Etiket arşivi: Kanser

Kanserin Zayıf Noktası Bulunmuş

akciğer kanserli hücreUniversity College London (UCL) bilim adamları; keşfedilebilen kanserli hücrelerin tedavisi ile artık sağlıklı hücrelerin zarar görmeyeceğini ve geliştirilen yeni bir yöntemle, keşfedilen kanserli hücrelerin bağışıklık

sistemi yönetilerek ortadan kaldırılabileceğini belirtmişler.
UCL Kanser Enstitüsü’nden Profesör Charles Swanton, “geliştirilen yöntemin kanser antijenlerini keşfetmemize olanak sağlamış olduğu için coşku verici bulunduğunu” söylemiş.

Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nden Dr. Marco Gerlinger, kanserin zayıf noktası hakkında; “devamlı başkalaşım halindeki kanserli hücrelerin, işaretlenip denetim altına alınmasının zorluğuna dikkat çekip, kanser tedavisini hareket halindeki bir hedefi vurmak” olarak yorumlamış.

Diğer Kaynaklar…
Kanseri can damarından vuran yöntem bulundu 
Kanserin zayıf noktası bulundu 
Prof. Dr. Charles Swanton :
Unpicking cancer’s genetic patchwork (kanserin genetik yama işini ayıklama)

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Uzun Boy İle Kanser İlişkisi

uzun boy ve kanserSon araştırmalara göre; uzun boylu olmak, önemli ölçüde kanser riskini artırıyormuş. İspanya, Barselona Şehri’ndeki Avrupa Topluluğu Pediyatrik Endokrinoloji tıbbi konferansına katılan araştırmacıların açıklamasına

göre; bir metrede her 10 cm. uzunluk, erkeklerde yüzde 10, kadınlarda yüzde 18 kanser yakalanma ihtimalinde artışa sebep olabiliyormuş.
Örneğin, 1.72 boyundaki İsveçli bir kadının kansere yakalanma risk, 152 boyundaki bir kadından 3 kat fazla 152 boyundaki olabileceği ileri sürülmüş.

İsveç Karolinska Enstitüsü araştırma ekibinin lideri Dr Emelie Benyi bu konuda şunları söylemiş: “Bizim sonuçlarımız nüfus düzeyinde kanser insidansı yansıttığı vurgulanmalıdır. Kanser sebebi çoklu faktör olabildiği gibi, bizim araştırma sonuçlarımızla bireysel düzeydeki kanser riskini tahmin etmek çok zordur.”
Konferansa katılan diğer tıp uzmanları; “araştırmaların uzun boylu olmanın kanser riskini arttırdığı bulgusunun aksine, büyüme hormonları gibi faktörlerin etkili olabileceğini” belirtmiş, bazıları da “bir kişide kanser riski, vücut hücre sayısı ile ilgili olmalıdır” demişler…

Evet, uzun boy ile kanser ilişkisi hakkındaki son araştırmalar böyleymiş…

NOT : Yazı, indepentent.ie ve inquirer net sitelerindeki bilgilerden derlenmiştir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Kanser Hakkında Bilmeniz Gerekenler

kanser hücresiÇağın en büyük baş belası kanser hastalığı hakkında, çok güzel bir mail aldım. Bunu sizlere sunmadan önce, kanser nedir konusunu kısaca vurgulayalım. Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler

vücudumuzun en küçük yapı taşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler. Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.

Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

kanser hucreleriResim; Bilkent Üniversitesi “Kanser Nedir? yazısı sayfasından alıntıdır. Yararlanılan kaynaklar bölümünde yazının linki [*] verilmiştir.

İnsan vücudunda (doku ve organlarda) gelişen tümörler; iyi huylu (selim) veya kötü huylu (habis) olabilir. Habis tümörler kaynak aldıkları hücrelere göre; kanser (epitel hücrelerinden kaynağını alır) veya sarkom (mezenkim hücrelerinden kaynağını alır) olarak isimlendirilir.

Selim tümörler genellikle yuvarlak, sınırları düzenli, kolayca hareket ettirilebilen, kapsüllü kitlelerdir. Çoğunlukla kıvamları serttir. Ancak bazı selim tümörler elastik kıvamda veya yumuşak olarak hissedilebilir. Selim tümörler çevre dokuları iterek ge­lişirler ve bu gelişme esnasında çevredeki dokuların içine girip istila etmezler. Uzak doku ve organlara yayılmazlar. Bu tümörler kapsülleri ile birlikte tamamen çıkarılırlarsa; yeniden aynı yerde gelişmezler, yani nüks etmezler.

Habis tümörlerin kıvamları oldukça serttir ve sınırları çok defa düzensizdir. Hızlı büyüyen oluşumlardır. Ancak her tümörün gelişme hızı farklıdır. Habis tümörlerin gerçek bir kapsülü yoktur. Habis tümörlerin başka bir özelliği de yayılmalarıdır. Bu yayılma; komşu dokuları istila etme şeklinde yerel veya uzak dokulara yayılma (metastaz) şeklinde olabilir. Habis tümör hücreleri kan damarları veya lenf yolları vasıtasıyla uzak doku ve organlara taşınarak oralarda yeni tümör kitlelerinin (metastatik tümör) gelişmesine neden olabi­lirler. Metastazlar; akciğer, karaciğer ve lenf bezlerinde daha sık görülür.

Şimdi gelen maildeki bilgiyi aktaralım…

Kanser Hakkında Bilmeniz Gerekenler

“Çok Özlü” anlatılmış kanserden korunma bilgisi…

HOPKİNS HASTANESİ TEBLİĞİ…
BİR KELİMESİNİ DAHİ ÖĞRENSEK KARDIR DEYİP HEPSİNİ OKUMAK LAZIM…

JOHN HOPKINS HASTANESİ’NDEN :

1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.
5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s..’deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.’de organ tahribatına yol açar.
7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.
8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER :

a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg’in aminosu veya deniz tuzudur.
b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur.. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar.. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C’de yok olurlar.
e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA’lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.
15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır.
Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar.
Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar.
Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

JOHN HOPKINS HASTANESİ’NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ :

1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.
2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.
3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.
4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır.
Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır.
Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir.

DİOKSİNİN ZARARLARI

Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı.
Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı.
Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalgaya koyarak ısıtma ve pişirmenin ne kadar vahim sonuçlara sebebiyet verdiğini anlattı
.

Lütfen : Bu makaleyi hayatınızda sizin için önemli olan herkese duyurun ve e-posta yoluyla da onları bilgilendirin

Teşekkür : John Hopkins hastanesi yazısını ileten Sayın Taner Vidinligil.

Yararlanılan kaynaklar :
[*] Bilkent Üniversitesi 
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı 
–  ABD John Hopkins Hastanesi 
– Kanser hakkındaki diğer yazılar için bakınız : Google arama 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Kansere Farklı Bakışlar

kanser hastalığı yokVücudumuzdaki tüm organlar canlının en küçük yapı taşı olan hücrelerden oluşur. Sağlıklı vücut hücreleri, bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu

yeteneklerini kullanırlar. Ancak bu yetenekleri sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre ne zaman ve nerede bölünebileceğini bilme yeteneğine sahiptir.

Önce kanser kelimesinin anlamına bir göz atalım :
Kanser, Latincede yengeç anlamına gelen “crab” sözcüğünden türetilmiştir. Yunanlı hekim Hipokrat, hastalığın başladığı bölgeden diğer organlara yayılmasını gözlemleyerek bu tanımlamayı yapmıştır.

Tıp biliminin bu hastalığı tanımlaması ise şöyle :
“Kanser vücuttaki bir hücre grubunun farklılaşarak, aşırı ve kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu meydana gelmektedir. Kanser, hücrelerde DNA’nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA’da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün (bağışıklık) sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder”.

Kanser tedavisinde son yıllarda “alternatif tıp yöntem ve uygulamalarıyla” bu hastalığın yenilebileceğine ilişkin olarak sağlık sektöründe çok sayıda iddia dile getirilmektedir. Dış dünyada kanser ve altenatif tedavi hakkında yazılan bir çok  kitap da yayımlanmıştır. Bunlardan en fazla dikkat çeken
(*G. Edward Griffin’in “World Without Canser (Kansersiz Dünya) adlı kitabıdır. 

Diğer taraftan, kanser tedavisi ile ilgili tarafıma iletilen bir mesajda yer alan bilgilerde;  kanserin ne olduğu, onunla savaşta farklı yöntemler de olabileceği ifade edilmekteydi.

Anılan mesajdaki bilgileri, imlasıyla birlikte aynen sunuyorum…

Doktor İlhami Güneral ile sohbet :

KANSER HASTALIK DEĞİL

Bu yazılar çok müthiş, bir çok “gizli dünya yönetenlerini” rahatsız ediyor…
O kadar ki, örneğin “World Without Cancer”, yani “Kansersiz
Dünya” isimli kitap, halen (Türkçe dahil) birçok dile çevrilmedi!

Yani şunu bilin ki, KANSER diye bir hastalık yok! Kanser, sadece
vitamin B17 eksikliği!
Başka bir şey değil!
Kemoterapi, ameliyat veya değişik ağır haplar almanıza gerek yok!
Düşünün bir zamanlar denizciler, çok sayıda niçin öldüler?
İSKORBÜT denilen hastalığa yakalanıyorlardı…
Çok sayıda insan öldü…
Ve bazıları da bundan çok büyük PARA ve gelir elde etti!
Sonra ne buldular?
Meğer İskorbüt sadece vitamin C eksikliği imiş!

Yani hastalık bile değil…

KANSER de öyle!

KANSER SANAYİSİ var artık..

KANSER den milyarlarca PARA kazananlar var!

Bu konu çok uzun. Çok derin…

KANSER SANAYİSİNİN kökü, ta ikinci dünya savaşına kadar dayanıyor…

Ne dolaplar dönüyor…

SİZ İNANMAYIN…

Her gün sadece 15-20 kayısı çekirdeği yemeniz yeterli…
Kanser olmuşsanız, önce KANSERİN ne olduğunu ANLAMAYA çalısın..
KORKMAYIN!

Sakin KEMOTERAPİ filan yaptırmayın…

ARAŞTIRIN önce…

Biz bu siteyi bazı “sözde doktorların sayfasına gönderdik, facebook’ ta
5 dakika bile geçmeden “yorumsuz” olarak sildiler…

SİZ bu kitabin TÜRKÇEYE ÇEVRİLMESİ için DUA edin…

ÇOK ÇOK ÖNEMLI bir eser bu…

Tekrar edelim:

Günümüzde İskorbüt den ölen var mı artık?
YOK!
Çaresi biliniyor…
Peki KANSER?
SANAYİ haline gelmiş…
Ancak, çaresi çoktan bulundu:
VITAMIN B 17 eksikliği…
Hepsi bu…

Buğday çimi ekin… Buğday şırası için.
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya`da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi. Pakistan`daki Hunzakut Prensliği`nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.

Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş`le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor. Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.

Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan `laetril` içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı
kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)

Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

– Buğday çimini evde üretebilir miyiz?

– Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri…

– Buğday şırasını herkes üretebilir mi?

– Evet herkes üretebilir.

İsterseniz tarif edelim…

Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam
kavanoza konur.Üzerine 3 bardak su -klorlu olmamak şartıyla- ilave edilir.Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.
O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
– Az önce sözünü ettiğimiz `laetril` buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, `laetril` kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri…Elmanın çekirdeğini de yiyin!

– Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır, ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. `Kanserin Ölümü` adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
– Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
– Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var…
Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği…
– Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz. Alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız ?

– Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel`in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Teşekkür : Yukarıdaki mesajı ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bilgi Kaynakları :
Op. Dr. İlhami Güneral
Kansere adanmış bir yaşam
Kanser Ve B17 Vitamini
(*)  G. Edward Griffin ve kitabı (İngilizce)
– Video (İng): G.Edward Griffin World Without Cancer (B17 vitaminin hikayesi)
Welcome to Worldwithoutcancer.org.uk

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Plastikle Kanserin İlişkisi

Teknolojinin hızlı gelişmesi hayatın her alanda değişmesine ve toplumun ihtiyaçlarının daha kolay sağlanmasına olanak sağlamıştır. Bundan 20-30 sene öncesinde insanlığın yaygın olarak kullanmadığı bir çok ürün, gündelik

hayatımızın vazgeçilmezi oldu. Elbette bu durum avantajlarının yanında bazı dezavantajları da beraberinde getirmiştir.

Bir petrol türevi olan plastik de hayatı kolaylaştırmasının yanında özellikle kentlerde yaşayan insanların kansere yakalanma riskini artırmıştır. Özellikle gıda ve tekstil sektöründe, insan ile birebir temas eden ürünlerde yaygın olarak kullanılması bunun başlıca sebebi olmuştur.

Alınan her türlü yasal önleme karşın bir çok üretici, plastik ambalajlarda maalesef gerekli hassasiyeti göstermemektedir.

Konu hakkında bir bilim insanı bakın neler yazmış :

“Arabanızda bulunduracağınız plastik su şişesindeki su çok tehlikelidir.

Plastik şişeler özellikle Avustralya’da yüksek sayıda görülen göğüs kanseri vakalarının en büyük nedenidir.

Plastik su şişeleri Sheryl Crow ‘un göğüs kanseri olmasının en büyük nedenidir.

Annesine çok yakında göğüs kanseri teşhisi konulan bir arkadaşımıza doktor

şunları söyledi:

‘Hiçkimse, özellikle de kadınlar, arabalarda bırakılmış plastik su şişelerinden su içmemelidir.

Yüksek sıcaklık ve şişe plastiklerindeki belli kimyasallar göğüs kanserine neden olabilir.

Lütfen dikkatli olun ve arabada bırakılmış plastik şişelerden su içmeyin!’…

 

Yüksek sıcaklık plastiğin içindeki toksinleri suya ve yiyeceklerimize geçiriyor ve doktorlar bu toksinleri kanserli hücrelerimizin etrafında kolaylıkla gözleyebiliyorlar.

MÜMKÜNSE, PASLANMAZ ÇELİKTEN BIR TERMOS YA DA CAMDAN YAPILMIŞ ŞİŞELER, KAPLAR KULLANALIM !

Mikrodalga fırınlarına plastik tabak ve kutuları koymayınız!…

Plastik su şişelerini buzluğa koymayınız!…

Plastik tabak örtülerini (SARAN WRAP, STREÇ vb.) mikrodalga fırınına koymayınız.

Dioxin isimli kimyasal madde kansere neden olur. Özellikle göğüs kanserine.

Dioxin maddesi vücudumuzdaki hücreler için bir zehirdir.

Plastik şişeleri içinde su varken dondurmayınız. Bu durumda plastik, içindeki Dioxin’i açığa çıkartmaktadır…”

Geçen günlerde, Prof. Dr.Edward Fujimoto, Wellness Program Manager (Castle Hospital) bir TV programında “Dioxinlerin” bizler için ne kadar tehlikeli olduğu gerçeğini anlattı ve şu sağlık tehditlerini açıkladı:

“Yiyeceklerimizi mikrodalgada plastik kutular içinde ısıtmamamızı istedi.

Bu özellikle içinde yağ olan yiyecekler için daha önemlidir.

Yağ, yüksek sıcaklık ve plastiklerin bir araya geldiklerinde Dioxinaçığa
çıkarttıklarını ve bunun vücudumuzdaki hücrelere geçtiğini belirtti.

Plastikler yerine Cam, Pyrex, Corning Ware ya da seramik den yapılmış
kapların kullanılmasını tavsiye etti”…

Ayrıca; “Microwave (Mikrodalga) için hazır üretilmiş çabuk ısıtılabilen yiyecek paketlerini başka bir kaba aktararak ısıtınız.

Kağıt çok kötü bir malzeme değil ama içinde ne olabileceğini hiçbir zaman
bilemeyiz.

Pyrex, Isıcam, Corning Ware gibi kapları kullanmak çok daha güvenlidir.

Bazı zincir (fast food) restoranları yakın geçmişte plastik kutulardan kağıda

geçtiler. Bunun en büyük nedeni dioxin problemiydi.

Ayrıca, Saran Wrap (veya Streç) ismi altında satılan tabak ve kutuların üzerine örttüğümüz ince plastik film de mikrodalga fırınına girdiğinde diğer plastikler kadar tehlikelidir.

Mikrodalgada yiyecek ışınlanırken yüksek sıcaklıklar ince plastiği eritebilir
ve erimiş plastik yiyeceğinize karışabilir.

Mikrodalga kullanırken yiyecek kaplarınızı plastik yerine kağıt havlu ile örtünüz…”
Prof.Dr. Cengiz Camcı
ABD Pennsylvania Devlet Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Öğretim Üyesi

Yazanın Notu :
Lütfen bu bilgileri etrafınızdaki herkese iletiniz…
Bu bilgiler, kesinlikle iyi bilmemiz ve sakınmamız gereken bir tehlike ile ilgilidir.
Yine bu bilgiler, bir çok yaşamı kurtarabilir…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Kanserli Doktorun Zafer Öyküsü

kanser hücresiBugün sizlere kanser hakkında bazı bilgiler sunacağım. En basit anlatımıyla kanser; “Vücuttaki dokulardan birine ait bir veya birkaç hücrenin normal özelliklerinin dışında bir değişim göstermesi ve kontrolsüz çoğalması ile

meydana gelen ve genellikle tümör (kitle) meydana gelmesine sebep olan, çağımızın en önemli hastalıklarından biridir.”

Türkçe’de kanserin kelime anlamı “yengeç” tir.

Kanser konusunda ne yapılması gerektiğini en iyi bilenler, kansere yakalanmış olan tıp uzmanlarıdır. Onlar, işin her iki tarafını da yaşadıklarından, kanserli hastalarla en iyi empati kurabilecek kişilerdir…

Bugünkü yazıda bir kanser uzmanı olan doktorun öyküsünü aktaracağım.

Onkoloji alanında 30 yıldır çalışan bir bilim adamı ve aynı zamanda bir tıp doktoru olan Prof. Dr. Vincent Castronovo, kaderin bir cilvesi ile 2011 yılında gırtlak kanserine yakalandı ve kendi uyguladığı tedavi yaklaşımı ile bu hastalıktan tamamen kurtuldu.

Prof. Dr. Vincent Castronovo kanser ve beslenme ilişkisi konusunda çalışan dünyaca ünlü Belçika’lı bir bilim adamı ve tıp doktorudur.

Anılanın hikayesini buyurun okuyun…

Kansere yakalandım

Meslek hayatımı kansere karşı savaşmaya adadım. Bilhassa ölümlere sebep olan metastazların oluşmasını sağlayan mekanızmaların deşifre edilmesi üzerinde uzun yıllar çalıştım.

15 yıldan fazla bir süredir, bilim ve tıp dünyasında fazla üzerine gidilmeyen beslenmenin kötü huylu tümörlerin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde oynadığı anahtar rol üzerine yoğunlaştım.

Geçtiğimiz yıl, 2011 yılı Şubat ayında ben de reflüye bağlı olarak gırtlak kanseri teşhis edildi. Sonunda 30 yılı aşkın bir süredir mücadele ettiğim bu kötü hastalık beni kendi evimde yakaladı.

Hem doktor hem hasta olmak

Liege Üniversitesi Hastanesinden uzman bir doktor ekibi ve kendi geliştirdiğim tedavi stratejimle bu hastalıktan tamamen kurtuldum. Hastalıkla geçirdiğim bu serüvenli yolculuktan sonra, eskisinden çok daha sağlıklı bir hayata kavuştum.

Ben her iki tarafi da gordum. Hem doktor hem hasta. Tabii benim meslekten olmam ve bu konu uzerine zaten calışıyor olmam bu hastalığı daha iyi anlamamı ve adımlarımı ona göre atmamı sağladı.

Benim tedavi yaklaşımım 4 unsurdan oluşuyor: Beslenme, Egzersiz, Sevgi ve Dostluk…

Reflü deyip geçmeyin

Bende senelerdir reflu sorunu vardı. Bunu çok önemsemedim çeşitli ilaçlarla antibiyotiklerle bunu geçiştirdim.

Ancak sürekli olarak yukarı çıkan bu asit gırtlak dokusunu tahriş ediyor ve enfeksiyonlar oluşturuyor. Buradaki enfeksiyonları önlemek için aldığım antibiyotiklerle beraber gırtlak dokusundaki bağışıklık mekanizması duyarsızlaştı ve oluşabilecek bozuk genetikli hücreleri yokedemedi.

Ben kanser olduğumu son safha da öğrendim

Kanserin beslenme ilişkisi

Uzun süre kanserin kalıtsal olduğu düşünüldü. Ancak kanser kalıtsal değil çevresel etkenlere dayanan bir hastalık.

Akciğer kanserinin %90 sebebi sigaradır. Bunu herkes biliyor. Mevcut kanserlerin %40 sebebi ise doğrudan beslenme ile ilişkili. Bazı kanser türlerinde bu oran çok daha yüksek örneğin benim uzmanlık alanım olan barsak ve mide kanserlerinin %54ünün sebebi beslenme ile ilişkili.

Araştırmalarımız sırasında biz şüphelendik acaba bu kansere yakalanan hastaların beslenmelerinde herhangi bir şey var mı?

Daha sonra bunu bizim kanser araştırma merkezimizde inceledik. Gördük ki analiz etiğimiz hastaların tamamına yakınında bir beslenme bozukluğu var. Araştırmayı derinleştirdiğimzde bulgularımız şaşırtıcı idi. Vakaların tamamında beslenme ile kanser arasında istatistiksel olarak göze batan doğrudan nedensel bir ilişki var.

Beslenme ile kanser ilişkisini şu şekilde izah edebiliriz. Beslenme bozukluğu bagışıklık sisteminin düzgün calışmamasına yol açıyor, vücudu koruyan hücrelerin üremesi yeterli hammadde olmadığı için yavaşlıyor. Vücutta zaman zaman dış etkenlerle oluşan bozuk genetikli hücreler yok sekteye uğramış bu bağışıklık sistemi tarafından yok edilemiyor.

Şeker zehirli

Çağımızdaki en büyük tehlike şeker. Bundan 100 sene önce yılda 1kg şeker tüketirken şu an sizin tüketiminiz 72kg oldu.

İnsan vücudu buna alışkın değil vücuda giren bu kadar şekere karşı ne yapacağını bilmiyor. Vücutta iç iltihaplanma oluşturuyor. Bizi bugün meşgul eden pek çok hastalığın sebebi bu iltihaplanmadır.

Obezitenin tıptaki adı iltihaplanmadır ve sebebi şekerdir.

MS hastalığı bir iltihaplanma hastalığıdır. Beynin bazı bölgeleri iltihaplanma yüzünden dopamin üretemez hale gelir. MS hastalığının sebebi bu dopamin üretememedir.

Kanserinde gelişmesi için ortamı hazırlayan bu iltihaplanmadır

Yetersiz beslenen zenginler

Yetersiz beslenme yiyeceğin az olduğu fakir ülkelerin sorunu değil. Günümüzde zengin saydığımız batı ülkelerinde bir yetersiz beslenme söz konusu.

Tükettiğimiz besinlerin çoğu endüstride işlenip rafine ediliyor ve faydalı herşeyden arındırılıyor. Örneğin ekmek buğdayın en faydalı olan kabuğu atılarak yapılıyor. B12, protein ve demir gidiyor geriye saf nişasta yani şeker kaliyor.

İlginçtir ki gıda endüstrisinin diğer bir kolu da bu artıklari alıp bunlardan vitamin destek ürünleri yapıp bize ayrıca satıyor.

Palmiye yağı zehirli

Bize hayvansal yağların kötülüğünden bitkisel yağların iyiliğinden bahsedilir. Oysa bitkisel bir yağ olan palmiye yağı toksik bir yağ .

Maalesef palmiye yağı gıda endüstrisinde en çok kullanılan yağdır. Bugün süpermarket raflarında gördüğünüz ve üzerinde “bitkisel yağ” yazan yiyeceklerin neredeyse tamamında palmiye yağı kullanılır. Çünkü diğer yağlara göre sıcaklığa çok dayanıklıdır. Gıdalar işlenirken uygulanan yüksek ısılı işlemlere dayanıklıdır. Bu yağ ayrıca uzun süre yapısı bozulmadan durabilir. Bu şekilde hem yiyeceklerin raf ömrü uzatılmış olur hem de fabrikada yağı depolama ve üretme maliyeti düşürülür.

Son zamanlarda gıda şirketleri yaşanan ekonomik kriz yüzünden karlılıklarını koruyabilmek için maliyet düşürmeyi iyice ön plana aldılar.. Örneğin diğer yağların yerine palmiye yağı kullanılması onların karlı kalabilmesine yardım ediyor. Bu yüzden daha çok şirket bu yağı kullanmaya başladı.

Ben herkesi uyarıyorum bu yağ toksiktir, kanserojendir lütfen palmiye yağı bulunduran yiyeceklerden uzak durun. Henüz bu yağın kullanımı yasaklanmadı ancak yaptığımız baskılarla Avrupa Birligi geçtiğimiz günlerde palmiye yağı bulunan gıdaların üzerinde bunun açıkca yazılması için bir yasa çıkardı. Bundan önce sadece bitkisel yağ yazıyorlardı. Bitkisel yağ dedikleri ise çoğu zaman bu palmiye yağıdır.

Kanseri nasıl yendim

Önce tıbba güvendim. Ancak bununla bırakmadım, beslenmemi planladım ve besin destekleri kullandım.

Kemoterapi sırasında probiotikler kullandım. İnsanın barsağında bizim için vazgeçilmez olan bakteriler vardır. Bu bakterilerin bizim için hayati önemi vardır. Bunlar olmadan bazı besinleri hazmedemeyiz. Ayrıca gerekli bazı enzim ve vitaminlerin üretilmesini sağlarlar. İlginç bir nokta şu, geçtiğimiz günlerde aslında beynimiz ile barsakta yaşayan bu bakteriler arasında karşılıklı bir iletişim olduğu bulundu. Kemoterapi sırasında maalesef barsaklardaki bu bakteriler ölüyor. Bu yüzden onları yenilemek için probiotik kullandım. Probiotikler bu bakterilerin uyur halde bulunduğu kültürüdür. Bunlar barsağa yerleşir ve azalan veya yok olan barsak florasını yeniler.

– Bunun yanısıra vitamin hapları aldım. Mineraller aldım.
– Omega-3 yağlarını düzenli olarak beslenmeme dahil ettim.
– Yeteri kadar protein aldım.
– Kızartmaları kestim.
– Hepsinden önemlisi ise şeker almayı kestim.

Doktorlarım çok açık fikirli idi benim getirdiğim önerileri her zaman değerlendirmeye aldılar. Böyle bir şansım oldu. İletişimim diğer hastalara göre çok daha kolay oldu.

Çiğnemenin önemi

Memelilerin beslenmesinin ilk ve en önemli aşaması çiğnemedir. Maalesef sosyal yaşam biçimimiz ve değişen ve rafine olan gıdalar bizleri çiğneme davranışından uzaklaştırdı. Çiğnemek bizler biyomekanik bir olaydır ve vücutta bazı sistemleri harekete geçirir. Bunun yanısıra parçalanan gıdalar kolayca hazmedilir. Barsaklarda oluşan gazların sebebi iyi çiğnememedir.

Önerdiğimiz kanser tedavisi

Biz merkezimizde hastalara bir kan testi yaparak hangi vitamin, mineral ve yağlarin eksik olduğunu tespit ediyoruz.

Buna göre hastaya uygun bir beslenme planı oluşturuyoruz. Çünkü zaten bir kere yetersiz ve yanlış beslenme yüzünden insan hasta olmuş. Hastalığın tedavi sürecinde bu yanlış mutlaka giderilmeli ve vücutta eksik olan ne varsa beslenme ile yerine konulmalı. Aksi halde bir iyileşmeden söz edemeyiz.

Yiyecekleri çiğneyin ve strese kapılmadan yavaş yavaş yiyin. Yemek yemeyi aceleye getirmeyin yemek için kendinize zaman ayırın.

Yağlı balıkları tüketmeyi ihmal etmeyin. Ton balığı tüketin, bu balığın içinde yüksek miktarda vücut için dışardan alınması şart olan yağ asitleri bulunur. Bu yağ asitlerini vücudumuzun çalışması için gereklidir. Ancak vücutta üretemeyiz dışardan alınması gerekir. Haftada en az 3 kez yağlı balıkları tüketin.

Şekerden uzak durun. Şekeri ve türevlerini (nişastalar, karbonhidratlar) hayatınızdan çıkarmaya çalışın. Hızlı şekerleri kesinlikle tüketmeyin.

Brokoli tüketin. Bunun içinde kanserin metastaz yapmasını önleyen bir madde var.

Yağları pişirmeyin. Yakmayın. Üzerinden duman çıkan bir yağ toksiktir. Sıcaklık yağların kimyasal yapısını değiştiri onları zehirli hale getirir. Yağı mümkünse pişmenin son aşamasında ekleyin.

Brokoli ve diğer sebzeleri tüketirken bunları suda kaynatmayın. İçinde faydalı olan herşeyi suyuyla atarsınız. Tüketirken bunu ağır buharda pişirin. Yağını da sonradan ekleyin üstüne.

Kanınızdaki bakırı azaltın. Bunun için ıspanak tüketin.

Kızartmalardan uzak durun. Palmiye yağı ve ayçicek yağını kullanmayın.

Gülün.

Profesör Dr. Vincent Castronovo kimdir

Profesor Vincent Castronovo, Belçika’da Liege Üniversitesi Onkoloji Araştırma Merkezinin yöneticisi ve aynı üniversitenin tıp fakültesi bölüm başkanı.

Pek çok ödül almış bir bilimadamı. Saygın uluslarası tıp ve bilim dergilerinde yayınlanmış iki yüzden fazla makalesi bulunuyor. Klinik onkoloji alanında çalışma yapan bir bilimadamı olmasının yanısıra, kendisi aynı zamanda bir tıp doktoru ve cerrah. Amerika’da ulusal kanser arastırma enstitütüsünde uzun yıllar çalışmış ve 1992 yılında ilk Metastaz Araştırma Laboratuarını kurmuştur.

Teşekkür: Prof.Dr.Vincent Castronovo metnini e-postayla ileten dostum Sayın Abbas Kocabaş..

Kanser hakkında daha detaylı bilgi için bakınız:
– Vikipedi Kanser
– Bilkent Üniversitesi Sağlık Merkezi – Kanser Nedir?

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Blogdan Bahsedenler Sosyal Medyada En Fazla Paylaşılan Yazılar

Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+