Etiket arşivi: Çocuk

Çocukları Korumak İçin Bilinçlenmeliyiz

Hemen her gün, ülkemizde kaybolan çocuklarla ilgili bir haber duymaktayız. Kaybolan çocuklarımızın büyük çoğunluğu cinsel istismar görmekte ve maalesef canlarına da kıyılmaktadır. Batı toplumları çocuklarını daha etkin

yasalar ile koruyor ve suçluları sıkı takip altına alıyor.
Batıda bu konuda yapılanlara kısa bir örnek sunalım.
“İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD çocukları cinsel taciz, tecavüz, fiziksel ve psikolojik işkenceden korumak için çok sıkı önlemler almış durumda.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre imzacı Türkiye’nin de çocukları koruması gerekiyor.Türkiye’de son dönemde çocuk istismarı ve kayıp vakalarının artması, çocukların yeterince etkin şekilde korunamadığı yönünde tartışma başlattı. Türkiye’nin de 1990 yılında imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi de taraf devletlerin çocuk haklarının yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları gerektiğini hükme bağlıyor”…
[Devamını okumak için buraya tıklayın]

Bu yazıda önce bazı açıklamalar, sonra da sosyal medyada yer alan bazı paylaşımlardan örnekler sunacağım…

Çocuk İstismarı Nedir?

Fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile çoğu zaman eş anlam taşır. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Bu istismar ve ihmalin açıklanması konusunda birçok ülke yönetimi kendi yasal tanımlarını yapmıştır; nelerin çocuklara kötü davranma olarak tanımlanacağına kendi yasa ve ceza kanunlarına değinilir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre; “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”.

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11 – 17 yaş grubunda olduğunu görülmekte. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3’tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96’sı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

Dünyada çocuk istismarı

ABD ve Avrupa
ABD’nde, federal yönetim çocuk istismarı ve ihmalini bir tutar; 2005 kanunlarında da detaylı bir açıklaması bulunur. Bunun yanı sıra herhangi bir fiziksel istismar yasalara göre suçtur.

Amerika gibi, Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de çocuklar için yardım kurumları bulunmaktadır ve bu kurumlara ulaşım olanağı öğrencilik hayatına başlayan her çocuğa öğretilir. Bu kurumlar, çocukların bireysel bildirimleri veya herhangi bir kişiden aldıkları ihbar doğrultusunda çocukları koruma altına alırlar; çocuk da reşit yaşa gelinceye dek, eski ailesinin maddi hali uygun ise, onlardan maddi tazminat alır.

Türkiye
Türkiye’de çocuk istismarına ceza söz konusu olmasına rağmen, ihmali bir suç teşkil etmez. Bu vesile ile birçok medeni toplumda olduğu gibi, suç işleyen küçük çocuğun ailesi veya ebeveynleri suçlu sayılmazlar. Bunun yanı sıra, aileleri ve eğitim hayatları süresince kendilerine karşı işlenen istismarlar karşılıksız kalır. Aşırı istismara uğrayan çocuklar için aile bireyleri, istismarı işleyen aile reisi hakkında vasi tayini davası açabilir; veya yerel emniyet kontrolünde çocuk yeni bir aileye teslim edilinceye dek korunulur. Dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran %10 ila %53 arasındadır.

Ancak yasalarımız dünya standartlarının oldukça altındadır. Türk Ceza Kanunu’nun 414. maddesine göre, 15 yaşından küçük bir çocuğa zor kullanarak, tehditle tecavüz edilmesi 10 seneden az hapis cezası verilemeyeceğini iletir; fakat bunları yapmadan tecavüz edilirse beş seneden az hapis cezası verilemeyeceğini bildirmektedir.
[Konu hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın]

Ailelerin, çocuklarını istismarlara karşı bilinçlendirmek amacıyla yapabilecekleri basit şeyler vardır. Bunların ne olduklarını aşağıdaki örneklerde okuyunuz…

Sosyal medyadan bazı paylaşımlar

Çocuğunuza iç çamaşırı kuralını öğretin.
Detayları için aşağıdaki resme tıklayın.

iç çamaşırı kuralı
Çocuklarınıza şifre (parola) ve çığlık atma kurallarını öğretin.
Bu konuda Facebook’daki paylaşımım şöyleydi :
“ÖNEMLİ DUYURU
DİKKAT – Hemen her yerde SAPIKLAR dolaşıyor.
ÇOCUKLARA : “Mutlaka PAROLA sorma, zorlanırsa ÇIĞLIK atmayı ÖĞRETİN”.
Piknik yerleri, konserler, kalabalık caddeler, oyun parkları ve AVM’ ler çok riskli yerler. Buralarda çocuğunuzu ASLA YALNIZ BIRAKMAYIN.
RESİMLERDEKİ YAZILARI OKUYUN LÜTFEN”.
cocuk-şifre
Çocuklara öğretilecek güvenlik kuralları
çocuğunuza öğretin

cocuklari-korumaliyiz
Çocuk istismarı hakkında yararlanılacak diğer kaynaklar :
Pedofili nedir?
Çocuk istismarı hakkındaki akademik yayınlar listesi
Anne-babalar dikkat! – NOT: Bu yazının tamamını okumak için her paragrafın sağ altındaki DEVAMI… düğmesini tıklayın
Çocuk istismarı Sitesi

Yazanın Notu :

Ülkemizdeki ailelerin büyük çoğunluğu maalesef bu konuda bilinçsiz. Bilinçlenme yazmak, çizmekle ailelere yeterince anlatılamaz. Bu ancak; büyük kampanyalar, televizyon programları, reklamlar (kamu spotları), el ilanları, afişler vb. yaygın duyuru araçlarıyla halkın ayağına hizmet götürülerek yapılabilir.

Bu kadar önemli ve her ülkede bela olan bu konuda, en önemli sorumluluk ailelerdedir. Onlar bilinçlendirilemezse, ne yapılırsa yapılsın, çocuk istismarı ve pedofili azaltılamayacak ve yine bela olmaya devam edecektir.

Bendenize göre, şartlar ne olursa olsun bu bela ile olabildiğince mücadelede en fazla dikkat edilecek, üzerinde durulacak husus; “ailelerin bilinçlendirilerek, istismarların başlangıcı sırasında çocuklarına ne yapmaları gerektiğini öğretmeleri” olmalıdır…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Doğurganlık Mumlarının Marifeti

doğurganlık-mumlarıİrlanda Dublin şehri O’Connell caddesinde tek başına yürüyen bayan Donovan, papaz Flaherty ile karşılaşır. Papaz: “Günaydın siz bayan Donovan değil misiniz? Yanılmıyorsam iki yıl önce eşinizle sizi kilisemde ben

evlendirmiştim”.
Bayan: “Evet, bizi siz evlendirmiştiniz peder”.
Papaz: “Eee, çocuğunuz oldu mu?”
Bayan: “Henüz olmadı peder”.
Papaz: “Gelecek hafta Roma’ya gidiyorum. Kutsal Vatikan Klisesi’nde çocuğunuz olması için, size özel doğurganlık mumları yakacağım”.
Bayan: “Çok teşekkür ederim peder”.
Rahiple bayan ayrılırlar.

Aradan 8-10 yıl geçer ve rahiple bayan tekrar karşılaşır.

Papaz heyecanla sorar: “Eee, çocuk oldu mu?”

Bayan: “Evet! İkisi ikiz, altısı da tek olmak üzere, toplam 10 çocuğumuz oldu”.

Papaz: “Ooo, maşallah, kutlarım. Eşiniz nasıl, umarım çok mutludur”.

Bayan: “Eşim mutlu değil ve bu sabah Roma’ya gitti”.

Papaz: “Hayrola! Orada ne işi var?”

Bayan: “Kutsal Vatikan Klisesi’ne gidip, bizim için yaktığınız lanet olası doğurganlık mumlarınızı söndürecek…”   🙂

Teşekkür : Tarafımca tercüme edilen İngilizce fıkrayı ileten arkadaşım
Sayın Ertan Balamir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Ayakkabıcının Hayat Dersi

koltuk değnekli çocukİyilik, önce iyilik yapanı, sonra iyiliğe muhatap olanı, sonra iyiliğe şahit olanı ve en sonra da bundan haberdar olanı mutlu eder. Suya atılan taşın oluşturduğu halkalar gibi yayılır ve bu halka büyüyüp, çoğalarak, adeta akar

gider…
Kendimizi bilmek (tanıyabilmek) için, saf sevgiyi geliştirmeliyiz. Herkesi birbirine bağlayan bu sevgi, her varlığın kalbinde yer almaktadır. Eğer sevgimiz yok ve onu gelişterememişsek, biz tam anlamıyla insan olamamışızdır…

Comte-Sponville ; “bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmek, bıçağınki kesmek, insanınki insanca istemek ya da davranmaktır. Erdem (biyolojik olgu olarak) insanlaşma ile (kültürel gereklilik olarak) insanileşmenin kesiştiği yerde ortaya çıkar. Bu, bizim insani olarak var olma ve davranma tarzımızdır, Yani iyi davranma kapasitemizdir. İnsanı iyi ve gerektiği gibi kılmaktan daha güzel ve daha meşru bir şey olamaz, işte erdem budur. ” demiştir…

İyilik hakkındaki bu açıklamalardan sonra, sizlere  duygu yüklü muhteşem bir hikaye sunacağım.
Hikaye bir ayakkabıcı ile, bir ayağı olmayan küçük ve fakir bir çocuk arasında geçmektedir. Buyurun okuyun…

Ayakkabıcının Hayat Dersi

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi.

Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı.
Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi.

Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle…
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt
kısmından sonra boştu.
Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu
kendinden geçirmişti.
Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:

– Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
– Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
– Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
– Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
– Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
– Çok basit!. dedi, adam. Eğer yoksa vicdanın, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat
insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler…
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
– Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
– Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
-İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder. Çocuk biraz düşünüp:
– Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
– Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa
satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
– Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
– İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
– Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira.
O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı.
Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi.
Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
– Benim satış işlemim bitti dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
– Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere.
Eski bir ayakkabı, para eder mi?
– Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş
değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
– Bana göre 20 lira yeterli dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.
Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.

Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu.

Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:

Babam haklıymış dedi. ‘Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok’
demişti.
..

Teşekkür : Hikayeyi bana ileten arkadaşım Sayın Ertan Balamir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Çocuklara Gençlere Farklı Bakış

çocuk-genç“Doğduğu andan itibaren kendine has kişilik, davranış, duygu, zeka ve görüntüye sahip, farklı yaratıcılık gücü, ilgi ile yetenekleriyle donatılmış insan yavrusuna çocuk, onun bir sonraki evresine ise genç denir”. Bu genel

ifadeden yola çıkarak, çocuğu/genci tanımlamak gerekirse; en uygun tanım ne olmalıdır? Özetle kimdir onlar?

“Doğduğu andan başlayarak, kendine has karakter, davranış, duygu, zeka ve görüntüye sahip, farklı yaratıcılık gücü ilgi ve yeteneklerle donatılmış insan yavrusuna çocuk, daha sonraki aşamada genç denir”.

O halde çocuk/genç eğitiminde temel alınması gereken nokta bireysel farklılıklar olmalıdır.

Herbirini değerlendirirken, onların kendine has özellikler taşıdığını kabullenmeliyiz.

Yine onların farklılıkları, farklı davranışlarına karşı, biz de farklı davranışlar gösterebilmeliyiz.
Ve onu çevresindeki çocuklarla/gençlerle, kendisinden önceki kuşakların (nesiller) çocuk ve gençleriyle kıyaslamaktan da kaçınmalıyız.

Farklı Sosyal Kuşaklar ve Özellikleri başlıklı yazımda yeni neslin farklı özelliklerini detaylı olarak sunmuştum…

Bu yazıyı, son günlerdeki Gezi Parkı eylemlerinde tepki gösterilen gençleri daha iyi anlayabilmemiz için, Lübnan’lı ressam, şair ve filozof Halil Cibran‘ın bir şiiriyle sonlandıracağım…

Çocuklara Gençlere Farklı Bakış

Çocuklara Dair :

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.

Onlar Hayat’ın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızları.

Onlar sizinle gelirler ama sizden değil.

Sizinle birlikte olsalar da size ait değil.

Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil,

Çünkü kendi düşünceleri var onların.

Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil,

Çünkü ruhları geleceğin evinde yaşar; düşlerinizde bile gidemezsiniz oraya.

Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın.

Çünkü geri geri gitmez yaşam, dün ile oyalanmaz.

Sizler yaysınız ve çocuklarınız bu yaylardan fırlatılan canlı oklar.

Okçu sonsuzluk yolundaki hedefi görür ve okları tez gitsin, ırak gitsin diye var gücüyle gerer sizi O.

Okçunun elinde gerilmek size mutluluk versin

Çünkü O dengeli yayı da sever, uçan oku sevdiği kadar.

Bilgi Kaynakları :
Halil Cibran Kimdir
Çocuk Kimdir
Kendini tanıma; gençlik, gençler

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Çay Deyip Geçmeyin Hemen

Çayın Alt Demliği “KAYNANADIR” Sürekli Kaynar Durur. Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİR. Üst demlik “GELİNDİR” Alt demlik kaynadıkça onun da Hareketi artar. Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir… “GELİNİN KOCASI”

İse Bardaktır.

Her iki demlikten de

Yeterince nasibini alır.

Biraz kaynana doldurur onu;

Biraz da gelin…

Bu nedenle de

Denge Unsurudur.

Açık ya da demli çayın hoşa gitmemesi

Bundandır…

“ÇOCUKLAR” Çayın Şekeridir.

Tat verir.

Çok Şeker

Çayın Lezzetini Bozar.

Şekersiz Çaya alışanlara ise

Bir tanesi bile,

Fazla Gelir…

“GÖRÜMCE” ise

Çay kaşığıdır.

Arada bir gelir;

Karıştırıp gider…

“KAYINPEDERE GELİNCE” o da

“Çay Tabağı” dır.

Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;

Bir Kenarda

Lök Gibi Oturur.

Sadece Dökülenleri Toplar

ve çevreye zarar vermesini engeller.

Ancak;

Ara sıra boşaltılması gerekir,

Yoksa Taşıp

Herşeyi Berbat edebilir.

“ÇAY SÜZGECİ”

Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.

Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.

Delikler Büyük olursa!

Çayın Tadı Kaçar.

Suyu Isıtan

“ATEŞ” ise

HOŞGÖRÜDÜR.

O Olmadan

Çay da Olmaz.

KISACASI

Bir Bardak Çay

“AİLEDİR”

ve

Ağız Tadıyla içilen

Bir Bardak çayın

Üstüne Yoktur…


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bir şeyler Yanlış Ama Ne?

çinli çocukABD’de Çinli bir çift yaşamaktadır. Eski ve köklü aileden gelen çiftin bir çocukları olur. Çocuk simsiyah saçlı ve siyah gözlüdür. İsim vermek için bilge aile büyükleri toplanır ve çocuğa siyah gözlü kahraman anlamına gelen ÇAN

ÇIN ÇONG ismi seçilir. Aradan iki yıl geçer. Çiftin bir çocuğu daha olur. Bu çocuk da ince uzun bir buruna sahiptir ve dişli doğmuştur.

Yine bilge aile büyükleri toplanır ve çocuğa uzun burun, sivri diş anlamında TAI TING TONG adını verirler.

Üç yıl daha geçer ve çiftin bir çocukları daha olur. Ancak bu kez doğan çocuk sarışın ve mavi gözlüdür. Aile büyükleri hemen toplanır ve buna bir anlam veremezler.

Daha sonra diğer ailelerin bilgelerine ve ülkedeki yüce kişilere başvurulur ve çocuğun adı konulur: SAM TİNG RONG

NOT : İngilizce’de “bir şeyler yanlış”ın karşılığı “Something’s Wrong” dur. Çinli çocuğa verilen ad bu deyişten esinlenerek konulmuştur…

Teşekkür : Fıkrayı maille ileten Sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+