Kategori arşivi: Genel

Pes Dedirten Araçlar

Dünyanın bir çok ülkesinde ulaşım araçları taşımaları gereken yükten çok daha fazlasını taşıyorlar. Her ulaşım aracının taşıyacağı azami yük miktarı bellidir. Ancak, insana pes dedirten araçlar öyle yükler taşıyorlar ki

şaşırmamak elde değil.
Ne yazık ki görevlilerin göz yumması ile bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya hayli ilginç görüntüler çıkıyor.

Günlük yaşamlarında  ulaşımdan şikayet edenler; aşırı yük algılarını değiştirecek böyle araçlara binselerdi, ne yaparlardı acaba?

Her araca güvenli bir ulaşım yapması için belirli bir yük miktarı verilmiştir. Ancak ne yazık ki bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya da hayli ilginç kareler çıkıyor..

Dünyanın bir çok ülkesinde; yeterli toplu taşıma araçları olmaması ve nüfus kalabalığı sebepleriyle ulaşım zorlukları yaşanmaktadır. Böyle olunca da araçlara aşırı yüklemeler yapıldığından yolculuklar da çok tehlikeli bir hal almaktadır.

Şimdi bu araçlardan örnekler sunuyorum…

Pes Dedirten Araçlar

Kamyonlar

Trenler

Motorsikletler

Bisikletler


Teşekkür : Resimleri ileten Sayın Ertan Balamir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Aksite Aydem Obeneliği

Uzun yıllardır yaşadığım Kuşadası, Güzelçamlı’daki yazlık evimin yer aldığı sitemizdeki konutların elektriği, Aydem Elektrik Dağıtım Şirketi’ne bağlandı. Artık konut elektrik tüketimlerini, bankalarda açılacak ‘otomatik ödeme’

talimatıyla halletmek mümkün oldu.
Şu anda sitemizde oturan yok. Ancak; ilkbaharda yazlıkçı komşularımız sitemize geldiklerinde ilk yapmaları gereken Aydem’e başvurarak bireysel abonelik işlemlerini tamamlamak olacaktır.
Abonelik işlemlerinde; gereken belgeler ve hangi adreslere gidecekleri konularında, yıllardır birlikte yaşadığım sevgili komşularıma yardımcı olması amacıyla bu yazıyı yayımlıyorum…

D   U   Y   U   R   U

Ak-Site Sakinleri 2016 yılı genel kurulunda alınan karar gereği; konutlarımızın Aydem Elektrik aboneliği işlemleri (konutlara yeni elektrik sayaçlarının takılması ve gerekli ödemeler) 19 Ocak 2017 tarihinde tamamlanmıştır.
Site sakinlerinin bu doğrultuda Aydem Aboneliği işlemlerini yaparak elektrik sayaçlarını (saatlerini) aktif hale getirmeleri gerekmektedir. İşlemler konutun kanuni sahibi tarafından yapılacaktır.
YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER :
İlk işlem Kuşadası Belediye Başkanlığı Binası’nın arkasında bulunan “ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği” Bürosunda yapılacaktır.
İlk İşlemde Gereken Belgeler  :
1- Konutun Kat Mülkiyeti Tapu Senedi

Örnek : 
2- TC Kimlik aslı ve fotokopisi.
3- Elektrik Abone Numarası. Elektrik sayacında (saatinde) yazılı olan numaradır.
Örnek : ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği’nde ilk işlemler tamamlandıktan ve gerekli belgeler verildikten sonra, Belediye Başkanlığı Binasını tam arkanıza alarak Adnan Menderes Bulvarı’ nda Halk Bankası’ndan sonraki sokakta sağ tarafda yer alan diğer Aydem Bürosu’na gidilecektir.
Örnek Resim: 
Bu bürodaki işlemlerde ise Dask belgesi istenmektedir.
Örnek : DASK ( Doğal Afet Sigortaları Kurumu) sigorta poliçesi.

İkinci Aydem Bürosu’nda işlemler bitip, abone parası ödendikten sonra konutun elektriği açılacaktır.
Dipnot :
– Aylık Elektrik faturası ödemede isteyen sakinlerimiz bankalarına gidip; “Abone Numaralarıyla” Otomatik Ödeme Talimatı vererek ödemelerini gerçekleştirebiliyorlar.
– Elden ödeme yapmak isteyenler için en yakın yer ise Davutlar merkezdeki kavşaktan Kuşadası yoluna (sola) dönünce yer alan Migros Market’in arkasındaki Aydem Müşteri Temsilciliği Bürosu’nda ödemelerini yapabilirler. Davutlar Aydem Bürosu Resmi :

Ak-Site Sakinleri Yönetim Kurulu Başkanlığı


Bilgi Notu :
– Aydem elektrik bağlantısı hakkında; yazlık sitemize ait Ak-Site Sakinleri web sitesinde yer alan yazıyı okumak için buraya tıklayın
– Facebook’da ise yazıya buradan ulaşabilirsiniz; Ak Site Sakinleri

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Şive bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehire değişebilen küçük kollarına denir. Türkiye bölgelerindeki şiveler birbirinden farklıdır. Türkçenin belli başlı şiveleri; Ege,

Orta Anadolu, Trakya, Karadeniz,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu ağızlarındadır. Lehçe ile şive karıştırılmamalıdır. Lehçe ya da Diyalekt bir anadilin koludur ve belli bir coğrafi bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.

Şimdi ülkemizin bölgelerindeki şivelere bir göz atalım…

Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Ege Şivesi

– Demingkden … ben sene kölgelerde oyna dimedim mi? Demin (Biraz önce) ben sana gölgelerde oyna demedim mi?
– Enne yüzünü yuuka: Şu yüzünü yıka
– Enne tası horaya goy gari: Şu tası şuraya koy artık.
– Siz gidekoyun ben de geliyom gaari: Siz gidin ben de geliyorum artık
– Durupduruz gaari: Duruyoruz artık
– Kızla uzun süre çıkan bir erkeğe söyle derler; Evlenmicesen, kızı gezdirip boturma gari: Evlenmiyeceksen, kızı gezdirip durma artık
– Kocamanla napıp duru: Yaşlılar ne yapıyorlar.
– Yeni ev almış bir aileye; Gülü gülü oturuverin gaari: Güle güle oturun artık
– Napdurun? Ne yapıyorsun?
– Oturup durum: Otuyorum
– Domat dativeecenmi iki gilo gari: Domates tartıverecek misin artık
– Dattim dattim. aha suracikta. aliveecen mi? Tarttım tartım, aha şurda, alacakmı mısın?
– Alcem de tobayi aciveecen mi? Alacağım da, torbayı açacak mısın?
– Accem de parami cikariveemedim bi dakka bekleyiveecen mi? Açacam da, paramı çıkaramadım, 1 dakika bekleyebilecek misin?
– Bekleyiveririm nolcekki? Beklerim ne olacak ki?
–  Kaktırıvee:  İttir/itele
Örnek cümle: Hunu hurdan kaktırıvee = Şunu şurdan ittiriver.
– Huncacık: Birazcık/şu kadarcık
– Ezziyet ediyo bene: Bana eziyet ediyor
-İşkence kesiyor: Sıkıntı çıkarıyor
– Nişliyon? Ne yapıyorsun?
İsimler de değişmiştir :
Aşa: Ayşe, Aamad: Ahmet,  İbraam: İbrahim, Mıstıva ya da Mustaa: Mustafa,
Irmızan: RAMAZAN, Üseen: Hüseyin

Orta Anadolu Şivesi

Bük: Ağaçlık yer, Cilis: İyice, hepten, Çıdırgı: Ateş tutuşturmakta kullanılan kuru dal parçaları, Efenekli: Aşırı titiz, Çörtleğen: Binanın damından yağmur vb suyunun akmasını sağlayan madeni oluk, Enek: Meyve çekirdeği, Gidişmek: Kaşınmak, Ellik: Sahur, Filke: Musluk, Homukmak: Memnuniyetsizliğini yüz ifadeleriyle belli etmek, Pürçüklü: Havuç, Balak: Tavşan yavrusu.
– Daha fazla Orta Anadolu Şivesi için buraya tıklayın 

Trakya Şivesi

– Ep aynı beya! Hep aynı yahu!
– Hadi bakam. Beki insallaa olur beya! Hadi bakalım, belki, inşallah olur yahu!
– Şöyle yaparsan hem taaa bi guzel,hem taaa bi şaaane olur! Şöyle yaparsan, hem daha bir güzel, hem daha bir şahane olur!
– Te be baksana kapçık ağaaazlıya, bak beya naaptı? İşte baksana, bak ne yaptı.
– Abe eyyyy!!! kızan? nabüüüsun mare? Hey, kanka naber?
– Bak beya bak nası yaptı kendini bak bi kere! Bak nasıl da havalara girdi!
Daha fazla Trakya şivesi için buraya tıklayın 

Karadeniz Şivesi

Abdesluk : Ev içinde üzerinde abdest alınan leğen. Aca : Acaba. Afgurmak : Havlamak. Aha : İşte. Amofti (homarta) : Yabani yer çileği . Analis : Yumuşama. Ander : Değersiz,işe yaramaz.  Angona : Zehirsiz kısa boyda bir yılan türü. Anis : Yüksek kesimlerde yetişen bodur bir ağaç türü. Aruk : Zayıf,çelimsiz,sıska. Aşana : Köy evlerindeki geniş yeme-içme yeri. Avat : Geniş yapraklı bir tür diken. Ayam : Hava durumu.
– Daha fazla Karadeniz şivesi için buraya tıklayın 

Doğu Anadolu Şivesi

geyganah – omlet, ıncah – kaydırak, cındır – etin yağlı bölümü, hırheşek – döküntü, zerzavat – ele ne desez o olur, kambah – yıkık, virane, golot – kısa boylu, anzaz – huysuz , mızmız, örgencek – yalama olma hali örneğin omuzu sürekli çıkan biri için söylenir, bahdavarlı – bahtı açık, şanslı, necesİz keyfİz ğaliz necedır – nasılsınız, keyf haliniz nasıl? kim diyipse zırt atıp – kim demişse yalan söylemiş, içisiz – içiyorsunuz, guşhana – tencere, çılgısız – hiçbirşeyi dert etmeyen, tıskırmış – zayıf, gısgırdan – büsbüyük, uşaklar -çocuklar, tosbağa – kaplumbağa, çömçe – kepçe, pantor – pantolon, üti – ütü, gapi – kapı, gol – kol, bacağ – bacak, gulağ – kulak, grem – krem, balığ – balık, teyip – teyp, kambağ – hane,ev, sen o baban başi – babanın üzerine yemin et, sele vallah – yemin et, goymuşam senin vicdanan – senin vicdanına kalmış, çığ o kuncıkten – çık o köşeden, olmiyağ – olmayalım, yalaştan – yalancıktan, görmağ istiyığ – görmek istiyoruz, gejo – manya.

Güney Doğu Anadolu Şivesi

Baci… – bacı, Bibi… – hala, Bizav… – buzağı, Bori…. -boru, Çakuç… – çekiç, Dengiz… – deniz, Donguz… – domuz, Dışıman… – düşman, Eze… – teyze, Guleş… – güreş, İsot… – ıssı ot (biber), Kantır… – katır, Kırtık… – kırıntı, Lepe… – lapa, Nene… – nene (nine), Pembuk… – pamuk, Pıçuk… – küçük, Sobe… – soba, Vare… – var (gel), Vardek… – ördek.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Terör ve Terörizmin Amacı Nedir?

Terörün; “dini, dili, ırkı, ülkesi, rengi, haklısı, vs.” olamaz. Peki; Terör ve Terörizmin Amacı Nedir? Onların tek amacı (hedefi) toplumda korku ve kaos oluşturarak kargaşa yaratmaktır. Bu sayede hem propagandalarını yapar

hem de nihai amaçlarına yönelik stratejilerini geliştirirler. Özetle; terör eylemleri vasıtasıyla toplumu terör ve terörizmin tuzağına düşürmeye çalışırlar…

Terör ve Terörizm Farklı Kavramlardır

Terör; her türlü şiddet hareketlerini içermekte olup, örgütlü ve kuralsız şiddet hareketleridir. Terörizm ise siyasi unsur içeren, yani bir ideolojisi bulunan ve mevcut sistemi şiddet yoluyla tahribe yönelmiş, bir ideoloji etrafında örgütlenen birden fazla kişinin şiddet eylemleri temelinde, mevcut siyasi iktidarı ve rejimi hedef alan faaliyetlerdir.”
İster Terör ister Terörizm fark etmez, çünkü her ikisi de hedef gözetmeksizin şiddet eylemlerinde bulunarak, masum insanları katletmektedir.”
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi

Terörizm Kavramı ve Dönüşümü

“Terör ve terörizm kavramları, zihinlerde her şeyden önce korku, dehşet, tehdit, şiddet, yasa dışılık gibi olgular çağrıştırmaktadır. Gerçekten de Latince terrere kelimesinden gelen sözcüğün, korkutmak, dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak, caydırmak gibi anlamları vardır. Günümüzde ise bu anlamların başına, siyasi bir amaçla yapılıyor olmak eklenmiş,yani siyasi bir amaçla hareket etme ve dehşete düşürme, korku salma terör eyleminin temel unsurları haline gelmiştir. Uluslararası terörizm kavramı ise, terörist eylemin sınırlar-ötesi boyuta taşınmasına ve uluslararası etki ve sonuçlar doğurur hale gelmesine odaklanmaktadır.
Wilkinson’a göre: Terörizm, bir takım siyasi taleplerin karşılanmasını sağlamak amacıyla; bireyleri, grupları, toplumu ya da hükümetleri yıldırmak için, cinayet ya da imha hareketlerinin sistematik olarak uygulanması ya da bu amaçla tehdit oluşturulmasıdır.”
Tamamını buradan okuyun :
http://sam.baskent.edu.tr/makaleler/tgencturk/TerorUluslararasi.pdf

Terörün Tuzağına Düşmeyelim

Amaçları Nedir?
1- Terör örgütlerinin öncelikli amaçları propaganda yaparak davalarının varlığını ortaya çıkarmak, diğer amacı toplumda korku ve kaos yaratmaktır. Nihai amacı ise terör eylemlerini kitle hareketlerine dönüştürerek, devlete karşı bir isyan başlatıp kendi iktidarlarını oluşturmaktır.
2- Terör örgütleri kamuoyunu etkilemek için propaganda faaliyetlerine çok önem verir ve bu faaliyetlerde kitle iletişim araçları etkin olarak kullanılmaya çalışılır. Örgütsel işlevlerini gündeme getirip halkın duygularını istismar etme amacını güderler. Örneğin; bazı terör örgütü mensuplarının öldürülen teröristlerin cenazelerine sahip çıkması, onları bir kahramanmış gibi göstermeleri en sık başvurulan istismar yöntemlerindendir.
3- En Önemlisi İse; toplumda farklı kültür, farklı inanış, farklı yaşam şekli ve farklı siyasi tercihleri olan grupların, bu farklılıklarından yararlanarak, anılan grupları karşı karşıya getirmek suretiyle çatıştırmaya çalışmaları, dolayısıyla toplumun birlik ve bütünlüğü ile düzenini bozmaya çalışmaktır.
Ne Yapılmalıdır?
1- Başta iktidar, muhalefet partileri, devlet kurumları ile sivil toplum kuruluşları ve basın sektörü yetkilileri, terör konusundaki söylemlerinde; 3. maddede değinilen ‘Farklılıkları ASLA dile getirmemeleri, bu suretle toplumda ayrıştırmayı değil, tam tersi birlikteliği öne çıkaracak, pekiştirecek söylemler’ gerçekleştirmelidir.
2- Böyle olduğu zaman; Terör örgütlerinin Terör uygulamak suretiyle gerçekleştirmek istediği amaçlarına zarar verilecek, onların tuzağına düşülmeyecektir.
3- Geçmişte Irak, son dönemde Suriye terör örgütlerinin bahse konu amaçlarının tuzağına düşmüş, büyük zararlar görmüş ve halen de görmektedir…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi
Bilgi Notu : Facebook hesabımdaki paylaşımımdan alıntıdır…
Terör hakkında daha detaylı bilgi kaynağı :
http://www.terororgutleri.com/terorun-amaclari/

Terörün Ama’sı Olmaz!
“İmam kıyafetiyle Ortaköy Camii’ne girerek, içerde namaz kılan müslüman cemaati kurşuna dizerek 39 kişiyi öldürmekle; Noel Baba kıyafetiyle Ortaköy Reina’da yeni yılı kutlayan 39 insanı öldürmek arasında hiç bir fark olmadığını anladığınız zaman insanlıktan bahsedebilirsiniz!
‘Ne işleri varmış Reina’da!’ derseniz yarın öbür gün ‘Camiide eylem olacağı belliydi, onlar da evde namaz kılsalarmış!’ dedirtirsiniz…
Terör, herkes için terördür! Dili, rengi, eteğinin uzunu kısası, haklısı, yanlısı, dinlisi, dinsizi, vatanı, milliyeti, etniği, kökeni olmaz!
Terör, terördür! Ama’sı lakin’i aranmaz!”
Dr. Kinyas Kartal

Yazanın Notu :
Terör ve terörizmin tanımları, köken bilimi, tarihçesi, finans kaynakları vs. konularındaki bilgiler için bakınız :  Vikipedia 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yeni Yılınız Kutlu Olsun

Bir yılı daha geride bıraktığımız anlar itibarıyla, 2017 yılının; “ülkemin aziz insanları ile tüm Dünya insanları için, ‘sağlıklı, huzurlu, mutlu, barış ve kardeşlik’ içinde geçmesini, ayrıca yeni yılın (2017), giden (2016) yılındaki

terör olaylarının sebep olduğu acıları tekrar yaşatmamasını diliyorum…”
Yeni yıl ve daha sonraki yıllar için de aynı temennimi tekrarlıyorum.

Yazanın Notu :
2017 yılını aile ile sevdiklerinizle sağlık, barış ve kardeşlik içinde geçirmenizi dilerim…
Nerede yaşam varsa orada umut da vardır.
Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar sizlerle olsun…  🙂

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Atatürk Birdwood Görüşmesi Doğrumu?

Yıllardır internet sitelerinde; “Atatürk ve Anzak Generali, Mustafa Kemal Paşa General Sir William Birdwood Görüşmesi, Atatürk’ün Dehasına Hayran General Kimdir, Çanakkale Geçilmez” vs. başlıklarla, yüzlerce yazı var. Bu

yazıların doğruluğu hakkında ise; “olayın geçtiği tarihler ve kişilerin anılan tarihlerde başka görevlerde olduklarına ilişkin iddialar bulunmaktadır.”

Önce Atatürk ile Avusturalya’lı general William Birdwood görüşmesine ilişkin metni, daha sonra da bunun yanlış olduğunu iddia eden yazıdan kısa bilgilendirmeyi sunalım…

Atatürk, General  Birdwood Görüşmesi

ataturk-ve-general-birdwood-2Siyah beyaz fotoğrafa bir bakın önce. Bir cenaze töreni yapılıyor. Tabloya bakılırsa önemli biri olmalı. Balkonda ise tabutta yatanı selamlayan bir asker var. Kıyafetine bakılırsa Türk değil gibi. Ama yüksek rütbeli bir asker olduğu belli. Hadi gelin bu adamın hikayesine kulak verelim. Bu adamın duygu dolu ibretlik hikayesine..

Gördüğünüz kişi Sir William Birdwood. Çanakkale savaşında Anzak Orduları Başkomutanı. Asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilir savaşta, bacağı da sakatlanır ama buna rağmen onun dehasına ve kişiliğine karşı büyük hayranlığı vardır. Bu hayranlık savaş sonrasında da devam eder. 1935 yılında Mareşal olur son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”dır. Atatürk hayranlığı ve sevgisi hala sıcaklığını korumaktadır. Atatürk öldüğünde de rahatsızlığına ve emekli olmasına rağmen İngiltere adına cenaze törenine katılmak için talepte bulunur. Talebi kabul edilince İstanbul’a gelir. Bacağını sürükleye sürükleye tabutunun ardında yürür. Ankara’daki törende artık ayağı incinmiş ayakta zor durmaktadır. Halkevi binası balkonuna çıkarırlar.. Geçici kabrine götürülecek olan tabutun geçişi sırasında kılıcından destek alarak ayağa kalkar elindeki asayı kaldırarak selamlar onu. Bu sırada artık duygularını kontrol edemeyerek ağlamaktadır.

Tören sonrasında hemen ayrılmaz birkaç gün daha kalır Ankara’da. Bir gün etrafında Türk yetkililerin de olduğu bir ortamda cebinden bir kalem ve üzerinde kroki olan bir kağıt çıkararak masaya koyar, şu anıyı anlatır onlara:

Tarih 20 Kasım 1918 (Bir kaynağa göre 16 Kasım)  Birdwood karargahı ile Pera Palas oteline yerleşmiştir. Mustafa Kemal’in de otelde bir dairesi olduğunu bilen Birdwood onunla görüşmek ister. Bunun için kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey’i araya sokar.
-“Buyursunlar” der Mustafa Kemal. İki general karşı karşıyadır. Birdwood çok saygılıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardır. Hoşbeşten sonra Birdwood, iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak ister “Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?”

Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlenebilirdi. Oysa o, -tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi – yenilginin ezilmişliği altındaki bu general’in onurunu korur.

“Sizin de, bizim de tarih dergilerimiz var,” der; tarih yazar. Birdwood ricasını yineler.

“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.” Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kağıt kalem ister; o da bir parça kağıt ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzatır. Mustafa Kemal bir kroki çizer, kağıt üzerindeki yerlerini işaret ederek;

“Su tarihte karaya çıktınız, der; filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?”

“Askerlerimiz çok yorulmuştu, diye yanıtlar Birdwood.” Mustafa Kemal bu kez de Conkbayırı krokisini çizer.

“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?” –

“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.” Atalarımız yaralıya kurşun atılmaz der.
Mustafa Kemal’de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle dile getirir:

“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.”

Birdwood ayağa kalkar, Mustafa Kemal’i kucaklar.
“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.” dedikten sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek : “İzin verir misiniz” der; “bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.” Ve saklar. Cenaze törenine gelirken de yanında getirmiştir.

Evet, yukarıdaki görüşmenin asla gerçekleşmediğini iddia eden yazılar da okudum. Aralarından biri konuyu tüm detaylarıyla aktarmıştı. Şimdi de o yazıdan kısa alıntılar verelim…

Yüz Yıllık Yanlışlık

ataturk-ve-general-birdwood-2Eğer bu konuşma gerçekse; demek ki Çanakkale’de işgalci orduları yenilgiye uğratan, Mehmetçiklerimiz değildi; dahası, Atatürk de orada bir komutan olarak işgalcileri yenilgiye uğratacak bir şey yapmamıştı; işgalciler, yorgunluk ve susuzluk sonucu yenilmişlerdi; üstelik de bunu Atatürk kendi ağzıyla söylüyordu.
Oysa, Birdwood ile Mustafa Kemal hiç görüşmemişlerdi.
Bu gerçeği ilk kez Sn. Sermet Atacanlı, ilk basımı 2006’da yapılan “Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları” adlı kitabında ortaya koydu. Kitabın “İstanbul’da Yapıldığı Söylenen Atatürk-Birdwood Görüşmesi İle İlgili Bir Düzeltme” başlıklı bölümünde: “Bu anlatımda bir yanlışlık vardır.” diyordu Sn. Atacanlı; “Zira Birdwood o tarihte İstanbul’da değil, Batı Cephesinde Almanlara karşı savaşan kuvvetlerin başındadır. Bu hususu ayrıntılı bir biçimde kaleme almış olduğu otobiyografisinde de görmek mümkündür, İstanbul’a ilk gelişi ise, hem kendi anılarında yazıldığı üzere, hem de ziyareti sırasında Türk basınında yer alan ve metni ileride verilecek demeçten anlaşılacağı gibi, çok sonra, 1935 yılındadır. Bu görüşmeyle ilgili olarak ya Hikmet Bayur’un, ya da Dr. Rasim Ferit’in Birdwood’u muhtemelen Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz General Charles Harington ile karıştırmış olabilecekleri akla gelmektedir.” Yazının tamamını okuyun 

general-birdwoodKaynak : General Birdwood kimdir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bilgiyi Paylaşmanın Önemi

bilgiyi-paylasmanin-onemiTeknolojinin gün geçtikçe değiştiği ve yenilendiği günümüzde en önemli veri bilgidir. Anılan değişmeler sayesinde bilgilerimiz de daima yenilenmekte ve bilginin sürekli yenilenmesi insanlık ile insanları geliştirmektedir. Öğrenilen

bu bilgiler diğer insanlarla paylaşıldıkça artmakta ve herkes birbirinden yeni bilgiler öğrenebilmektedir. Bilgiyi paylaşmanın önemi hakkındaki açıklamadan sonra, sizlere farklı konularda; “dolandırıcılık hakkında bir hikaye, bilinmesinde yarar olan kısa bilgiler ve ‘cevaplanması kolay olmayan’ soruları aktaracağım…”

Dolandırıcılara Karşı Ne Yapılmalıdır?

“Dün Sabah cep telefonumdan arandım:
-Burası…sigorta KURUMU. Muzaffer bey ile mi görüşüyoruz?
-Evet.
-Size vereceğim bilgiler doğru ise lütfen onaylayınız. Dediler.
Sonra, tek-tek : Adresimi, doğum tarihimi, ev tlf.numaramı, medeni halimi, emekli olduğumu ve (en önemlisi) kimlik numaramı kendiler söylediler; doğru olduğu için benden de EVET cevabını aldılar.
Akabinde görüşme şöyle devam etti:
-Şu anda kullandığınız kredi kartı X bankasına ait.
-(O da doğru) Evet de bütün bunları niçin soruyorsunuz?
-Bakın, anlaşıldığı gibi bütün bilgileriniz doğru. Biz bunları size bir poliçeden okuyoruz. İki yıl önce, iki yıllık bir kaza sigortası yaptırmışsınız. Binlercesinde olduğu gibi; İlk yılı kampanya idi. İkinci yılın primini (geçtiğimiz yıldan bahsediyor) ödememişsiniz. Tutarı X kadar. Şimdi bize biraz önce bahsettiğimiz kredi kartınızın numarasını verin, Tahsilat yapacağız.
-Peki.  Ancak bu defa benim size bir sorum olacak: Emekli olduğumu söylediniz. Nereden emekli olduğumu biliyor musunuz?
-HAYIR.
-Ben emekli Cumhuriyet Başsavcısıyım. Kart numaramı istiyordunuz. Buna gerek yok, siz bana tam firma unvanınızı ve açık adresinizi veriniz.
-(Cılız bir sesle) Neden?
-Bulunduğunuz şehrin emniyet müdürüne telefon edip, Mali Şube ve Dolandırıcılık Masasından bir karma ekibin adresinize gelmesini sağlayacağım. Onlara banka hesap numaranızı verin de havale çıkartayım.
-Önce “GURK” diye bir yutkunma sesi geldi. Sonra sessizlik. Sonra telefon kapandı.
Ekranda çıkan 0800 lü telefonu 118 18 ve 118 80 den sordum. Beklediğim gibi: “Kayıt Yok” cevabını aldım.
Kaza sigortası, poliçe falan tamamen uydurma. Ancak yukarıda anlatılanlar ayni ile vaki.
Buradan anlıyoruz ki, gizli kalması gereken bütün kişisel bilgilerimiz maalesef ortalarda dolaşıyor.
Bu görüşmeyi teferruatıyla anlatmamın ve burada paylaşmamın sebebi ise şu:
Doğru ise binlerce kişiden bahsettiler.
Dikkat! Size de böyle bir piyango çıkmasın. Çıkar ise artık siz de bir savcı mı olursunuz, hakim mi, emniyet amiri mi? Hazırlıklı olunuz…”

Bilinmesinde Yarar Olan Bilgiler

* Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 530 kg’dır.
* İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyor ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ‘ya düşüyor.
* Telefonun mucidi Alexander Graham Bell, karısı ve annesiyle hiçbir zaman telefonda konuşamadı. Çünkü ikisi de doğuştan sağırdı.
* İngilizce’de en fazla tanıma sahip kelime “Set (belirli,dizi,ayarlamak)” tir. Oxford İngilizce Sözlük’te tam 464 tanımı bulunmaktadır. Onu 396 tanımla “Run (koşmak)” ve 368 ile “Go (gitmek)” kelimeleri izler.
* Sabah kalktığımızda boyumuz 1 cm daha uzun olur.
* Çocuklar baharda daha fazla büyürler.
* Pinokyo, İtalyanca’da “Çam Göz” anlamına gelir.
* Koalalar, primatlar ve insanlar, kendilerine özgü parmak izi olan tek canlılardır.
* Kürdan, Amerikalıların boğulmasına en fazla neden olan nesnedir.
* İtalyan bayrağının tasarımını Fransız Napoleon Bonaparte yapmıştır.

Bu sorulara mantıklı cevap verebilecek misiniz?

* Tarzan’ın neden sakalı yoktur? Köse değilse, tıraş olmayı ormanda nasıl öğrenmiştir?
* Pillerinin bittiğini bilmemize rağmen, uzaktan kumandanın tuşlarına neden daha sert basarız?
* Kamikaze pilotları neden kask takar ki?
* Bebekler 2 saatte bir uyanırken, insanlar neden rahat uyumayı “bebekler gibi uyumak” şeklinde tanımlar?
* Nasıl oldu da uzaya gitmemiz, bavullara tekerlek koymayı akıl ettiğimizden önce oldu?
* İnsanlar neden yüksek binalara çıkıp dürbünle aşağıya bakmak için para verir?
* Bir ineğe bakıp; “Şu sallanan pembe şeyleri sıkacağım ve içinden çıkanı da içeceğim!” diyen ilk insan kimdi acaba?
* Peki; “Şu tavuğun kıçından çıkan ilk şeyi yiyeceğim” diyen ilk insan kimdi?
* Kadın organının İngilizcesi vajina demek ayıp olmuyor da Türkçesi söylenince neden ayıp/argo oluyor?
* Erkek organının İngilizcesi penis demek ayıp olmuyor da Türkçesi söylenince neden ayıp/argo oluyor?
* Neden ekmek kızartma makinesinin ekmeği yakan bir sıcaklık ayarı hep olur?
* İnsanlar saati sormak için bileklerini işaret ederken, neden tuvaletin yerini sormak için kıçlarını işaret etmezler?
* Az sonra sizi muayene edeceğini bile bile, jinekoloğunuz siz soyunurken neden odayı terk eder?
* Mısır yağı mısırdan, zeytinyağı zeytinden yapıldığına göre, bebek yağı neden yapılır?
* Domuzlar terlemezken, insanlar neden “Domuz gibi terledim!” derler?
* Asansör düğmesine birden fazla kez basmak asansörü daha mı hızlı getirir?
* Neden bozulan otobüsün ya da minibüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?
* Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye’yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?
* Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa-sola sallanırlar? Bunun cevabı “öne-arkaya sallanırlarsa yanlış anlaşılır” olabilir mi?
* Neden öğrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene “öğretmenim” diye seslenirken, altıncı sınıfta bir anda “hocam” diye seslenmeye başlarlar?
*Neden sınavlarda “4 yanlış bir doğruyu götürür” şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da; “4 doğru bil, bir doğru da bizden” şeklinde bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?
* Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir?
* Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya “10 dakika sonra döneceğim” yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?
* Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye’deki bütün insanların izlediğini sanırlar? (Örneğin: “Şu anda 70 milyon kişi bizi izliyor…”)
* Düğünlerde neden “Dom Dom Kurşunu” ile göbek atılmaktadır? “Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi” gibi sözler eşliğinde kendinden geçen başka milletler var mıdır?
* Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde “inanmıyorum!” derler? İnanılmayacak olan nedir?
* Cumartesi ve Pazartesi’nin neden kendi isimleri yoktur?
* Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde “en kısa mesafe” neden “indi-bindi” olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir? Bir terslik yok mudur?
*Bir programı kurarken neden “kabul ediyorum” ya da “kabul etmiyorum” seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programını satın aldıktan sonra “kabul etmiyorum” seçeneğini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur?
*Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep “ti”dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç “ti” diye ses çıkaran boru görmüşler midir?
* Neden futbol takımı olan Ajax “Ayaks” diye okunur da, temizlik ürünü Ajax “Ajaks” diye okunur?
*Neden ilanlarda “doktordan temiz araba” diye yazılır? Hipokrat yemininde “arabamı temiz kullanacağım” şeklinde bir madde mi vardır? Bir arabayı sadece doktorlar mı temiz kullanır?

İlgili Yazı : Bunları Bilmekde Yarar Var

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Avrupa Ülkeleri İngilizce İstatistiği

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Avrupa ülkelerinde yaşayanların İngilizce bilgileri hakkında bir araştırma yapmış. Araştırmada; “İngilizce bilenlerin, hangi düzeyde (seviyede) bu dili bildikleri, anladıkları ve konuşabildikleri”

kriterleri esas alınmış.
AB Komisyonu’nun araştırma sonuçlarına bağlı olarak da, Çekya (eski Çek Cumhuriyeti) vatandaşı dil bilimci, matematikçi ve sanatçı Jakub Marian, 2 harita oluşturmuş.

Şimdi, Avrupa Ülkeleri İngilizce İstatistiği hakkındaki haritalara bakalım…

Ülkelere göre İngilizce bilgisinin ortalama endeksi
average-index-of-english-knowledge-ingilizce-bilgisinin-ortalama-endeksiNotların Açıklaması :
10 = Very Good (çok iyi), 7 = Good (iyi), 3 = Basic (temel, basit), 0 = None (yok, hiç bilmiyor)
Not : Haritada, ülkemizde İngilizce bilenlerin notu maalesef 0 = None (hiç bilmiyor).

Ülkelerin nüfuslarına göre İngilizce konuşabilenlerin yüzdesi
people-who-speak-any-english-ingilizc-konusabilen-insanlarMaalesef, bu haritada tespit edilenlere göre, ülkemizde İngilizce konuşabilenlerin yüzdesi de hiç bilmiyor olarak yer almış…

jakub-marian-haritalari
Kaynak : https://jakubmarian.com 

Yazanın Notu :
Dünya üzerindeki mevcut bilimsel ve teknolojik bilgi birikiminin büyük çoğunluğu İngilizce yazılıdır ve konferans ile toplantılar da İngilizce yapılmaktadır. Bilimin doğayı keşfetme ve anlama başarısı yanı sıra, onu sıradan insanlar için bile kullanılabilir hale getiren teknolojik gelişmeler, insan hayatının her parçasını derinden etkilemektedir. Özetle, Dünya’daki önemi sebebiyle; “bilim ile teknolojiyi daha iyi anlamak, ülkemize aktarmak, bilim ve teknoloji alanında diğer ülkelerle yakın ilişkiler kurmak” amacına yönelik olarak, ilk öğretim, lise ve üniversitelerimizde İngilizce derslerine ağırlık verilmesinde yarar olacağını düşünüyorum…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Babalar Günü Paylaşımları

1910 yılından bu yana babalar günü her yıl Haziran Ayı’nın 3. Pazar Günü kutlanmaktadır. Anne babalar için dünyanın en önemli varlıkları çocuklarıdır. Çocuklar da ne zaman zor durumda kalsa ilk onlara koşar, varlıklarını

hissetme ihtiyacı duyar.
Babalar hayat boyu çocuklarının yanında olur, koruyup kollar, emek verir ve onlara rol model olurlar.
Babalarımıza sevgimizi her gün gösteremesek de özel günlerde sevgimizi gösterme fırsatı buluruz.

Bugün babalar günü. Bu fırsattan yararlanıp, Facebook’da paylaştıklarımdan örnekler sunuyorum…

BABAMA ve TÜM BABALARA
“Çok güçlü birer Çınar olan Babaların, meyveleri olmasa bile, Gölgeleri Yeterlidir…”
babalar günü kutlu olsunFacebook linki: Dedegi Hasan

VİDEO – “Sevgili babalar: Babalar gününüz kutlu olsun.”
Facebok’da seyretmek için resme tıklayın.
babalar günü fb videosu
Facebook linki: Dedegi Hasan 

CANIM BABAM
Bugün başardığım ve elde edebildiğim her şeyde senin payın var. Mekanında rahat uyu, nurlar içinde yat. Ne desem yetmez, hakkını ödemem de mümkün değil. Yine de bu günkü babalar gününü fırsat bilip, Senin oğlun olmanın bana neler kazandırdığını, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım…
babamın oğlu olmak hasaka blog
Linki: Babamın Oğlu Olmak | Facebook linki: Dedegi Hasan 

BABALIK da YAPAN ANNELER
“Babaları vefat ettiğinden; çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda kalan, ‘Annelerin’ de Babalar Günü kutlu olsun…”
babalık da yapan anneler
Facebook linki: Dedegi Hasan 

Babalar Gününüz Kutlu Olsun
“Babalar ulu çınarlardır” derler. Çok doğru. Gölgeleri bile yeterliydi. “Seni hiç unutmadım canım babam. Mekanında rahat uyu…”
Tüm vefat etmiş babalara Allah’tan rahmet dilerim… Babaları yaşayanlara da; “onların kıymetini çok iyi bilmelerini,” naçizane, tavsiye ederim…
babamı özledimFacebook linki: Dedegi Hasan 

Google’da babalar gününü bir Doodle [*] ile kutlamış…

[*] Doodle : “Tatil günlerini ve yıl dönümlerini kutlamak, ünlü sanatçıları, kaşifleri ve bilim insanlarını anmak amacıyla Google logosunda yapılan eğlenceli, şaşırtıcı ve bazen de spontane değişikliklerdir.”

Google görsellerden aldığım diğer babalar günü resimleri…
baban giderse

baban sana kıyamaz

babam

babam bilir

babanız yaşıyorsa
Sayın ve sevgili okuyucular; bir kez daha tekrarlıyorum :
babalar günü kutlamasıSevgiyle kalınız…   🙂

İlgili yazılar :
Babalar Adam Gibi Adamdır 
Bir Baba Başka Ne İsteyebilir ki? 
Anne ile Babanın Değeri ve Kim Oldukları

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


İster Oku İster Okuma

ister oku ister okumaHer hafta, istisnai durumlar hariç, yazarım. Çok klişe sözdür ama kendim için değil, okuyucular içindir yazdıklarım. Yazının başlığını kasıtlı olarak, ister oku ister okuma olarak seçtim. Sebebini yazının sonunda açıklayacağım. Blog

yazıları gazete yazıları gibi olmayıp, mutlaka bir internet bağlantısı aracılığıyla okunmaktadır.
Bilgisayarları, tabletleri ve akıllı telefonları birde internet bağlantısı olanlar ile bu aletleri olmayanlar, internet kafelere gidip sitelerdeki/bloglardaki yazıları okuyor.

Okuyucuların profilleri de çok farklı. Kimi çalışan, kimi öğrenci, kimi emekli özetle her yaş ve her kesimden insan olabiliyor.
Son dönemlerde yazıların yayımlama günleri ve saatleri hakkında; çok farklı talepler, eleştiriler ve serzenişler başladı.
Her okuyucunun beklenti ve istekleri o kadar farklı ki..! Mesajlar aracılığıyla çok sayıda talep alıyorum.
İşte birkaç örnek :
– Ben ev kadınıyım, gündüz işim az ama akşam eşim, çocuklarım eve gelince işim artıyor, bu sebeple akşam saatlerinde yayımladıklarını okuyamıyorum,
– Yazılarını sabah erken saatlerde yayımla ki işe gitmeden önce okuyabilelim,
– Yahu, haftanın 2 veya 3 günü yaz ve hangi günler yazacağını önceden duyur, böylece o günler gelip okuyalım…

Keşke imkan olsa da herkesi mutlu edebilsem ama mümkün değil.
Beni üzen,  küfür eden ve tehditler savuran azınlıktaki bazı okuyucular.
– Blogun batsın, ulan biraz da bizi düşün, şöyle bir kaç avrat resmi, filmi paylaşsana,
– Bana bak, seni bu alemden silerim (sanki silgi mübarek) yorumlarımı siliyorsun (ana avrat küfrü nasıl yayınlarım ki) ayağını denk al…

Edebiyle istekte bulunanlara lafım olamaz.
Ancak tehdit ve küfür edenler; yazılarımı ister okur ister okumaz, keyifleri bilir.
Tehditlere gelince, cevabım şöyle: “Isıracak köpek dişlerini göstermez.”

İlgili yazı : Yazıları Hangi Gün ve Saatte Paylaşmalı?

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Page 1 of 13
1 2 3 4 5 13