Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından yazılmış tüm yazılar

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi hakkında

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Emekli öğretim üyesi. Sadelik, tevazu ve basitce paylaşmayı seviyor - Retired Lecturer/ Instructer. Likes simplicity, enjoys humility, and simply sharing life with people. Devamını Oku-Read More

Facebook Paylaşımını Siteye Eklemek

Facebook’da paylaşılan gönderileri web sitelerine, bloglara yerleştirmek için gömme özelliği kullanılıyor. Siteye gömme özelliği Facebook’da 2013 yılı Temmuz ayında başlatıldı. Facebook paylaşımını siteye eklemek için ne gibi

işlem yapılacağını ekran görüntüleri (screen shots)  ile açıklamaya çalışacağım.

Facebook Paylaşımını Siteye Gömme

1- Facebook paylaşımınıza gidin ve orada :2- Daha sonra “Sitene Göm”ü seçin:
3- En son olarak kodu kopyala/yapıştır işlemini yapın :

Ekran Görüntüsü Metni İle Açıklama


Şimdi sizlere Facebook’da paylaştığım sözlerden bazı örnekleri gömme işlemi ile sunuyorum…











Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Twitter’da Hashtag Kullanımı

2009 yılı eylül ayından itibaren Twitter‘ı kullanmaya başladım. Başlangıçta zorlandığım bu siteye, kısa sürede alıştım. Twitter’da  hashtag kullanımı ile yapılan paylaşımları çok seviyorum.  Peki nedir bu hashtag kullanımı?

Kullanıcılar hashtag (etiket) denen ve # işareti ile yaptıkları paylaşımları bir başlıkta toplayabiliyor, ayrıca istenilen kelimenin önüne # konularak bir başlık haline getirebiliyorlar. Benzer şekilde mesaj içinde bir kullanıcı adının önüne @ işareti kullanılarak, örnek @dedegis, diğer bir kullanıcıyı Tweet’den haberdar edebiliyorlar.

Şimdi sizlere hastag kullanarak yaptığım ve sözlerimi içeren paylaşımlardan örnekler sunuyorum…

Twitter’da Hashtag Kullanımı



Kaynak :
– #Dedegi hashtagi ile Twitter’da paylaştığım diğer sözleri buradan ve buradan okuyabilirsiniz.
Hashtag Nedir, Nasıl Kullanılmalı (Soykan Özçelik)

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Dünya’da İz Bırakan Sözler

Tarihte ve Dünya’da iz bırakan insanlar, yaptıkları nedeniyle minnetle, saygıyla anılırlar. Yaşamlarında; Dünya’da iz bırakan sözleri ve düşüncelerinin anlam ve değerleri, aradan yıllar geçse de hiç

unutulmamıştır.
Dünyaya çok önemli katkılarda bulunmuş insanlar, dünyaya yön veren sözleri ile gerçekleştirdikleri, yaşadıkları dönemde ve günümüzde hala hatırlanmaktadır.
Bizlere ilham vermesi dileğimle bu sözleri paylaşıyorum…

Dünya’da İz Bırakan Sözler












Yararlanılan Kaynaklar :
– Yedi Muhteşem Söz fotoğrafı Twitter’dan alıntıdır.
– Diğer fotoğraflar Google görsellerden alınmştır.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Mesleklerin Spor Tercihleri

Meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir eğitim, çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandığı unvanın adıdır. Bu yazıda, mesleklerin spor tercihleri konusunda; “kalifiye olmayan

işsiz insanlar arasında en revaçta olan spor, kalifiye işçiler arasında revaçta olan spor, yöneticilerin gözde sporları ve yönetimin en üst düzeyindeki patronların tercih ettiği gözde sporlar” incelenecektir.

Mesleklerin Spor Tercihleri

İşsiz İnsanların En Revaçta Sporları

Yöneticilerin Gözde Sporları

Patronların Gözde Sporu


Teşekkür : Yukarıdaki fotoğrafları ileten sayın Taner Vidinligil.



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


İdeal Cumhuriyet Öğretmeni

Öğretmenlik, belli kaynaklarda yer alan bilgileri aynen öğrencilerine aktarmakla yapılmamalıdır. İdeal cumhuriyet öğretmeni; düşünen, sorgulayan, araştıran, eleştiren, çok yönlü okuyan bireyler yetiştirmeli ve

toplumu biçimlendirdiğini de asla unutmamalıdır. Türk toplumunda öğretmenlik kutsal meslek olarak kabul edilir ve öğretmenlere derin bir saygı duyulur.
İdeal öğretmen, bu saygıyı hak edebilecek bilgi, beceri, ahlak ve kültüre sahip olmalı; kendini sürekli yenileyip yetiştirmeli ve Ulu Önder Atatürk’ün “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözünü  hiç aklından çıkarmamalıdır.

Bu yazıda sizlere; ülkemizde efsane öğretmen olarak anılan fedakar, cefakar ve kahraman bir öğretmenin hikayesini aktaracağım…

İdeal Cumhuriyet Öğretmeni

Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkum kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı.
Bir gün milli eğitim müdürünün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız
girdi.
– Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim, dedi.
Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik son derece de hassas bir insana benziyordu. Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey değildi…
Lakin düşüncesini belli etmedi.
– Peki, hoca hanım, dedi. Bu işle meşgul olacağım.

İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardösüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.

Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.
O, kavgacı, o geçimsiz mahkumlar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya
başlamışlardı.
Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.

Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir
suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.

Hakkındaki suçlama: Misyonerlik…

Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:
Kadınlar hapishanesi derken, Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında birtakım telkinler.
Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi..?

İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Ankara’ya kadar intikal etmiş ve onca
mühim işi arasında Atatürk meseleyi merak etmişti.
– Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz, dedi.

Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen Sıdıka
Avar’ı yanına çağırttı. Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir
yaprak gibi titriyordu.

Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
– Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?” diye sordu.
Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
– Efendim, ben öğretmen Avar, diye fısıldadı.
Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle
şunları söyledi:
– Hayır. Sen misyoner Avar’sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım.

Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:
“Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi. Genç öğretmen Doğu’ya gidecekti. Oradaki genç kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile
toplayacaktı… Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti; sonra bu çocuklar birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti.”
Sözlerinin sonunda:
– Git, memleketin içine gir, dağ köylerine uzan; orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin, dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı.

İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder.
Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır.
O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, Doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadının, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler:
– Kızımı da götür, Avar..! diye atın üzengisine yapışıyorlar.
Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz.
Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm
Hikmet Feridun Es
Hayat Dergisi 1957

Ayşe Sıdıka Avar Fotoğrafları

Teşekkür : Hayat dergisi yazısını ileten sayın Taner Vidinligil.

Yararlanılacak Diğer Kaynaklar :
Ayşe Sıdıka Avar Biyografisi 
Dağ Çiçekleri Romanı 
Cumhuriyet Öğretmeni Sıdıka Avar 
Ayşe Sıdıka Avar Videosu

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Işık Alma Hakkı

Ancient Light ya da Right to Light İngiltere’de ışık alma hakkı olarak bilinen ve uzun yıllardır uygulanan bir yasa. İngilizlerin bu yasası, uzun yıllar gün ışığı alan pencerelerin ışığının kesilmesine neden olacak her türlü girişimi

yasaklıyor.
Işık alma hakkı, Right to Light, yasasından yararlanabilmek için pencerenin 20 yıl veya daha uzun bir süreden beri gün ışığı alması gerekiyor. Bina sahibi 20 yıldan daha uzun bir süre penceresinin gün ışığı aldığını ispat ederse, ışığın sonsuza kadar kesilemeyeceği güvencesine sahip oluyor. Böyle bir pencerenin ışığını kesecek yeni bir inşaat yapılacak olursa, bina sahibinin inşaatı engelleme hakkı bulunuyor. Işık hakkı yasasına tabi olan binaların sahipleri, binalarına yeni ve daha büyük pencereler yaptırabiliyorlar.
Ancak, 20 yıl dolmadan mevcut pencerelerini büyütemiyorlar.

Işık hakkı yasasından yararlanmak isteyenlerin, İngiltere başkenti Londra belediyesine başvurarak penceresinden 20 senedir ışık girdiğini kanıtlaması gerekiyor. Kanıtlarsa belediye üzerinde Ancient Light yazılı bir tabela vererek penceresine asmasına izin veriyor. Tabelayı astıktan sonra en az 20 yıl penceresine giren ışığı artık kimse kesemiyor.

Bu yasa ülkemizde uygulanmaya başlasa, şehirlerimizi beton yığınlarına boğan ve çevredeki bina/evlerin gün ışığını kesen devasa inşaatlar
yapılabilir miydi? Bilemem ama en azından hukuk açısından çevrede oturanlara bir hak tanınmış olabilirdi.

Londra şehri binaları ve varoşlarındaki evler ile pencerelerinden bazı örnekler…

Işık Alma Hakkı

Londra Binaları

Varoşlardaki Evler



Yararlanılan Kaynaklar
Wikipedia (İng.)
Video : The Law of Rights of Light (İng.Işık Alma Hakkı Yasası)

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Men Dakka Dukka Nedir

Yıllardır; siyasetçiler, yazarlar, sosyal paylaşım siteleri kullanıcıları ve günlük hayatta insanlar men dakka dukka derler. Peki bu men dakka dukka nedirNe anlama gelmektedir? Men dakka dukka Arapça; Atasözü/Deyim/

Özdeyiştir ve “kapı çalanın kapısı çalınır” şeklindedir. Yani, başkasının kapısını kötü niyetle çalanın, aynı şekilde kapısı da  çalınacaktır. Türkçesi ise “eden bulur” anlamındadır.

Men dakka dukkanın daha iyi anlaşılması için çok güzel bir hikaye sunuyorum…

Men Dakka Dukka Hikayesi

Halife Harun Reşit’in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı. Bir gün bahçıvanına şöyle demiş: “Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.” Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı. Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş. Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. “Hemen gidip halifeye haber vermeliyim” diye düşünürken, kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya! Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye. Yerinden ok gibi de fırlamış. Ama nafile! Mahvolmuş o nadide çiçek. Nasıl haber versin halifeye? Nasıl izah etsin? “Yalan söylemiyorum ya,” demiş bahçıvan. “Gider anlatırım durumu olduğu gibi.” Varmış Harun Reşit’in huzuruna. Anlatmış durumu gözyaşları içinde! Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş: “Men dakka dukka!
Ayrılmış huzurdan bahçıvan. Aradan zaman geçmiş. Bir gün görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde. “Allah’ım sen ne büyüksün” demiş ve soluğu halifenin yanında almış. Durumu anlatmış. Halifenin dudaklarında yine aynı cümle: “Men dakka dukka!
Aradan bir süre daha geçmiş.Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı? Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle. Gene halifenin yanına koşmuş. Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış: “Men dakka dukka!
Eyvah demiş bahçıvan! Edip de bulma sırası bana geldi! Gerçekten de öyle olmuş. Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış. Halife de onu cezaya çarptırmış. Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış. Bir tek şey istermiş ısrarla: Halifeyle acilen görüşmek!
Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna: “Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?” demiş halife, “Hayır” demiş bahçıvan. “Benim derdim o değil. Bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek. Onu hatırlatayım dedim. “Men dakka dukka…”

BİLGİ NOTU :
Men dakka dukka teriminin Türkçe sözlükte deyim olarak anlamları :
“Eden bulur”, “kötülük eden kötülük bulur”, “üstteyim diye sevinme alttayım diye yerinme”, “bugün bana yarın sana”, çalma kapımı çalarlar kapını”.
Men dakka dukka ayrıca; “Ne ekersen onu biçersin”, “Ne edersen onu bulursun” gibi anlamlarda da kullanılmaktadır.
Osmanlı Dönemindeki Kullanımı : “Kapı çalanın kapısı çalınır.” Yani, “kim birisine bir kötülük yahut iyilik yaparsa ona o şey yapılır”. Örneğin: “Su-i zan eden su-i zanna maruz olur.”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+



Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bu açıklamalardan sonra, men dakka dukka özdeyişinin daha iyi anlanlaşılmasını sağlayacak çok güzel bir hikaye sunuyorum…

Men Dakka Dukka Hikayesi

Halife Harun Reşit’in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı. Bir gün bahçıvanına şöyle demiş: “Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.” Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı. Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş. Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. “Hemen gidip halifeye haber vermeliyim” diye düşünürken, kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya! Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye. Yerinden ok gibi de fırlamış. Ama nafile! Mahvolmuş o nadide çiçek. Nasıl haber versin halifeye? Nasıl izah etsin? “Yalan söylemiyorum ya,” demiş bahçıvan. “Gider anlatırım durumu olduğu gibi.” Varmış Harun Reşit’in huzuruna. Anlatmış durumu gözyaşları içinde! Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş: “Men dakka dukka!

Ayrılmış huzurdan bahçıvan. Aradan zaman geçmiş. Bir gün görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde. “Allah’ım sen ne büyüksün” demiş ve soluğu halifenin yanında almış. Durumu anlatmış. Halifenin dudaklarında yine aynı cümle: “Men dakka dukka!

Aradan bir süre daha geçmiş.Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı? Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle. Gene halifenin yanına koşmuş. Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış: “Men dakka dukka!

Eyvah demiş bahçıvan! Edip de bulma sırası bana geldi! Gerçekten de öyle olmuş. Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış. Halife de onu cezaya çarptırmış. Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış. Bir tek şey istermiş ısrarla: Halifeyle acilen görüşmek!
Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna: “Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?” demiş halife, “Hayır” demiş bahçıvan. “Benim derdim o değil. Ancak bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek. Onu hatırlatayım dedim. Men dakka dukka…”

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Çiçeklerle Boyanmış Kasaba

Küçük Polonya kasabası Zalipie’de yıllar önce biri, sobanın neden olduğu kurumu örtmek için tavanını renkli çiçeklerle boyamış. Kasabadaki diğer insanlar da aynı şeyi yapmaya başlayınca renkli çiçeklerle boyanmış kasaba

bu eğilimin (trend) etkisiyle,  muhteşem bir görüntüye sahip olmuş.
Zalipie kasabası halkı, sadece evlerinin dışını değil; içlerini, köpeklerinin kulübelerini, köprüleri ve daha birçok yeri boyamışlar.
Günümüzde; adeta tablo gibi olan harika renkli resimleri sayesinde kasabanın adı renkli çiçekli kasaba olarak anılmaya başlamış.

Çiçeklerle Boyanmış Kasaba

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Evler

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Evlerin İçi

Renkli Çiçeklerle Boyanmış Köpek Kulübesi, Köprü ve Kuyu


Teşekkür : Fotoğrafları ileten sayın Taner Vidinligil.

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Bug Sorun Yaratıyor

Blogumda bir bug sorun yaratıyor. Peki bug nedir? Bug; bilgisayar yazılımlarında yapılan yer ve alan kodlama hatalarının oluşturduğu sorunlara denir. Bug’un kelime anlamı böcektir. Bug genel olarak bilgisayar

programlarındaki ve sistemlerindeki hataları, beklenmeyen sonuçları veya sistemin alışılmadık biçimlerde çalışmasına neden olan oluşumları tanımlamak için kullanılır.
Bug’ların büyük bir kısmı program geliştiricilerin dizayn veya kaynak koddaki hatalarından geri kalan kısmı da derleyicilerin hatalı kod üretmesinden kaynaklanır.

Bug’ları bulmak kolay değil.  İnatla üzerinde durdum ve sorunun nerede olduğunu üç gün araştırıp buldum. Sorun; kullandığım Seo (Search Engine Optimization-Arama Motoru Optimizasyonu) eklentisinden kaynaklanıyordu.
Bu eklentinin yeni güncellemesi sonucunda, bazı ayarların bozulduğunu tespit edip düzelttim.

Kaynak :
Bug Nedir?
Bug Yazılım Hatasıdır

Seo Nedir Neden Gereklidir? 

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Yine Ayrılık Başladı

Fedakarlık; bir amaç uğruna ve gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için, kişinin çıkarlarından vazgeçmesidir. Bu sabah sevgili eşimi yurt dışına uğurladım ve yine ayrılık başladı. İyi insanlar sevdikleri için karşılıksız

fedakarlık yapar. Son 10 yıldır sevgili torunlarımız için eşimle her sene uzun süreler ayrı kalıyoruz.

Dün gece Facebook’da bu konuda bir paylaşım yaptım.
Ayrılık : “Yarından itibaren; 3 Kıta (Avrupa, Afrika-Orta Doğu ile Asya) ve 4 ülkede olacağız. Canlarım (eşim, evlatlarım) ve canlarımın canları (sevgili torunlarım) yanımda olmayacak. Yarın bu konuda bir yazı (blog) yazmayı planlıyorum.
Ayrılık yazıları daima zor oluyor. İnsan duygusallaşıyor ve kelimeler adeta yüreği dağlıyor. Son 10 yıldır; ben ve eşim senenin yarısından fazlasını böyle yaşıyoruz.
Zor ama canların hatırına katlanıyoruz…”

Bendeniz bu satırları yazarken sevgili eşim uçakla seyahat halinde.
Aylardır Skype’de yaptığımız canlı görüşmelerde torunlarımız; “Babaanne seni çok özledik gel artık, babaanneciğim senin ponpon pastaların rüyalarıma giriyor, lütfen gel de bana onlardan yap, Hasan dedeciğim lütfen babaannemi bize gönder” benzeri sözlere muhatap oluyoruz…
Canların canlarının bu isteklerine dayanmak, karşı koymak ya da kabul etmemek mümkün değil. En sonunda pes ediyoruz ve mecburi ayrılık başlıyor.

Bir şeyin değerini; ayrılıkların yokluğunda ya da kaybettiğimiz zaman çok daha iyi anlarız.

Sevgiyle kalınız dostlar…

Bu yazıyı okumanız ve blogu ziyaretiniz için teşekkür ederim…

Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi-1 Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi : Kimdir?
Sosyal Medyadaki Faaliyetleri Google Yazarlık Bağlantısı İletişim : e-posta
Takip Et : Facebook Google+Linkedin quup

hasaka blog simge Hasaka Blogu Keşfedin :
Hakkında
Takip Et-Beğen : Facebook Takip Et-Çevrelere Ekle : Google+


Page 1 of 71
1 2 3 4 5 71