Yanlış Anlama Sebepleri Nedir

yanlış anlaşılmaYanlış anlama; “söylediğiniz sözlerin karşınızdaki(ler) tarafından, sizin yüklemeye çalıştığınız anlamdan farklı bir şekilde algılanmasıdır.” Herkesin başına gelebilecek sinir bozucu yanlış anlama , yanlış anlaşılma sıkça başıma

gelen ve bir türlü muhataplarıma derdimi anlatamadığım bir durumdur.
Yanlış anlayana bir de hesap verme durumunda da kalabiliyorsunuz.

Genellikle söylenmek istenenin negatif tarafının algılanması buna yol açar.
Bazı insanlar nasıl duymak istiyorsa öyle anlar.
Bazen bir konuya açıklık getirmek üzere bir öneri getirirsiniz, ancak, karşınızdaki; “onu ezmeye çalıştığınızı, ona yüksekten baktığınızı ya da küçümsediğinizi zannederek bir anda parlar.”
Özellikle beğendiğim, taktir ettiğim ve sevdiğim genç insanların yanlış anlaşılmalar sonucunda, bir anda öfke patlaması ile ilişkiyi koparacak şekilde tepki göstermelerine çok üzülürüm.
Gençlerin, yanlış anlamayı kabul etmeyerek; “hayır ben doğru anladım, siz öyle demediğinizi ileri sürebilirsiniz ama ben sizin gibi düşünmüyorum” türünden şiddetli ve öfke dolu sözlerine de muhatap olursunuz.
Şimdi konuyu biraz daha açalım…

Yanlış Anlama Sebepleri Nedir

“Yanlış Anlama” ön yargı, bilgisizlik, dinlememek, sabit fikirli olmak veya ilgilenmemekten kaynaklanan gerçekten de insana özgü bir rahatsızlıktır.
Anlaşılmamak, insana en derin acılar ve ıstıraplar veren bir olgudur.
İnsanın; yardımcı olmak, bir konuya açıklık getirmek ve iyi niyetle bilgisini aktarmaya çalışması ve karşındakiler tarafından anlaşılamaması üzüntüye sebep olur.
Hele ki çok değer verip, ilişkinizden mutlu olduğunuzu hissettiğiniz bir kişiyle olmuş ve sonunda yollar bir şekilde ayrılmışsa, üzüntü katmerleşir.

Bakın yanlış anlaşılma hakkında Hz. Mevlana ne demiş:
“İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme; duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir.”

Bir de masum yanlış anlamalar vardır; “bunlar, söylenen bir sözün kastedilenden farklı yorumlanması şeklinde ortaya çıkmakla beraber, söyleyeni zor duruma düşürmez, hatta onu yüceltirler.”

Olayları işin içinden çıkılmaz hale getiren, çıkmaz sokaklara dönüştüren; “kelimelerin ifadesi konusundaki yetersizliğinden ziyade, karşıdaki kişinin bakış açısı ve algılama şeklinin farklılığı ve yetersizliği ile ilgili olarak hiç olmadık mevzulara dalmayı sağlayan bir nevi kısır döngüdür yanlış anlama.

Anlama düzeyi; kişinin eğitimine, genel kültür düzeyine, izlenimlerine, deneyimlerine ve yeteneklerine bağlıdır. Bu nedenle bir kişinin anlama düzeyinin yükselmesi için izlenimlerinin, deneyimlerinin, genel kültürünün de artması gerekir.

İnsanlar arasında yanlış anlaşılmalar yaygındır. Bunların birçoğu önemsizdir ve kolayca düzeltilebilir. Bazıları ise, moral bozucu olabilir, özellikle de yanlış izlenimler, silinmesi için sarf edilen tüm çabalara rağmen sürüp giderse.

İnsanlar düşüncelerinizi ve niyetlerinizi okuyamadığından, birisi er geç sözlerinizi veya hareketlerinizi yanlış yorumlayacaktır.
Başkalarının, sizinle ilgili değerlendirmeleri çoğunlukla niyetinizi algılama biçimlerine bağlıdır. Bu nedenle insanlar niyetinizi yanlış yorumladığında üzülmeniz doğaldır.
İnsanların sizi yanlış anlamasını gerektirecek hiçbir nedenin olmadığını düşünerek yapılan haksızlığa öfkelenebilirsiniz.
Size göre, bu değerlendirmeler taraflı, eleştirici veya tamamen yanlıştır ve özellikle böyle haksız yargılarda bulunanların fikirlerine değer veriyorsanız, bu sizi derinden incitebilir.

Özellikle her şeyi yanlış anlayan, anlamlandırmaya özen gösteren insanlar, yanlış anladığını açıklasanız bile, fikrinden şaşmaz, sizi dikkate almaz ve anlamaya da uğraşmaz.

Yanlış anlayan ve bunda ısrar edenler çoğunlukla ön yargılıdır.
Özetle; bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir sahibidirler…

Ünlü fizikçi Albert Einstein : “İnsanlardaki ön yargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor” demiştir.

Ben de; “yanlış anlayanların bu anlamalarını değiştirmek, deveye hendek atlatmaktan çok daha zor” diyerek yazıyı sonlandırıyorum…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

AlphaOmega Captcha Classica  –  Enter Security Code