Etiket arşivi: Nelerdir

Akıllı İnsanların Yaptığı ve Yapmadığı Şeyler

akıllı insanAkıl doğru karar verme mekanizmasıdır. Bu aklı kullanabilen insan, bireysel olanı değil, doğru, yararlı ve iyi olanı seçer. Akıllı kişiler; yaşadığı olaylarda ve karşılaştığı durumlarda aklını devreye sokar, doğru karar verir ve buna

uygun davranır. Özetle akıllı insan, iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında tercih yapabilme yetisi olan insandır.
Ayrıca aklını kullanan kişi; önüne çıkan verilerin önceki bilgileriyle uyumluluğuna bakmalı, kesin olan verilere uygunluğunun kendisi ile insanlara yararlılığını, doğruluğunu da denetlemelidir.

Aklı kullanmanın birinci koşulu çelişmezlik ve tutarlılık (doğruluk), ikinci koşulu ise insanlara yararlılıktır (iyilik).

Şimdi de akıllı insanların yaptığı ve yapmadığı şeyler nelerdir onlara bakalım…

1- Sağduyuludurlar ve sorumsuzca hareket etmezler.

2- Kendi hatalarından öğrenmekten çekinmezler.

3- Geçmişteki hatalarından dersler çıkardıklarından, aynı hataların tekrarını önlerler.

4- Yeni konularda hata yapmaktan çekinmezler.

5- Yaptıkları hatalara takılıp kalmaz, en kısa sürede onu düzeltip, aşmaya bakarlar.

6- Hayatlarını en iyiye yakın ölçüde yaşarlar.

7- İşlerinde para kazanmayı her şeyden daha önemli görmezler.

8- İşlerinde kaliteye yönelik detaylara daha fazla önem verirler.

9- Kendi yeteneklerini asla abartmazlar, ama her konuda söyleyecekleri şeyler olduğundan, her türlü insana da hitap edebilirler.

10- Sorunların çözülmesinde şansa değil, bilgilerine ve sağduyularına güvenirler.

11- Tüm yumurtalarını bir sepete doldurmazlar.

12- Gereksiz ve anlamsız çatışmalara girmezler.

13- Gereksiz riskler almazlar.

14- Ancak; başarı için gerekiyorsa, risk almaktan da çekinmezler.

15- Gururlarının her şeyin önüne geçmesine izin vermezler.

16- İleride kendisini zor durumda bırakacak iddialı ve abartılı sözler vermezler.

17- Yerine getirebilecekleri, imkanları dahilindeki sözlerini ise mutlaka gerçekleştirirler.

18- İnandıkları yolda giderken, her türlü haksız eleştiri, hatta saldırılara karşı dimdik dururlar.

19- Bilgi ve düşünme kabiliyetinin azlığından kaynaklanan bir fakirlik çekmezler. Akıl ve kalp donanımlarını sıklıkla güncellerler. İyi bildikleri konuları mutlaka açıklar, aksi görüşleri dinler, doğruları varsa kabullenir, ama temelde iyi bildiklerinden asla vazgeçmezler.

20- Geçmişteki koşullarla, yaşadığı gündeki koşulların aynı olamayacağını iyi bildiklerinden, yaşadığı andaki sorunlarını; geçmişte oluşturduğu, başardığı şeyler sırasındaki düşünme ve uygulama sistematiği ile çözülemeyeceğinin farkındadırlar.

21- Devamlı öğrenir, hayat boyu eğitim alırlar. Öğrenme, çözüm üretme, bilinenlerden faydalanarak bilinmeyenleri ortaya çıkarma gücüne sahiptirler. Becerilerini arttıracak, geliştirecek yeniliklerden korkmaz, aksine tüm güçleriyle onlara ulaşmaya çalışırlar.

22- Birlikte çalıştıkları insanların ve mevcut ekipmanlarının potansiyelinden azami yarar sağlamaya büyük özen gösterirler.

23- Birlikte çalıştıkları insanlara; bir işi nasıl yapmaları gerektiğini değil, o işten ne beklediklerini söyler ve sonuca bakarlar.

24- Başkaları aynı fikirde olmadı, kabul etmedi diye, kendi fikirleri ve işlerinden asla vazgeçmezler.

25- İyi ve başarılı bir amaçtan, nasıl geri adım atılacağını, vazgeçileceğini bilmezler, bilmek de istemezler.

27- İşlerin kolay, olduğundan daha basit göründüğüne dair, ne kendilerine ne de birlikte olduğu insanlara tek laf etmez, yılmak, vazgeçmek, pes etmek kelimelerini sevmez, akıllarına bile getirmezler.

28- Her konuda, özellikle de sorunlar ve başarısızlıklarda, önce kendileriyle yüzleşir ve öz eleştiri yaparlar.

29- Nazik olup nezaket kurallarına uyarlar. İnsani yönleri fazladır, muhataplarına değer verir, onları asla küçük görmezler.

30- Son olarak bilgileri, fikirleri ve yöntemlerini aktaran yazı ile söylemlerinde; “üslup, edep ve kullandığı dile çok dikkat eder, muhataplarını incitecek, yanlış anlamalarına sebep olacak ve sonuçta kırgınlıklara yol açacak sözler ve hitaplar kullanmazlar.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Doğru Sandığımız Yanlışlar

doğru yanlışGünlük iletişimlerde kullandığımız ve doğru sandığımız birçok bilgi, kelime, sözlerimiz vs. yanlış olabilmektedir. Yanlışların büyük çoğunluğu; duyulan, okunan, görülen vb. şeylerden kaynaklanmaktadır. Nasıl duyulmuş, okunmuş

ve görülmüşse, öyle kabul edilmiş, yanlış olabilecekleri düşünülmemiştir.
Yapılan hatalar sadece insanların iletişimlerinde değil, yazılı-görsel basının yayınlarında da sıkca görülmektedir. Anılan yanlışlardan, doğru sanarak kullandığımız kelimelerden örnekler sunarak başlayalım…

Sıkca yapılan yazım hataları :

Hatalı yazım Doğru yazım
acaip acayip
aferim aferin
Ankara’lı Ankaralı
anfi amfi
antreman antrenman
arasıra ara sıra
arasöz ara söz
ardısıra ardı sıra
asvalt asfalt
aşcı aşçı
ardarda art arda
Atatürkçülük’ü Atatürkçülüğü
birarada bir arada
bir çok birçok
bire bir birebir
bir kaç birkaç
birşey bir şey
buda bu da
burda burada
bu gün bugün
bugünlere bu günlere, bu günlerde vs.
camii cami
çevrimiçi çevrim içi
çevrimdışı çevrim dışı
dil bilim dilbilim
dinazor dinozor
direk direkt
döküman doküman
ebatlar ebat (zaten çoğul, tekili ‘ölçü’)
eksoz egzost egzoz
entellektüel entelektüel
eşortman eşofman
eşşek eşek
eylence eğlence
felan falan
farketmek fark etmek
gurup grup
hala hâlâ
halikar, halukar hâlükâr
harfiyat hafriyat
hem fikir hemfikir
herbiri her biri
hergün her gün
herhangibir, her hangi bir herhangi bir
herkez herkes
herşey her şey
Hıristiyanlık’ta Hıristiyanlıkta veya Hristiyanlıkta
hiç bir hiçbir
hiçkimse hiç kimse
hoşçakalmak hoşça kalmak
hoşgelmek hoş gelmek
hükümet hükûmet
ilkönce ilk önce
idda iddia
Hatalı yazım Doğru yazım
inkilap inkılâp
insiyatif inisiyatif
itibariyle itibarıyla
kar kâr
kat etmek katetmek
kareografi koreografi
kitapevi kitabevi
makina makine
malesef maalesef
menejer, menacer menajer
mentalite mantalite
mevzusu mevzuu
metod metot
meyva meyve
muhattap muhatap
müsade müsaade
mütevazi mütevazı
müstehak, mustahak müstahak
nüfüs, nufus nüfus
orda orada
orjinal orijinal
pardesü pardösü
pekçok pek çok
peşisıra peşi sıra
ritm ritim
rütuş rötuş
sandöviç sandviç
sarmısak sarımsak
sezeryan sezaryen
suç üstü suçüstü
süpriz sürpriz
şartel şalter
şarz şarj, şarj etmek
şöför şoför
tabi tabii veya tabiî
TBMM’ne TBMM’ye
tekrardan tekrar, yeniden
tenefüs teneffüs
terketmek terk etmek
Türkçe’miz Türkçemiz
ünvan unvan
üslub, uslup üslup
yada ya da
vaz geçmek vazgeçmek
ve ya veya
vejeteryan vejetaryen
vucüt vücut
yalnış yanlış
yanısıra yanı sıra
yanlız yalnız
yanyana yan yana
yayınlamak (basılı eserler için) yayımlamak
zıttı zıddı

NOT : Yukarıdaki iki tablo Vikipedi’den alıntıdır.

Doğru sandığımız yanlış bilgilerden kısa örnekler :

– Dünyanın etrafını ilk dolaşan Zenci Henry’dir. Macellan, turun yarısında öldürülmüştür.
– Gökkuşağında 7 den fazla renk kuşağı bulunmaktadır.
– Balığın yanında yoğurt yenmesi zehirler; balık taze değilse bu risk vardır, taze ise bu risk yoktur.
– Kelebeklerin 1 gün ömrü vardır; bazı kelebek türleri 1-2 ay kadar bile yaşamaktadır.
– Balıkların hafızası 1 gündür; bu yanlıştır, japon balığını örnek verirsek, tam 3 aya kadar hafızası vardır.
– Pisa Kulesi yamuk yapılmamıştır; zemin kayganlığından dolayı güneye kaymaktadır.
– Devekuşları korktuklarında başlarını kuma gömmezler
– Çok şeker yiyen şeker hastası olmaz.
– C vitamini gripten korumaz, bağışıklığı güçlendirir.
– Japon yiyeceği suşi, çiğ balık demek değildir. Bu içindeki pilavın ekşi bir sos ile tatlandırılmış haline verilen addır.
– Bilinenin aksine, alkollü içecekler vücudu ısıtmaz.
– Albert Einstein matematik dersinde başarısız değildi, çok küçük yaşta dehasını ispatlamıştı.
– Çin seddi uzaydan görülemez.

Yazanın Notu :
Yazı yazarken tereddüt edilen kelimeleri TDK veya diğer sözlüklerde araştırarak kullanmakta yarar görülmektedir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yorgunlukla Başedebilmek

yorgunlukYorgunlukla baş edebilmek için, yorgunluğun ne olduğunu anlamalıyız. Bu konuda bir çok tanımlama bulunmaktadır. Bunlardan seçtiğim ikisini sunayım. Birincisi, “Yorgunluk, yorgunluğa sebep olan faktörler ile

vücudumuzun baş edebilme gücünü aştığı durumda meydana gelmektedir” derken, ikincisinde ise “Yorgunluk, genel güçsüzlük, çabuk yorulma ve konsantrasyon güçlüğü” olarak ifade edilmektedir.

Aslında yorgunluk belirtileri, bize dinlenmeye gereksinimimiz olduğunu bildiren vücudumuzun koruyucu bir mekanizmasıdır. Yorgunluk dikkat eksikliğini de beraberinde getirir ve kişide performans düşüklüğü meydana gelir. Yorgunluk insanın biyokimyasında bazı değişikliklere yol açar. Kas dokularında laktik asit birikir ve kaslarda depolanan glikojen azalır.
Yorgunluk konusunda aşağıda sunulacak yazıda, yorgunluk tüm yönleriyle ele alınmıştır. Buyurun okuyun…

Yorgunlukla Başedebilmek

Yorgun Olduğumuzda Neden Çuvallarız?
Kendinizi yorgun hissettiğiniz bir günün sonunda yalnız (veya eşinizle) eve dönüyorsunuz. Değil yemek hazırlamak, masaya tabak koyacak haliniz yok. Evinizin çevrenizde bütçenize ve standartlarınıza uyan ve dışarı servis yapan üç tane restoran var. Biri tuzlu ve yağlı yemeklerini hatırladığınızda ağzınızın sulandığını hissettiğiniz Çin restoranı; diğeri ev yapımı, erimiş peyniri üzerinden akan pizzacı; üçüncüsü de taze hazırlanmış salata ve esmer ekmek dilimleri üzerine sandviçler sunan ve sağlıklı beslenme konseptine sahip küçük bir bistro. Seçiminizi hangisinden yana kullanırdınız? Daha sonra bu seçiminizi, evinizin balkonunuzda kitap okuyarak geçirdiğiniz bir öğleden sonra yapacağınız seçimle kıyaslayın.

Böyle bir konuya bugüne kadar kafa yormadıysanız, biz söyleyelim: İnsanların çok büyük çoğunluğu yorgun ve zorlayıcı bir günün ardından sağlıklı olanı değil, yağı ve kokusuyla ağzını sulandırıp baştan çıkartıcı olanı seçme eğilimindedir. Yorgunluk ve sağlıksız yiyecek tüketimi (junk food) arasında ilginç bir ilişki vardır. Bu nedenle, birçok diyet girişiminin sonuçsuz kalması veya sigarayı bırakmış olanların tekrar sigaraya başlaması, stres verici bir yaşantı veya yorgun bir günün sonunda gerçekleşir. Bu durumun nedeni, benliğimizin dürtüsel (duygusal-hisseden beyin) yönüyle, bilinçli (mantıklı-düşünen beyin) yönü arasındaki mücadelededir. Gerçekte Adem’le Havva’dan başlayarak insanların mantıklarıyla duyguları arasındaki mücadele antik dönemden bugüne kadar sayısız kez romanlara ve filmlere konu olmuştur. Edebiyat klasiği Anna Karanina da bu çelişki üzerine kuruludur.

Ego boşalması

Otomobiller için kullanılan “fren boşalması” kavramıyla kıyaslanabilecek olan “ego boşalması” (ego depletion), haz verici uyaranlara direnmenin ciddi enerji kaybına neden olduğu anlamına gelmektedir. İnsan iradesini kaslarımıza benzetebiliriz. Sürekli ağırlık kaldırmak nasıl bir süre sonra yorgunluk yapar ve kişi biraz önce kaldırdığı ağırlığı kaldıramaz duruma gelirse, benzer şekilde baştan çıkartıcı uyaranlara direnmek de, bir süre sonra kişiyi aynı uyaranlara direnemez duruma getirmektedir.

Stanford Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı, insanların beyinlerinin mantıklı ve iradeli tarafının meşgul olduğu durumlarda, daha kolay baştan çıkıp çıkmadığını araştırmışlardır. Bunun için de beyni zihinsel olarak meşgul edip, baştan çıkartıcı uyaranlara direnemeyecek duruma getirmeyi denemişlerdir. Baba ve Sasha adlı araştırmacılar katılımcıları iki gruba ayırmışlar, bir gruptan 68 gibi iki basamaklı bir sayıyı; diğer gruptan da 3586497 gibi yedi haneli bir sayıyı ezberlemelerini istemişlerdir. Katılımcılara, ezberledikleri sayıyı koridorun sonundaki odada oturan araştırma asistanına tekrarlamaları söylenmiştir. Denekler, koridorun sonuna yürürlerken ve kendilerine gösterilen sayıları ezberlemeye çalışırken yol boyunda masa üzerine dizilmiş iki sıra ikram görmüşlerdir. Birinci sırada çikolatalı kremalı kekler; ikinci sırada renkli meyvelerden oluşan sağlıklı bir külah yer almıştır. Deneklere ezberledikleri sayıları tekrarladıktan sonra bu ikrama hak kazanacaklarını ancak seçimlerini o sırada yapmaları istenmiştir.

Deneklerden ezberinde 68 gibi iki basamaklı sayıyı tutanlar, 3586497 gibi yedi basamaklı sayıyı tutanlara kıyasla çok daha fazla sağlıklı meyve tabağını seçmişlerdir. Yedi haneli sayıyı tutmak için yüksek beyin fonksiyonlarını kullanmak zorunda olanlar, içlerinden gelen dürtülere boyun eğmekte zorluk çekmişler ve yüksek kalorili seçimlere yönelmişlerdir. Bu araştırma, insan zihninin bilinçli ve yoğun bir çaba harcamakla meşgulken, dürtüleri kontrol eden sistemin davranışlar üzerinde daha fazla etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Bu konuda yapılmış ilginç araştırmalardan biri adalet sistemiyle ilgilidir. Şartlı tahliye kararı veren hakimlerin verdikleri hükümler incelendiğinde, tahliye kararlarının sabah ilk oturumlardan ve dinlenme aralarından sonra verildiğini ortaya koymuştur. Normal koşullarda hakimlerin şartlı tahliye kararlarında çok fazla ince eleyip sık dokumaları gerekir. Arka arkaya gelen davalar ve bu davaların ayrıntılarından yorulan hakimler, konulara derinlemesine kafa yormaları gereken durumlarda, kolay olanı seçmekte ve mahkumiyetin devamına karar vermektedirler.

Bu bulgular çeşitli yarışma jürileri ve akademik jüriler için de geçerli olabilir. Belki bu araştırma bulgularını bilmeksizin, akademik sınavlarda adaylar, jüriye daima tatlı ve tuzlulardan oluşan yiyecekler ikram ederler.

Sonuç

İnsanın iradesi zayıfladığında arzularını dizginlemekte daha fazla zorluk çeker ve bu durum aynı zamanda kişinin dürüstlük düzeyini aşağıya çeker. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse zihinsel ve bedensel yorgunluk, kişinin gerçekleri daha fazla çarpıtmasını ve yoldan çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Kaynaklar:
– Danziger,S. ve ark.: Extraneous Factors in Judical Decisions. Proceedings of the National Academyof Sciences of the USA, 2011.
– Shiv,B., Fedorikhin, A.: Heart and Mind in Conflict. The İnterplay of Affect and Cognitionin Consumer Decision Making. The J. of Consumer Research, 1999.
– Ariely, D.: The Honest Truth about Dishonesty. Harper Colins, 2012.

Prof.Dr Acar Baltaş 

Diğer Bilgi Kaynakları :
– Doç.Dr.Yaşar Küçükardalı – Yorgunluk nedir? 
– Prof.Dr.Sunay Sandıkçı – Yorgunluğun Nedenleri ve Başa Çıkmanın Yolları 
Kronik Yorgunluk Belirtileri Nelerdir? – Nasıl Tedavi Edilir? 
Yorgunluğu Gidermenin Yolları Nelerdir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Algı Yanılması Örnekleri

algı yanılsama örnekleriGözlerimiz belli kurallar çerçevesinde çalışan organlarımızdır. Gözler, saniyede 25 – 30 görüntü karesini yakalar ve beynimize iletirler. Gözlerimiz algı gecikmesi sebebiyle de yanılırlar. Örneğin bir resme bakarken, resmin

bir noktasından öbür noktasına (önceki baktığımız bölgenin görüntüsünün halen gözümüzden izi gitmeden) diğer bir noktasına bakmaya başlarsak, algı gecikmesi yaşar ve farklı şeyler görebiliriz.
Gerçek bir dış uyaranın yanlış algılanmasına illüzyon, bunun da göz bağlamındaki tanımına optik illüzyon denmektedir.

Şimdi algı yanılsamalarının ne olduğunu ve örneklerini görelim…

Optik illüzyonlar

Optik illüzyonlar genellikle fotoğrafçılıkta yapılan bir şeydir. Örneğin pizza kulesini devrilmesin diye tutan insanlar veya güneşe sigarasını değdirerek yakan insanlar ve benzeri. Bu tür yanılsamalarda farklı odaklama teknikleriyle ikisinden çok çok uzakta ve arka arkaya duran nesnelerin, sanki yan yanaymış gibi fotoğraflanmasından ibarettir.

Sonuç olarak yanılsamalar bir çeşit görme hilesidir. Bununla birlikte bakması zevkli, çoğunlukla bizi şaşırtan ve yüzümüzde bir gülümsemeye neden olan ilginç ve akıllıca tasarlanmış görüntülerdir.

Algı yanılmaları yalnızca fiziksel nesne ve olayları kapsamaz; sosyal durumları, insan davranışlarını da içerir. Örneğin kişi kendisine söylenen bir sözü, söyleyenin niyetinden farklı yorumlarsa ortada bir algı yanılması vardır.

Halüsinasyon

Bir insan düzenli ve tutarlı algı yanılması gösteriyorsa buna halüsinasyon denir. Varsanı olarak da bilinir. Kişi hiçbir nesne ve uyaran olmadan aldığı bir hissin gerçek olduğuna inanır. Böyle kişiler hasta olduklarını bilmeden gördükleri, işittikleri, hissettiklerine tamamen inanırlar, kısacası olmayan bir varlık ya da durumu var zannederler.

Böyle kişiler tehlikeli olabilir. Örneğin odadaki eşyalrın uçtuğunu görebilir, kimsenin görmediği kişilerle konuşabilir, casuslar tarafından takip edildiğini düşünerek arkasında yürüyen birini vurup öldürebilir. İşte bu yüzden halüsinasyon görmek anormal davranışlardandır.

Halüsinasyonla illüzyonun en büyük farkı 

İllüzyonda kişi var olan bir nesneyi farklı algılar, halüsinasyonda ise olmayan bir şayi varmış gibi algılar.

İllüzyonlar her insanda olabilecek normal yanılsamalardır.

Ancak halüsinasyon, bireyin akıl sağlığının yerinde olmadığını gösterir.

Bu açıklamalardan sonra aşağıdaki algı yanılmalarını inceleyin…

1. Soldan sağa ve yukarıdan aşağı doğru bakın. Ne görüyorsunuz?

ATT00019
2. Yukarıda ve aşağıda kaç kolon başı görüyorsunuz?

ATT00025

3. Kapı içeri doğru mu, dışarı doğru mu açılıyor?

ATT00022

4. Yuvarlak mı, kare mi?

ATT00034

5. Aşağıda kaç adet, 3 ya da 4 var?

ATT00037

6. Sadece tek bir parça mı?

ATT00043

7. Nadir görülebilecek bu yapımı izah edebilir misiniz?

ATT00031

8. Soldan sağa doğru baktığınızda ne görüyorsunuz?

ATT00040

9. Aşağıda kaç kolon görüyorsunuz?

ATT00028
_
Bazılarının Cevapları :
1. Ortadaki çubuk görünmemektedir.
2. Yukarıda 10, aşağıda ise 7 kolon başı görülmektedir.
8. Merkezdeki (ortada) kiriş kayboluyor.

Teşekkür :
Yukarıdaki resimler ve İngilizce metinlerini ileten Sayın Ertan Balamir

Yazanın Notu :
Bu resimlerin nasıl çizildiklerini ben de bilmiyorum. Ama, bildiğim bir şey var, o da bunlara uzun süre bakacak olursam, gözlük numaralarımın değiştirilmesi gerekecektir…

Algı hakkında diğer bilgi kaynakları :
Beyin Nasıl İşler ve Optik Yanılsamalar
Vikipedi Algı
Vikipedi Paradoks

Yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Yürüyüşün Faydaları Nelerdir

Tempolu yürüyüşDoç. Dr. Levent Köstem, “Yürüyüşün El Kitabı” girişinde: “Tıp biliminin atası Hipokrat, M.Ö.5. yüzyılda ‘Eğer tüm vücut bölümleri ılımlı düzeyde kullanılır ve egzersiz yaptırılırsa sağlıklı olur, iyi gelişir ve geç yaşlanır, eğer kullanılmaz

ve kendi haline bırakılırsa hastalıklara yatkın olur, sağlıksız gelişir ve hızlı yaşlanır’ diye yazmıştı” demiş.

Düzenli olarak yürüyüş yapanlar kasların kuvvetlenmesinden, şişmanlık riskinin azalmasına, yaratıcı düşünce potansiyelinin artmasından, yaşlanma sürecini geciktirmeye kadar çeşitli kazanımlar elde ediyor.

Hipokrat’tan bu yana her çağda hekimlerin egzersizi, hastalıklardan koruyan ve hastalıkları tedavi eden bir ilaç olarak reçete ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu, yürüyüş için öncelikle bir program oluşturulması gerektiğini belirtiyor.
Programa başlarken, kısa ve uzun dönemli gerçekçi hedefler konması, yürüyüş malzemelerinin özenle seçilmesi, programın tembelleşmeden oluruna bırakılması önerilmekte.

Yürüyüşün Faydaları Nelerdir

Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu;
Yürüyüşte uyulması gerekli hususları şöyle sıralıyor :

* Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
* 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
* Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
* Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüşler yapılmamalı.
* Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
* İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
* Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
* Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

Kazançları
Bu prensiplere bağlı kalınarak uygulanan yürüyüş programlarının kazançları ise şöyle sıralanıyor:
* Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
* Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
* Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
* Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
* Kan basıncını düzenler.
* Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
* Şişmanlık riskini azaltır.
* Sindirimi kolaylaştırır.
* Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
* Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
* Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
* Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
* Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
* Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
* HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
* Koordinasyona olumlu etki yapar.
* Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
* Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
* Dayanıklılığı artırır.
* Yorgunluk duyumunu engeller.
* Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
* Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
* Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
* Moral, öz güven ve iyimserliği artırır.

ABD Spor Akademilerinin tavsiyeleri :
Yürüyüşe başlamadan önce dikkat etmeniz gereken noktalar

“Eğer ortopedik bir probleminiz varsa mutlaka doktorunuza danışın veya kendinizi zorlamayın.

Herhangi bir ayakkabı ile yürüyüş olmaz. Kendinize rahat, tercihen ayağınızın ortopedik yapısına uygun bir spor ayakkabısı edinin. Ayrıca eğer sıcak bir yörede yaşıyorsanız ayakkabınızın hava geçiren bir cins olmasına dikkat edin. Hava geçirmeyen ayakkabılar zamanla ayak sağlığını bozabilir ve başta mantar olmak üzere çeşitli olumsuzluklara yol açabilir.

İlk gün 10-15 dakika ve hafif tempoda yürüyün. Daha sonra her gün 5-10 dakika artırarak 45 dakika veya 1 saate çıkın. Zamanla tempoyu da arttırabilirsiniz ve hafifçe terleyecek kadar kendinizi biraz zorlayabilirsiniz. Asla kendinizi aşırı zorlamayın ve çok terlemekten kaçının. Kapasitenizi yavaş yavaş arttırın. Kendinizi birden ve fazla zorlarsanız önce bir olumsuzluk hissetmeyebilirsiniz ama acısı sonradan çıkmaya başlar.

Terinizi emecek giysileri tercih edin. Ne çok kalın ne de çok açık olsun. Yürüyüşün başlarında beden soğukken zamanla terlenir ve bu sefer de giysiler kalın gelmeye başlar. Bu nedenle ceketli bir giysi veya eşofman uygun olabilir. En iyisi içimize bir tişört ve üzerine de ince bir ceket giymek. Yürüyüş sırasında sıcak basarsa ceketi belimize dolayabiliriz. Ayrıca hava sıcak da olsa bedenin birden soğumaması iyi olur. Bu nedenle de yürüyüşten sonra ince bir ceketle bedeni yavaşça soğutmak gerekir.

Yürüyüşten önce değil sonrasında duş almak daha iyidir. Çünkü hemen banyodan sonra beden hassas olur ve sonrasında sinüzite, üst solunum yolu enfeksiyonuna, burun akıntılarına, baş ve boyun ağrılarına neden olabilir. Duşu ne aşırı sıcak ne de aşırı soğuk alınız.

Yürüyüş sonrasında bol ılık sıvı alınız. Doğal ve taze sıkılmış meyve suları, ayran, maden sodası ise daha da idealdir. Sıvıları ve diğer içecekleri asla çok soğuk içmeyiniz. Hareketten sonra hararet basmasıyla birden ve hızlı olarak soğuk su veya meşrubat içmek isteyebilirsiniz ama kendinize hakim olun ve tercihen ılık veya oda sıcaklığında sıvılar alın. Sıvıları da birden değil yavaş yavaş ve sindirerek için.

Yürürken havalar ısınmaya başladıysa ve güneş tepe noktasındaysa mutlaka başınıza bir şapka veya örtücü bir cisim koymanızda yarar var. Ancak bu şapka veya örtü de hava geçiren bir kumaştan olmalı”…

Ayrıca doktorlar, yürüyüşte risk almamak için, mutlaka dikkat edilmesi gereken kurallara da uyulmasını istiyorlar…

Dikkat edilmesi gereken kurallar :

1- Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
2- Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
3- Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
4- Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.
5- Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
6- İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
7- Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
8- Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

Uzmanlar, her yürüyüşün faydalı olmadığını, tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün faydalı olduğunu belirtiyor.

ABD’de başkanlık konseyinin 7 tıp uzmanı, 14 spor çeşidini ve egzersizlerini karşılaştırmış. Sonuçta yürüyüşün;  Bisiklet, squash, basketbol, voleybol, cimnastik, tenis, halter, kürek çekme, kayak, jogging (hafif koşu), softball, golf, yüzme ve bowling gibi birçok spor çeşidinden daha etkili (yararlı) olduğunu belirlemiş.

Yazanın Notu :
– Tempolu yürüyüşte vücut; ilk 27 dakikada glikoz ve daha sonraki 18 dakikada ise “karbonhidrat” yakmaktadır. İşte bu karbonhidrat yakma işi vücuda en yararlı olanıdır.
– Bu bilgiyi; 1999 yılında sağ kasığımdaki “ilyak damarı” tıkanıklığı (Larenj Sendromu) hastalığı nedeniyle geçirdiğim “bifemoral bypass” (kalpten çıkan aort damarının arkasına ve beden iskeletinin hemen üstüne ve onlara paralel olarak kasıklara inen, orada ise ikiye ayrılarak aşağıya geçişle bacak damarlarına bağlanan, adına da greft denen, 72 cm uzunluğunda kalın bir aort damarı eklenmesi) ameliyatı sonrasında spor hekimlerinden öğrenmiştim…
– Bugüne kadar denediğim tüm egzersizler içinde, en yararlısının, bilinçli yapılan tempolu yürüyüş olduğunu belirtebilirim…
– Yürüyüşlerde yanınızda küçük boy bir pet şişe suyu bulundurmayı da ihmal etmeyiniz.

Sağlıcakla kalınız…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Bir Google Profili

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi Profil ResmiKimdir? Emekli öğretim üyesi ve evlidir. Sevgili eşi ile tanışması, evlatlarının aralarına katılması, yaşamındaki ilk iki önemli dönüm noktalarıdır. Diplomat olan büyük oğlu da evlidir. Sevgili gelin kızını 3 ncü, özellikle çocukları olan

iki torununu ise; adeta birer mucize, yaşamında başına gelebilecek en muhteşem 4 ve 5 nci önemli dönüm noktaları kabul eder. Küçük oğlu Uluslararası ilişkiler tarihçisi ve yazar Dr. Barın Kayaoğlu ABD, Washington, DC’de yaşamaktadır.

Kimle ve Nerede Yaşar?
Sevgilisi, hayat arkadaşı eşiyle, Ege Denizi Kuşadası Körfezi’nde yer alan ve adeta cennetten bir köşe olan Kuşadası, Güzelçamlı Mahallesi, sahil kesimindeki evinde…

Ne Yapar?
Bilimsel araştırma, eğitim, yazma, bilgisayar vb. dışında; “yürüyüş, balığa çıkma, sahilde gezinti, dostlar ve yöre halkı ile kafelerde sohbet”, günlük aktiviteleridendir…

Nelerden Hoşlanır?
Aile fertleri ve dostlarıyla birlikte olmaktan,
Paylaşmak, sadelik, hoşgörü ve tevazudan,
Bir de anlıyor, biliyorsa, yazmaktan

En Önemli Değerleri Nedir?
Tüm canlılara, özellikle de insanlara, mutlak saygı ve sevgi göstermek,
Doğanın nimetleriyle bütünleşmek,
Her işinde; insan ve bilhassa çocuklara, yararlanabilecekleri konularda bilgi aktarımıyla yardımcı olabilmek,
Hayatı ciddiye almak ve olabildiğince doya doya yaşamak,
Hiçbirşey bilmediğini unutmamak,
Tevazuda kalmak ve hoşgörülü olabilmek,
Haddini bilmek ve asla onu aşmamaktır…

Hayatta Övündükleri Nelerdir?
Merhum ve halen yaşayan aile fertleri,
Eşi, gelini, iki evladı, torunları,
Tek yeğeni ile onun eşi ve oğlu ile kızı

İlgili Yazılar
– Torunlarım : Hoş Geldin Prensesim Lara | Hoşgeldin Minik Adam Arda 
Hoşgeldin Mert Candan Tarhan
– Tek yeğenim Ogan Tarhan’ı Tanıyalım 
– Ogan Tarhan’ın Menajerlik Şirketi

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+