Kategori arşivi: Tanıtım

İdeal Cumhuriyet Öğretmeni

Öğretmenlik, belli kaynaklarda yer alan bilgileri aynen öğrencilerine aktarmakla yapılmamalıdır. İdeal cumhuriyet öğretmeni; düşünen, sorgulayan, araştıran, eleştiren, çok yönlü okuyan bireyler yetiştirmeli ve

toplumu biçimlendirdiğini de asla unutmamalıdır. Türk toplumunda öğretmenlik kutsal meslek olarak kabul edilir ve öğretmenlere derin bir saygı duyulur.
İdeal öğretmen, bu saygıyı hak edebilecek bilgi, beceri, ahlak ve kültüre sahip olmalı; kendini sürekli yenileyip yetiştirmeli ve Ulu Önder Atatürk’ün “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözünü  hiç aklından çıkarmamalıdır.

Bu yazıda sizlere; ülkemizde efsane öğretmen olarak anılan fedakar, cefakar ve kahraman bir öğretmenin hikayesini aktaracağım…

İdeal Cumhuriyet Öğretmeni

Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkum kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı.
Bir gün milli eğitim müdürünün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız
girdi.
– Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim, dedi.
Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik son derece de hassas bir insana benziyordu. Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey değildi…
Lakin düşüncesini belli etmedi.
– Peki, hoca hanım, dedi. Bu işle meşgul olacağım.

İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardösüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.

Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.
O, kavgacı, o geçimsiz mahkumlar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya
başlamışlardı.
Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.

Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir
suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.

Hakkındaki suçlama: Misyonerlik…

Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:
Kadınlar hapishanesi derken, Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında birtakım telkinler.
Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi..?

İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Ankara’ya kadar intikal etmiş ve onca
mühim işi arasında Atatürk meseleyi merak etmişti.
– Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz, dedi.

Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen Sıdıka
Avar’ı yanına çağırttı. Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir
yaprak gibi titriyordu.

Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
– Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?” diye sordu.
Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
– Efendim, ben öğretmen Avar, diye fısıldadı.
Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle
şunları söyledi:
– Hayır. Sen misyoner Avar’sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım.

Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:
“Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi. Genç öğretmen Doğu’ya gidecekti. Oradaki genç kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile
toplayacaktı… Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti; sonra bu çocuklar birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti.”
Sözlerinin sonunda:
– Git, memleketin içine gir, dağ köylerine uzan; orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin, dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı.

İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder.
Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır.
O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, Doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadının, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler:
– Kızımı da götür, Avar..! diye atın üzengisine yapışıyorlar.
Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz.
Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm
Hikmet Feridun Es
Hayat Dergisi 1957

Ayşe Sıdıka Avar Fotoğrafları

Teşekkür : Hayat dergisi yazısını ileten sayın Taner Vidinligil.

Yararlanılacak Diğer Kaynaklar :
Ayşe Sıdıka Avar Biyografisi 
Dağ Çiçekleri Romanı 
Cumhuriyet Öğretmeni Sıdıka Avar 
Ayşe Sıdıka Avar Videosu

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Işık Alma Hakkı

Ancient Light ya da Right to Light İngiltere’de ışık alma hakkı olarak bilinen ve uzun yıllardır uygulanan bir yasa. İngilizlerin bu yasası, uzun yıllar gün ışığı alan pencerelerin ışığının kesilmesine neden olacak her türlü girişimi

yasaklıyor.
Işık alma hakkı, Right to Light, yasasından yararlanabilmek için pencerenin 20 yıl veya daha uzun bir süreden beri gün ışığı alması gerekiyor. Bina sahibi 20 yıldan daha uzun bir süre penceresinin gün ışığı aldığını ispat ederse, ışığın sonsuza kadar kesilemeyeceği güvencesine sahip oluyor. Böyle bir pencerenin ışığını kesecek yeni bir inşaat yapılacak olursa, bina sahibinin inşaatı engelleme hakkı bulunuyor. Işık hakkı yasasına tabi olan binaların sahipleri, binalarına yeni ve daha büyük pencereler yaptırabiliyorlar.
Ancak, 20 yıl dolmadan mevcut pencerelerini büyütemiyorlar.

Işık hakkı yasasından yararlanmak isteyenlerin, İngiltere başkenti Londra belediyesine başvurarak penceresinden 20 senedir ışık girdiğini kanıtlaması gerekiyor. Kanıtlarsa belediye üzerinde Ancient Light yazılı bir tabela vererek penceresine asmasına izin veriyor. Tabelayı astıktan sonra en az 20 yıl penceresine giren ışığı artık kimse kesemiyor.

Bu yasa ülkemizde uygulanmaya başlasa, şehirlerimizi beton yığınlarına boğan ve çevredeki bina/evlerin gün ışığını kesen devasa inşaatlar
yapılabilir miydi? Bilemem ama en azından hukuk açısından çevrede oturanlara bir hak tanınmış olabilirdi.

Londra şehri binaları ve varoşlarındaki evler ile pencerelerinden bazı örnekler…

Işık Alma Hakkı

Londra Binaları

Varoşlardaki Evler



Yararlanılan Kaynaklar
Wikipedia (İng.)
Video : The Law of Rights of Light (İng.Işık Alma Hakkı Yasası)

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Çiçeklerle Boyanmış Kasaba

Küçük Polonya kasabası Zalipie’de yıllar önce biri, sobanın neden olduğu kurumu örtmek için tavanını renkli çiçeklerle boyamış. Kasabadaki diğer insanlar da aynı şeyi yapmaya başlayınca renkli çiçeklerle boyanmış kasaba

bu eğilimin (trend) etkisiyle,  muhteşem bir görüntüye sahip olmuş.
Zalipie kasabası halkı, sadece evlerinin dışını değil; içlerini, köpeklerinin kulübelerini, köprüleri ve daha birçok yeri boyamışlar.
Günümüzde; adeta tablo gibi olan harika renkli resimleri sayesinde kasabanın adı renkli çiçekli kasaba olarak anılmaya başlamış.

Çiçeklerle Boyanmış Kasaba

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Evler

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Evlerin İçi

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Köpek Kulübesi, Köprü ve Kuyu


Teşekkür : Fotoğrafları ileten sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Güzel İnsanlara Destek

Sağ gözümdeki dekulman (retina yırtılması) sorunu sebebiyle 9 günüm İzmir’de geçti. Bu sürede ameliyatım yapıldı. Konu hakkında Göz Ameliyatı Hikayesi yazıma bakınız. Güzel insanlara destek amacıyla bu yazıyı kaleme

alıyorum.

Blogumda reklam kullanmıyor  ve siyaset hakkında yazı yazmıyorum.
31 Ocak 2017-9 Şubat 2017 tarihleri arasında İzmir’deki kalışımda, bu kendi ve insanları güzel şehrin; Kordon Boyu, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, İzmir Fuarı, Alsancak ile Kahramanlar semtlerinin caddeleri ve sokaklarında uzun yürüyüşler yaptım. Bu yürüyüşlerim ve bazı yerlerde oturup gördüklerim sonucunda, bir kez daha, neden İzmir’i çok sevdiğimin sağlamasını da yapmış oldum…

Yazının amacına dönelim ve neden destek amaçlı bu tanıtım yazısını yazdığımı açıklayayım…
Efendim, 2009 senesinde İzmir Alsancak semtinde Sudeden adlı küçük, ama çok şirin bir pastane açılmıştı.
Pastaneye 2012 yılında iki kişi daha ortak olmuş, 2013 yılında ise ilk kurucusundan pastanenin tamamını (isim hakkı da dahil) satın almışlardı.
Bu iki kişi ile yıllar içinde aramızda sevgiye, saygıya dayalı fevkalade güzel, dostluğa varan bir ilişki gelişmisti.
Hüseyin Ortaboy ve Serkan Şahin adlı bu iki genç insanla, bahsettiğim son gelişimde, Sudeden Pastanesi‘nde çok haz aldığım sohbetlerimiz oldu.
İzmir’den ayrılmamdan bir gün önce sevgili Serkan; “pastane için bir web sitesi oluşturmak istediklerini” belirtti.
Araştıracağımı söyledim ve o gün öğleden sonrasında İzmir’de site kuran adresleri tespit edip bir kaçıyla telefonda görüştüm. Site kurmak için talep edilen miktarlar çok yüksekti.
Gönlüm bu dostlarımın bu kadar yüksek ödeme yapmasına razı olamazdı.
Hemen WordPress’de hızla bir web sitesi kurdum ve dostlarınma bu sitenin bağlantısını (linkini) ilettim.
Ertesi gün (9 Şubat 2017) sevgili eşimle İzmir’den ayrılıp Kuşadası, Güzelçamlı mahallesi sahilindeki evimize döndük.

Döndük ama huzursuzdum. Madem bu iki genç insanla dost olmuştuk, kurduğum basit web sitesinin yetmeyeceğini, siteyi daha profesyonel bir görüntüye dönüştürmem gerektiğine karar verdim ve aynı gün bu işi bitirdim…

Şimdi sizlere kurduğum bu web sitesini resim/fotoğraf ve bağlantı linkleri ile tanıtacağım…

Güzel İnsanlara Destek

Web sitesinin üst resmi

Haritadaki yeri

Pastalardan örnekler

Adres ve Telefon



Kaynaklar :
Sudeden Pastanesi Web Sitesi
 Facebook hesaplarına ulaşmak için alttaki resimler ve linklere tıklayın

Facebook Sudeden Pastanesi Sayfası 
– – Facebook Sudeden Pastanesi Grubu



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Farklı Ülkelerde El İşaretlerinin Anlamları

İnsanların yaşadığı ülkelere ve toplumlara göre; aynen konuştukları ana dilleri gibi, beden dilleri ve özellikle de el işaretleri farklılıklar göstermektedir. Farklı ülkelerde el işaretlerinin anlamları o toplumun kültür, gelenek ve

göreneklerinden kaynaklanmaktadır.
El işaretlerinin dünyanın farklı ülkelerinde ve tarih içerisinde de farklı anlamları olmuştur. Örneğin; “selamlaşmanın, beğenmenin, kendini ifade etmenin, ortak görüşü belirtmenin vs. en kolay ve pratik yolu olarak insanlar el işaretlerini kullanmıştır.” Ancak, ülkeden ülkeye el işaretleri değişiklikler gösteriyor ve bir ülkede iyi niyetle, muhatapları taktir etmek için yapılan el işareti,  aşağılama, hakaret ve küfür anlamlarına gelebiliyor.
El işareti jestleri, fazla çeşitli değildir ve en önemlisi de sade hareketlerdir.
Tarih boyunca farklı uygarlıklar ve toplumlar tarafından hem iyi hem de kötü anlamlarda kullanılan el işaretlerinin, farklı ülkelere göre anlamlarına bakalım…

NOT: Resimlerdeki İngilizce yazıların, resimlerin altında Türkçe çevirileri  ve diğer açıklamaları sunulacaktır…

1-okay-tamamOkay (tamam, anlaştık) işareti. Avustralya, ABD, Britanya ve Kanada’da tatmin olma anlamına geliyor. Brezilya’da aynı işaret, el ters çevrilip (parmaklar aşağıya doğru) yapıldığında, hakaret olarak algılanıyor.
2-boynuz-parmaklarBoynuz Parmaklar işareti. ABD’de rock müziği simgesi olarak kullanılıyor. İtalya, Brezilya, Kolombiya, Portekiz ve İspanya’da “eşin seni aldatıyor” anlamına geliyor.
3-birlesik-parmaklarBirleşik Parmaklar işareti. İtalya’da: Bu nedir? Ne istiyorsun?, Kongo’da: ‘Küçük bir miktar’, Türkiye’de: Beğendim, güzellik, iyilik ve Arap ülkelerinden Irak, Lübnan ve Suriye’de: biraz sabır lütfen, sabırlı ol, Mısır’da: 1 dakika, anlamlarında kullanılıyor.
4-basparmak-hareketiBaş Parmak işareti. ABD, Avustralya, Britanya, Kanada ve Rusya’da onaylama, Latin Amerika, Batı Afrika, İran, Irak ve Afganistan’da “Hadi oradan” anlamına geliyor.
Roma İmparatorluğu’nda arenalarda dövüşleri seyreden halkın oylamasıyla gladyatörlerin; ölüm kalım anını belirlemek için kullandığı bu işaret (baş parmak aşağı doğru olursa ölsün, yukarı doğru olursa yaşasın), zaman içerisinde bir beğeni işaretine dönüşmüştür. Özellikle ABD’de önemli bir takdir etme işareti olarak kullanılan bu sembol, havacılık ve denizcilikte de farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılır. Dalgıçların da işaret dilleri arasında yer almaktadır.
5-dugumlenen-parmaklarDüğümlenen Parmaklar işareti. Avustralya, ABD, Britanya, Kanada’da: iyi şanslar,  Vietnam’da ise vajina anlamına geliyor.
6-v-isaretiV Parmak işareti. ABD ile Britanya’da: Barış ve zafer, Avustralya, Britanya, İrlanda, Yeni Zelanda da elin arka kısmının karşıya baktığı durumlarda isyan anlamına geliyor.
7-buraya-gelGel Buraya İşareti, Avustralya, ABD, Britanya ve Kanada’da birini çağırmak için kullanılıyor. Filipinler’de başka bir insana yapıldığı zaman büyük hakarettir, çünkü bu işaret sadece köpeklere yapılırmış.
8-nokta-isaretiNokta işareti. Belçika, Hollanda, Almanya ve Avustralya’da ‘2’ ve Çin’de ‘8’ anlamına geliyor. İtalya’da iyi olmayan bir şey manasında kullanılıyor. Türkiye’de ise “Bittin sen, bittin” ya da  “Görüşüceğiz seninle” anlamında kullanılıyor.
9-eli-asagi-dogru-sallamakEli aşağı doğru sallama işareti. Avustralya, ABD, Britanya ve Kanada’da “Git,” Filipinler, Vietnam, Hindistan ve Gana’da “Gel” anlamındadır.
10-cene-silkmeÇene Silkme işareti. Fransa, Belçika, Tunus’ta ilgisizliği belli etmek için ve birine kısaca ‘defol buradan’ demek için, İtalya’da ‘Umurumda değil’ anlamında kullanılıyor.

11-yumrukYumruk işareti. Avustralya, ABD, Britanya, Kanada, Meksika, Güney Amerika’da (facano denilmekte) ‘cimri’ manasına ve Avustralya ile Almanya’da ‘beynin bileğinde duruyor’ anlamına geliyor.

12-alinda-yumrukAlında Yumruk işareti. Brezilya’da aptallık manasında kullanılıyor.

el-isaretleri

İlgili Yazı : El İşareti Dayak Yedirebilir 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Avrupa Ülkeleri İngilizce İstatistiği

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Avrupa ülkelerinde yaşayanların İngilizce bilgileri hakkında bir araştırma yapmış. Araştırmada; “İngilizce bilenlerin, hangi düzeyde (seviyede) bu dili bildikleri, anladıkları ve konuşabildikleri”

kriterleri esas alınmış.
AB Komisyonu’nun araştırma sonuçlarına bağlı olarak da, Çekya (eski Çek Cumhuriyeti) vatandaşı dil bilimci, matematikçi ve sanatçı Jakub Marian, 2 harita oluşturmuş.

Şimdi, Avrupa Ülkeleri İngilizce İstatistiği hakkındaki haritalara bakalım…

Ülkelere göre İngilizce bilgisinin ortalama endeksi
average-index-of-english-knowledge-ingilizce-bilgisinin-ortalama-endeksiNotların Açıklaması :
10 = Very Good (çok iyi), 7 = Good (iyi), 3 = Basic (temel, basit), 0 = None (yok, hiç bilmiyor)
Not : Haritada, ülkemizde İngilizce bilenlerin notu maalesef 0 = None (hiç bilmiyor).

Ülkelerin nüfuslarına göre İngilizce konuşabilenlerin yüzdesi
people-who-speak-any-english-ingilizc-konusabilen-insanlarMaalesef, bu haritada tespit edilenlere göre, ülkemizde İngilizce konuşabilenlerin yüzdesi de hiç bilmiyor olarak yer almış…

jakub-marian-haritalari
Kaynak : https://jakubmarian.com 

Yazanın Notu :
Dünya üzerindeki mevcut bilimsel ve teknolojik bilgi birikiminin büyük çoğunluğu İngilizce yazılıdır ve konferans ile toplantılar da İngilizce yapılmaktadır. Bilimin doğayı keşfetme ve anlama başarısı yanı sıra, onu sıradan insanlar için bile kullanılabilir hale getiren teknolojik gelişmeler, insan hayatının her parçasını derinden etkilemektedir. Özetle, Dünya’daki önemi sebebiyle; “bilim ile teknolojiyi daha iyi anlamak, ülkemize aktarmak, bilim ve teknoloji alanında diğer ülkelerle yakın ilişkiler kurmak” amacına yönelik olarak, ilk öğretim, lise ve üniversitelerimizde İngilizce derslerine ağırlık verilmesinde yarar olacağını düşünüyorum…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Duck Duck Go Arama Özellikleri

Bugünkü yazımda sizlere Duck Duck Go adlı arama motorunun özelliklerinden bahsedeceğim. Konu hakkında; MakeUseOfCom sitesinde yer alan “8 Search Tricks That Work on DuckDuckGo but Not on Google

(DuckDuckGo arama motorunda çalışan ama Google da çalışmayan 8 arama hilesi-ipucu)” başlıklı yazıda, anılan arama motorunun Google aramada olmayan 8 özelliği anlatılmış.
İngilizce yazıda yer alan bu özellikleri Türkçe açıklayan  AuyaTüyolar sitesinde ise Duck Duck Go ile Google arama motorları karşılaştırılmış ve detaylar çok güzel açıklanmış. Şimdi bu yazıdan bazı bölümleri alıntılayalım ve sonra da yazının tamamını okuyalım…

DuckDuckGo – Google Karşılaştırması
duck duck aramaBir süre önce önce Google’da gelişmiş arama yapmayla ilgili bir yazı yazmıştım. Ancak o yazıyı yazdıktan sonra Google’da aramayı yapmayı bıraktım sayılır. Onun yerine internet aramalarımda artık DuckDuckGo kullanıyorum.

DuckDuckGo aramalarınızı kaydetmez
duck duck go aramanızı akydetmezDuckDuckGo’nun gizlilik anlaşması aramalarınızda tamamen anonimlik ve gizlilik sağlıyor. Arama sonuçlarınız kaydedilmediği gibi bu sonuçlar tıkladığınız sitelerle paylaşılmıyor. Kişiselleşmiş reklamlara yönlendirilmiyor, türlü türlü oyunlara çekilmiyorsunuz.

Daha Kullanışlı
Gizliliğinin yanı sıra DuckDuckGo‘nun Google’a fark attığı asıl yer pratikliği. Özellikle de kullanmaya alıştıktan sonra.

!bang
bang a merhaba deyinDuckDuckGo‘nun en büyük avantajı onlarca sitede doğrudan arama yapmanızı sağlayabilmesi. Bunu da aramalarınızın önüne ünlem işareti ! ve sitenin kısaltmasını koyarak yapabiliyorsunuz. Mesela arama çubuğuna: !yt Behzat yazınca doğrudan Youtube arama sayfasına yönlendiriliyorsunuz. Yazının tamamını okuyun 

Duck Duck Go arama motorunu kullanmak için alttaki linke ve resme tıklayın…
Duck Duck Go Arama Motoru 
duck duck go arama motoru

duckduckgo arama motoru

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


19 Mayıs Bayramımız Kutlu Olsun

Özgürlüğe, bağımsızlığa ilk adım o gün atıldığından bu bayramımız fevkalade önemlidir. Kurtuluş Savaşı, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basması ile başlamıştır. Ülkesini içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan

çıkarmak isteyen, “Milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararlılığının kurtaracağına” inanan Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkışı ile bütün ülkeyi aydınlatacak hareketi başlatmıştır.

Bu anlamlı bayramımız hakkında, binlerce kaynakta bilgi bulunmaktadır.
Fazla zamanınız almamak için konu hakkında, bugün sosyal ağlarda  paylaştıklarımdan bazılarını sunarak yazıyı sonlandıracağım.

BİLGİ NOTU : 19 Mayıs’ın; “geçmişteki adları, bugünkü adına geliş süreci…”Atatürk 19 mayıs bayramı adının tarihçesiİlk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir.
Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni, kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir.
Kongrede oylanan öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı, 12 Eylül Darbesi’nden sonra “Atatürk’ü Anma,Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır…

TÜRK MİLLETİNİN ASALETİNDEN DOĞAN : “Yüksek ve Manevi Kuvvet…”
bayram 19 mayıs samsun

Seni unutmayacak, unutturmayacağız…
Bayram 19 mayıs milletimize kutlu olsunULU ÖNDERİMİZ : “Ne yaparlarsa yapsınlar, senin izlerini, bizlere kazandırdıklarını, silemeyecek, unutturamayacaklar. Bizler ve bizden sonrakiler, daima yolundan gidecek, bizlere bıraktığın Cumhuriyet değerlerimizin yok edilmesine asla izin vermeyecektir.” Mekanında rahat uyu. Seni; özlem, minnet ve rahmetle anıyorum…

“Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” kutlu olsun…
Atam ölmedin

“Sizlere bu sevgili Gençler. Birinci vazifenizi (görevinizi) Asla Unutmayın..!”
ey türk gençliği

Aziz milletimin; bu güzel bayramın, daha nicelerini kutlamasını dilerim…
bayramımız 19 mayıs kutlu olsun

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Masallarda Görülebilecek Bir Köy

Giethoorn (Felemenkçe söyleyişi: [ˈɣitɦoːrn]), Hollanda’nın kuzeyindeki Overijssel eyaletinde bir köydür. Steenwijkerland belediyesine bağlı ve
güney batısında yer alan bir ilçe olan Steenwijk’e (daha sonra adı

Steenwijkerland olarak değiştirilmiştir) yaklaşık 5 km mesafededir.
Giethoorn özellikle 1958 sonrasında ünlü oldu. Hollandalı film yapımcısı
Bert Haanstra, ünlü komedi Fanfare’yi Giethoorn’da çekmişti.
Bu büyülü köy 1230 yılında kurulmuş olup; “Kuzey’in Venedik’i, Hollanda’nın Venedik’i” olarak anılmaktadır, çünkü burada yol yoktur. Tüm ulaşım üzerinde 180 köprü bulunan su kanalları üzerinden gerçekleşmektedir.
Köye gelen turistler, araçlarını köy dışında park edip, yaya olarak veya kanallardaki teknelerle köye giriş yapmaktadır.

Giethoorn, Çinli turistler arasında çok popüler bir cazibe yeridir. Sadece 2.620 nüfuslu olan köye, her yıl 150.000 ila 200.000 Çinli turist gelmektedir.

Köy o kadar sessizdir ki, kanallardaki teknelerin motorları özel üretimdir ve çok az ses çıkarmaktadır. Köyde en fazla ördekler ile kuşların sesi duyulmaktadır.

Şimdi, adeta örneği masal kitaplarında tarif edilen bu olağanüstü güzel köyden manzaralar sunuyorum…

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-1

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-2

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-3

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-4

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-5

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-6

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-7

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-8

water-village-no-roads-canals-giethoorn-netherlands-9
Resimlerin kaynağı : Brain Parking 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Atatürk ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan

atatürk ve kurtdereli mehmet pehlivan1931’de Ankara’da, Mustafa Kemal Atatürk, yurt dışında Türkiyeyi iyi temsil ettiğini duyduğu Kurtdereli Mehmet pehlivan ile tanışıyor ve o günün gece yarısı kendisine bir mektup yazıyor. Mektubunda: “Çoluk çocuğun için sana

ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir. Pehlivan, ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim.” diyor.

Gece yarısı bu mektubu, Salih Bozok’u görevlendirerek, Zafer Oteli’nde kalmakta olan Kurtdereli pehlivana yolluyor. Mektubun içinde de 1000 Lira’lık bir İş Bankası çek’i koyuyor; çekin üzerini de imzalayarak ve “Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1000 TL. Lira veriniz. Bu para, Aralık ayı aylığımdan faiziyle kesilecektir.” diye yazarak.

Kurtdereli, kısa bir süre sonra, bankaya gidip çek’i veriyor, 1000 Liralık ödül kendisine ödeniyor. Ama Kurtdereli bankadan gitmiyor.
Niçin beklediğini soruyorlar; “Çeki vermenizi bekliyorum” diyor.
“Parayı aldın, çek bizde kalacak. Bu işlerin usulü böyledir.” diyor banka müdürü.
Kurtdereli de “O halde alın bu 1000 lira’yı, benim çekimi geri verin” diyor..!
Şaşıran banka müdürü: “Neden?” diye sorunca Kurtdereli; “Orada Mustafa Kemal’in resmi ve altında da imzası vardır.” diyor.

Atatürk’ün kendi maaşından keserek uygun gördüğü ödülü, Atatürk’ün el yazısı ve imzası bulunan o çek’i ömür boyu saklayabilmek için reddediyor yani.

Kurtdereli, bir demecinde bu olayı şöyle yorumluyor :
“Sultan II. Abdülhamit’in saltanat döneminde Avrupa’ya gitmek için vapura bindiğim zaman, saray’dan bir mabeyinci gelip dedi ki:
“Zat-i Şahane’nin selamları var, Avrupa’da güreşirken benim taç ve tahtımın şerefini koruyarak güreş yapsın, buyurdular.”
Ben de kendisine dedim ki:
“Zat-ı Şahane’nin taç ve tahtının olduğu kadar, benim sırtımın da şerefi vardır!”
Mabeyinci bir şey demeden gitti.

“Kendisine söylediğimi aynen padişaha söylemiş olacak ki, Avrupa’dan dönen pehlivanlara hediyeler ihsan verilmek adet olduğu halde, dönüşümde bana hiçbir şey verilmedi, fakat şu feleğin işine akıl sır erer mi?
Bana dünyanın en büyük adamı, işte ömrümün son mükafatını verdi…”
Selçuk Maruflu
19. Dönem İstanbul Milletvekili

Teşekkür : Bu muhteşem anı metnini ileten Sayın Taner Vidinligil.

Kurtdereli Mehmet pehlivan kimdir?
Mehmet Pehlivanı diğer pehlivanlardan ayıran ve kendisine Atatürk tarafından 1931 yılında 1.000.-  Lira ödül verilmesine sebep olan, onun;
“Güreşirken bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım. Ve sanki bütün Türk milletinin kuvvetinin arkamdan dayandığını hissederdim!” sözleridir…
Kurtdereli Mehmet Pehlivan hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Page 1 of 11
1 2 3 4 5 11