web sitelerine tıklama oranları oldukça artacak. Cep telefonu kullanımına paralel olarak yapılan bu yenilik, kullanıcı alışkanlıklarını da değiştirecek, artık uyumlu web siteleri mobilden takip edilecek.
Site ve bloglarınızın mobil uyumlu olup olmadıklarını Google’da; Mobil Uyumluluk Testi aracından öğrenmek için buraya tıklayın.

Google arama motorunda bu konuda yüz binlerce paylaşım yapılmış durumda.
Google aramada; Mobil Uyumluluk Nedir yazarsanız karşınıza anılan yüz binlerce bilgi çıkıyor.

Şimdi sizlere fazla detaya girmeden blogumda mobil uyumluluk işini nasıl çözdüğümü anlatacağım…

Mobil Uyumlu Site Nasıl Oluşturulur?

1- WordPress’e ait Automattic şirketine ait AMP adlı eklenti sayesinde blogumu kolayca mobil uyumlu hale getirdim.
Eklentiyi buradan yükleyebilirsiniz.
2- Eklentiyi indirip etkin konuma getirdikten sonra, yönetici (admin) panelinizin sol kolonunda, sırasıyla; Görünüm ve AMP tıklanacak. AMP’e açılınca da Tasarım tıklanacak ve işlem sonlandırılacak.

Okuyucular Mobil Uyumlu Görüntüleri Nasıl Görecek?

1- AMP eklentisi vasıtasıyla okuyucular mobil uyumlu görüntüleri kolayca görebilecekler. Yapılması gereken işlem, bu yazının; https://www.hasansabrikayaoglu.com/mobil-uyumlu-site-nedir/  olan linkine amp eklenecek  ve linkiniz :
https://www.hasansabrikayaoglu.com/mobil-uyumlu-site-nedir/amp/ olacak.

Blogun Diğer Mobil Görüntüleri İçin Linklere Tıklayın :

1Google’da Hasaka Blog Mobil Uyumluluk Görüntüsü
2- Bu yazının Mobil Görüntüsü
3- Diğer Cihazlardaki Blog Mobil Görüntüleri

Lütfen blogda gördüğünüz hataları bildirin
Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi :
Kimdir? | Google’da Dedegi | İletişim 
Kendisini aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz :
Facebook | Google+ | quup | YouTube | Twitter 
Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında |  Mobil Görüntüleri
Takip Et : Facebook HasakaBlog |  Google+ Hasaka Blog

Page 1 of 73
1 2 3 4 5 73