Kategori arşivi: Kişiler

Dünya’da İz Bırakan Sözler

Tarihte ve Dünya’da iz bırakan insanlar, yaptıkları nedeniyle minnetle, saygıyla anılırlar. Yaşamlarında; Dünya’da iz bırakan sözleri ve düşüncelerinin anlam ve değerleri, aradan yıllar geçse de hiç

unutulmamıştır.
Dünyaya çok önemli katkılarda bulunmuş insanlar, dünyaya yön veren sözleri ile gerçekleştirdikleri, yaşadıkları dönemde ve günümüzde hala hatırlanmaktadır.
Bizlere ilham vermesi dileğimle bu sözleri paylaşıyorum…

Dünya’da İz Bırakan Sözler












Yararlanılan Kaynaklar :
– Yedi Muhteşem Söz fotoğrafı Twitter’dan alıntıdır.
– Diğer fotoğraflar Google görsellerden alınmştır.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yine Ayrılık Başladı

Fedakarlık; bir amaç uğruna ve gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için, kişinin çıkarlarından vazgeçmesidir. Bu sabah sevgili eşimi yurt dışına uğurladım ve yine ayrılık başladı. İyi insanlar sevdikleri için karşılıksız

fedakarlık yapar. Son 10 yıldır sevgili torunlarımız için eşimle her sene uzun süreler ayrı kalıyoruz.

Dün gece Facebook’da bu konuda bir paylaşım yaptım.
Ayrılık : “Yarından itibaren; 3 Kıta (Avrupa, Afrika-Orta Doğu ile Asya) ve 4 ülkede olacağız. Canlarım (eşim, evlatlarım) ve canlarımın canları (sevgili torunlarım) yanımda olmayacak. Yarın bu konuda bir yazı (blog) yazmayı planlıyorum.
Ayrılık yazıları daima zor oluyor. İnsan duygusallaşıyor ve kelimeler adeta yüreği dağlıyor. Son 10 yıldır; ben ve eşim senenin yarısından fazlasını böyle yaşıyoruz.
Zor ama canların hatırına katlanıyoruz…”

Bendeniz bu satırları yazarken sevgili eşim uçakla seyahat halinde.
Aylardır Skype’de yaptığımız canlı görüşmelerde torunlarımız; “Babaanne seni çok özledik gel artık, babaanneciğim senin ponpon pastaların rüyalarıma giriyor, lütfen gel de bana onlardan yap, Hasan dedeciğim lütfen babaannemi bize gönder” benzeri sözlere muhatap oluyoruz…
Canların canlarının bu isteklerine dayanmak, karşı koymak ya da kabul etmemek mümkün değil. En sonunda pes ediyoruz ve mecburi ayrılık başlıyor.

Bir şeyin değerini; ayrılıkların yokluğunda ya da kaybettiğimiz zaman çok daha iyi anlarız.

Sevgiyle kalınız dostlar…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Asırları Aşmış Lider

Atatürk tarihte oynadığı önemli rolden dolayı pek çok yazar ve tarihçi tarafından incelenmiş ve hakkında 379 eser yazılmıştır. Bu yönüyle hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi arasında yer almaktadır. Asırları aşmış lider

ayrıca; “Dünya’da ilk kez ve tek örnek olmak üzere, Birleşmiş Milletler’in UNESCO örgütü tarafından, kendisinin 100. doğum yılı olması sebebiyle ve tüm ülkelerin oy birliğiyle 1981 yılı ‘Atatürk Yılı’ olarak kabul edilmiştir.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk‘ün hayatı hakkında bir çok kaynakta bilgi yer almaktadır. Biri de bu kaynaktadır : http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=164

Bugün sosyal medya sitelerinde paylaştığım örnekleri sunacağım…

Bir Liderden Daha Fazlası :
“57 yıllık yaşama; 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan,13 kitap, 1 ülke ve milyonlarca özgür insan! Seni unutmayacağız ve #ÖzlüyoruzAtam
ataturk-cumhuriyetin-kurucusu
1981 – 19oo (09.05) Saygı ve özlemle anıyoruz
Unutmayın! “Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.”
Atam Sen Rahat Uyu
ataturk-onu-aniyoruz
#Atatürk :
“Asırları aşma başarısını göstermiş, ayrıca önderliğiyle; ‘yüzyıllarca milletinin tarihinde, aklında ve kalbinde hüküm sürecek’ liderdir.”
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi
ataturk-10-kasim-aniyorum
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 78. yılında şükran ve özlemle anıyorum…
ataturku-anma-gunu-10-kasim
Bugün 10 Kasım
atam-izindeyim
Hep aklımızdasın…
ataturk-seni-unutmayacagiz
10 Kasım’ı silemezler
Fazla söze gerek yok. Bu resimler her şeyi anlatıyor…
atamizi-ananlar-1
atamizi-ananlar-2
atamizi-ananlar-3
atam-unutmadim

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Atatürk Birdwood Görüşmesi Doğrumu?

Yıllardır internet sitelerinde; “Atatürk ve Anzak Generali, Mustafa Kemal Paşa General Sir William Birdwood Görüşmesi, Atatürk’ün Dehasına Hayran General Kimdir, Çanakkale Geçilmez” vs. başlıklarla, yüzlerce yazı var. Bu

yazıların doğruluğu hakkında ise; “olayın geçtiği tarihler ve kişilerin anılan tarihlerde başka görevlerde olduklarına ilişkin iddialar bulunmaktadır.”

Önce Atatürk ile Avusturalya’lı general William Birdwood görüşmesine ilişkin metni, daha sonra da bunun yanlış olduğunu iddia eden yazıdan kısa bilgilendirmeyi sunalım…

Atatürk, General  Birdwood Görüşmesi

ataturk-ve-general-birdwood-2Siyah beyaz fotoğrafa bir bakın önce. Bir cenaze töreni yapılıyor. Tabloya bakılırsa önemli biri olmalı. Balkonda ise tabutta yatanı selamlayan bir asker var. Kıyafetine bakılırsa Türk değil gibi. Ama yüksek rütbeli bir asker olduğu belli. Hadi gelin bu adamın hikayesine kulak verelim. Bu adamın duygu dolu ibretlik hikayesine..

Gördüğünüz kişi Sir William Birdwood. Çanakkale savaşında Anzak Orduları Başkomutanı. Asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilir savaşta, bacağı da sakatlanır ama buna rağmen onun dehasına ve kişiliğine karşı büyük hayranlığı vardır. Bu hayranlık savaş sonrasında da devam eder. 1935 yılında Mareşal olur son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”dır. Atatürk hayranlığı ve sevgisi hala sıcaklığını korumaktadır. Atatürk öldüğünde de rahatsızlığına ve emekli olmasına rağmen İngiltere adına cenaze törenine katılmak için talepte bulunur. Talebi kabul edilince İstanbul’a gelir. Bacağını sürükleye sürükleye tabutunun ardında yürür. Ankara’daki törende artık ayağı incinmiş ayakta zor durmaktadır. Halkevi binası balkonuna çıkarırlar.. Geçici kabrine götürülecek olan tabutun geçişi sırasında kılıcından destek alarak ayağa kalkar elindeki asayı kaldırarak selamlar onu. Bu sırada artık duygularını kontrol edemeyerek ağlamaktadır.

Tören sonrasında hemen ayrılmaz birkaç gün daha kalır Ankara’da. Bir gün etrafında Türk yetkililerin de olduğu bir ortamda cebinden bir kalem ve üzerinde kroki olan bir kağıt çıkararak masaya koyar, şu anıyı anlatır onlara:

Tarih 20 Kasım 1918 (Bir kaynağa göre 16 Kasım)  Birdwood karargahı ile Pera Palas oteline yerleşmiştir. Mustafa Kemal’in de otelde bir dairesi olduğunu bilen Birdwood onunla görüşmek ister. Bunun için kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey’i araya sokar.
-“Buyursunlar” der Mustafa Kemal. İki general karşı karşıyadır. Birdwood çok saygılıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardır. Hoşbeşten sonra Birdwood, iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak ister “Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?”

Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlenebilirdi. Oysa o, -tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi – yenilginin ezilmişliği altındaki bu general’in onurunu korur.

“Sizin de, bizim de tarih dergilerimiz var,” der; tarih yazar. Birdwood ricasını yineler.

“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.” Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kağıt kalem ister; o da bir parça kağıt ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzatır. Mustafa Kemal bir kroki çizer, kağıt üzerindeki yerlerini işaret ederek;

“Su tarihte karaya çıktınız, der; filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?”

“Askerlerimiz çok yorulmuştu, diye yanıtlar Birdwood.” Mustafa Kemal bu kez de Conkbayırı krokisini çizer.

“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?” –

“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.” Atalarımız yaralıya kurşun atılmaz der.
Mustafa Kemal’de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle dile getirir:

“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.”

Birdwood ayağa kalkar, Mustafa Kemal’i kucaklar.
“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.” dedikten sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek : “İzin verir misiniz” der; “bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.” Ve saklar. Cenaze törenine gelirken de yanında getirmiştir.

Evet, yukarıdaki görüşmenin asla gerçekleşmediğini iddia eden yazılar da okudum. Aralarından biri konuyu tüm detaylarıyla aktarmıştı. Şimdi de o yazıdan kısa alıntılar verelim…

Yüz Yıllık Yanlışlık

ataturk-ve-general-birdwood-2Eğer bu konuşma gerçekse; demek ki Çanakkale’de işgalci orduları yenilgiye uğratan, Mehmetçiklerimiz değildi; dahası, Atatürk de orada bir komutan olarak işgalcileri yenilgiye uğratacak bir şey yapmamıştı; işgalciler, yorgunluk ve susuzluk sonucu yenilmişlerdi; üstelik de bunu Atatürk kendi ağzıyla söylüyordu.
Oysa, Birdwood ile Mustafa Kemal hiç görüşmemişlerdi.
Bu gerçeği ilk kez Sn. Sermet Atacanlı, ilk basımı 2006’da yapılan “Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları” adlı kitabında ortaya koydu. Kitabın “İstanbul’da Yapıldığı Söylenen Atatürk-Birdwood Görüşmesi İle İlgili Bir Düzeltme” başlıklı bölümünde: “Bu anlatımda bir yanlışlık vardır.” diyordu Sn. Atacanlı; “Zira Birdwood o tarihte İstanbul’da değil, Batı Cephesinde Almanlara karşı savaşan kuvvetlerin başındadır. Bu hususu ayrıntılı bir biçimde kaleme almış olduğu otobiyografisinde de görmek mümkündür, İstanbul’a ilk gelişi ise, hem kendi anılarında yazıldığı üzere, hem de ziyareti sırasında Türk basınında yer alan ve metni ileride verilecek demeçten anlaşılacağı gibi, çok sonra, 1935 yılındadır. Bu görüşmeyle ilgili olarak ya Hikmet Bayur’un, ya da Dr. Rasim Ferit’in Birdwood’u muhtemelen Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz General Charles Harington ile karıştırmış olabilecekleri akla gelmektedir.” Yazının tamamını okuyun 

general-birdwoodKaynak : General Birdwood kimdir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yandaş ve Trol Nedir?

yandas-ve-troll-nedirSözlüklerde Yandaş; “birinden yana olan, bir düşünceye, bir isteğe katılan
ya da destekleyen kimse, yanlı, taraflı, taraftar” ve Trol; “kasten saldırgan
ya da kışkırtıcı çevrimiçi gönderiler (paylaşımlar) yapan kişi” olarak
açıklanmaktadır. Şimdi yandaş ve trol nedir konusunu ele alalım.

Yandaş ve Trol Kimdir, Nedir?

Yandaş :

Yandaş son dönemlerde farklı alanlarda daha militan tutum ve davranışları ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlandı.
Bir siyasi partinin, bir kişinin, bir ideolojinin, bir sendikanın, bir dini grubun vs. görüş, düşünce ve uygulamalarına, kendi görüşlerine taban tabana zıt olsa da, itirazsız, koşulsuz onay vererek ona yaranmaya çalışanların bu davranışları, yandaş olarak nitelenmektedir.
Yandaşlar; “yandaşlık söylemleri ve davranışlarında, sadece haklı eleştiri ve itirazları görmezden gelmekle kalmayıp, yandaşı olduklarının karşısındaki herkesi kolayca ‘hain, düşman ve terörist’ olarak ilan etmektedir.”
Yandaşların sosyal medyadaki paylaşımlarında ise; “yandaşı olunan her şeye kayıtsız şartsız destek vermek, en masum eleştiriler karşısında bile küfürler savurarak sağa sola saldırmak, tehdit etmek, hedef göstermek” gibi hastalıklı davranışlar sergilenmektedir.
Yandaş ve yandaşlık, derinlemesine incelenmesi gereken bir psikolojik bozukluk olarak da görülmektedir.

Trol :

Trol, İskandinavya folklorunda genellikle dev ya da cüce olarak resmedilen, mağaralarda yaşayan efsanevî, çirkin bir yaratıktır. Modern çocuk hikayelerinde Troller genellikle köprülerin altında bekleyen, yolcuları çeşitli işlerle oyalayan veya haraç kesen karakterlerdir.

Alıntı :

Trol, Türkçe anlamı zarf atmak, yem atmak olan İngilizce Trolling kelimesinden gelmektedir. Troller, sosyal paylaşım siteleri, forumlar gibi bulundukları sanal ortamlarda can sıkıcı, kızdıran, düzgün bir ortamı bozan, tepki toplayan veya tüm grubu hedef alan, aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir mesajı iyi niyetle sorulmuş olan bir soruya cevap mahiyetinde yazarlar.
Sosyal ağlarda trollük yapmanın bir diğer tanımı ise; “insanları tahrik etmek ve kendi eğlenceleri için, bir grubun diğer üyelerini ya da üyelerinden birini kızdırarak reaksiyon vermeye zorlamaktır.”
Troller, bu tip mesajlarla tepki toplamak ve dikkati kendilerine çekmek için çalışırlar. Çoğunlukla bu tepkiler çabuk biter, çünkü troller tartışmayı yürütecek kadar bilgileri olmadığından, tartışmanın ilerlemesini istemezler. Tamamını okuyun 

Vikipedi’ye göre trol kimdir, nedir?

Trol, Vikipedi’ye katkı sağlayan kullanıcıların, hizmetlilerin ve program geliştiricilerin katkı sağlamasını ‘kasten ve maksatlı’ olarak engellemeye çalışan kullanıcıdır.
Vikipedi’de vandal ve trol aynı şey değildir ancak bir kişi hem trol hem de vandal olabilir.
İnternet trollüğü, insanları tahrik ederek ve kızgınlıkla yazılmış cevaplar vereceklerini umarak, e-posta veya çevrimiçi grup mesajları göndermek olarak tarif edilir.
Trollük internetteki sosyal ortamlardaki iç hukukun ihlalidir.
Tamamını okuyun 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Babalar Günü Paylaşımları

1910 yılından bu yana babalar günü her yıl Haziran Ayı’nın 3. Pazar Günü kutlanmaktadır. Anne babalar için dünyanın en önemli varlıkları çocuklarıdır. Çocuklar da ne zaman zor durumda kalsa ilk onlara koşar, varlıklarını

hissetme ihtiyacı duyar.
Babalar hayat boyu çocuklarının yanında olur, koruyup kollar, emek verir ve onlara rol model olurlar.
Babalarımıza sevgimizi her gün gösteremesek de özel günlerde sevgimizi gösterme fırsatı buluruz.

Bugün babalar günü. Bu fırsattan yararlanıp, Facebook’da paylaştıklarımdan örnekler sunuyorum…

BABAMA ve TÜM BABALARA
“Çok güçlü birer Çınar olan Babaların, meyveleri olmasa bile, Gölgeleri Yeterlidir…”
babalar günü kutlu olsunFacebook linki: Dedegi Hasan

VİDEO – “Sevgili babalar: Babalar gününüz kutlu olsun.”
Facebok’da seyretmek için resme tıklayın.
babalar günü fb videosu
Facebook linki: Dedegi Hasan 

CANIM BABAM
Bugün başardığım ve elde edebildiğim her şeyde senin payın var. Mekanında rahat uyu, nurlar içinde yat. Ne desem yetmez, hakkını ödemem de mümkün değil. Yine de bu günkü babalar gününü fırsat bilip, Senin oğlun olmanın bana neler kazandırdığını, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım…
babamın oğlu olmak hasaka blog
Linki: Babamın Oğlu Olmak | Facebook linki: Dedegi Hasan 

BABALIK da YAPAN ANNELER
“Babaları vefat ettiğinden; çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda kalan, ‘Annelerin’ de Babalar Günü kutlu olsun…”
babalık da yapan anneler
Facebook linki: Dedegi Hasan 

Babalar Gününüz Kutlu Olsun
“Babalar ulu çınarlardır” derler. Çok doğru. Gölgeleri bile yeterliydi. “Seni hiç unutmadım canım babam. Mekanında rahat uyu…”
Tüm vefat etmiş babalara Allah’tan rahmet dilerim… Babaları yaşayanlara da; “onların kıymetini çok iyi bilmelerini,” naçizane, tavsiye ederim…
babamı özledimFacebook linki: Dedegi Hasan 

Google’da babalar gününü bir Doodle [*] ile kutlamış…

[*] Doodle : “Tatil günlerini ve yıl dönümlerini kutlamak, ünlü sanatçıları, kaşifleri ve bilim insanlarını anmak amacıyla Google logosunda yapılan eğlenceli, şaşırtıcı ve bazen de spontane değişikliklerdir.”

Google görsellerden aldığım diğer babalar günü resimleri…
baban giderse

baban sana kıyamaz

babam

babam bilir

babanız yaşıyorsa
Sayın ve sevgili okuyucular; bir kez daha tekrarlıyorum :
babalar günü kutlamasıSevgiyle kalınız…   🙂

İlgili yazılar :
Babalar Adam Gibi Adamdır 
Bir Baba Başka Ne İsteyebilir ki? 
Anne ile Babanın Değeri ve Kim Oldukları

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yarası Olan Gocunur

ben yazarım yarası olan gocunurDün bir yazı yayımladım, ortalık yangın yerine döndü. Gece ev ve cep telefonum susmak bilmedi. Arayanlar; “hocam bahsettiğin beleşçiler arasında ben de var mıyım, abi beleş gazete okuyanlardan mıyım, hocam

oyun oynayanları seyrettiğim için mi beleşçi oldum…” benzeri sorular yönelttiler.
Dünkü yazımda kimsenin adını vermedim. Falanca; “beleş çay içiçisidir, filanca beleş gazete okuyucusudur, aman falan kişi alet-edevat vs. isterse vermeyin, geri getirmez,” türünden laflar da etmedim.
Ancak, dünkü Yazlıklardan İnsan Manzaraları yazımın, yaşadığım yerdeki yazlıkçı dostları epey tedirgin ettiğini anlamış oldum.

Hayat böyledir işte. Herkesin bir yaşam şekli vardır. İnsanların yaşam alışkanlıkları ile şekilleri birbirleriyle örtüşmez. Davranışları da öyle.
Yaşadığım yerdeki çoğunluğun davranışları normal kabul edilen sınırlar içindedir, fakat bazılarının ki sınırların dışındadır. Özetle, normal kabul edilebilecek davranışlar değildirler.

Akşamüstü sahildeki yürüyüşüm sırasında, yazıyı okudukları anlaşılanlar, evlerinin balkonlarından seslenerek;
– hoca yaktın beleşçileri artık hepsi sana cephe alacak,
– hocam şu beleşçilerin listesini bize de versene,
– yahu be hoca ne istedin gariban beleşçilerden, benzeri laf atıyorlardı…
Yürüyüşümü aksatmamak için cevap vermedim, şimdi buradan cevaplıyorum :
“Demek gariban beleşçiler ha..! Bir beleşçinin; ‘İstanbul’da 1 er milyonluk 4 dairesi, 300-350 bin liralık yazlığı ve 100 bin liralık arabası, yani 4,5 milyonluk serveti olacak’  ve  ona gariban mı diyeceğiz?”

Sevgili yazlık komşularım ve komşum olmayan yazlıkçı dostlar; sizler de  iyi biliyorsunuz ki, bahsettiğim beleşçilerin büyük çoğunluğu çulsuz/çaputsuz, fukara ve gariban takımından değil. Hepsinin parası var ama davranışları tuhaf ve sizler de onları kabullenmiyor, hatta kızıyorsunuz.
Ben bu tipleri dile getirdiğim için, beleşçi davranışlar içinde olmayan sizlerin, aranızda; “ohh yahu, hoca beleşçileri epey hırpalamış, artık kolay kolay beleşçilik yapamazlar” vb. sözler sarf ettiğiniz de kulağıma geldi.
İşte bu tespitlerinizde yanılıyorsunuz. Beleşçileri, bedavacıları, hele cimrileri, ben asla düzeltemem. Özellikle de, cimrileri düzeltmenin çok zor, hatta imkansız olduğunu işin uzmanları da söylerken.

Atasözleri :
“Huylu huyundan vazgeçmez.”
“Yarası olan gocunur.”
Dedegi Hasan’ın sözü : “Ben yazarım, yaran varsa gocunursun.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Yazlıklardan İnsan Manzaraları

Mayıs ayı başından itibaren yazlıkçılar evlerine gelirler. Onlar geldikten sonra, özellikle sahil kafelerinde, alışılan müşteri manzaraları da değişmeye başlar. Sözü uzatmadan hemen konuya gireyim. Artık gidilen her kafede;

“cimriler, beleşçiler (sigara otlakçısı olarak da bilinirler) bedava çay ve beleş gazete okuma niyetindekiler, dolmuşa, diğer ihtiyaçlarına para vermeme peşinde olan tipler” ortaya çıkar.
Anılanların kafelerde; “içinizde falan yere gidecek var mı, arkadaşlar evde badana yapıyorum, boya bitti, bana biraz beyaz boya verebilecek olanınız var mı, bana şu gerek, bu gerek elinde olan var mı” dediklerini sıkça duyarsınız.

İşin bilimsel tarafına girmeden, sizlere yıllardır bizzat şahit olduğum yazlıklardan insan manzaraları sunuyorum…

Beleşçilerin bedava çay içme taktikleri…
bedava çay peşindekilerTAKTİK-1 : Yavaş adımlarla kafeye girerler. Masalarında oturan her müşteriyi konuşmadan başlarıyla ve gülümseyerek selamlarlar. Müşterilerin çoğu şahsı iyi tanıdığından (başta da bendeniz), ya selamını görmezden gelir ya onunla göz teması kurmamak için gazetelerini yüzlerine kaldırır ya da ayağa kalkıp market bölümüne veya tuvaletlere doğru yürümeye başlar. Bedava çay peşindeki beleşçi, kimseden oturma daveti alamayınca, kafenin dış tarafına doğru gider. Epey boş masa olmasına rağmen hiçbirine oturmaz, çünkü oturduğu anda çay içmek zorunda kalacağı ve cebinden 75 Kuruş eksileceğini çok iyi bilir.
TAKTİK-2 : Ayakta dikilirken gömlek cebinden tek sigara çıkarır, ceplerinde bir şey ararmış gibi yapar, sonra masalardan birine gidip çakmak veya kibrit isteyerek sigarasını yakar. Bu onun masaya otur daveti almak için 2. girişimidir. Yine başarısız olursa, tekrar ayakta dikilmeye başlar. Artık dikkati oturanlarda değil, kafeye gelecek olan yeni müşterilerdedir.
TAKTİK-3 : Ayakta 25-30 Dk. dikildikten sonra, gözüne kestirdiği yeni gelenlerden biriyle sohbete başlar. Lafı uzatır, kişi ayakta dikilmekten rahatsız olur ve beleşçiye, “buyurun oturalım, çay içerken sohbete devam ederiz” der.
En az 2 bardak bedava çay içmeyi başarmış olan beleşçi, kafeden ayrılır ve rotasını yakındaki bir diğer kafeye döndürür. Yaklaşık 5-6 çay içene kadar, bu döngü 2-3 farklı mekanda devam eder.
Oyun seyrederek beleş çay içenler…
oyun oynayanlar Bu gibilere Yancı denmektedir. Oyun oynayanların masalarına oturup oyunu seyreden ve oyuncular tarafından kendilerine çay (kahve, ayran vb.) ısmarlanan kişilerdir. Uyanıktırlar ve her gün farklı masalarda oyun seyredici (yancı) olarak yerlerini alırlar.
Bilgi Notu : Beleşçiler aynı zamanda otlakçı (insanlardan sigara isteyen) ve cimridirler. Paragöz olan beleşçiler; “nerede karnını doyuracağını, nerede çayını içeceğini, sigarasını kimlerden alabileceğini çok iyi bilen ve sık sık arkadaş çevresini değiştirerek yeni ortamlara girerler…”

beleşçilerBeleşçiler hakkındaki bu yazıyı da okuyun

Bedava gazete okuma alışkanlığı (bağımlılığı) olanlar…
bedava gazete okuyucularıBu kişilerin evlerine gazete girmez. Kafelerde her gün en az 3-4 farklı gazete okurlar. Kafeye gelir, gazete okuyanların masalarına yaklaşır, kimin hangi gazeteyi okuduğuna bakar. Favori gazetelerini okuyanların masalarına gider ve gazetesini okuyanı selamlayıp, “buyurun oturun” davetini beklemeden masaya oturur. On Dk. sonra; -” üstad, bir ara ver de şu gazeteye bizde göz atalım,” – “falan bey, mal senin evde de devam edersin, ver hele memlekette ne var ne yok bizde öğrenelim” derler… Bedava gazete okuma beleşçileri, genelde kendilerine çay ısmarlanmasını istemezler. Onların aklı fikri gazeteyi okumaktadır. Bu uygulamalarını 2-3 bazen 4 masada sürdürür ve cebinden para çıkmadan amaçlarını gerçekleştirirler. Başkasının masasına misafir olarak oturduğundan, garsonlar da şahsın başına dikilip, “ne içerdiniz amca, abi vs.” diyemezler…

Alet-edevat, boya, makine vs. malzeme peşindeki beleşçiler…
alet boya makine isteyenlerBu kategorideki beleşçiler, gerek kendi oturdukları siteler, gerek komşu sitelerde kimlerde ne gibi araç-gereç olduğunu çok iyi bilirler. Kendisine ne lazımsa o eve gider; “filan bey, benim çim kesme makinesi (böyle bir makinesi yoktur) bozuldu, çimlerde çok uzadı, makinene ihtiyacım var” vb. sözler söyleyip makineyi alırlar. Büyük araç gereçleri geri getirirler ama “pense, tornavida, keser vb. ufak aletleri çoğunlukla iade etmezler.Verenler geri istediğinde; “yahu o aleti senden mi almıştım, hay Allah, ben onu falan siteden filanlara verdim, adam geri getirmedi, siteleri biraz uzakta, ilk fırsatta gidip ister ve sana getiririm” vb. laflar ederler. Ancak; “giden gitmiştir ve geri dönülmeyecek bir seyahate (aletler) çıkmıştır…”

Cimriler harcamayı sevmez. Borç para isteyenlerden de hiç hoşlanmazlar…
cimriler
Cimriler hakkındaki yazı : Cimriliğin temeli tuvalet eğitiminde atılıyor

yazlıklardan insan manzaraları

Okuyunuz : İnsan Davranışları ve Kişilik Tipleri

İlgili Yazı : Oyun Oynamayan Adam mı Olur  

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+

Atatürk ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan

atatürk ve kurtdereli mehmet pehlivan1931’de Ankara’da, Mustafa Kemal Atatürk, yurt dışında Türkiyeyi iyi temsil ettiğini duyduğu Kurtdereli Mehmet pehlivan ile tanışıyor ve o günün gece yarısı kendisine bir mektup yazıyor. Mektubunda: “Çoluk çocuğun için sana

ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir. Pehlivan, ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim.” diyor.

Gece yarısı bu mektubu, Salih Bozok’u görevlendirerek, Zafer Oteli’nde kalmakta olan Kurtdereli pehlivana yolluyor. Mektubun içinde de 1000 Lira’lık bir İş Bankası çek’i koyuyor; çekin üzerini de imzalayarak ve “Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1000 TL. Lira veriniz. Bu para, Aralık ayı aylığımdan faiziyle kesilecektir.” diye yazarak.

Kurtdereli, kısa bir süre sonra, bankaya gidip çek’i veriyor, 1000 Liralık ödül kendisine ödeniyor. Ama Kurtdereli bankadan gitmiyor.
Niçin beklediğini soruyorlar; “Çeki vermenizi bekliyorum” diyor.
“Parayı aldın, çek bizde kalacak. Bu işlerin usulü böyledir.” diyor banka müdürü.
Kurtdereli de “O halde alın bu 1000 lira’yı, benim çekimi geri verin” diyor..!
Şaşıran banka müdürü: “Neden?” diye sorunca Kurtdereli; “Orada Mustafa Kemal’in resmi ve altında da imzası vardır.” diyor.

Atatürk’ün kendi maaşından keserek uygun gördüğü ödülü, Atatürk’ün el yazısı ve imzası bulunan o çek’i ömür boyu saklayabilmek için reddediyor yani.

Kurtdereli, bir demecinde bu olayı şöyle yorumluyor :
“Sultan II. Abdülhamit’in saltanat döneminde Avrupa’ya gitmek için vapura bindiğim zaman, saray’dan bir mabeyinci gelip dedi ki:
“Zat-i Şahane’nin selamları var, Avrupa’da güreşirken benim taç ve tahtımın şerefini koruyarak güreş yapsın, buyurdular.”
Ben de kendisine dedim ki:
“Zat-ı Şahane’nin taç ve tahtının olduğu kadar, benim sırtımın da şerefi vardır!”
Mabeyinci bir şey demeden gitti.

“Kendisine söylediğimi aynen padişaha söylemiş olacak ki, Avrupa’dan dönen pehlivanlara hediyeler ihsan verilmek adet olduğu halde, dönüşümde bana hiçbir şey verilmedi, fakat şu feleğin işine akıl sır erer mi?
Bana dünyanın en büyük adamı, işte ömrümün son mükafatını verdi…”
Selçuk Maruflu
19. Dönem İstanbul Milletvekili

Teşekkür : Bu muhteşem anı metnini ileten Sayın Taner Vidinligil.

Kurtdereli Mehmet pehlivan kimdir?
Mehmet Pehlivanı diğer pehlivanlardan ayıran ve kendisine Atatürk tarafından 1931 yılında 1.000.-  Lira ödül verilmesine sebep olan, onun;
“Güreşirken bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım. Ve sanki bütün Türk milletinin kuvvetinin arkamdan dayandığını hissederdim!” sözleridir…
Kurtdereli Mehmet Pehlivan hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Küçük Yüzlerde Büyük İfadeler

Evrensel bir dil olan beden dilinin en belirgin parçası yüzlerdir. En çok bilinen iletişim türü olan konuşmak kadar hatta konuşmaktan daha etkili olanı ise sözsüz iletişimdir. Yüz ifadeleri ile iletişim bazen kelimelerden

daha fazlasını ifade eder.
Çocukların en fazla kullandıkları; sevgi, merak/ilgi, sevinç/mutluluk, öfke/kızgınlık, korku/kaygı ve reddetme ifadeleridir.

Şimdi sizlere; kendileri küçük ama yüz ifadeleri büyük çocukların fotoğraflarını sunuyorum…

Küçük Yüzlerde Büyük İfadeler

1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
Yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+
Page 1 of 11
1 2 3 4 5 11