Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından yazılmış tüm yazılar

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi hakkında

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Emekli öğretim üyesi. Sadelik, tevazu ve basitce paylaşmayı seviyor - Retired Lecturer/ Instructer. Likes simplicity, enjoys humility, and simply sharing life with people. Devamını Oku-Read More

Anti-Alzheimer Egzersizi

Alzheimer hastalığı bunamanın (demans)  en çok görülen şeklidir. Yaş ilerledikçe unutkanlıkla ortaya çıkan, hatırlama, tanıma, konuşma durumlarında sorunlar yaşatan hastalıktır. Anti-alzheimer egzersizi

vasıtasıyla bu hastalık hakkında insanlar ön bilgi sahibi olabileceklerdir.
Alzheimer hastalığı hakkında yazının sonunda gerekli kaynak linkleri yer alacaktır.

Şimdi egzersizleri takdim ediyorum…

Anti-Alzheimer Egzersizi

1- Ağaçtaki 10 yüzü görebiliyor musunuz?

2- Altta yer alan 1 (bir) yüzü görebiliyor musunuz?

3- Bebeği görebiliyor musunuz?

4- Öpüşen çifti görebiliyor musunuz?

5- Üç kadını görebiliyor musunuz?
Atla Kurbağa arasındaki farkı görebiliyor musunuz?


Teşekkür :
İlk 5 resmi ileten sayın Taner Vidinligil.

Normal ve Alzheimerlı beynin görüntüsü.


Kaynaklar
Alzheimer Hastalığı 
Demans Nedir?
Alzheimer Göz Testi Videosu 
– Diğer yazılar için bakınız : Google Arama


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Pes Dedirten Araçlar

Dünyanın bir çok ülkesinde ulaşım araçları taşımaları gereken yükten çok daha fazlasını taşıyorlar. Her ulaşım aracının taşıyacağı azami yük miktarı bellidir. Ancak, insana pes dedirten araçlar öyle yükler taşıyorlar ki

şaşırmamak elde değil.
Ne yazık ki görevlilerin göz yumması ile bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya hayli ilginç görüntüler çıkıyor.

Günlük yaşamlarında  ulaşımdan şikayet edenler; aşırı yük algılarını değiştirecek böyle araçlara binselerdi, ne yaparlardı acaba?

Her araca güvenli bir ulaşım yapması için belirli bir yük miktarı verilmiştir. Ancak ne yazık ki bazı insanlar bu yük miktarı kuralına uymuyor ve ortaya da hayli ilginç kareler çıkıyor..

Dünyanın bir çok ülkesinde; yeterli toplu taşıma araçları olmaması ve nüfus kalabalığı sebepleriyle ulaşım zorlukları yaşanmaktadır. Böyle olunca da araçlara aşırı yüklemeler yapıldığından yolculuklar da çok tehlikeli bir hal almaktadır.

Şimdi bu araçlardan örnekler sunuyorum…

Pes Dedirten Araçlar

Kamyonlar

Trenler

Motorsikletler

Bisikletler


Teşekkür : Resimleri ileten Sayın Ertan Balamir.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Güzel İnsanlara Destek

Sağ gözümdeki dekulman (retina yırtılması) sorunu sebebiyle 9 günüm İzmir’de geçti. Bu sürede ameliyatım yapıldı. Konu hakkında Göz Ameliyatı Hikayesi yazıma bakınız. Güzel insanlara destek amacıyla bu yazıyı kaleme

alıyorum.

Blogumda reklam kullanmıyor  ve siyaset hakkında yazı yazmıyorum.
31 Ocak 2017-9 Şubat 2017 tarihleri arasında İzmir’deki kalışımda, bu kendi ve insanları güzel şehrin; Kordon Boyu, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, İzmir Fuarı, Alsancak ile Kahramanlar semtlerinin caddeleri ve sokaklarında uzun yürüyüşler yaptım. Bu yürüyüşlerim ve bazı yerlerde oturup gördüklerim sonucunda, bir kez daha, neden İzmir’i çok sevdiğimin sağlamasını da yapmış oldum…

Yazının amacına dönelim ve neden destek amaçlı bu tanıtım yazısını yazdığımı açıklayayım…
Efendim, 2009 senesinde İzmir Alsancak semtinde Sudeden adlı küçük, ama çok şirin bir pastane açılmıştı.
Pastaneye 2012 yılında iki kişi daha ortak olmuş, 2013 yılında ise ilk kurucusundan pastanenin tamamını (isim hakkı da dahil) satın almışlardı.
Bu iki kişi ile yıllar içinde aramızda sevgiye, saygıya dayalı fevkalade güzel, dostluğa varan bir ilişki gelişmisti.
Hüseyin Ortaboy ve Serkan Şahin adlı bu iki genç insanla, bahsettiğim son gelişimde, Sudeden Pastanesi‘nde çok haz aldığım sohbetlerimiz oldu.
İzmir’den ayrılmamdan bir gün önce sevgili Serkan; “pastane için bir web sitesi oluşturmak istediklerini” belirtti.
Araştıracağımı söyledim ve o gün öğleden sonrasında İzmir’de site kuran adresleri tespit edip bir kaçıyla telefonda görüştüm. Site kurmak için talep edilen miktarlar çok yüksekti.
Gönlüm bu dostlarımın bu kadar yüksek ödeme yapmasına razı olamazdı.
Hemen WordPress’de hızla bir web sitesi kurdum ve dostlarınma bu sitenin bağlantısını (linkini) ilettim.
Ertesi gün (9 Şubat 2017) sevgili eşimle İzmir’den ayrılıp Kuşadası, Güzelçamlı mahallesi sahilindeki evimize döndük.

Döndük ama huzursuzdum. Madem bu iki genç insanla dost olmuştuk, kurduğum basit web sitesinin yetmeyeceğini, siteyi daha profesyonel bir görüntüye dönüştürmem gerektiğine karar verdim ve aynı gün bu işi bitirdim…

Şimdi sizlere kurduğum bu web sitesini resim/fotoğraf ve bağlantı linkleri ile tanıtacağım…

Güzel İnsanlara Destek

Web sitesinin üst resmi

Haritadaki yeri

Pastalardan örnekler

Adres ve Telefon



Kaynaklar :
Sudeden Pastanesi Web Sitesi
 Facebook hesaplarına ulaşmak için alttaki resimler ve linklere tıklayın

Facebook Sudeden Pastanesi Sayfası 
– – Facebook Sudeden Pastanesi Grubu



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Göz Ameliyatı Hikayesi

Gözler vücudumuzdaki en önemli, en anlamlı organlardan biridir. Bu yazımda sizlere başımdan geçen bir göz ameliyatı hikayesi sunacağım. Gözler, her iki göz çukurunda bulunan, iri bir bilye büyüklüğünde, görmeyi

sağlayan küremsi bir organdır.
Peki nasıl görüyoruz? Baktığımız cisimlerden yansıyan ışınlar öncelikle gözün önündeki saydam tabaka (Kornea) ve içindeki mercek (Lens) tarafından kırılarak gözün en arkasında yer alan ve sinir liflerinden oluşan Retina tabakası üzerinde odaklanır. Retinada oluşan cismin görüntüsü optik sinir vasıtasıyla beyindeki görme merkezine taşınır ve görme oluşur.

İnsanlar bilgilerinin % 90’ını göz, % 8’ini kulak, geri kalan % 2’sini ise diğer duyu organları ile öğrenirler.

Bu kısa izahattan sonra gelelim ameliyat konusuna…

Göz Ameliyatı Hikayesi

Son 2 yıldır Makula Dejenarasyonu (halk dilinde sarı leke denen hastalık) ile mücadele ediyordum. Bir ay tek, ertesi ay iki kez Kuşadası AdaGöz Tıp Merkezi’ndeki ameliyathanede iğne oluyordum. 11 Ocak 2017 günü AdaGöz Hastanesinde katarakt ameliyatı oldum. 30 Ocak 2017 günü sağ gözümde aniden görme sorunu başladı.
Durumu Başhekim de olan  doktorum Bilge Yamen‘e ilettim, hemen hastaneye gelmemi istedi. Gittim, doktorum tetkiklerden sonra; “sağ gözümde retina dekulmanı rahatsızlığı başladığını, gözümün retinasında 3 yırtık oluştuğunu ve retina ameliyatında uzman olan İzmir’de iki doktorun adını” verdi.
Biriyle temas kurduk ve ertesi gün (31 Ocak 2017) hemen yola çıktık.

Aynı gün İzmir Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde Prof.Dr.Tansu Erakgün tetkiklere başladı ve tetkikler sonucunda acilen retina ameliyatı olmam gerektiğini belirtti. Kabul ettim.

Beni hastanenin Anestezi bölümünde Uzman Doktor Kaan Karadibak’a gönderdiler.
Dr. Karadibak, ertesi gün (01 Şubat 2017) Özel Gazi Hastanesi’nde bazı ek tetkikler yaptırmamı istedi ve tetkik listesi ile oradaki bölüm doktorlarına hitaben isteklerini içeren iki yazı verdi…
Kaynak Link: Prof. Dr. Tansu Erakgün web sitesi için buraya tıklayın

01 Şubat 2017 günü sabah saat 08.30 da sevgili eşimle (hayatımın her anında, özellikle sağlık konularında hep yanımdadır) Özel Gazi Hastanesi’ne gittik ve ilk karşılaştığımız Kardiyoloji Kayıt Kabul görevlisi Funda Koniçe hanıma durumumu izah ettik. Funda hanım anında telefonlar ile tüm randevularımızı aldı ve tetkiklerimiz başladı.
İlk olarak dahiliye polikliniğinde Doktor Ümit Yoket, istenen tetkikleri okudu ve bizi gideceğimiz bölümlere yönlendirdi.
Sırasıyla; Kan alımı, röntgen ve Ekg bölümlerinde hızla tetkiklerim yapıldı.
Son olarak Kardiyoloji bölümünde Doktor Barış Yanık tarafından kapsamlı bir muayeneye yapıldı ve anılan, diğer bir yerde renkli kalp damar filmi çektirmemizi istedi.

Artık zamana karşı bir yarış başlamıştı. Gazi Hastanesi’nden çıktık ve 4 sokak aşağıdaki İzmir Alsancak Nükleer Tıp Merkezi’ne gittik. Burada 2,5 saat bekledik ve kolda 2 yerden verilen nükleer ilaçlar ile renkli kalp damar filmlerim (emar) çekildi.

Nihayet sabah 08.30 da başlayan tetkiklerin 6,5 saat sonra sonuçlarını alıp tekrar Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’ne döndük.
Göz doktorum ile anestezi uzmanı doktorum tetkik sonuçlarımın çok iyi olduğunu ve hemen ameliyatı başlatacaklarını söyledi.

Saat 17.00’de ameliyat başladı. İlk 30 Dk. lokal anestezi (gözlere özel damlalar sıkılarak) kalan 20 Dk.da ise genel anestezi (bayıltma) uygulandı.
Ameliyat bitince özel odama getirilmiş ve saat 21.30 da anestezi uzmanı doktor ve hemşireler tarafında uyandırılmışım.
Son kontrollerim yapıldıktan sonra saat 22.30’de evimize gönderildik.

Bu sabah kontrole gittim ve doktorum tetkiklerden sonra; ‘ameliyatın çok başarılı geçtiğini, an itibarıyla o gözün silikonla kaplı olduğunu, bir aksilik olmazsa Nisan 2017 ilk haftası içinde küçük bir operasyonla (ameliyat) silikonun çıkarılacağını ve gözümün normal çalışacağını’ ifade etti.

Gelecek hafta 8 Şubat 2017 günü son kontrole gideceğim, bir gün sonra da Kuşadası, Güzelçamlı’daki evimize döneceğiz…


Kaynaklar 
Yukarıdaki sağlık merkezlerinin internet sayfaları :
Ada Göz Tıp Merkezi Kuşadası 
İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi 
İzmir Özel Gazi Hastanesi 
İzmir Alsancak Nükleer Tıp Merkezi 

Yazanın Teşekkür Notu :
– Ada Göz Tıp Merkezi’nde Uzman Dr. Bilge Yamen ile Sekreteri Ebru Boztay Hanım’a ve diğer tüm görevlilere,
– Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde; Prof. Dr. Tansu Erakgün, Anestezi Bölümü’nde Uzman Dr. Kaan Karadibak, Anestezi Teknisyeni Murat Cankıymaz, Sorumlu Yönetici Derya Doğan, Ameliyat Sekreteri Canan Alper ve diğer tüm görevlilere,
– İzmir Özel Gazi Hastanesi’nde Dr. Ümit Yoket, Dr. Barış Yanık, Kardiyoloji Sekreteri Özge Alp, Kardiyoloji kayıt kabul görevlisi Funda Koniçe ve diğer tüm görevlilere,
– İzmir Alsancak Özel Nükleer Tıp Merkezi doktorları, sekreterleri ve diğer tüm görevlilere,
Başımdan geçen bu süreçde büyük yardım ve destekleri için içten teşekkürlerimle, minnetlerimi sunuyorum…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Harika Anamorfik Grafiti Eserleri

1976’da Portekiz’in Damaia kentinde doğan Sergio Odeith,  harika anamorfik grafiti eserleri yapan müthiş bir yetenek. Odeith; Tükçe’ye geçen tabiriyle Anamorfoz Grafiti (İngilizcesi Anamorphic Graffiti) 3 D boyutlu tekniğini

mükemmel şekilde kullanıyor ve bu sanatın öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.
Sergio Odeith eserlerinin tuvali (çizim yeri) olarak duvar köşelerini seçmiş ve buralarda eserlerini çizmiştir…

Bu teknik; Yunanca kökenli bir kelime olan Anamorfic kelimesinden türetilen, Türkçe’de önce Anamorfik, sonra Anamorfoz (yeniden şekil vermek) Grafiti (duvar boyası) olarak değişen adlarıyla kullanılmaktadır.

Şimdi anılan sanatçının eserlerini sunmaya başlayalım…

Harika Anamorfik Grafiti Eserleri


Sergio Odeith’in çalışmasını gösteren video…


Teşekkür :
Anamorfik Grafiti hakkında tarafıma ilk bilgiyi ileten Sayın Taner Vidinligil.

Kaynaklar :
Sergio Odeith
Anamorfik İllüzyonun Mekan Algısı
– Yazıda kullanılan görsellerin daha fazlası için bakınız Google Görseller 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Aksite Aydem Obeneliği

Uzun yıllardır yaşadığım Kuşadası, Güzelçamlı’daki yazlık evimin yer aldığı sitemizdeki konutların elektriği, Aydem Elektrik Dağıtım Şirketi’ne bağlandı. Artık konut elektrik tüketimlerini, bankalarda açılacak ‘otomatik ödeme’

talimatıyla halletmek mümkün oldu.
Şu anda sitemizde oturan yok. Ancak; ilkbaharda yazlıkçı komşularımız sitemize geldiklerinde ilk yapmaları gereken Aydem’e başvurarak bireysel abonelik işlemlerini tamamlamak olacaktır.
Abonelik işlemlerinde; gereken belgeler ve hangi adreslere gidecekleri konularında, yıllardır birlikte yaşadığım sevgili komşularıma yardımcı olması amacıyla bu yazıyı yayımlıyorum…

D   U   Y   U   R   U

Ak-Site Sakinleri 2016 yılı genel kurulunda alınan karar gereği; konutlarımızın Aydem Elektrik aboneliği işlemleri (konutlara yeni elektrik sayaçlarının takılması ve gerekli ödemeler) 19 Ocak 2017 tarihinde tamamlanmıştır.
Site sakinlerinin bu doğrultuda Aydem Aboneliği işlemlerini yaparak elektrik sayaçlarını (saatlerini) aktif hale getirmeleri gerekmektedir. İşlemler konutun kanuni sahibi tarafından yapılacaktır.
YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER :
İlk işlem Kuşadası Belediye Başkanlığı Binası’nın arkasında bulunan “ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği” Bürosunda yapılacaktır.
İlk İşlemde Gereken Belgeler  :
1- Konutun Kat Mülkiyeti Tapu Senedi

Örnek : 
2- TC Kimlik aslı ve fotokopisi.
3- Elektrik Abone Numarası. Elektrik sayacında (saatinde) yazılı olan numaradır.
Örnek : ADM Aydem Kuşadası İlçe Müşteri Temsilciliği’nde ilk işlemler tamamlandıktan ve gerekli belgeler verildikten sonra, Belediye Başkanlığı Binasını tam arkanıza alarak Adnan Menderes Bulvarı’ nda Halk Bankası’ndan sonraki sokakta sağ tarafda yer alan diğer Aydem Bürosu’na gidilecektir.
Örnek Resim: 
Bu bürodaki işlemlerde ise Dask belgesi istenmektedir.
Örnek : DASK ( Doğal Afet Sigortaları Kurumu) sigorta poliçesi.

İkinci Aydem Bürosu’nda işlemler bitip, abone parası ödendikten sonra konutun elektriği açılacaktır.
Dipnot :
– Aylık Elektrik faturası ödemede isteyen sakinlerimiz bankalarına gidip; “Abone Numaralarıyla” Otomatik Ödeme Talimatı vererek ödemelerini gerçekleştirebiliyorlar.
– Elden ödeme yapmak isteyenler için en yakın yer ise Davutlar merkezdeki kavşaktan Kuşadası yoluna (sola) dönünce yer alan Migros Market’in arkasındaki Aydem Müşteri Temsilciliği Bürosu’nda ödemelerini yapabilirler. Davutlar Aydem Bürosu Resmi :

Ak-Site Sakinleri Yönetim Kurulu Başkanlığı


Bilgi Notu :
– Aydem elektrik bağlantısı hakkında; yazlık sitemize ait Ak-Site Sakinleri web sitesinde yer alan yazıyı okumak için buraya tıklayın
– Facebook’da ise yazıya buradan ulaşabilirsiniz; Ak Site Sakinleri

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Şive bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehire değişebilen küçük kollarına denir. Türkiye bölgelerindeki şiveler birbirinden farklıdır. Türkçenin belli başlı şiveleri; Ege,

Orta Anadolu, Trakya, Karadeniz,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu ağızlarındadır. Lehçe ile şive karıştırılmamalıdır. Lehçe ya da Diyalekt bir anadilin koludur ve belli bir coğrafi bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.

Şimdi ülkemizin bölgelerindeki şivelere bir göz atalım…

Türkiye Bölgelerindeki Şiveler

Ege Şivesi

– Demingkden … ben sene kölgelerde oyna dimedim mi? Demin (Biraz önce) ben sana gölgelerde oyna demedim mi?
– Enne yüzünü yuuka: Şu yüzünü yıka
– Enne tası horaya goy gari: Şu tası şuraya koy artık.
– Siz gidekoyun ben de geliyom gaari: Siz gidin ben de geliyorum artık
– Durupduruz gaari: Duruyoruz artık
– Kızla uzun süre çıkan bir erkeğe söyle derler; Evlenmicesen, kızı gezdirip boturma gari: Evlenmiyeceksen, kızı gezdirip durma artık
– Kocamanla napıp duru: Yaşlılar ne yapıyorlar.
– Yeni ev almış bir aileye; Gülü gülü oturuverin gaari: Güle güle oturun artık
– Napdurun? Ne yapıyorsun?
– Oturup durum: Otuyorum
– Domat dativeecenmi iki gilo gari: Domates tartıverecek misin artık
– Dattim dattim. aha suracikta. aliveecen mi? Tarttım tartım, aha şurda, alacakmı mısın?
– Alcem de tobayi aciveecen mi? Alacağım da, torbayı açacak mısın?
– Accem de parami cikariveemedim bi dakka bekleyiveecen mi? Açacam da, paramı çıkaramadım, 1 dakika bekleyebilecek misin?
– Bekleyiveririm nolcekki? Beklerim ne olacak ki?
–  Kaktırıvee:  İttir/itele
Örnek cümle: Hunu hurdan kaktırıvee = Şunu şurdan ittiriver.
– Huncacık: Birazcık/şu kadarcık
– Ezziyet ediyo bene: Bana eziyet ediyor
-İşkence kesiyor: Sıkıntı çıkarıyor
– Nişliyon? Ne yapıyorsun?
İsimler de değişmiştir :
Aşa: Ayşe, Aamad: Ahmet,  İbraam: İbrahim, Mıstıva ya da Mustaa: Mustafa,
Irmızan: RAMAZAN, Üseen: Hüseyin

Orta Anadolu Şivesi

Bük: Ağaçlık yer, Cilis: İyice, hepten, Çıdırgı: Ateş tutuşturmakta kullanılan kuru dal parçaları, Efenekli: Aşırı titiz, Çörtleğen: Binanın damından yağmur vb suyunun akmasını sağlayan madeni oluk, Enek: Meyve çekirdeği, Gidişmek: Kaşınmak, Ellik: Sahur, Filke: Musluk, Homukmak: Memnuniyetsizliğini yüz ifadeleriyle belli etmek, Pürçüklü: Havuç, Balak: Tavşan yavrusu.
– Daha fazla Orta Anadolu Şivesi için buraya tıklayın 

Trakya Şivesi

– Ep aynı beya! Hep aynı yahu!
– Hadi bakam. Beki insallaa olur beya! Hadi bakalım, belki, inşallah olur yahu!
– Şöyle yaparsan hem taaa bi guzel,hem taaa bi şaaane olur! Şöyle yaparsan, hem daha bir güzel, hem daha bir şahane olur!
– Te be baksana kapçık ağaaazlıya, bak beya naaptı? İşte baksana, bak ne yaptı.
– Abe eyyyy!!! kızan? nabüüüsun mare? Hey, kanka naber?
– Bak beya bak nası yaptı kendini bak bi kere! Bak nasıl da havalara girdi!
Daha fazla Trakya şivesi için buraya tıklayın 

Karadeniz Şivesi

Abdesluk : Ev içinde üzerinde abdest alınan leğen. Aca : Acaba. Afgurmak : Havlamak. Aha : İşte. Amofti (homarta) : Yabani yer çileği . Analis : Yumuşama. Ander : Değersiz,işe yaramaz.  Angona : Zehirsiz kısa boyda bir yılan türü. Anis : Yüksek kesimlerde yetişen bodur bir ağaç türü. Aruk : Zayıf,çelimsiz,sıska. Aşana : Köy evlerindeki geniş yeme-içme yeri. Avat : Geniş yapraklı bir tür diken. Ayam : Hava durumu.
– Daha fazla Karadeniz şivesi için buraya tıklayın 

Doğu Anadolu Şivesi

geyganah – omlet, ıncah – kaydırak, cındır – etin yağlı bölümü, hırheşek – döküntü, zerzavat – ele ne desez o olur, kambah – yıkık, virane, golot – kısa boylu, anzaz – huysuz , mızmız, örgencek – yalama olma hali örneğin omuzu sürekli çıkan biri için söylenir, bahdavarlı – bahtı açık, şanslı, necesİz keyfİz ğaliz necedır – nasılsınız, keyf haliniz nasıl? kim diyipse zırt atıp – kim demişse yalan söylemiş, içisiz – içiyorsunuz, guşhana – tencere, çılgısız – hiçbirşeyi dert etmeyen, tıskırmış – zayıf, gısgırdan – büsbüyük, uşaklar -çocuklar, tosbağa – kaplumbağa, çömçe – kepçe, pantor – pantolon, üti – ütü, gapi – kapı, gol – kol, bacağ – bacak, gulağ – kulak, grem – krem, balığ – balık, teyip – teyp, kambağ – hane,ev, sen o baban başi – babanın üzerine yemin et, sele vallah – yemin et, goymuşam senin vicdanan – senin vicdanına kalmış, çığ o kuncıkten – çık o köşeden, olmiyağ – olmayalım, yalaştan – yalancıktan, görmağ istiyığ – görmek istiyoruz, gejo – manya.

Güney Doğu Anadolu Şivesi

Baci… – bacı, Bibi… – hala, Bizav… – buzağı, Bori…. -boru, Çakuç… – çekiç, Dengiz… – deniz, Donguz… – domuz, Dışıman… – düşman, Eze… – teyze, Guleş… – güreş, İsot… – ıssı ot (biber), Kantır… – katır, Kırtık… – kırıntı, Lepe… – lapa, Nene… – nene (nine), Pembuk… – pamuk, Pıçuk… – küçük, Sobe… – soba, Vare… – var (gel), Vardek… – ördek.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bugün Çok Duygusalım Dostlar

Hayatımda hiçbir yıl doğum günümü ailem dışında kimseye duyurmadım ve de sosyal ağlarda paylaşıp kutlamadım. Ancak; bugün çok duygusalım dostlar. Bir yıl önce, yurt dışındaki küçük oğlum Dr. Barın Kayaoğlu Facebook

sayfasında doğum günüm hakkında Türkçe ve İngilizce iki yazı yayımladı.
Bu yazıları prensibim olmadığı halde çok beğenmiş ve ben de Facebook zaman tünelimde paylaşmıştım.

Bugün benim doğum günüm. Sabah yurt dışındaki büyük oğlum, gelinim kızım ve torunlarım Lara ile Arda telefonla arayarak doğum günümü kutladı. Küçük oğlum Barın’da Skype konuşmamızda kutlamada bulundu. Kız kardeşim, akrabalarım, yakın dost ve arkadaşlarım aradılar…

Peki, yıllardır sosyal mecralarda kutlamadığım doğum günümü bugün neden kutluyorum?
Açıklayayım…
2015 yılında sağ gözümde makula dejenerasyonu (halk dilinde sarı leke olarak bilinen rahatsızlık) başlamıştı. 2 yıldır bazı aylar bir, bazı aylar 2 kez sağ gözüme ameliyathanede göz iğnesi yapılıyordu. Geçen haftaki göz ameliyatımdan önce yapılan Oct taramasında (bir nevi emar) sağ gözümün merceğinin öne doğru çıkıntı yaptığı ve bu sebeple acilen katarakt ameliyatı olmam gerektiği belirtildi.
Dün katarak ameliyatım yapıldı.
Bugün kontrole gittim ve gözümün durumunun iyi olduğu ve 4 hafta verilen damlaların kullanımı sonrası, gözlük reçetemin verileceği belirtildi.

Eve dönüş yolunda aldı beni bir düşünce. Aklıma oğlum Barın’ın bir yıl önceki doğum günüm yazıları geldi. Bunu sadece Facebook da paylaşmıştım. Ölümlü Dünya’da bu güzel yazıların artık daha geniş platformlarda yayımlanması gerektiğine karar verdim.

Şimdi bu yazıları sunuyorum…

“Bugün çok duygusalım. Oğlumun hakkımdaki yazısından (altta) etkilendim.
Sevgili oğlum..! Bugün yurt dışında olan; anneniz, abin ve ailesi (hele torunlarım) ve senin yokluğunda doğum günümü kutlamaya hazırlanırken, bu yazını gördüm. Malumun bugüne kadar doğum günümü sosyal medyada asla paylaşmamıştım. Bu ilk kez oluyor. Ne yapalım, evlat babası için böyle güzel şeyler yazmışsa, olsun varsın. Canım oğlum, beni yıllar öncesindeki günlerime götürdün. Hakkımdaki sözlerin ve teveccühlerine teşekkür ederim…”

Barın Kayaoğlu 12 Ocak 2016

“Bugün babam Hasan Sabri Kayaoğlu’nun 70. inci doğum günü. Söylenecek çok şey var ancak ben babamı gerçekten hak ettiği bir ünvanla saygılarımı sunmak istiyorum — Dünya’nın HAKİKİ en ilginç adamı.

Evet, aktör Jonathan Goldsmith Dos Equis biraları için 2006’da “dünyanın en ilginç adamı” karakterini oynamaya başlamadan yıllaaaar evvel, benim babam zaten dünyanın en ilginç adamı olmuştu.

Üç kardeşin en büyüğü ve Prusya ekolünden gelen bir subayla bir o kadar disiplinli İstanbullu bir hanımın oğlu olarak büyüyen babam altı yaşındayken kendisini kardeşlerinden ve mahallenin çocuklarından oluşan ‘bölüğün’ çavuşu olarak buldu. En önemli görevi miniklerin bir şeyleri kırmasını, yok etmesini ya da yakmasını sağlamaktı. Her ne kadar kendisi dahiyane bir şekilde karışıklık çıkarma konusunda uzman olsa da kendine özgü askeri disiplinini – özellikle insanları sert bir bakış atarak ya da sesini yükselterek ikna (!) etme yeteneğini – bu dönemde geliştirdi.

Tabi babam çocukluğunda koca bir haylazdı aslında ve numaraları yaygındı. Birçok çocukluk hikayesi dedemin Ordu’ya ait olan atlarına ‘izinsiz alarak binmesiyle’ (!) başlar. Her ne kadar bu durumlar kendisine sık sık sille olarak dönmüş olsa da babamı yeni belalara girmekten alıkoyamamıştı.

(Yani kendisinin iddia ettiğinin aksine bendeniz de kaosa olan yatkınlığımı *sadece* annem Ayla Kayaoğlu’ndan almadım. Anneciğim de ayrı bir karakterdir ama onu başka bir hikayeye bırakalım.)

Dedemin kariyeri babamı Türkiye’nin farklı bölgelerine estirirken bir ara ailecek kendilerini iki yıllığına Washington, D.C.’de buluverirler. O zamanlar ortaokul olan Benjamin Banneker’daki ilk gününde bir grup çocuktan dayak yiyerek Amerika’daki okul hayatına merhaba diyen babam, ilerleyen günlerde o çocukları bularak kendilerine teketek…dostluğun erdemlerini öğretir. Daha sonra ilerideki diplomatik kariyerini öngörürcesine o çocuklarla gerçekten de dost olur.

Dünyanın en ilginç çocuğu, Amerika’da geçirdiği yıllarda kendisini müziğe de kaptırır. O kadar ki, 1958’de Türkiye’ye döndükten birkaç sene sonra, sevgili babam liseyi terk ederek profesyonel müzisyen olarak kariyer hayatına atılır. 1960’lı yıllarda Şerif Yüzbaşıoğlu, Cemil Başargan ve Orhan Sezener gibi büyük şeflerin yönetiminde Türkiye’nin en büyük pop-rock-jazz orkestralarında başsolistlik yapar.

Şöhret, babamı hem para hem de garip tecrübelerle tanıştırır. Oğlunun şarkı söylemesini pek de tasvip etmeyen dedem bir gece babamın çalıştığı gece klübü-restoranlardan birine bir gece denk gelir. 30 küsür yıllık hizmeti olan kıdemli kamu görevlisi dedeciğimin bir ayda kazandığı maaşı doğru dürüst 20 yaşında bile olmayan oğlunun bir gecede kazandığını öğrenmesi küçük çaplı bir şok geçirmesine sebep olur. C’est la vie.

Unvan ve servet güzel olsa da 1960’lar olarak bilinen çılgınlığın sona ermesiyle dünyanın en ilginç genç adamı kendisinden daha büyük bir amacın parçası olmak ister. İronik bir şekilde babası gibi devlet memuru olur.

Devlet memuru olduktan sonra tahsil yapmadan hayatta pek de ileri gidemeyeceğini kavrayan babam Ankara’da gece lisesine yazılır, burada da Ayla isimli bir kızla tanışır. 1975 yılında evlenen Hasan ve Ayla 1970’lerin ikinci yarısını abimi ve beni dünyaya getirmekle geçirirler.

Aynı anda hem iş, hem eş ve hem de iki çocukla boğuşmayı çok da gözünde büyütmeye kahramanımız bu arada üniversiteyi de bitirir.

Bu arada devlet memurluğunda yükselen dünyanın en ilginç diplomatı ilk kalıcı yurtdışı tayini uyarınca 1985’te Bağdat’taki Türk büyükelçiliğine giderken İran-Irak Savaşı’nın ortasında yanına bizi de katar. Irak başkentinde geçirdiğimiz üç yıl boyunca ‘yemişim savaşını’ Kayaoğlu klanının yarı-resmi sloganı olur.

Bağdat’ta geçen üç yıl, sonra Türkiye’de geçirdiğimiz beş yıl, Beyrut-Lübnan’da geçirilen bir üç yıldan sonra dünyanın en ilginç adamı 1996 yılında Ankara’ya dönüş yapar. Dünyanın en ilginç bürokratı olarak 2004’te emekli olmadan önce kendisinin gördüklerinden, duyduklarından ve yaptıklarından bahsetmeyi hiç de sevmediğini (evet, biz Kayaoğulları o işlerde gerçekten kötüyüz aslında, değil mi?) fark eden amirleri kendisini Türk devletinin çeşitli kurum ve kuruluşlarına ders vermek üzere görevlendirir. Genç ve orta kademe memurlara verdiği dersler o kadar farklı kişiyi etkilemiştir ki bugün bile yabancı bir ülkede bir Türk temsilciliğine gitsem ya da memlekette bir devlet dairesine gitsem ‘Hasan Kayaoğlu babanız mı?’ sorusunu duyarım zaman zaman.

Memuriyetten emekli olduktan sonra babam yurtdışında bulunduğumuz için abimle ve benimle görüşebilmek için kendine dizüstü bilgisayar alır. ‘Bir daha gösterin, açma-kapama hangi düğme?’ sorusuyla bilgisayar kullanmaya başlayan dünyanın en ilginç adamı birkaç sene içinde bir sürü çevrimiçi platformda onbinlerce takipçisi olan bir İnternet gurusuna dönüşür. (Bir ara Silikon Vadisi’nde çalışan bir arkadaşım bana babamın İnternet’te ‘kim kimdir’ türü meşhur insanlar tarafından takip edildiğini bilip bilmediğimi sormuştu. Bilmiyordum. Artık biliyorum.)

İnsanlar şarkıcı, devlet memuru, diplomat, beynelmilel gizem adamı, öğretim üyesi ve İnternet fenomeni olmayı hayal eder. Babam 70 yılda bunların her birini çok kolaymış gibi yapmakla kalmadı, bütün bu işlerde başarılı oldu.

Ki işin en iyi tarafı o bile değil. Dostlarına ve ailesine sadakati, müthiş espri anlayışı, Ortadoğu’da 1980’lerde ve 1990’larda insanlığın en alçak taraflarına şahit olmasına rağmen ruhunu yitirmemesi babamın sadece dünyanın en ilginç adamı değil aslında çok iyi bir insan olmasını sağlayan özelliklerinden sadece bazıları.

Tabi ki hayatı hiçbir zaman mükemmel olmadı. Kendisi de hiç mükemmel değildi.

Hatalarının bedelini fazlasıyla ödedi ancak başarısız olmaktan da asla korkmadı. Tutkulu olduğu şeyleri sonuna kadar kovaladı ve başkalarının onayını aramadı. Son tahlilde çalışkanlılığı ve azmi sayesinde büyük mükafatlar elde etti ve kendisine burun kıvıranların bile takdirini kazandı. Hala da kazanıyor.

70.inci doğum günün kutlu olsun, ey dünyanın en ilginç adamı! Oğlun olmaktan gurur duyuyorum ve hayatımın o kısmıyla ilgili tek bir şeyi değiştirmem. Seni çok seviyorum.”
UMMAH!

“Today marks the 70th birthday of my father, Hasan Sabri Kayaoğlu. There is a lot to be said, but I cannot think of a better way to honor my dad than by calling him what he really is – the REAL most interesting man in the world.
Yes, decades before the actor Jonathan Goldsmith assumed that persona for Dos Equis in 2006, my father was already the most interesting man in the world.
As the eldest of three siblings, the son of a Turkish army officer raised in the Prussian system and an Istanbul lady who was just as strict as her husband, my father found himself as the chief sergeant of a small ‘company’ of siblings and neighborhood kids when he was about 6. His most important duty was to make sure that none of the little ones broke, destroyed, or burned down anything. Despite his personal inclinations for brilliant mayhem, he developed his own version of martial discipline – an uncanny ability to persuade people just by raising his voice or glaring at them.
To be sure, my father was a big rascal as a kid and his mischiefs went far and wide. Many of his childhood stories started with his ‘borrowing’ (!) and riding my grandfather’s Army-owned horses without permission. While such episodes frequently awarded him some spanking, dad always concocted another devious trouble-making scheme.
(So, despite his claims to the contrary, I didn’t get my taste for chaos *just* from my mother, Ayla Kayaoğlu. Yes, she’s also a character but that’s for another story!)
My grandfather’s career took my dad to different parts of Turkey and then to a two-year stint in Washington, D.C. On his first day at Benjamin Banneker (then a junior high), he got beaten up by a bunch of kids. He soon tracked them down and taught them the merits of one-on-one…friendship. Later on, the good diplomat-would-be actually befriended those kids.
During his days in America, the most interesting boy in the world caught the music bug. A few years after he came back to Turkey in 1958, my father quit high school and started his career as a professional musician. In the 1960s, he was the lead vocalist for Turkey’s grandest pop-rock-jazz bands, led by such maestros as Şerif Yüzbaşıoğlu, Cemil Başargan, and Orhan Sezener.
Fame brought fortune and awkward moments. One night, my grandfather, who did not approve of his son’s singing, happened upon a nightclub-restaurant where his son was singing. It was an unpleasant shock to my grandpa that his barely-20-year-old son could make in one night what he, a senior public servant with over 30 years under his belt, made in a month. C’est la vie.
Fame and fortune were good but as the craziness known as the 1960s drew to a close, the most interesting young man in the world sought a purpose greater than himself. Ironically, he found his calling in his father’s footsteps – in the Turkish civil service.
My father then realized that, without education, he won’t get far in life. He started attending night classes at a local high school in Ankara, he met his future wife, a very interesting young gal by the name of Ayla. They got married in 1975 and spent the rest of the decade bringing my big brother and me into the world.
Unsatisfied with the challenge of finishing high school while having a very demanding job, a wife, and two kids, our hero also finished college in the meantime.
As he rose through the ranks of the civil service, the most interesting diplomat in the world took us to his first permanent foreign posting at the Turkish embassy in Baghdad in 1985…during the Iran-Iraq War. During our three years in the Iraqi capital, ‘war? schwar!’ became the semi-official motto of the Kayaoğlu clan.
After three years in Baghdad, five years back in Turkey, and three years in Beirut, Lebanon, the most interesting man in the world came back to Ankara in 1996. Before his retirement as the most interesting bureaucrat in the world in 2004, his superiors realized how he much he disliked (!!!) talking about the things he’s seen, heard, and done (yeah, we Kayaoğlus are pretty bad with that, aren’t we?) and tasked him to deliver lectures to different agencies of the Turkish government. His lectures touched so many junior and mid-level bureaucrats in the civil service that I have learned to expect the ‘is your father Hasan Kayaoğlu?’ question when I visit a Turkish embassy somewhere or a government office back home in Turkey.
After retiring from the civil service, my father decided to use a laptop to keep in touch with me and my brother (by that point we were both living abroad). Within a few years, the most interesting man in the world turned from ‘once again, which of these buttons turns this thing on?’ into an Internet guru who is super-active on many online platforms, with tens of thousands of followers. (A friend who worked in Silicon Valley at the time once told me whether I knew that my father is followed by most of the Internet’s ‘who’s whos?’ I didn’t then. I do now.)
People dream about being a singer, a civil servant, a diplomat, an international man of mystery, a lecturer, an Internet phenomenon. Not only has my father managed to cram these jobs into his 70 years like they were nothing, he succeeded in all of them.
And that’s not even the best part of it! My father’s loyalty to his friends and family, his amazing sense of humor, and his ability to preserve his soul even while witnessing some of the worst sides of humanity in the Middle East in the 1980s and 1990s, are only some of the reasons why my father is actually a very good person – not just the most interesting man in the world.
Of course, his life was never perfect. He was never perfect.
He paid dearly for his mistakes, though he never feared failure. He pursued his passions all the way without caring for outside validation. In the end, he reaped big rewards for his hard-work and determination and earned the admiration of his detractors. He still does.
So, happy 70th birthday, the most interesting man in the world! I am proud of being your son and I would not change a thing about that part of my life. I love you very much.”
MWAH!

Barın Kayaoğlu’nun sosyal medya faaliyetleri :
Twitter | Facebook | Google Plus | Linkedin
Al-Monitor’daki yazıları  | The National Interest’deki yazıları

İlgili yazı : Bir Zamanlar Böyleydik 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Donald Trump Karikatürleri

Karikatüristler tarafından; büyük bir hızla ABD’de başkanlık seçimini kazanan Donald Trump Karikatürleri çizildi. Zorlu seçimde Donald Trump, favori gösterilen Demokrat Parti adayı Hillary Clinton karşısında seçimi önde

bitirmesinin ardından, ABD’de bazı eyaletlerde Trump aleyhinde yoğun gösteriler de yapılmıştı.

20 Ocak 2017 tarihinde resmen başkanlık koltuğuna oturacak olan Donald Trump’ın harika karikatürlerini beğeneceğinizi umuyorum…

İşte karikatürler…

Donald Trump Karikatürleri

1- Donald Trump’ın kafasının içi…
2- Başkanlık masasında Tweet atma ve Nükleer (Nuke) uygulama düğmeleri…
3- Trump : “Günaydın Amerika.” Özgürlük heykeli çok korkmuş…
4- Trump ve çok korkup saklanan özgürlük heykeli…
5- Trump özgürlük heykeline : “Hadi bebeğim yeni patronuna bir öpücük ver.” Özgürlük heykeli ise özgürlük meşalesini Trump’a yönlendirip : “Hepimizin çok uzun bir 4 yılı olacak.”
6- Hudutlarına duvar ören Meksikalılar : “Trump kazanırsa buraya gelecek Amerikalılar’ı durduracaktır.”
7- Özgürlük anıtı Trump’a : “Beni istediğini biliyorum.”
8- Seçim sonuçlarını TV’dan izleyecek ABD vatandaşlarının korkusu…
9- Trump seçimi kazanınca Kanada’ya iltica etmek isteyen Özgürlük Anıtı…
10- Adı Air Force One (Hava Kuvvetleri Bir) olan başkanlık uçağının adı : “Saç Kuvvetleri Bir” olmuş…


Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Terör ve Terörizmin Amacı Nedir?

Terörün; “dini, dili, ırkı, ülkesi, rengi, haklısı, vs.” olamaz. Peki; Terör ve Terörizmin Amacı Nedir? Onların tek amacı (hedefi) toplumda korku ve kaos oluşturarak kargaşa yaratmaktır. Bu sayede hem propagandalarını yapar

hem de nihai amaçlarına yönelik stratejilerini geliştirirler. Özetle; terör eylemleri vasıtasıyla toplumu terör ve terörizmin tuzağına düşürmeye çalışırlar…

Terör ve Terörizm Farklı Kavramlardır

Terör; her türlü şiddet hareketlerini içermekte olup, örgütlü ve kuralsız şiddet hareketleridir. Terörizm ise siyasi unsur içeren, yani bir ideolojisi bulunan ve mevcut sistemi şiddet yoluyla tahribe yönelmiş, bir ideoloji etrafında örgütlenen birden fazla kişinin şiddet eylemleri temelinde, mevcut siyasi iktidarı ve rejimi hedef alan faaliyetlerdir.”
İster Terör ister Terörizm fark etmez, çünkü her ikisi de hedef gözetmeksizin şiddet eylemlerinde bulunarak, masum insanları katletmektedir.”
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi

Terörizm Kavramı ve Dönüşümü

“Terör ve terörizm kavramları, zihinlerde her şeyden önce korku, dehşet, tehdit, şiddet, yasa dışılık gibi olgular çağrıştırmaktadır. Gerçekten de Latince terrere kelimesinden gelen sözcüğün, korkutmak, dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak, caydırmak gibi anlamları vardır. Günümüzde ise bu anlamların başına, siyasi bir amaçla yapılıyor olmak eklenmiş,yani siyasi bir amaçla hareket etme ve dehşete düşürme, korku salma terör eyleminin temel unsurları haline gelmiştir. Uluslararası terörizm kavramı ise, terörist eylemin sınırlar-ötesi boyuta taşınmasına ve uluslararası etki ve sonuçlar doğurur hale gelmesine odaklanmaktadır.
Wilkinson’a göre: Terörizm, bir takım siyasi taleplerin karşılanmasını sağlamak amacıyla; bireyleri, grupları, toplumu ya da hükümetleri yıldırmak için, cinayet ya da imha hareketlerinin sistematik olarak uygulanması ya da bu amaçla tehdit oluşturulmasıdır.”
Tamamını buradan okuyun :
http://sam.baskent.edu.tr/makaleler/tgencturk/TerorUluslararasi.pdf

Terörün Tuzağına Düşmeyelim

Amaçları Nedir?
1- Terör örgütlerinin öncelikli amaçları propaganda yaparak davalarının varlığını ortaya çıkarmak, diğer amacı toplumda korku ve kaos yaratmaktır. Nihai amacı ise terör eylemlerini kitle hareketlerine dönüştürerek, devlete karşı bir isyan başlatıp kendi iktidarlarını oluşturmaktır.
2- Terör örgütleri kamuoyunu etkilemek için propaganda faaliyetlerine çok önem verir ve bu faaliyetlerde kitle iletişim araçları etkin olarak kullanılmaya çalışılır. Örgütsel işlevlerini gündeme getirip halkın duygularını istismar etme amacını güderler. Örneğin; bazı terör örgütü mensuplarının öldürülen teröristlerin cenazelerine sahip çıkması, onları bir kahramanmış gibi göstermeleri en sık başvurulan istismar yöntemlerindendir.
3- En Önemlisi İse; toplumda farklı kültür, farklı inanış, farklı yaşam şekli ve farklı siyasi tercihleri olan grupların, bu farklılıklarından yararlanarak, anılan grupları karşı karşıya getirmek suretiyle çatıştırmaya çalışmaları, dolayısıyla toplumun birlik ve bütünlüğü ile düzenini bozmaya çalışmaktır.
Ne Yapılmalıdır?
1- Başta iktidar, muhalefet partileri, devlet kurumları ile sivil toplum kuruluşları ve basın sektörü yetkilileri, terör konusundaki söylemlerinde; 3. maddede değinilen ‘Farklılıkları ASLA dile getirmemeleri, bu suretle toplumda ayrıştırmayı değil, tam tersi birlikteliği öne çıkaracak, pekiştirecek söylemler’ gerçekleştirmelidir.
2- Böyle olduğu zaman; Terör örgütlerinin Terör uygulamak suretiyle gerçekleştirmek istediği amaçlarına zarar verilecek, onların tuzağına düşülmeyecektir.
3- Geçmişte Irak, son dönemde Suriye terör örgütlerinin bahse konu amaçlarının tuzağına düşmüş, büyük zararlar görmüş ve halen de görmektedir…
Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi
Bilgi Notu : Facebook hesabımdaki paylaşımımdan alıntıdır…
Terör hakkında daha detaylı bilgi kaynağı :
http://www.terororgutleri.com/terorun-amaclari/

Terörün Ama’sı Olmaz!
“İmam kıyafetiyle Ortaköy Camii’ne girerek, içerde namaz kılan müslüman cemaati kurşuna dizerek 39 kişiyi öldürmekle; Noel Baba kıyafetiyle Ortaköy Reina’da yeni yılı kutlayan 39 insanı öldürmek arasında hiç bir fark olmadığını anladığınız zaman insanlıktan bahsedebilirsiniz!
‘Ne işleri varmış Reina’da!’ derseniz yarın öbür gün ‘Camiide eylem olacağı belliydi, onlar da evde namaz kılsalarmış!’ dedirtirsiniz…
Terör, herkes için terördür! Dili, rengi, eteğinin uzunu kısası, haklısı, yanlısı, dinlisi, dinsizi, vatanı, milliyeti, etniği, kökeni olmaz!
Terör, terördür! Ama’sı lakin’i aranmaz!”
Dr. Kinyas Kartal

Yazanın Notu :
Terör ve terörizmin tanımları, köken bilimi, tarihçesi, finans kaynakları vs. konularındaki bilgiler için bakınız :  Vikipedia 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Page 1 of 70
1 2 3 4 5 70